ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Yaşamak

Yaşamakta zorlandığımız günler olur.
Ağır kayıplar sonrası..
Dışardan normal göründüğümüz zamanlar..
Kanarız da bilmeyiz kendimiz bile..
Işte öyle zamanlarda reçete-yapabilen çok düşmemiş demektir aslında ve düsmemenin en büyük çaresi, elini uzatmak yani dua..
Ve uzatılan elin muhatabı, sen ona adım atarsan sana yürüyen, yürürsen koşan, koşarsan sarılan, sarmalayan Rab, tutar seni-
Ve evet reçete şu:
1) cilala parlat cilala parlat... evet temizlik
2) yemek yap.. yemek yap .. baksana rengarenk bir cümbüş, kokuları bambaska bir bahçe yaratmış sana, üret ve ikram et..
3) sakın yatma ))

Hayat güzel unutma çünkü hayatı veren Hayy güzel..
Bugünki terapi: pırasa))

Hediye gelen pırasa... masalı çok.. Mekke'de az.. anısı çok.. çok dalmadan hemeen baska bir işe..

15 Aralık 2014 Pazartesi

Çok sevmek

İzafi kavramlarla izahı zor sevmenin. Çok az biraz ne kadar anlatabilir ki sevme hissini. Ama bu dil, bununla kotariyoruz hayatı.
Tıpkı Rabita gibi en basitinden en yucesine yolu var sevmenin. Sev de taşı sev diyor ya bir murid adayına mursid. Yeter ki sev..
Bu kadar girizgahin sebebi yine sesli düşünme. Yazılı düşünme. Kalemle seslendirme.
Şu an boğazımda bir şişlik,agzimda dilimde yanma var. En sevdiğim yiyeceklere alerjim var . Sevgi Sevgi deyip yiyeceklere mi bağlayacaktin demeyin. Yiyecek büyük argumani hayatın, ipucu neden teşekkül ettigimizin, ne yersek oyuz ya...
Evet kokusuna görüntüsüne hayran olduğum bir çok şeyden severim dediklerim şifa, cok severim dediklerim reaksiyon sebebi çoğu zaman...
Hele içinde birsey taşımaya calisiyorsan bir de, sen senin değilsin hissini yaşamaksa isteğin...
Elhamdulillah...
Ekmeği çok seviyorum ben demişti sevdiğim.
Biri de ben de çok seviyorum ama maşallah bana yarıyor demişti.
Işın sırrı galiba burda:
Çok seviyoruz diye çok yemek zorunda değiliz ki...

Çok sevdiğimizi çok tüketme egilimimiz var demek ki. Ses,müzik,ışık, renk, kalp, duygu, sohbet,insan....Tukettikce kalinlasan bir kabugumuz. Ve acılar hep sevdiği yerden gelir insanın.incelsin rakiklessin diye, özü ortaya çıksın diye. .. Çok sevilenin bunyedeki reaksiyona sebebiyeti.
Neden?
Gölge sevgilerin gölgesi düşmesin diye VUDD ünün üzerine...
Ve huvel gafurul vedud..

9 Eylül 2014 Salı

Konya Medine arası Mekke ...

Şimdi içimden ayrılıp yol olan bir damar
Ilık ılık yatağını yapıyor
Bir gök elvanı sarhoşu dağlar
Yolların önünü gök yüzünden kapıyor
Ve dağlar sırf bu aşkla yok oluyor,
Nice ruhun yüzü suyuna ova oluyor,
Rengi atıp boz oluyor..
Sapsarı kesiliyor aşkından toprak
Yolu Medine oluyor, Konya oluyor...

Şimdi bütün ince damarları sızlıyor yeryüzü ikliminin
Sızlamayan damardan kan akmıyor
Titremeyen yaprağa su yürümüyor
Can...öyle bir abı hayat ki
Ne gelesi ne çıkası acısız değil
Can...işte şerha şerha yarıp içimi
Bir minibüsün arka kenar koltuğuna yerleşiyor..
Göğü deniz yeri gök olan bir yolda tekerlekler dönüyor...

Şimdi on sekiz beyit Yasin e karışıyor
Bu damarların karismamasi mümkün değil
Taze temiz kan yürüyor gövdeme
Gövdemıze gelen kan gözümüze gelen yaştan ayrı değil..
Lokmalarindan nasibimi arıyorum sevgilimin
Bir kaşık çorba bir dilim peynir ekmek çay
Dediysem anla beni lokmanin hepsi yemek değil, içmek değil..
Bu yolun nasibi riza lokmasindan başkası değil...

Bütün damarların sıratı mustekimi hablullahtan başka bir gök ipi değil...

16 Haziran 2014 Pazartesi

Maide

Hayatin önümüze kurulmuş bir sofra olduğunu fisildadi bugün süre i Maide.. Misafiriz, sefere dahil olan yani. Icimize düşen kelimelerin peşine düşmeliyiz.Sofra diyeli 3 gun oldu mu içim, bir kapı açılıyor önünde beklemek lazım, ayrılmadan.Kapinin tokmagini tutmak lazım ısrarla okuyarak, Kuran'dan, sofra içimizdeki kelimelerden kuruluyor an be an..Kelime, ali imrandaki kelime, tüm anlamlariyla. Sofra taa Bakara da yemek ve adımla başlayan helal ve haramla..
elyevmu ekmeltu lekum dinikum..sofra hazır gibi geldi bugün bana, önünüzde bir hayat , tamirle sürecek yedikce payiniza düşeni buyuyeyeceksiniz , kucuklugunuzu anlayarak..elinizi ayağınızı yıkayın tüm hayatı abdestli yaşamayı salık veren büyükler gibi her anı temiz yaşamaktan, her lokmayi temiz yemekten bahsediyor gibi..hırsızlık yapanın elini kesin, sofrada lokma calma edepsizliginin ağır önlemi..Gökten istenen sofra , önündeki sofrayi gormeyerek mucizeler istemek, aşk için..acı..
Halbuki aşk gönülle kurulan sinilerde değil midir, çayın ya da corbanin yanına bir katik daha değil midir..
Fotoğraflar için hazırlanan özenli sofralar aşk için mi begeni için midir..incecik bi çizgi hayatla aramızda, ya içindeyiz ya dışında..bir sofra örtüsü ihtiyarimiz var , dokmeden sacmadan yemek için, siz bunu isterseniz kanevice işleyin ister putukareli bir fon seçin, üzerinde payiniza düşeni besmeleyle hamdle yiyeceksiniz. Riza lokması denen lokma bu..sofrada yanınıza kim dustuyse onunla beraber..
Hayat razi oldukça razi edecek bir sofra...Hayy dan ...
Evet muracea yapalım..
Bakaranin sonunda elimizde kalması istenen bahçe, Ali imranda ürün vermesi istenen bahçe maidede sofraya gelecek Allah u alem..
fikrun ve hissun kebir ve fiğlun ve amelun sagir fi hayati..
Havvil hali ila ahsenil hali ya Hayyu ya Rabbi

9 Haziran 2014 Pazartesi

Sofra

Doymadan kalkabilmek
Sofradan seni
Özlemini vuslatinla
Ölçememek
Mesafeleri
Denizlerle
Mevsimlerle
Islanmak
Senin yagmurunda
Sırılsıklam
Çayı ocaga koymak
Kendini ilistirmek
Pencerenin önüne
Masanın kenarına
Gülüşünü dudagima

Sen sen ve
Yalnız ağaç
Kitapların kokusu
Simitlerimiz ve peynir
Bu ev , eşyalar ve...
Şehadet
Parmagimla
Ekmek kirintilari
topluyorum
soframdan
Sofram Maide şimdi
Senin gönül tarlandan
Çay iciyoruz
Dünya ,diyoruz
Bir nefes huzur
Içimize çekiyoruz
Yiyoruz iciyoruz
Israf etmiyoruz
Bir lokma huzur
Bir yudum huzur
Zerresini saklamaya
Muhtaciz çünki

Islanmadan ıslanabilir
Yürümeden yürüyebilir
Yemeden yiyebilir
Uzaktan sevebilir
Insan
Olamaz mı
Olabilir...

Bu yazdıklarım
Kat a şiir değil
Azad oluşum
Uzun cümlelerden
Kabul edişim
Kendimi öylece
Görünmekten
Kaygisiz
Belki biri
Benim gibi
Seni
Bir gece yarısı
Aramaya kalkar
Saçma da olsa
-Google-da
Bi cümle
Dokunur
Kendininmis gibi
Alır kullanır ruhu
Bir rüzgar
Olamaz mı...
Dünya bir nefes
Cekebildigince

Şükrünü

Derine

O
Beni
Icine
Alamaz mı

alabilir. ..

11 Şubat 2014 Salı

Karnım aç...

Aslında ne icin yedigimiz, ne için yaşadığımızi aciklayabilir kısaca..Onun icin her yemek ayetinden sonra şeytanın adimlarindan sakindiriyor yiyecekleri bizim için yaratan..
Acligimizin çoğunun duygusal açlık olduğunun kanıtı bir türlü doyamamamiz, gece acliklarimiz, acinin arkasina tatlı yanına çay sonra kahve ve cheese cake istememiz, damak tadimizin gitgide değişiklik göstermesi, katik kelimesinin dilimizden silinmesi mesela,sirkeye ekmek banmanin ruhuna uzaklasmamiz zayiflamak icin sirkeyi suya katıp gittikçe sirke gibi eksimemiz..ekmegi banabilsek belki tatlanacagiz..maydanozun ruhuna dokunmak dedi l.ipekci ..instagramda az yediği seylerin fotoğrafini paylaşarak doymaya çalışanları gördüm sonra, zayiflayamadigi için umudunu kaybedenleri, ben bedenim miyim ruhum muyum sorusunun arasinda ruhunu bulamayanlari, kan grubuna göre beslenmek için zaten çok ayristirdigi insan gruplarina bir set daha çekenleri, hic oralara dokunmadan yedikce yiyenleri,aklına yemek gelmeyenleri peynire simiti katık edip hic acikmayanlari da gördüm sonra..ve hepsinde kendimi...yemek tarzi bir insanin hayat tarzini gosteriyor , bunu bakarada hissettirmisti Rab..ayetleri duyup duymamis gibi yapmayi da hissettiriyor..hislerini resimleyip gosteriyor..her görünenin birikip bir manzara etmesi için yine de malzeme gerekiyor, iste o malzeme:

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...