ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

hasbihal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hasbihal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2017 Çarşamba

7/7/17 orijinal not.. öylece kalsın diye..

Gidiyorum..
Ilk kez böyle..
Hic gitmiyormus gibi gidiyorum.
Temelli gidiyorum
Ama hic boyle gitmedim .
Evimi hic boyle bırakmadım.
Anahtari bile elimde değil.
Emanetini aldi Rabbim..
Son gun bir emanetci gibi kaldik mekkede
Acizligimizi fakirligimizi anladik
YA RAB
Sen bize gadapli degilsen hicbirine gam yemem...

Daha tikali damarlarim..
Sadece yürüyorum..

17 Mayıs 2016 Salı

Bir hurma ağacına yaslanmak

Günün sonunda, dedi editör ,yine ne kadar kazandığımıza bakarız.
Galiba günlerdir içimde birşeyler bu cümleyi işliyor.
Günün sonunda ben neye bakarım?
-ne kaybettigime
-nasılsın diyen bir dosttan arda kalana
-içimdeki hüzün tortusuna
-gizlendigimi sandığım malayaninin çokluğuna
-ölüm oklarindan hangisinin isabet ettiğine
-düzenlenmesi ve temizlenmesi gereken eve
-düzenli ve temiz eve
-çocukların içimdeki hallerine
-Güneş'in batısı ve Ay'a
-elimdeki son cümleye

"Bir labirentin içindeyim ve yukardan nasıl göründüğümü bilmiyorum,korkuyorum. "
"Hala halkanın içinde olduğumu biliyorum. Bütün yaşadıklarım, hepsi akisleri sesinin..."
"Elimi tut, düşerim.."
"Onca tantananin içinde ben seninim!"
"Bazen hiç yaşanmamış gibiyim"
"Külüm "
"Kul olmak isterim "

29 Nisan 2015 Çarşamba

Kısa Kısa...

Yavru 40 oldu..
Ne korkular
aylardır kendimden gizli
Allah a ayan..
Korkular sonunda sararan..
Bir ay..
dile kolay
Eve misafir..
Cennet kebabiydi değil mi, balık..
Icimde bir tuhaf kalabalık
Bir ıssızlık..
Okula başladık.
Yine başrolde değilim ..
Yerim en ön koltuğu tiyatro perdesinin.
Fonda kuran i Kerim var.
Ara ara yüksek sadakat, Mahir zain
Çocuklar büyüyor..
Anneyim
Öğretmenim
Ablayim
Kızım
Gelinim
Komşuyum
Arkadaşım
Azatlisiyim rollerimin..
Ben
aslında
Çok iyi toprağa yerlesince ölüvermis
bir bitkiyim
Yandı mı dondu mu
Bilmediğim..
Şimdi
Sular kesik
Depo boş
Teog bitti
Yarın tatil
Yarın Medine
Hiçbişeye yetememezligim..
Avuclarimda
Tuhaf rüyalar
Mutfakta bulasiklar
Ne diyorduk,
Devinim

19 Nisan 2015 Pazar

Su gibi

Ne çok yazı yazdım taslak oldu.
Ne çok fotoğraf çektim sildim.
Görünmeyi sevmeyen yönümün altını çizdim.
Renksiz ..öyle hiç biseysiz güzel olmak. .su gibi..
Mümkün mü ki

10 Aralık 2014 Çarşamba

Tazelik ve dahası

Dalından yeni toplanmış kiraz tazeliginde bazı duygular.rengini öyle güneşten almaya alışmış, al yanağı parlak. Coşkulu neşeli, kökünden koptugu için ürkek. O tazelikle geçen günleri var, bir kirazdan fazla belki , belki eksik.
Sonra bir buzdolabı gerçeği var.serinde muhafaza zorunluluğu, önce besleyen güneşin şimdi çürütme durumu. Hayat. Her şey bir miktarla tayin edilmiş. Bir ton solar rengi kirazın, neşesi bir dem kaçar. Poşette mi kalsa cam kasede mi tapperwarede mi..ne yapmalı kirazı yemeye kiyamayan doyamayan için...

Iste böyle duyguları var kalp toprağının, nasıl olsa da solmasa, çürümese, tükenmese..

Yazmak sesli düşünmek belki. Nasıl koruyalım kalbimizi ve kalp meyvesi hislerimizi.
"Bir kalbiniz vardır onu hatırlayınız. "
Hatırlamak..yani anmak ..zikir..korumanın en iyi yollarından hissi..belki en önemlisi.
Başka...serinde saklamak fikrinden ziddina maruz bırakmak hissi, sevince coşkuya istiğfar, korkuya endişeye, sığınma..
Hani nazara karşı nazarı degmesi muhtemel kişiden hizmet almak diyordu bir bilen kişi..Onun gibi..
Başka, vermek..Dalından toplanan kirazi en iyi koruyan birine vermek, tattirmak...ve ehsin kema ehsanallahu ileyke..sana verdiginden sen de baskasina ver...
Bir nuru var her yaratılanın, yaratandan aldığı.
Ve nur ...kat kat fanus içinde...

6 Aralık 2014 Cumartesi

Kafes

Kurşun kalemim kırıldı
Uzun cumlelerim
Tahammülü kalbimin
Dönüp dönüp baştan başlamak
Senin diline
Ey kelam sahibi
Bir işareti değil mi
Ilerleyemeyisimin
Perde yırtıcım
Perde artiranim
Bildiklerim bilmediklerim...
Neyim meyim
Sevdiğim
Sevdicegim
Uzatma kafes gunlerimi benim...

28 Kasım 2014 Cuma

Ravha...

Hayatımızı film izler gibi izlediğimiz zamanlar olur ya, öyle dışında ..işte öyle bir anda vardık bi'ru ravhaya. Ravha kuyusuna..Bedir de..Medine yakınlarında..Küçük bir belde Bedir..Bu ülkede gördüğüm ilk şehit anıtı var kabristanin önünde..yolda bu dağ meleklerin indiği dağ midir diye baktığım yücenin eteklerinde, Bedir e hoşgeldiniz yazıyor, tüm küçük beldelerin girişindeki sevimli renkli tabelalara benzeyen yazıyla...Haberimiz yok yol üstünde nerelere gidecegimizden, rehberimiz bir ogrenci velisi, takılın peşime demiş, düşmüşüz yola...Alelacele..ziyaretten çıkıp yola cikmisiz istemeye istemeye...arabalar taşlı Kayalı engebeli yollardan atlayarak zikzaklar ciziyorlar, uyku bekleyen gözlerime güneş doluyor, neresi burasi diye bir iz arıyorum, el yazıları görüyorum kayaların üstünde, ok işaretleri: bi'ru Ravha...
Ravha ruhumu serinletiyor rayihalarla...
Ama beden çok ruhun yanında, beden kesif, aciz, uykulu, yorgun, aç...
Kuyunun yanına çektik arabalarimizi, üzerinde depo mu su tankeri mi bir şey var, iki musluk...suyu aciymis kuyunun, Bedir ashabi icsin diye bir yudumuyla tatlanan su bu..Hala akıyor ne mutlu...arkadaşlar resim çektiler, çocuk pozları, eskisi kadar sinirlenmiyorum diye sevindim. Suyu içtim, kulaklarimi kapadim..şifa diye cocuklarin elini yüzünü yikadim, sanki bunları ben yapan ben degilmisim gibi, o hissi biliyoruz yapıyoruz ama farkında olmadan...
Sonra işledi içime , bi'ri ravha...

Medyen suyuna varmış gibi..Bir Medine yolunun mührü gibi..Iki dudaginin arasında hayatimin tadı gibi...

9 Ekim 2014 Perşembe

Perde

Perdelerle dolu bir yolda yürümeye çalışmak yaşamak, ışığa hasret..Işığın orda olduğunu hissederek. Zuhurunun şiddetinden gaib olana Nur gerisine zulumat derken kastetmiyor muyuz perdeleri...Nurun tam hissedilecegi yerde öyle çok perde var ki..Hayatın her anında. Her sabah güneşi görmek için perdeyi açmak gibi her olayda geceden çıkmış ,yeni doğmuş olayın üzerindeki perdeyi aralamak belki hayat enerjisi..Hayatta olma belirtisi..

Arafat meydanindasiniz. O mübarek an.Dualarin kabul olundu mu diye düşünmenin hata olduğu tek yer..perdesi yol yorgunluğu perdesi çadır açlık uykusuzluk taş toprak tuvalet sırası..

Gecenin ortasi seher..yok mu affedilmek isteyen sevilmek sevmek isteyen diye seslendigi Rabbin..Perdesi katıksız uyku..

Içinizde bir canlı yaratılıyor.Bir canlı büyüyor bir mucize olarak her an. Perdesi bulantı halsizlik hastalık hali.

Bir bebeğiniz oluyor. Kucağınızda , sizin kokunuzu tanıyor , içinizden sadece o zaman kaynayan sütü emiyor. Gözlerinize bakıyor. Perdesi bakım zorluğu, beslemek uyutmak fazla kilolar donulemeyen eski alışkanlıklar..

Aşık oldugunuz kişiyle evleniyorsunuz ya da hep istediğiniz o mesleğe kavuşuyor ya da en gitmek istediğiniz o şehre yerlesiyorsunuz. Perdesi sıradanlasma , günlük hayat, güzelliği kolay tüketmek...

Kabe'de tavaf ediyorsunuz. O en muhteşem zamanı bütün ibadetlerin. Etrafında dönüyorsun kalbinin ve bu beytin sahibinin. Perde mi? Yandakinin sana degen terligi, arkadakinin senin omzuna vuran eli, önündekinin namaza duruşu, otekinin konuşması berikinin cep telefonu, sunun fotoğraf pozu bunun kıyafeti kültürü kokusu vs...

Ravza dasiniz.Efendimizin cennet bahçesi dediği yerin hemen önünde , önünuzdeki bentin açılmasını bekliyorsunuz. Vefatimdan sonra ziyaret eden hayatımda ziyaret etmiş gibidir dediği yer kainatın rahmetinin. Perde mi? Acele, ben geçeyim cennet bahçesine önce, aman Afrikalılar geliyor:) sen beni tut ben seni ...

Dünyanın kuralı bu nimet+zahmet, zahmetsiz nimet cennette..cennet bile cenne ortulmus olan , sarılmış etrafi nefsin istemedikleriyle. En sevdiğimiz yemeğin bile öyle çok perdesi var ki.. O en sevgilinin perdesine hayal güç yetmiyor , tek perde açma gücü var O nda..La havle ve la kuvvete illa billah ta..
Parola:
Ya hayyu ya kayyum da...seçen hayat veren ayakta tutanda.
Ilim bile perde artırırken nefs basamaklarinda. Tek care aşk dilenmekte, aşka tutunmakta....
Neyin perde yirtan namelerini kainatta duymakta..
Kolay mı? Zor..zor mu? O na zor yok...

not:bu güzel pencere fotoğrafının perdesi de onu kirpamayan olduğu gibi koyan zât:ben:)

7 Eylül 2014 Pazar

Yaprak dökümü

Diri diri bir yaprak dökümü bu
Şahit olamayanın gömüldüğü
Bedeller bedeller bedeller
Ceza kurbanları
Akika kurbanlarına karışıyor
Kurban Bayramı yaklaşıyor
Kurbanliklar kurbiyetlerini kanitlasin diye
Yapraklar dökülüyor

11 Temmuz 2014 Cuma

Ramazan 13 kına


................................

-Tevbenin acısı sevaptan tatlıdır demişler.
+Demişler mi?

-Demişler de tam olarak böyle değil, delil bile getirebilirim)) Eger siz günah işlemeyen bir kavim olsaydınız Allah sizin yerinize günah işleyip tevbe eden bir kavim yaratirdi.

+Neden?

-Öyle de ondan..Çünkü tevbe uzun bir yolda seyahat edenin halidir. Sevap ise serin mescidde ikamet edenin hesabı..

+Yine başladın.

-Napayım

+Kimse okumasın diye yapıyorsun bunları! !

-Yok kimse görmesin diye

+Neyi?

-Ellerimi...

+Neden?

-Kınadığını kına gibi sürüyor ellerine kaderi yaratan...Her kınadıginda /hiç farketmeden/ öykünüyorsun bir öyküye belki de..

+Evett..anlaşıldı eziyet günleri...

-Yok yok korkma..seni böyle kabul ettim ben duzelecegiz böyle böyle merak etme. Seni yani beni temize çıkarmaya calismayacagim. Yeter ki biraz sessiz ol..

+Şeyy çok kötü olmuş ama...

-Ne?

+Ellerin... kına..çıkarabilir misin? Ya da bi bahane açıklama filan uydurabilir misin?

-Susar mısın...abdest alayım..

+vghxdtyukkbhxxeetuiplkb vvxxetujbv vvxxetujbv vvxxetujbv njjufxerijnx xxdjkkifea xxhkooiyrehknv

Susmaz...

-İnsanı en çok yoran kendidir demişler.

+Demişler mi?

21 Haziran 2014 Cumartesi

Göğercin

Bir güvercine öykündügüm dogrudur.
Bambaşka bir hayata benimkinden.
Bu bakış bilirim kusurludur .
Kanatlarim kurtulsun isterim
Ellerimden, ellerimden
Tutsun gök rüzgar bulutlar
Göçebe bir yuva
Yarı yerleşik
Büsbütün yabancı
Bir o kadar sen bir bakış
Zulcenaheyn,mesnevi,elisneyn
Yarı yer yarı gök bir varış
Her pervaz,kubbe,ağaç
Icin içine değer gibi bir sarış
Korku ve umut, her lokmada
Kabe kavseyn değil bir karış
Makamı naz değil , illa niyaz
Sesi içli, hafî bir yakarış
Gitmek değil bu gelmek
Aşağıdan yukarı bir akış
Mevsimi bahar güz yaz
Yalnız, kalabalık, yakan bir kış..
Tutan Rahman,güven bu
Bu nasıl bir veriş bir alış
Bir güvercine öykündügüm dogrudur.
Bu bakış bilirim, bir yerinden kusurludur.

9 Haziran 2014 Pazartesi

Sofra

Doymadan kalkabilmek
Sofradan seni
Özlemini vuslatinla
Ölçememek
Mesafeleri
Denizlerle
Mevsimlerle
Islanmak
Senin yagmurunda
Sırılsıklam
Çayı ocaga koymak
Kendini ilistirmek
Pencerenin önüne
Masanın kenarına
Gülüşünü dudagima

Sen sen ve
Yalnız ağaç
Kitapların kokusu
Simitlerimiz ve peynir
Bu ev , eşyalar ve...
Şehadet
Parmagimla
Ekmek kirintilari
topluyorum
soframdan
Sofram Maide şimdi
Senin gönül tarlandan
Çay iciyoruz
Dünya ,diyoruz
Bir nefes huzur
Içimize çekiyoruz
Yiyoruz iciyoruz
Israf etmiyoruz
Bir lokma huzur
Bir yudum huzur
Zerresini saklamaya
Muhtaciz çünki

Islanmadan ıslanabilir
Yürümeden yürüyebilir
Yemeden yiyebilir
Uzaktan sevebilir
Insan
Olamaz mı
Olabilir...

Bu yazdıklarım
Kat a şiir değil
Azad oluşum
Uzun cümlelerden
Kabul edişim
Kendimi öylece
Görünmekten
Kaygisiz
Belki biri
Benim gibi
Seni
Bir gece yarısı
Aramaya kalkar
Saçma da olsa
-Google-da
Bi cümle
Dokunur
Kendininmis gibi
Alır kullanır ruhu
Bir rüzgar
Olamaz mı...
Dünya bir nefes
Cekebildigince

Şükrünü

Derine

O
Beni
Icine
Alamaz mı

alabilir. ..

31 Mayıs 2014 Cumartesi

İç sesi

İnsanın iç sesi
Bir kuş sesine benzese
mesela
Adını mutluluk koyarlar mı
Koymazlar..
Kuş derken
der birileri
Yarasasi var
kargasi var
Var da var
Insan çok cahildir
Çoğu zaman
Bir bilse kendini
Bilmediğini kim-bilir
Kaç kuş var
Bilmediği bir dil
Bir kuş mantığı
Insansa çok zalimdir
Çoğu zaman
Ve en sevdiği cedel
Bir kuşu vurur
mesela
Geçip ölü bir kuşun
Karşısında durur
Kuş beyinli değildir
Çünki o
Akıllı olmanın hakkını verir..
Illa illa
Illa illa
Ehli aşk
der döner içime içimdeki kuş
Korkaktir o da
Çoğu zaman
Etrafındaki kedileri
Büyütür kafesinde
Biri ah der
Beni vursalar
Bir kuş yerine...
Göğe bakar bir kuş
Kafesin içinden
Ma yumsikihunne illerrahman..
kimse tutamaz kuşları
Ancak Rahman
Tutar nefesini
Bekleyerek
Son nefesini..

4 Mayıs 2014 Pazar

mevsimi na/geh

bir yarayı kaşiyorum
boyuna, enine
günlerin gecelerin
kabuk baglatmiyor ki
hayat dediğin
indiriyor sağanak sağanak
kalbimin
derinliklerine
acısı sagaltilmis
bir yerlerine
adına umut diyorlar
su gibi bir şey
acısı tatlısıyla
arada perdesiyle
korkunun ve titreyisin
bir his işte
öyle tarifsiz
sevgin
kan ve kir arasından
akan nehir
süt
seni bilişim
bir yarayı kasiyorum ben
gecelerse aylarca
süt sagmada kalbime
bir sagimlik canım var
ellerinde..
hem sen her yaraya merhemsin..
kimse ellemesin
bu mevsim
ki simdi adına Receb diyorlar
delili yok/muş bile diyorlar
belli ki solumuyorlar
hal bu ki ya Muhavvil
zuhurunun siddetinden
alıyor çiçeklerini bahar
bak gittikçe kısalan
cümlelerim var
bu üç ay ki içinde
kelimelerim var
suskunluklarim var
ve bir sırt yangını
bir buharlaşma isteği
bir tutma bir kavuşma eylemi
yaralarim ve devalari
korku ve umut
kadehte şarap ve süt
kalbinde asılı hilalin ucundan tut
tut ki
affedildin
yetmez mi
tum yaralara
değmez mi
ellerin
/
ellerin ki
ağaç gibidir
kök salar benligime
çiçek gibidir
adı adım olsun isterim
guvercindir kanattir göktür
bu yara ki tabibim
artık sizindir, bana yüktür
mudahalemden biçare yare
artık devasi mevttir setrdir örtüdür
ellerin diyorum
öyle derin
/
sen bana bakma
utanirim
ben sana
susayim
bilirsin
çok dayanamaz
uzaklığına
kalbim
bu mevsim
beni sen al,
bana bırakma
bir göz açıp kapama
bile olsa
acır kanar içim
sen bana bakma
al beni benden
ver bana seni
bak
tamamlayamiyorum
kelimelerini

4 Nisan 2014 Cuma

Sivri

Bu günlerde onunla sivrisinekten başka bişey konusmamamizin sebebi belki de sivrisinekten başka bir sorunumuzun olmadığına inanmak istememizdi. Belki de sorunlarımızın sivrisinek kadar küçük olduğunun altını çiziyorduk. Aslında buna yer yer diyalog çoğunlukla monolog bile diyebiliriz çünkü bazen kendimi Truman showdaymisim da sineksavarmaddesaticilarindan biri hayatımıza reklam vermiş gibi hissediyorum.
Aslında sivrisinek hayatımı oldukça meşgul ediyor.Her gece ayrı bir hikmeti var mubaregin, çocukluğuma iniyor.Bir sıçramayla bambaşka yerlere götürüyor. .
Temizlenmiş ilaç sıkılmış kireç badana üzerine mavi boyanmış bir oda, uzun yaz ogleleri sinek ve arı sesleriyle köy kokusu çocukluk, gece kulağına seni isiracagim diye fisildayan gitgide içine batan,ege ya da akdeniz,erken gençlik donemi zorlama alternatif yaz tatilleri, sivrisinekle bile arkadaş olunan bir yarı deli yarı veli aşk dönemi, dervislige öykünme ..
Kesret de hikmete engelmis azizim, tek olsa hasbihal edecegin sivrisinegin coklukta seri katili oluyorsun...
Her gece bir cümle batırıp gidiyor içine sivrisinek..misal:
#Doyma hissin yok mu acaba senin?Ya benim??
#Hah yakaladım kusura bakma ama tostoparlak olmuşsun sivricim bu kadar yersen sonu bu..ah ki çok tamah sebebi mahv..
#Ellerimi ayaklarimi uyusturmussunuz ama sizden başkaca bi kuvvet kaldiramazmis seherde bu hantal beni, sagolunuz efendim..
#Siz bile her gün ayrı bir yere saklaniyorsunuz dusmandan korunmak için vay bana..
#Doğal alarm..
#Anlayana sazsin ey sivrim anlamayana az..
#Allah bir sivrisineği misal vermekten cekinmez...cc...
Her türlü batıyor acıtıyor uyusturuyor kasindiriyor..E sivri bişey sonuçta...

dedi Mekke'den biri..şimdi tam da burada nın sivrisinek mevsimi))

21 Mart 2014 Cuma

Imran ın ailesi...

Eskisi gibi yazamıyorum , kabul ettim..dağınıkligimi toplamasini dileyerek Rabbimizden bir kelime bir cümle daha derken daha fazla kayıtta beklemesine gönlüm razi olmadı Ali imranin. ..

İnsandan insan süzülüyor aileden aile...
Imranin ailesi geliyor bakaranin hemen yan dalına..iki çiçek..kokusu hafizadan hiç silinmeyecek ..birinin başlattığı hissi biri bir üstten devam ettirecek..Deyip uyuyorum uyuyamiyorum. Avutup duruyorum kendini suret ve kelimelerle..

Kalemi bir alıp bir bırakmak,ruh dalgalarıni ölçme testi.. Müthiş bir deniz dalgalaniyor içimde ..

Kalbimin sayfaları çevriliyor an an.. Şu anne merhametine boylesine Muhtaç hissin Ali imranla bir ilişkisi var mi..
Annem nerde benim .. Ben nerdeyim.. Şehirlerin annesinde değil miyim.. Meryem .. Sensin içime dokunan yasemin kokusu.. Ben anne değil miyim?

Tefsir notlarını yazarken içine bunca sızmam kanıtı, biraz uzaktayım. Ruh nanca yaklaşsa da beden kesif bir kafes işte..

Dalgaların taşları sefkat tokatlarıyla yonttuğu bir yerin hemen yanındayım.. İçime dalgalar vuruyor .. Bütün ailemi kaybetmiş gibiyim..

Kah türküler duyuluyor derinlerden kah gazeller:
Meşeler gövermiş varsın göversin,
Varmasin kotuye asilsin ölsün,dedi sabah biri ,
Ebterim gönülden evladım yoktur
yuvasız bir kuşum biladım yoktur
Senden gayri sahip irşadim yoktur
Ben bu yola sadıkane gelmişem.. diyor şimdi biri..
Bu sekerat hali. Belli dalga etkisi.. Bu da geçer ya HU..

Halbuki ben şimdi , Şimdiye kadar bana ali imranın en çok değen yerine gelmiştim . Taşlar yerine oturmaya başlamıştı. Ne olduysa bu deniz yüzünden..

Elif lam mim.. işte bomboş ellerim.. Hayatım sefer, daim yolcuyum.. Bu içsel yolculuklarda gördüğüm köylerden gecekondu­lardan bizarım şikayetçiyim, yorgunum..Bakara yarmaktı toprağı ekime hazırlamaktı .. Yarıldı içim. Şerha şerha ayrıldı Kalbimizin Şubeleri.. Kul ve Rabbi .. Bir hayat kitabının fihristi .. Ben kimim burda işim var,ne yapacağım.. Kalbim kimin, yüzümü nereye döneceğim, nedir rengim ve nedir cennetin rengi? Rabbim sen nerdesin..  iste bu yer bu gök sığamadiğın ve işaret ettiğin benim küçük kalbim.. Kürsin iznin ismin azametin ve benim içimden geçenler .. Utaninca siginisim ezilince yalvarisim, unutursam pismanligim, amentum..amenerrasule baglansin amentum..Tut beni ya hayy ya kayyum...
Diri olan sensin diri tutan sen..ayağa kaldıran sensin ayakta tutan sen..

Bir hafta sonra...son dersi dinlemeden önce, o ince damara sizmaya, ruhen beraber olmaya heveslenen bir kalp ile..yaz denince yazılanlar. .yazdirilanlar işte dem bu demdir dem bu dem...

Kalbi arsi Rahman olmaya tesne ruhlara çekiliyor besmele sanki Ali imranda. Bakarada kul ve Rabbi arasındaki hukuk hüküm kalbe sinmiş şimdi kul muamelata yonlendirilmis gibi..aileye karışacak artık, teklikten çokluğa gidecek , bir doğum olacak mesela Allah ın keremi mucizesiyle buna kelime denecek ve vuracak beni mesela..yağmur gibi ille indirecek Rabb furkani , kurana furkan diyecek belki bize hedef cem makamından önce fark makamını verecek..
Şehirlerin annesinde kitapların annesini dinletecek inş kalbimize içerecek..ummul kitab diyecek muhkemine, ve mutesabihati koyacak yanına..hayat, biz ve secimlerimiz. .
Bahçe metaforu yerleşecek zihnime işte tohumlar hepsi birbirine benzeyecek ilkin bize furkan olacak muhkem bir kale gerekecek , ki esen tüm rüzgarları birlestirirsek bu belki noktayı suveydadir, seçtiğimiz muhkemin Menşei ni belirlememiz gerekecek..sonra kendimizi tanimamiz için sondaj..nerelere sondaj vurmusum ben, nedir ilgim hayalim mesguliyetim , neye vakit ayirirsam çünkü o konuda zenginlesir ilmim..ne secersem ona donusurum ..iki uclu bıçak...
Dua dua. ..rabbena la tuzig kulubena bagde iz hedeytena ve heblena min ledunke rahmeh. ..
Kalbimizi hidayete erdirdikten sonra saptirma, kaydırma paslandirma. ..nimetine sukredemeyip nikmetine ugratma. Sakindirdigin kendinden yine sana siginiriz ..hubbumuzu sehevatla zayi ettirme, eldeki tek sermayeyi zarar ettirme...daha güzelini haber ver bize ya Rabbi bu haberle içimizdeki hubba can ateşi ver hayat ver , onu tut kaldır Ya hayyu ya Kayyum, daginikligimi topla. .

...........

Surenin can damarı
Innallahestafa. ...
Sehidellahu bakara daki âyet el kursi gibi yer makam işaret ediyor iste. Sahit olun. .kaimen bil kıst olun diyor..sonra din geliyor  tüm manalariyla teslim olmamızı isteyerek ..hep cibril hadisi geliyor içime...elinde evrilip cevrilmeye teslim olacağız. Yusavvirikum fil erham diyecek ,bana ömür boyunca merhametiyle şekil verecek Rahim ve Rahman. ..sonra soruyla teyid ediyor teslim oldunuz mu..benim sehrimin kapısında yazıyor teslim olmayan başka yola gitsin, tariki gayri Muslim. ...
Hacce...bakarada sibgatullahla beraber geçmişti mücadele. .yüzümü Allaha teslim ettim de..
Yüz ki ayinesi kalbin, Kıble yönü bedenin, nereye donukse yüz ordan besleniyor. Inikas ve insiba demiştik Kıble bahsinde, çiçeğin meyvenin renklenmesini , ışıkla beslenmesini söylemiştik. .ah saklı bahçe kalp... .ama burda ve menittebean gelmiş.tabi olanla beraber..ittiba ne güzel bir yüzümüzü dönmek. .
Eyyamen magdudat kısmı ise takvim bahsiyle hilallerle birleşti Bakara ali İmran dalı yaprağı..zaman sadece kulluk için akıyor onu zikretmek için, vakit muhaddid değil...
Sonrası cem makamı..kalbi arsurrahman olana içinde yakini la raybe fih olana o gün bu gün..Kesret vahdete dönüşmüş. .orda artık zulum de yok. .kaimen bil kist zulmün ziddi. .ve kendini elinde hissetmek Rabbin..mülk senin malik sensin dilediğini aziz dilediğini zelil edersin.geceden gündüz gündüzden gece çıkarırsin ölüden diri diriden ölü. .efendimizin birinin Hidayeti karşısında bu ayeti okuduğunu hatırlıyorum ve sukrettigini .buralar hep yusavvirukum fil erhama bağlanıyor sürgün sürgün. . Hesapsız rızık Hz. Meryem i çağırıyor artık. ..onda mucessem olacak hesapsiz rızık. .hedef yüksek. .
Önce dostluk gözden geçiriliyor sonra niyet sadirlarda gizli olan, ve kendinden sakindiriyor Allah iki kez hemde sevgi ayetine kadar ..azizun zuntigam o...delailde bir dua:
Allahumme inni euzu bike faciatunnikme..
Bütün bu giriş sevgi hub için gibi sanki.. .bakarada aklı oncelemisti Rab burda dostlukla maiyet ve niyet hatta sır. .seyru suluku andıran bir yolculuk. .
hub ki bizim ana tanemiz. .Bu kadar tohumu konusturdu Allah hub deyince en kıymetli tohumumuz bu dedi. .hem sevgi hem buğday tanesi. .bakarada bire bin veren başak. .
hub ve ittiba...taneyi yetistirme çabası. .sünneti seniyye... tuzla yemeğe başlamak denilince,o kadar uzağiz ki yapsak bile tuz biyerde biz biyerde görünüyor. ..
Ama çaba ...innallahe gafurun rahim. ..Allah affedici adım adım takip. .Abdullah bin ömer gibi. .

22 Şubat 2014 Cumartesi

Ne olur

Akşam olur mesela
Güneş bakır olur
Bir gül pencere kenarında
Kurur
Sürur olur mesela
Kitap önümde
Dilimde adın
İçimde umudun ve korkun
Umudun,bir pencere kenarında
Durur
Huzur olur mesela
Çocuklar hasta olur
Ben, senin...
Amin..

3 Şubat 2013 Pazar

Yeniden

Biraz kayboldun arka sokaklarda ..kaybolmak bile iyidir bazen adresi bulduğunda rahatlamak icin..hep merkezde kalsaydın kendini atardamar zannedebilirdin,küçücük bir kılcal damardin oysa..belli belirsiz,ağrısı sancısı bile küçücük bir kılcal damar..hem sıradan ve görünmez ve hem cok önemliydi varlığın..kendini kabul ettin..olmaya calistiginla oldugun aynı degildi..olmaya çalıştığın gibi olmak riya da degildi,umuttu,ben bu kanı kalbe gönderiyorum du..oldugun ise itiraf ,elinden tutulası ,dua,örtünme istegi,tevazu yüksek olanın egilmesiydi,seninki kendini bilmek..bilsin ki hataliydin,taklittin,başka bildigin yolu yoktu bu isin...
Biraz şarkı dinledin,şiire gazele gönül verdin,hasret çektin,sonra bir Şarkıyla şarkılara yeniden tevbe ettin:
Ya disindasindir cemberin
Ya da icinde yer alacaksın
Kendin icindeyken
Kafan disindaysa
Çaresi yok kardesim
Her aksam boyle içip kederlenip
Mutsuz olacaksın
Meyhane masalarında
Kahrolacaksin
Şiirlerle şarkılarla kendini avutacaksin.
Ya disindasindir cemberin
Ya da icinde yer alacaksın ...
Cemberin icine yeniden girmek istedin arka sokaklardan dönüş yolunda bir sürü insan çıktı karsına ,oysa yalnız olmak istiyordun,onlarsa virane altında cevher arar gibi kırıp döküyorlardı...kırdılar ,döktüler ..oyle buyuk bir cevher çıkmadı,misk kokusu kırılmış gibi ortaya guzel bir koku yayılmadı ..bir küçücük damar vardı sadece ,insan tek damarla yasar mı,kalple irtibat saglamlasmaliydi..
İlaçlar..ilaçlar..damar açıcı..ritm düzenleyici..tansiyon..kolesterol ..Gibi..
Olaylar..olaylar..durumlar..sen kırılmamak kopmamak icin uğraşırken öğrendin bunların ilaç olduğunu..sana şifa verenin arıdan bazen agiz yoluyla bal yedirdigini,bazen damar yolundan igneyle girdiğini..
Ya göründüğün gibi ol ya da oldugun gibi görün ...me talib dedi biri,gizlen....
Gördüğün hep geçtim sandığın kendinsin,hadi kendine katlan...
Ve sev..bu katlanmaktan cok kolay inan...
Küçücük bir damar kendi kendine ne ise yarar..bir bütünün parcasisin sen,önünde nebiler,evliyalar var..kan bile bir silsileyle akar..
Duadan başka yolumuz mu var...

11 Mart 2012 Pazar

Kısa Kısa.

Farkediyorsunuz ki yazamıyorum..Burası çok farklı bir mekan...Ağzınızdan çıkan her söz size yol su elektrik olarak geri dönebilir:)Bu her yerde böyle demeyin burada çok kısa sürede dönüt alıyorsunuz.:)Şakalara bile dikkat...O yüzden iyi eksilir,kötü artar korkusu yazdırmıyor..Burası susma yeri,susmak en iyicesi..

Bu aralar duyduğum çok ilginç cümleler oldu,buraya tereddütle gelip en kısa zamanda dönmek isteyenlerden...Çok güzel..Allah ın her kulu özel..Kendi çağırdıklarında da var bir gizem:)
Örnek cümleler:

*Lebbeyk ne demek uçakta anladım..Yani o kadar kaçtım,yine de beni çağırdın,buyur geldim...Buyrun benim...Burdayım..Bakalım ne olacak...Buralarda kemençemi çalacağım yer var mı?

*Allah beni buraya kulağımdan tutarak getirdi..Hemen dönecektim,annem babam hac yapmak istedi,sonra nişanlandım,nişanlım da hac yapmak istedi,hala burdayım...fonda 90lı yılların türk filmi müzikleri lui lui lui...Ama ona nasip oluyor tüm yardımlar,dualar,ne hikmetse...

*Ağlaya ağlaya gelen,dağlar üstüme üstüme geliyor diyen birinden,''ben tabiyim..buraya getirildim,kararım yok,ne dense uyacak durumdayım....

4 Mart 2012 Pazar

Mekke i Mükerreme de..

Bize gönül kabesi gösterildi şimdiye dek,dostlarının batnında kalp atışlarını dinledik hep..Bebek kalmak iyicesiydi,kolay olanı hem,hem de anne karnında...
Sütten yeni kesilmiş bebek gibiyim...

Alışacağım ek ve değerli besinlere...Nasıl manevi gıdalar seriyor Rabbim önüme,laf anlamaz bebeğim,annemin sütünü istiyorum diyor kalbim,yutkunamıyorum lezzeti.Bir kar tanesi olup ağzında eriyip gitmek istiyorum bir mübareğin...Yeşil kubbesinin karşısında sevgilinin böylece görünmek istemiyorum...yok olmak istiyorum.....gerçekten çok ,yok olmak istiyorum....

Medineye gittik iki gün için ,görünce nasıl deşildi içim,cennet orası,nasip olur mu bana,ravzasından içeri giremedim daha...Burası mahşer,çekim alanı,merkez,karadelik,duanın bile dile dökülmediği,kalbin bile utançla sükut ettiği bir yer burası,ama orasına bile izin çıkmıyor daha ...nasibime düşen Nur Dağı,diz çökmüş oturuyor iki büklüm,murakabe halinde,nasibim bu,elhamdülillah,daha önümde çetin dağlar var...Mekkenin dağları,dağa çıkaracak bir inziva lazım bana,sonra mağarayı aydınlatacak bir ışık,nur,sonra Kabe,dön artık yok olarak,öyle ki kurtul varlığından uç medineye....göğünün renkli farklı medineye,ruhun yeterse...ömrün yeterse....

Kapsama alanımın ne kadar düşük,ruhumun ne kadar zayıf olduğunu ilk kez bu kadar net anladım galiba..Dağlara çıkmak lazım Mekke de,dağa çıkaracak bir uzlet,sevgiliyi dağın eteklerinde bırakacak kadar,ben gece çıkamadım terasa,halbuki Nur dağını seyretmek var ucunda,korkuyorum ya kertenkele çıkarsa...Nerde efendim,nerde ben dağ yolunda ağaçların hayvanların secde ettiği peygamber,dağa bakmak için terasa çıkmaktan korkan zavallı...mesnevide anlatılan tekkedeki derviş,hani elleri bağlı düşmanın bakışıyla yere yıkılan...kendimi ufalayasım var....içimde biriken şarkılar...7 tane öğrencim var,ikisi özel eğitim isteyen,ikisi yazamayan,yorulmaktan fena korkan bir bünyem var...

Burası bir iksirli belde,gönlünde ne varsa ortaya dökülen,Geylani hz takvayı gönlünü tabağa koyup utanacak hiç bir şey bulamayacak halde gezdirmek diyordu,burası takva yeri demek ki,Medine aşk yeri edep yeri takvanın aşka dönüştüğü yer...Ama her yer lütuf dolu da,birinin selamıyla el üstünde tutulma bahtiyarlığını burada sunduğu gibi,ahirette de sunmasını Rabbimden dilerim....Hepimize...Ümmetçe...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...