ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

cennet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cennet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2014 Cumartesi

Özlem

Seslerinin yanında
Hükümsüz sesim
Yükümlülüğü yok
Kuş sesinin
yanında nefeslerimin
Yalnıziz ve naçar
Kabul etmiş bir sanik gibi
Hakkındaki hükmü

Hükümsüzdür
Denilen bir belge kadar
Yalnız birileri
Yükü artık hafif
Hükümsüz belgelerin
Hiç bir kimligimiz olmasa mesela
Aidiyetimiz gorunulurlugumuz filan
Buraya bir sürü nokta ilave edilecek
Iste mesela ayrı bir dilimiz olmasa
Pasaportlarimiz,sınırlar
Zaman hatta

Cenneti özlüyorum
Değil mi
Ozlemlerimin silasi
Ve ayinesi sevginin
Ve ridvanallahu ekber..
Bir vechi için
özlem çekilen yüzler
Kay bo la cak
Bildin mi
Bildim
Zor mu
Zor
Acı mı
Acı
Değer mi
Değer....

14 Haziran 2011 Salı

Hayat ve İnsan




“Dost sevgüsin gönülde cânıla berkitmeyen/ Tûl-i emel defterin dürmeyen âşık mıdır



Hayat güzeldir..İnsana bizatihi güzelleşmesi için verilmiştir.Güzelleşip geçilen kapı,ne kadar karanlık görünse de,hayattan da güzeldir.Ölüm güzeldir.Ölüm hayatın tesellisidir,hayat ölümün değil..Yani aslında hiçbir şey göründüğü gibi değil..

Anlamak zor,duvarın ardını görmek kadar.Soyuttan somuta geçilemeyen bir dönemden çıkamadık,emmeyi beceremeyip sütten kesilsek de,sulandırılmış sütle oyalanılan bir evredeyiz hala,Fatıma dan çok uzaklarda.Somutlaştırmak için çizilen çizgiler var bir de dimağımızın hayal kumlarına,mübarek parmaklarla..İnsan ve hayatı bir çizgi...Bir akarsu,ırmak gibi,onu  saran ölüm çerçevesi,bentler gibi,istekleri var insanın,arzuları,bendini yıkan seller gibi,bir de bu suyu kesen duvarlar,tükenmez musibetler,biri bitse diğerini çağırır gibi..Ak gün ağarıp kalmamış,kara gün kararıp dermiş anneannem,nesıl üzülürdüm annem söyledikçe,hayatın ilk elden anlamı bu,besbelli...Enerjiye çevirip,bentlerin ardında musibetleri,ölüme çağıldamak en güzeli,güzelleşmek tul-i emel güzellemesi...

Hayat güzeldir..Gündüzle gecenin ardarda gelmesi, güzeldir..Siyahla beyaz,mutlulukla hüzün,gözyaşıyla tebessüm güzeldir.Hayatla ölüm,ve dahi ölümle hayat güzeldir.Yalnız doğar,yalnız ölürüz,yapayalnız yaşarız da kalabalıklar arasında anlatamadıklarımızla,ancak 'yaş'landıkça anlarız,bir yoğun bakım odasında yaşar gibiliğimizi..En çok sevenlerin bile,en yakınının camekan ötesindeliğini,ne yapsa etse acımıza gözleriyle ve gözyaşlarıyla,dualarıyla dokunabileceğini...Yaşlanmak güzeldir.Madem her canlı ölümü tadacaktır,ölüm tatlı bir şeydir.Ağzınızın tadını kaçıran ölümü bolca anınız,tadını kaybetmeye yüz tutmuş damaklar içindir,bizim içindir...Cennet gibi bir sofrada ne yediğinden çok neyi seyrettiğini ve neyi duyduğunu kalbine kaydetmek güzeldir.Sevdiklerinle cennet hayali güzeldir.Cemal hayali güzeldir.Cemal güzeldir.Celalinden Cemal ine kaçsak da Celal dahi güzeldir.Çizgiler güzeldir,toprak güzel,çizen el hepsinden güzel,anlatan dil de güzel..
Hayat için kurulabilecek en güzel cümle:
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun..
Allah ınız...ve O na dönücüleriz...
Sahibimiz ne güzel,döneceğimiz yurt da..Sahibimiz Selam,yurdumuz Darüsselam..Sözümüz selam,işiteceğimiz sadece selam..Özgürlük kim bilir ne güzel...
Bugün ne hüzünlüydü ve ne de güzel:)

10 Aralık 2010 Cuma

Dünyanın Formülü

        Orda bir yer var uzakta.O yer bizim yerimizdir,gitmesek de,görmesek de,biliriz ki ordan gelmişizdir...Eveeet,burdan sonrası trallallallal laaaa diye gitmiyor tabi,o çocukluk şarkısındaki gibi..Hep ite kaka,çünkü,burdan sonrası dünya..
        Öyle bir yer vardı.Dışardan görünmeyen,içerden eşsiz lezzet.Adı cennet.İçinde sonsuz nimet ,yiyecek vardı,ama yoktu ne acıkmak ne susamak,ne bunların posasıyla uğraşmak,ne pişirmek,ne dondurmak,ne ekmek biçmek,ne emek...Kristal köşkler vardı ama,ne temizlemek,ne yenilemek,ne iklimlendirmek,ısıtmak,soğutmak,hatta üşümek ve ne de terlemek...İpekten şeffaf elbiseler vardı,ama ne modası geçmek,ne bedeni,ne rengi ne ahengi sorun etmek..Sevgiye tomurcuklanmış göğüslerde kalpler vardı,ama içinden kin sökülmüş,kıskançlık kaldırılmış.Eşler vardı,gözünü gözünden ayırmayan,daima aşık,gözü başka bir şey görmeyen,ama ne gurur ne zıtlık,ne kadının fendi,ne erkeğin zevki,ne de evliliğin aşkı öldürdüğünü fısıldayan bir bilgi.Sadece sonsuz nimet,sonsuz nimet,ama insana sınırsız değil,her şey serbest de şu ağaç değil..Ey insan anla ki senin bulunduğun hiç bir yer sınırsız değil,senin değil,sana yaklaşma denen şu ağaç uçurum,doruk değil zirve değil..Ama insan yaklaştı yasağa,içinde yaşadığı nimete yeni bir formül bulmaya.. Formül basit oldu,sonuç sonsuz karmaşık.İçine hata karışan her işlem gibi çapraşık.
         (Sonsuz nimet) x (hata) = Dünya
         Sonsuz nimet parantezindeki herşey hatayla çarpılıp başka bir forma daha büründü,artık yer çokluk,zıtlık,çeşitlilik yeri oldu.Nimetin yanına bir de külfeti kondu.Her nimetin bir de bedeli oldu.Sadece yemek yemenin,acıkmak,yemek bulmaya çalışmak,yemek ve çıkarmak külfetlerini saysak da yemek için mi yaşıyoruz felsefesini yapanların düşüncelerine bir göz gezdirsek,erkeklerin almak,kadınların pişirmekle ömür tükettiği yiyeceğin,artık sunisini GDO sunu filan hesaba katmasak bile dünyayı anlamaya yeter..Duyguların bu formüle girmiş hali işte,sığınmayan insanı hasta eder.Burası böyle bir yer..
         Acilen o kelimelere sarılmalı,Adem as.ın hatırasıyla,onun yakarışı gözyaşıyla,Rabbimiz,biz kendimize zulmettik,eğer bağışlamaz merhamet etmezsen,biz hüsrana düşenlerden oluruz...

14 Ekim 2010 Perşembe

Görünmez Olmak

En büyük çocukluk hayalimdi galiba,görünmez olmak, ışınlanmak,zamanı durdurmak.Bizim zamanımızda babası uzaylı olan bir kızın gizemli gündelik hayatını anlatan bir yabancı dizi vardı.Kızın adı,ivi diye söyleniyordu nasıl yazılır bilmem.İki işaret parmağını birleştirir zamanı durdururdu.Sanırım bizim jenerasyon büyüdü de şu saçma sihirli dizileri yaptılar.İçimizdeki gizemli hayal pek kaliteli yansımadı medyaya yani.Hayallerimiz içimizde saklı hala,görünmez olmak,hiç değilse bir saklı bahçeye,gizli hazineye sahip olmak...

Şu aralar,ne kadar isterim görünmez olmayı,buyrun arkadaşlar paylaşamadığınız hizmeti ben yokum demeyi,yokluğu içime iyice sindirmeyi,ölmeden önce ölmeyi.Gel gör ki görünmezlik öyle pembe fuşya atlaslar,tülden rüzgarlar ve hoş nağmelerle çevrili değil.miş.Bilakis hoşa gitmeyen şeylerle çevrili onlarla örtülü.Tırmana tırmana gidilecek,tırnaklarımla kazıdım da geldim denilmeyecek,her geçilen nahoş şey ayrı bir lezzet verecek,damak zevki gelişecek ruhumuzun.Tatlar keşfedeceğiz,içine girmeden hiç bilemeyeceğimiz.Açlığın,yorgunluğun,haksızlığa uğramanın,hakkında başka şeyler düşünülmenin,saf dışı bırakılmanın bir tadı olacak.Çünkü başka türlü-benim dayanacağım kimse yok,vekilim sensin,ne güzel vekilsin-i yüksek bir kurdan söyleyemeyeceğiz.-Ve ufevvidu emri ilallah,innallahe basirun bil ıbad-ben işimi Allah a ısmarladım,Okullarını hakkıyla görendir-diyeceğiz,işimizi ona bırakmanın hafifliğini başka nasıl yaşayacağız yoksa.Uykusuz ve endişeli,kalp küt küt bir gece,bol uykulu geceden tatlı olacak.Çünkü tat sonuca etki edecek belki,belki hiç bir emaresi görülmeyecek kalbe bıraktığı bir işaretten başka..

Görünmez olanı yok saymayacağız,üzerindeki acı lokmaları yutup tatlı sona hazırlanacağız.Gün değmemiş o bahçe bizim olacak,belki dilimizden dökülen bir şarkı yerine koyduğumuz Rabden alınan kelimeler olacak ağaçlarımız,belki hu diyen nefeslerimiz..Evimiz,beden evimiz,kalp evimiz,cennetimiz.Saklı bahçemiz,avaz lezzetlere inat,saklı lezzetlerimiz,cennetimiz..

Cennet görünmez olan demekmiş.Yeni öğrendim.Cennet cennet dedikleri herkese ayrı gizli.Hepisinden iyice bize seni gerek seni..Ey zuhurunun şiddetinden görünmez olan güzeller güzeli...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...