Ayın on üçü..
Dolunay parladı..
Üzerimizden sağanak sağanak bir surei yûsuf gecti, ahsenul kasas, bu yıl Yâ esefa! Dünyanın bütün acıları bu sürede dedirtti, büktü belimizi ama derdi verenin dermanı kendi içinde, hem gizli hem aşikar, hem bir meyvanın özü gibi tatlı, ruhu gibi kokuluydu..
والله المستعان على ما تصفون
فصبر جميل
اني أشكو و بثي إلي الله
Sonunda her şeyi tafsilatiyla açıkladık dedi Rabbul âlemîn...
ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...
yusuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yusuf etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Haziran 2017 Perşembe
Yûsuf, Ya esefa
9 Aralık 2011 Cuma
Bırak soğusun...
Sınanmadayız ya...Hani herşey aynı tonda yaşanmıyor ya onun için...Gece gündüz,karanlık aydınlık birbirini izliyor,mevsimler dört seyir geçirirken ay bir ayda bir kemali iki zevali yaşıyor...
İnsan insanla sınanıyor en çok..E tesbiruuun ayeti bizi zorluyor.Kalabalıklar gittikçe zora sokuyor kendiliğimizi..Ama çaresiz beraberiz,birlikteyiz,istediğimizi alıp istemediğimizi yanımızdan uzaklaştıracak durumda değiliz,en zıddımızla yan yana getiriliyoruz çoğu kez..Ve ipler her zaman sapasağlam kurulamıyor..Kopmaya yön tutuyor kimi pamuk iplikleri...
Kızıyorum kendime...Sorunsuz bir hayat istiyorum galiba,kimse kimseyi kırmasın,empati tavan yapsın,açıkça konuşmanın zararı olmasın,dobralığın tanımı yeniden yapılsın...Kopuyor zannettiğim ipin kopma korkusuyla sarılıyorum iki ucu birleştirmeye,olmuyor tabi,ya yeterince uzun değilse,ya diğer ipin sahibi ipini kontrol etmek istiyorsa..Belki öylece beklemek istiyorsa..Yok bırakmıyorum,açıklıyorum,üzülüyorum,boğazımda bir yumruk,yutkunamıyorum,başımda tamirci şapkası,onarmaya çalışıyorum..Ve işler sarpasarıyor,kalpleri tamir eden Allah düzeltene kadar..Her şeyin bir düzeni var,kainatın düzenini koyanın kanunlarının aynı formüllerle işlediği..Düzeni koyana çok seslenmek lazım,O nu çok çağırmak..Kalbi sahibine teslim etmek..Bir de güzel kalplilerden dua almak..Sihir gibi birşey...Bir rüya..Biraz aşure..Bir hurma..''buraya ait olmayan''...
Kırıldığın yerde,etrafa yayılan kokuya dikkat kesilmek,mümin misk kutusu gibiymiş ya,kırılınca ortaya güzel koku yayılan..Hz.Yusuf u çok hatırlamak lazım,aramızı şeytan bozdu deyişini,kardeşleriyle karşılaşınca affedişini..Ben nefsimi temize çıkarmam deyişini...
Allah çok büyük..Küçük hesapları alt üst edip,küçücük bir kulun küçücük kalbiyle uğraşıp iyileştirecek kadar,bu da benim anlayabildiğim kadar,çünkü ben aciz,ben çaresiz,ben canavar potensiyelinde bir hiç,ben bu kadar...
Bugün aklıma big bang geldi,hani şu küçücük kocaman dünyamızın başlama teorisi...Büyük bir patlama...Hani içimizde yaşayıp hatırlayamadığımız,yeni bir oluşum belki,ve sonra döne döne soğuma...Patladı,olan oldu,kaynağı güneş nasıl olsa,bırak soğusun....
Bırak soğu...
İnsan insanla sınanıyor en çok..E tesbiruuun ayeti bizi zorluyor.Kalabalıklar gittikçe zora sokuyor kendiliğimizi..Ama çaresiz beraberiz,birlikteyiz,istediğimizi alıp istemediğimizi yanımızdan uzaklaştıracak durumda değiliz,en zıddımızla yan yana getiriliyoruz çoğu kez..Ve ipler her zaman sapasağlam kurulamıyor..Kopmaya yön tutuyor kimi pamuk iplikleri...
Kızıyorum kendime...Sorunsuz bir hayat istiyorum galiba,kimse kimseyi kırmasın,empati tavan yapsın,açıkça konuşmanın zararı olmasın,dobralığın tanımı yeniden yapılsın...Kopuyor zannettiğim ipin kopma korkusuyla sarılıyorum iki ucu birleştirmeye,olmuyor tabi,ya yeterince uzun değilse,ya diğer ipin sahibi ipini kontrol etmek istiyorsa..Belki öylece beklemek istiyorsa..Yok bırakmıyorum,açıklıyorum,üzülüyorum,boğazımda bir yumruk,yutkunamıyorum,başımda tamirci şapkası,onarmaya çalışıyorum..Ve işler sarpasarıyor,kalpleri tamir eden Allah düzeltene kadar..Her şeyin bir düzeni var,kainatın düzenini koyanın kanunlarının aynı formüllerle işlediği..Düzeni koyana çok seslenmek lazım,O nu çok çağırmak..Kalbi sahibine teslim etmek..Bir de güzel kalplilerden dua almak..Sihir gibi birşey...Bir rüya..Biraz aşure..Bir hurma..''buraya ait olmayan''...
Kırıldığın yerde,etrafa yayılan kokuya dikkat kesilmek,mümin misk kutusu gibiymiş ya,kırılınca ortaya güzel koku yayılan..Hz.Yusuf u çok hatırlamak lazım,aramızı şeytan bozdu deyişini,kardeşleriyle karşılaşınca affedişini..Ben nefsimi temize çıkarmam deyişini...
Allah çok büyük..Küçük hesapları alt üst edip,küçücük bir kulun küçücük kalbiyle uğraşıp iyileştirecek kadar,bu da benim anlayabildiğim kadar,çünkü ben aciz,ben çaresiz,ben canavar potensiyelinde bir hiç,ben bu kadar...
Bugün aklıma big bang geldi,hani şu küçücük kocaman dünyamızın başlama teorisi...Büyük bir patlama...Hani içimizde yaşayıp hatırlayamadığımız,yeni bir oluşum belki,ve sonra döne döne soğuma...Patladı,olan oldu,kaynağı güneş nasıl olsa,bırak soğusun....
Bırak soğu...
17 Şubat 2011 Perşembe
Yusuf...
Dün gece pencereme vurup uyandıran ay,bu gece başından sonuna dek peşinden sürüklemek için gönlümü perde arkasından bakıp kaçan sevgili gibi,bir var bir yok çekip gitti gözlerimin önünden..Gözümün beyazı içinde siyah ayı,gecenin siyah göğü üzerinde beyaz ayı,birbirlerine hayretle bakıp,O nu hatırlarlarken,hangi kelime anlatsın hissi,hayret,güzellik...
Yazılmadan geçemeyecek kadar yoğun yaşanmış bir Yusuf hikayesinin izleri,hayatımın üzerinde.Her şey bir rüyayla başladı belki.En başından umutla,sırla...Kıssaların en güzeli,güzeller güzeli Yusuf..Kulağımda bir Medine imamının sesi,at ayaklarının çarpışı yüreğime,burnumda gömleğin kan ve reyhan kokusu,gözümde güzellik,her yanı saran aşk ve hüzün,saklanan şikayet,rüya,tevil,kuyu,zindan ve saltanat...Çocuk Yusuf un kanlı mazlum gömleği,Genç Yusuf'un yırtılmış masum gömleği,Kamil Yusuf un kokusu çöller aşan gözler açan gömleği..Yusuf un üç gömleği..Hayatın devr ü dehr ile üstümüze giydiğimiz hali...
Allah ın anlattığı kıssada aşık kadın,maşuk erkek,bizdeki hikayelerin tam tersine..En çok kadın sever demek ki..Ve aşk adamı adam eder,ya da kadını kadın...Aşkla yanan züleyha nefsi emmareden,levvameden,mülhimeden geçer,kanayarak,arayarak..Mütmain olmuştur ki tüm kaybettiklerine kavuşur da yüzünü Rabden çevirmez,Gerçek güzelin cemalini görünce Yusuf dahi gözüne görünmez...Züleyha umut bize,nefis bizzat müennes,kadın bir kelime...Rabbıne aşık...Emmare den razı olmaya ve razı etmeye uzun bir yolu olan,engeli kendisi...Kadının hilesi azim,şeytanın hilesi zayıf,iki uçlu bıçak kadın...Elimizde Kuran,yanımızda evliyanın himmeti ve kitabı,Mahmud Sami Ramazanoğlu Yusuf suresi tefsiri...
Sonrasında,Abdullah Yıldız,Yusuf un üç gömleği.
Arkasından yumurta ,süt,bal,ve geliyor az kaldı Semih K.Yusuf un rüyası...
Allah ın anlattığı kıssada en çok kıskananlar kardeşler,en yakınlar,peygamber çocukları,inanmış kimseler,karşıdakiler ötekiler değil....Kalp Yusuf unun,ruh Yakubunun karşısında 11 his,kalbi karanlık kuyularda bırakmaya çalışan..Dil belası,sus ikazı,ne yoğun,korkular,tedbirler..Kalbin dile akmaktan sakınılması,sırrın saklanması,Allah la sırdaş olmak,gayrıdan yüz çevirmek,kuyu başlarında burhan gözlemek,rabıta,kınadığını yaşamak,gömleğini yırtanın gömleğini yırtmak,iftira ve başa kakmadan affetmek,sabrı cemil ne ağır geçti,günlerimden...
Yusuf...Esef sahibi,üzüldükçe güzelleşen Yusuf..Güzeller güzelinin,güzellik güneşinin atası Yusuf,Aişenin onu gören kadınlar bıçakla ellerini kesmiş,efendimi görselerdi bıçakları göğüslerine batırırlardı dediği,efendimin atası Yusuf..Şimdi,kubbe i hadranın altında,yer yeşil,gök yeşilYusuf suresiyle namaz kılmak var..Züleyhayla yanmak,Yusuf la Allah a sığınmak,Yakupla dökülüp saçılmaları ve hüznü Rabbe anlatmak var...Yakubun Yusufu aradığı gibi,ümit kesmeden Allah ı aramak var...Ammaaa.....Bizde 11 değil,111 muhalif his var...Anlaşılan daha çekilmesi gereken çok sağlam ders var...
8 Şubat 2011 Salı
Yumurta-Süt-Bal
Ne kadar kolay yazılıverdiler arka arkaya..Ne ağır anlattılar halbuki kendilerini insana.Kilitli kapılar açıldı içerlerden,tozlu sandıklar,sebeplerin soyut dili kocaman sembollerle avuçlarımıza döküldü.Çok uzun zamandır,sinema izlememiş,aksiyon,yükses ses ve animasyondan hiçbir zaman hazzetmemiş biri olarak,üç film de güzel bir kitap yolculuğu tadını verdi.Kainatın sesi,rengi,insana anlatmaya çalıştıkları vardı.Yer gök konuştu bol bol,ama insan sustu..Sustukça kaybolmazdı böylesi belki,sanki kulağını da böylesi tıkamasaydı..
Yumurta..Sonucun vehameti böyle gösterilebilirdi ancak.Sondan başlamak Yusuf üçlemesi için iyi bir fikir miydi,dairenin tamamlanması için,sahnelerin oturması için evet,ama ya insan psikolojisi?Yıkık bir adam karşımızda,hem de bir önceki yaş yazısından sonra,40 yaşıyla ve hep sıfırda,hep yenik bir adam..Kümeste gezinen koca elleri hayatını arıyor gibi,yumurta ararken,gidişi,dönüşü,yemek yiyişi,pantolonu,gömleği...Evdeki kız,hayata bakışı,taşra saflığında umutları,açılmamış bir diş fırçasıyla sunduğu,verdiği terliklerle bütünleşen kendince beklentileri..Kurban,taziye,kendinden habersiz hediyeler..İnsanı böyle vefasızlaştıran neydi,böyle kendine duyarsızlaştıran..Ve kararması hayatın,en çok yıktığında yere sebepler ille kocaman bir köpek,kendi kendine yenikliği insanın,ille gece yarısı,ağlayabilmek,çözülebilmek,dönebilmek...
Süt..Fıtrata döndüren,beyaz,temizleyen,içten dışa dıştan içe akan,akıtan..Süte okunan dua,ille yazı,şifaya vurgu yapan..Vurucu bir sahneyle başladı,bunca susan insan resminde,ağızdan bir yılan çıktı,kadın,tüm düğümleri atandı,ve sıkışıp kalandı..Ve yılan genç Yusuf un yanında yöresinde dolandı hep,bir kayıp aşk vardı Yumurta da,adı Gül,kayıp kaldı,gençlikte de bulunamadı,çok yara aldı bir genç,çok yaralı yol aldı.Hayvanların dili,köpek ve yılandan sonra iyice anlam kazandı.Yusuf un balığı sarılarak öldürüşü ve annesine sunuşunda umut aradık,gerçek rüya birbirine karıştı,anne ve günah,beyaz ve siyah.. Yusuf,tutunamadı yazarak bile,okunmadı kalbi,hiç kimsece,mecbur kaldı,hayata başındaki maden feneriyle bakmaya,gözlerimizi almaya...Yaralandık.
Bal..Babayla kurulan bağ,kısık bir sesin pamuk ipliğine döndüğü yer,dipsiz derin bir orman,boş kovanlar,içten ezber dışardan tutuk bir sessizlik okuma..Okul kabus,Yusuf 7 yaşında.Fanustan görünen hep bir geç kalmışlık,aynı gömlek,aynı pantolon,bir sır rüya..Tamamlanan kareler,beyaz başörtülü nineler,bardakta süt,miraç,suyun yüzünden yakalanan dolunay...Yakup kayıp,annenin bildiği hayat yemek yapmak,susmak.Öğretmeninki ise kurdele takmak..Yusuf ormanın koynunda,uyuyan bir çaresizlik..Boş kovanlar ve bal...
İnsan bir kitabı bitirince,bir filmi izleyince ya da bir yolculuğu tamamlamalı,bir yere gitmeli,ama dönmeli,dönebilmeli,hayat bu döngüyle mümkün ancak.Gittiğin yerde kalmanın,kuyularda boğulmanın,sorunu tanımlamanın,ilaç bulunmuyorsa faydası yok.İnsanı çözmüş bu üçleme,en derinlerine inmiş.Çok tatmin görüntü ve seslerle sunulmuş hayat,katıksız..Anne yaşarken kayıp,baba ararken,aranırken,ve bunca bütünleşirken baba oğul..Babanın adı Yakup,oğlun adı Yusuf ken hem,kuyuda bırakmamalıydı yüreğimizi sanki.,Gökyüzünde ay hep asılıydı,o derin ormanda küçücük Yusuf un yüreğini okşamaz mı rüzgar,dili sessiz şiir olmuş delikanlı Yusuf a gülümsemez mi ay?Bir sebep,sebeplerin sebebinden yetişmez miydi?Hayatın kuralı bu değil miydi?Mahsun bırakıldığı her yer basamak olarak dönmez miydi önüne?Kuyuya ya bir ses ya bir nefes yetişmez miydi?Zeze nin portakal ağacı,Portuga sı gibi biri,Yusuf un gördüğü burhan gibi babasının hayali, hiç değilse,Yusuf a bir okşayan bir bakış da değemez miydi,hiç olmazsa şu ormandaki çiçeklerden?Yumurtadaki ağlayış,eve dönüşten,son lokmaların hızı ve peyniri kabul edişten kıpırdandı içim,belli belirsiz bir son da olsa..Yoksa çok mu umutlu/suz biriyim ben?
26 Ocak 2011 Çarşamba
Kalp Elbisesi ve Güzellik 2
''Kalp Yusuf unun gömleği cennet libasıdır.Cemalinin nurlarından olan bu gömleği Allah giydirmiştir.Ama ruh Yakub unun gözleri ancak bununla açılır.Bu sırdan dolayıdır ki kalbi uyanık kimseler gafletle dünya sevgisinden hasıl olan körlüklerini bununla izale etmişlerdir.''M.Sami Ramazanoğlu-Ruhul Beyan
Allah her an kadehiyle binbir sır sunuyor bize.Onun için dehre sövmeyin,dehr Allahtır diyor peygamber..Anın kıymetini bilene hiç bir şey boşuna gelmiyor.Her şeyin bir sırrı var,konuşuyor..Ama biz zerrenin zerresi miktarınca,gözümüzün içine sunulunca belki,birazcık anlıyoruz.Allah lütufkardır,güzellik ve kalp elbisesi üzerine düşündürdüğü kulunun önüne güzellik timsali Yusuf u çıkarır,her hafta başka bir rolla çıkardığı gibi..Yusuf a kalp dedirtir haftalarca Mürşid in sesine..Kalp elbisesine ise Yusuf un gömleği..Körlermiş ruhlara bir rayiha da verir bir gün kim bilir...
Klap elbisesi Yusuf un gömleği ise,nefis Züleyha nın tekamülü gibi,önce kana bulanacak yalandan paramparça olacak,sonra yırtılacak arkasından,yine paramparça,sonra göze sürülesi olacak,cennet kokusu saçan,ama göze şifa olan,yalnızca arayanların bulduğu....Kalp elbisesi...Yusuf un gömleği...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




