Seç ki hürsün,akıl sahibi..
Seçme ki acizsin,yalnız gönül sahibi...
Kalabalık olmak zor,yalnızlık da..
Evli olmak zor,yeniden..
Bekar olmak da,taa eskiden..
Çocuklu olmak da zor,çocuksuz olmak da..
Misafir olmak zor,mukim olmak da..
Öğretmen olmak zor mesela,öğrenci olmak kolay mı..
Sade kalmak zor,süslenmek de..
Konuşmak da zor bazen,susmak da..
Sevmek de zor bazen,sevmemek de..
Kul olabilmek çok zor anladım,
Rabliğe oynamak hayat memat meselesi..
Başka türlüsü yok,itiraf..aczi itiraf..
Yaşamak zor...
Ölmek zor..
Zorlardan zorluk beğen ki kolaylaşsın..
Bir abdest al ki hiç bozulmasın..
Bir namaz kıl ki hiç bitmesin..
Aşığa beş vakit yetmez,5000000 vakit ister..
Aşık ol ki zorlar gönle kolay gelsin..fe inne meal usri yusra...
Ne verirse hoş gelsin...
ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...
daralmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
daralmalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
28 Nisan 2012 Cumartesi
Seç(me)me özgürlüğü
4 Nisan 2012 Çarşamba
Yaş,taş..
Bakarada bir taş var,içime değiyor demiştim.Taş açılımı devam ediyor,sağol,dilsuhan...
I.
Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin
Bir katılıktır dinamit söker mi yürekleri
Başın bir kez bu kalbe çarpmasın ey taş senin
Kazmayı kayalara değil kalplere vur ey
Ferhat niçindir kırdığın bunca taş senin
Anne seninle bağrın döğer gider mi acı
Hanidir Ferhaddan aldığın ders taş senin
Sen de mi taşla bir oldun ey sevgili
İşitmez oldun beni kalbin taşdan taş senin
Ölüm sendendir bana nedir taşlamak beni
Bana güldür çiçektir attığın her taş senin
Gözünü dikme taşa işte parça parçadır
Şimşektir bir bakışın dayanır mı taş senin
Deprem değildir dağı ve beni sarsan
Bir bakışın komaz taş üstünde taş senin
Niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla
Topuğun öpmek için toz oldu dağ taş senin
II.
Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin
Ülkendir taş ve beton bu yanlışkent
Her gün bir yanın biraz daha taş senin
Taş alanlarıdır taş insanları taşır bir
Nereye gelsen ey aşk karşında bu taş senin
Uygarlık taşla taşımak çağlar üzre
Kolların bu denli güçlü müdür senin
Bir taş devridir ama bağışla beni
Niçin bunca geldim üstüne ey taş senin
Bir İbrahim bıçağı ikiye biçer taşı
Sevgili nasıl kırdı kutlu dişin taş senin
Ölüm bir kasırgadır çevirir seni beni
Nedir kucağında kocaman taş senin
III.
Bir bir yürürlükten kaldırılıp çürümüş devrimleri
En gürbüz bir devrimi dikmek yerine taş senin
Nereye koysam seni söyle ey yüreğim
Bir gün beni ele verir bu güçlü atış senin
Osman Sarı
I.
Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin
Bir katılıktır dinamit söker mi yürekleri
Başın bir kez bu kalbe çarpmasın ey taş senin
Kazmayı kayalara değil kalplere vur ey
Ferhat niçindir kırdığın bunca taş senin
Anne seninle bağrın döğer gider mi acı
Hanidir Ferhaddan aldığın ders taş senin
Sen de mi taşla bir oldun ey sevgili
İşitmez oldun beni kalbin taşdan taş senin
Ölüm sendendir bana nedir taşlamak beni
Bana güldür çiçektir attığın her taş senin
Gözünü dikme taşa işte parça parçadır
Şimşektir bir bakışın dayanır mı taş senin
Deprem değildir dağı ve beni sarsan
Bir bakışın komaz taş üstünde taş senin
Niçin çıktın dağlara evren çöl oldu leyla
Topuğun öpmek için toz oldu dağ taş senin
II.
Taş taş değil bağrındır taş senin
Nereni nasıl yaksın söyle bu ateş senin
Ülkendir taş ve beton bu yanlışkent
Her gün bir yanın biraz daha taş senin
Taş alanlarıdır taş insanları taşır bir
Nereye gelsen ey aşk karşında bu taş senin
Uygarlık taşla taşımak çağlar üzre
Kolların bu denli güçlü müdür senin
Bir taş devridir ama bağışla beni
Niçin bunca geldim üstüne ey taş senin
Bir İbrahim bıçağı ikiye biçer taşı
Sevgili nasıl kırdı kutlu dişin taş senin
Ölüm bir kasırgadır çevirir seni beni
Nedir kucağında kocaman taş senin
III.
Bir bir yürürlükten kaldırılıp çürümüş devrimleri
En gürbüz bir devrimi dikmek yerine taş senin
Nereye koysam seni söyle ey yüreğim
Bir gün beni ele verir bu güçlü atış senin
Osman Sarı
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
bakara,
daralmalar,
haleti ruhiye
24 Ekim 2011 Pazartesi
İçeriden Bakınca
Kış mevsimindeyiz,evimizde kat kat yorganların altında üşüyor ruhlarımız,Rabbin merhametine sığınıyor,dua ediyoruz...Göçük altında bir yanımız...Şu fotoğraf bana ruhsuz bir bedeni hatırlattı,hepimiz,içimizden can çekilince böyle kalakalmayacak mıyız?Ve yaşarken ölü gibiyiz de çoğu kez basiretle bakan gözlerde şu görüntüden farksısız...Sahi binalar bir yana biz insanlar depreme dayanıklı mıyız?Malzememiz kaliteli mi sağlam mı,yoksa her gün sermayemizden çalmakta mıyız?
Öyleyse,ilaç diye,her sıkışınca içimiz,sarsılınca kalbimiz,büyük doktorların tavsiye ettiği gibi,fatiha ve fetih okumalıyız....zilzali de solumalıyız...
Öyleyse,ilaç diye,her sıkışınca içimiz,sarsılınca kalbimiz,büyük doktorların tavsiye ettiği gibi,fatiha ve fetih okumalıyız....zilzali de solumalıyız...
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
daralmalar,
günlük
8 Eylül 2011 Perşembe
Canım Ellerinde...
Fikrimdeki onlarca alternatifin avantaj ve devantajları arasında boğulmaktan kurtulmak için kendimi attığım Hacı Bayramı Veli de,içimden gelip çağırsam dediğim arkadaşımı,sürükleyip getiren,o kalabalıkta tam yanıma oturtan Latif,Habir,Sübhan....
Türbede kalbimi bir sahraya çevirip,altın kumları avucumda hissettiren,sessiz hareketsiz hatta duasız öylece bekleten,akşam hiç de adetim değilken bir film seyredelim dedirten ve müthiş replikleriyle kalp sahrasını önüme seriveren Bab'aziz i karşıma çıkaranVekil,Garib,Halik,Bari,Musavvir..
Sesimi duyduğunu hissettiren Semi,Her hareketimi gördüğünü hissettiren Basir,bir pazar sıkıntımı beytinin yanındaki kulunun karşısına suretimi çıkarıp dua ettirerek çözen Erhamerrahimin,sebebe ihtiyacı olmayan Müsebbibel esbab,tevekkül semasından düştüğüm çukurlardayken ben,elimi tutan Sabur,Şekür,Hamid,Mecid...
Canım ellerinde...Ve canıma emanet olan her şey de...
''Sen sadece yürü...''
''İmanı olan kaybolmaz...''
Türbede kalbimi bir sahraya çevirip,altın kumları avucumda hissettiren,sessiz hareketsiz hatta duasız öylece bekleten,akşam hiç de adetim değilken bir film seyredelim dedirten ve müthiş replikleriyle kalp sahrasını önüme seriveren Bab'aziz i karşıma çıkaranVekil,Garib,Halik,Bari,Musavvir..
Sesimi duyduğunu hissettiren Semi,Her hareketimi gördüğünü hissettiren Basir,bir pazar sıkıntımı beytinin yanındaki kulunun karşısına suretimi çıkarıp dua ettirerek çözen Erhamerrahimin,sebebe ihtiyacı olmayan Müsebbibel esbab,tevekkül semasından düştüğüm çukurlardayken ben,elimi tutan Sabur,Şekür,Hamid,Mecid...
Canım ellerinde...Ve canıma emanet olan her şey de...
''Sen sadece yürü...''
''İmanı olan kaybolmaz...''
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
bast,
daralmalar,
dua,
film,
günlük,
haleti ruhiye,
kabz
23 Ağustos 2011 Salı
Su üstüne yazı yazmak
Su üstüne yazı yazmak kim ben kimim..
Acaba buranın ismini mi değiştirmeliyim...?
Hayatımın zahir yönünün batınla alakasını kurmanın deştiği ruhumu sakinleştirmeliyim..
Yazıp çizdiklerimin yapıp ettiklerimin gayret sınıfından bir işe yaradığını hissetmeliyim..
Lavabolar tıkandığında..
Tüm makineler bozulduğunda..
Buzdolabı su akıtıp,bulaşık tortu bırakıp,çamaşır sıkmadığında,süpürge bağırıp topalladığında..
Tamirciler yapmaktan çok bozduğunda,tasarrufen ayırdığın paraları aldığında..
''Beyin değişecek abla,beyni bozuk''cümlesi beynimden vurduğunda..
Konuşarak anlaşamadığımda,susarak anlaşılamadığımda...
Mutfakta uçan canı minicik kahverengi bir kelebek görüp,kurt halinin peşine düştüğümde..
Araba bozulduğunda,yolda kaldığımda..
Bir mesaj geldiğinde..Ve hep çiğ cevaplar verdiğimde..
İşte hep bunu düşünüyorum..:)
31 Temmuz 2011 Pazar
Söz Orucu
Konuşarak daha az konuştuğunu ispata çalışan var mıdır?
Sırrı ifşayla sabrettiğini sanan?
Şikayet ederek rıza göstermeye çalışan?
Her trenin son vagonuna en az 5 dakika geç kalan?
İçi yanıp bin pişman olan,unutup aynı halle hemhal olan?
O benim işte....
Ramazan hilalinin gölgesinin üstümüze düştüğü şu günlerde,yeme içme yanında söz orucuna niyet etmeyi umarım,onca avaz kendime rağmen,en büyük engel kendime rağmen,sonsuz büyük Rabb den affedilmeyi umarım..Dostlardan dualarını....
Sırrı ifşayla sabrettiğini sanan?
Şikayet ederek rıza göstermeye çalışan?
Her trenin son vagonuna en az 5 dakika geç kalan?
İçi yanıp bin pişman olan,unutup aynı halle hemhal olan?
O benim işte....
Ramazan hilalinin gölgesinin üstümüze düştüğü şu günlerde,yeme içme yanında söz orucuna niyet etmeyi umarım,onca avaz kendime rağmen,en büyük engel kendime rağmen,sonsuz büyük Rabb den affedilmeyi umarım..Dostlardan dualarını....
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
daralmalar,
ders,
günlük,
tökezlemeler
25 Ekim 2010 Pazartesi
Burada Hayat...
Hayat bu ya,bazen en sıradan tepki kabul edilmez olur.
Olur ya bazen en deli rüzgarlar delip geçemez olur.
Hani olur ya göklerden genişiz,bir ferah nefesizdir.
Hem de bazen yer olanca genişliğine rağmen dar,biz nefessizizdir.
Öyle uçurum zamanlar da yoktur aralarında...
Hayat bu küçücük anlardan oluşuyor ya..
Biz yerde yaratılmış,yere değmişizdir,
Belki uzanmak için göğe yedi yol beklemişizdir.
Yola çıkmaya uygun bir an beklemişizdir
Belki bir türlü gidememişizdir
Belki yorgun düşsek de bir arpa boyu gitmişizdir
Dem bu demdir dem bu dem diyen ritme,
Vaktin çocuğu olarak,her an yeniden doğarak
Akarak,coşarak,akarak,sağnak sağnak yağarak
Katılmak gerekmiştir hani sırf an için,
Hayatta ansız,apansız,aralıksız and için..
Her yerde,her an,her kimleysek de için için,
Her kadehten sadece O nu için,
Diyen dervişe kulak kesilip,gözlerimizi kapatmışızdır
Anı yakalayıp ansızlığa ulaşan birine gönlümüzü kaptırmışızdır
Çocukları öpüp koklayıp belki kızıp yollamışızdır
Çamaşırları yıkatıp ütü yapmışızdır
Arada yemeği ocağa koymuş,temizlik yapmışızdır
Çantamızı hazırlamış,tüm dolap anahtarlarını yoklamışızdır
Düşününce ne çok şeyi unutmamayı hatırlamışızdır
Sınıf parası,kitap,pilot kalem,şu saçma poşet,
Fuları da almalıyız boynumuza,arabanın anahtarı
Yemek ocaktadır,geç kalmışızdır
Kırmızı ışıkta geçmemeli 70 i aşmamalıyızdır
Nöbetçiysek,bir arada gizlice ve hızlıca namaz kılmışızdır,gerçekten kılmış mıyızdır!!
Çocukları sınıfa almak için bağırmışızdır
Tuvalet kapısındaki kız ve erkekleri uyarmışızdır
Pencereden ekmek ve elma atanları, yakalamaya çalışmışızdır
Ödev yapmayan,unutan,umursamayanlara çare bulmalıyızdır
Sınıftaki yüzü gözü sarı kızın gözünün içine bakmışızdır
Ateşi çıkan her öğrenciyle yanmışızdır
Müdürün el işaretiyle odasında olmalıyızdır
Dedikodulara ağzımızı ve kulağımızı kapamalıyızdır
Nafile düştüysek orta yerine çıkamayız...dır dırdır..dırdır...
Işıkları söndürmeli,muslukları kontol etmeli farları yakmalıyızdır
Eve dönmüşüz,çocukları öpmüşüz,şükretmişizdir
Babamızın neye küstüğünü tespit etmişizdir
Eşimizi merak etmişiz,dua etmişizdir
Sofrayı hazırlamış yemek yemişizdir
Ortalığı toparlarken çay demlemişizdir
Dem bu demdir dem bu dem demişizdir
Gözlerimizi kapamış nefesimizi tutmuşuzdur
Ne canlandırır bu hayatı,ne kurtarır yerden ayağımı
Uzatmak bir an yedi göğe his elimi
O an kurtarır ancak, yakalamak o anı, kurtarır canımı
Andıkça anar beni, yaratan anı..
Ört beni,sar beni,koru beni,uçmağa erdir beni,affet beni
Acı bana,mağfiret et bana,
Buldur bana beni,
Buldur beni bana,
Buldur bana seni,
Seni buldur bana..
Canlandır anlarımı,seni anmalarla...
Bir gün daha bitti."Bulut, rüzgar, ay, güneş, felek hepsi işlerinde çalışıyorlar. Tâ ki sen eline bir ekmek geçirebilesin ve gafletle yemeyesin." Sadi ,Gülistan.Demek sadece yer için yaratılmadı insan,göğe eren gafletten kurtulur.
Bağlantı:Bakara 20-30
Olur ya bazen en deli rüzgarlar delip geçemez olur.
Hani olur ya göklerden genişiz,bir ferah nefesizdir.
Hem de bazen yer olanca genişliğine rağmen dar,biz nefessizizdir.
Öyle uçurum zamanlar da yoktur aralarında...
Hayat bu küçücük anlardan oluşuyor ya..
Biz yerde yaratılmış,yere değmişizdir,
Belki uzanmak için göğe yedi yol beklemişizdir.
Yola çıkmaya uygun bir an beklemişizdir
Belki bir türlü gidememişizdir
Belki yorgun düşsek de bir arpa boyu gitmişizdir
Dem bu demdir dem bu dem diyen ritme,
Vaktin çocuğu olarak,her an yeniden doğarak
Akarak,coşarak,akarak,sağnak sağnak yağarak
Katılmak gerekmiştir hani sırf an için,
Hayatta ansız,apansız,aralıksız and için..
Her yerde,her an,her kimleysek de için için,
Her kadehten sadece O nu için,
Diyen dervişe kulak kesilip,gözlerimizi kapatmışızdır
Anı yakalayıp ansızlığa ulaşan birine gönlümüzü kaptırmışızdır
Çocukları öpüp koklayıp belki kızıp yollamışızdır
Çamaşırları yıkatıp ütü yapmışızdır
Arada yemeği ocağa koymuş,temizlik yapmışızdır
Çantamızı hazırlamış,tüm dolap anahtarlarını yoklamışızdır
Düşününce ne çok şeyi unutmamayı hatırlamışızdır
Sınıf parası,kitap,pilot kalem,şu saçma poşet,
Fuları da almalıyız boynumuza,arabanın anahtarı
Yemek ocaktadır,geç kalmışızdır
Kırmızı ışıkta geçmemeli 70 i aşmamalıyızdır
Nöbetçiysek,bir arada gizlice ve hızlıca namaz kılmışızdır,gerçekten kılmış mıyızdır!!
Çocukları sınıfa almak için bağırmışızdır
Tuvalet kapısındaki kız ve erkekleri uyarmışızdır
Pencereden ekmek ve elma atanları, yakalamaya çalışmışızdır
Ödev yapmayan,unutan,umursamayanlara çare bulmalıyızdır
Sınıftaki yüzü gözü sarı kızın gözünün içine bakmışızdır
Ateşi çıkan her öğrenciyle yanmışızdır
Müdürün el işaretiyle odasında olmalıyızdır
Dedikodulara ağzımızı ve kulağımızı kapamalıyızdır
Nafile düştüysek orta yerine çıkamayız...dır dırdır..dırdır...
Işıkları söndürmeli,muslukları kontol etmeli farları yakmalıyızdır
Eve dönmüşüz,çocukları öpmüşüz,şükretmişizdir
Babamızın neye küstüğünü tespit etmişizdir
Eşimizi merak etmişiz,dua etmişizdir
Sofrayı hazırlamış yemek yemişizdir
Ortalığı toparlarken çay demlemişizdir
Dem bu demdir dem bu dem demişizdir
Gözlerimizi kapamış nefesimizi tutmuşuzdur
Ne canlandırır bu hayatı,ne kurtarır yerden ayağımı
Uzatmak bir an yedi göğe his elimi
O an kurtarır ancak, yakalamak o anı, kurtarır canımı
Andıkça anar beni, yaratan anı..
Ört beni,sar beni,koru beni,uçmağa erdir beni,affet beni
Acı bana,mağfiret et bana,
Buldur bana beni,
Buldur beni bana,
Buldur bana seni,
Seni buldur bana..
Canlandır anlarımı,seni anmalarla...
Bir gün daha bitti."Bulut, rüzgar, ay, güneş, felek hepsi işlerinde çalışıyorlar. Tâ ki sen eline bir ekmek geçirebilesin ve gafletle yemeyesin." Sadi ,Gülistan.Demek sadece yer için yaratılmadı insan,göğe eren gafletten kurtulur.
Bağlantı:Bakara 20-30
14 Ekim 2010 Perşembe
Görünmez Olmak
En büyük çocukluk hayalimdi galiba,görünmez olmak, ışınlanmak,zamanı durdurmak.Bizim zamanımızda babası uzaylı olan bir kızın gizemli gündelik hayatını anlatan bir yabancı dizi vardı.Kızın adı,ivi diye söyleniyordu nasıl yazılır bilmem.İki işaret parmağını birleştirir zamanı durdururdu.Sanırım bizim jenerasyon büyüdü de şu saçma sihirli dizileri yaptılar.İçimizdeki gizemli hayal pek kaliteli yansımadı medyaya yani.Hayallerimiz içimizde saklı hala,görünmez olmak,hiç değilse bir saklı bahçeye,gizli hazineye sahip olmak...
Şu aralar,ne kadar isterim görünmez olmayı,buyrun arkadaşlar paylaşamadığınız hizmeti ben yokum demeyi,yokluğu içime iyice sindirmeyi,ölmeden önce ölmeyi.Gel gör ki görünmezlik öyle pembe fuşya atlaslar,tülden rüzgarlar ve hoş nağmelerle çevrili değil.miş.Bilakis hoşa gitmeyen şeylerle çevrili onlarla örtülü.Tırmana tırmana gidilecek,tırnaklarımla kazıdım da geldim denilmeyecek,her geçilen nahoş şey ayrı bir lezzet verecek,damak zevki gelişecek ruhumuzun.Tatlar keşfedeceğiz,içine girmeden hiç bilemeyeceğimiz.Açlığın,yorgunluğun,haksızlığa uğramanın,hakkında başka şeyler düşünülmenin,saf dışı bırakılmanın bir tadı olacak.Çünkü başka türlü-benim dayanacağım kimse yok,vekilim sensin,ne güzel vekilsin-i yüksek bir kurdan söyleyemeyeceğiz.-Ve ufevvidu emri ilallah,innallahe basirun bil ıbad-ben işimi Allah a ısmarladım,Okullarını hakkıyla görendir-diyeceğiz,işimizi ona bırakmanın hafifliğini başka nasıl yaşayacağız yoksa.Uykusuz ve endişeli,kalp küt küt bir gece,bol uykulu geceden tatlı olacak.Çünkü tat sonuca etki edecek belki,belki hiç bir emaresi görülmeyecek kalbe bıraktığı bir işaretten başka..
Görünmez olanı yok saymayacağız,üzerindeki acı lokmaları yutup tatlı sona hazırlanacağız.Gün değmemiş o bahçe bizim olacak,belki dilimizden dökülen bir şarkı yerine koyduğumuz Rabden alınan kelimeler olacak ağaçlarımız,belki hu diyen nefeslerimiz..Evimiz,beden evimiz,kalp evimiz,cennetimiz.Saklı bahçemiz,avaz lezzetlere inat,saklı lezzetlerimiz,cennetimiz..
Cennet görünmez olan demekmiş.Yeni öğrendim.Cennet cennet dedikleri herkese ayrı gizli.Hepisinden iyice bize seni gerek seni..Ey zuhurunun şiddetinden görünmez olan güzeller güzeli...
Şu aralar,ne kadar isterim görünmez olmayı,buyrun arkadaşlar paylaşamadığınız hizmeti ben yokum demeyi,yokluğu içime iyice sindirmeyi,ölmeden önce ölmeyi.Gel gör ki görünmezlik öyle pembe fuşya atlaslar,tülden rüzgarlar ve hoş nağmelerle çevrili değil.miş.Bilakis hoşa gitmeyen şeylerle çevrili onlarla örtülü.Tırmana tırmana gidilecek,tırnaklarımla kazıdım da geldim denilmeyecek,her geçilen nahoş şey ayrı bir lezzet verecek,damak zevki gelişecek ruhumuzun.Tatlar keşfedeceğiz,içine girmeden hiç bilemeyeceğimiz.Açlığın,yorgunluğun,haksızlığa uğramanın,hakkında başka şeyler düşünülmenin,saf dışı bırakılmanın bir tadı olacak.Çünkü başka türlü-benim dayanacağım kimse yok,vekilim sensin,ne güzel vekilsin-i yüksek bir kurdan söyleyemeyeceğiz.-Ve ufevvidu emri ilallah,innallahe basirun bil ıbad-ben işimi Allah a ısmarladım,Okullarını hakkıyla görendir-diyeceğiz,işimizi ona bırakmanın hafifliğini başka nasıl yaşayacağız yoksa.Uykusuz ve endişeli,kalp küt küt bir gece,bol uykulu geceden tatlı olacak.Çünkü tat sonuca etki edecek belki,belki hiç bir emaresi görülmeyecek kalbe bıraktığı bir işaretten başka..
Görünmez olanı yok saymayacağız,üzerindeki acı lokmaları yutup tatlı sona hazırlanacağız.Gün değmemiş o bahçe bizim olacak,belki dilimizden dökülen bir şarkı yerine koyduğumuz Rabden alınan kelimeler olacak ağaçlarımız,belki hu diyen nefeslerimiz..Evimiz,beden evimiz,kalp evimiz,cennetimiz.Saklı bahçemiz,avaz lezzetlere inat,saklı lezzetlerimiz,cennetimiz..
Cennet görünmez olan demekmiş.Yeni öğrendim.Cennet cennet dedikleri herkese ayrı gizli.Hepisinden iyice bize seni gerek seni..Ey zuhurunun şiddetinden görünmez olan güzeller güzeli...
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
cennet,
cumartesi,
daralmalar,
hadis,
işte öyle,
tefsir notları
12 Ekim 2010 Salı
Neden,Bence..
Her duygu bir düşünceyi,her düşünce bir davranışı oluşturur.Bugün çocukların tüm dersler kitabında rastladım bu cümleye,boşluk doldurma etkinliği.Bizim çocuklar için ağır olabilir bu cümle ama öğretmenlerine sesleniyordu herhalde.oldu,yerini buldu.Zaten öğretmenler odasında da benceler ve tuhaf gülüşlerle dolmuştu beynim.Düşüncenin delili üzerine düşünürken bu da iyi geldi.İnsan her düşüncesini bir şeye dayandırmalı değil mi,yani o şey ispatı olmalı düşüncenin,benceyle açıklamak nasıl bir dayanak oluşturabilir ki.O beni dolduran nedir ki.Asıl farkedilmeyen bence yi başkalarının oluşturduğu olabilir mi?Diziler,şarkılar,kitaplar,yalan yanlış bir gazete haberi bile pekala doluşturabilir insanın bencesini.Neden demeden alınan her şey,sebepsiz olduğundan sonuçtan da mahrum düşüncelere,düşmecelere sebep oluyor belki.
Ben böyle düşünmüyorum.Ben öyle olduğuna inanmıyorum.Ben böyle kabul ediyorum.Ben böyleyim,cümlelerinin ben yaptım oldu ,demekten ne farkı var.İnsan kendine neden diye sorabilmeli.Neden böyle düşünüyorum ,işime öyle geldiği için mi,böylesi daha mı kolay,nedir bana bunu yaptıran,gelenek,görgü,marjinal olma isteği,orjinal olma isteği,ya da bambaşka bir şey..Madem hisler de oluşturuyor düşünceyi,ne hissettim,neden böyle hissettim,objektif miyim,en önemlisi etrafa haklı haksız ,doğru yanlış etiket dağıtırken kendime dönüp bakabildim mi?Mesela kek yemiyorum diyelim,börek yemeyen kişiye bence doğru davranmıyor demeden önce kendime bakmalı değil miyim?
Düşüncemin vardığı bir yer oluyor mu?Düşünmekle kalıyor muyum,eyleme dökebiliyor muyum,düşüncem büyük yaşantım küçük mü?Yapamıyorsam neden,yapıyorsam neden.Galiba şu zikzklı hayatta kırılıp dökülmeden gidebilenlerin en önemli özelliği içlerindeki birine neden diye sormak.Ki o biri bayılır sebep olmadan bence demeye,kendini bir şey zannetmeye,kendinden başka otorite kabul etmemeye..Ama onun ipiyle kuyuya inilmez,götürdüğü tali yollardan dönüş var mı bilinmez...
Not:Eğer şüphe ediyorsanız,getirin bir delil bulabiliyorsanız ki bulamazsınız...
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
bakara,
cumartesi,
daralmalar,
düşünce,
işte öyle,
tefsir notları
16 Eylül 2010 Perşembe
Neyim Var?
Neyim var..Sırtımı koca gövdeli koyu gölgeli bir ağaca yaslayasım var.Sonra başımı uzatıp toprağa için için ağlayasım var.Boşalamayan kalbimi toprağa döküveresim var.Neyi bu kadar dert ediyorum,bir benim mi çocuğum var?
Nasıl koyulur bir sandığa bebek,bırakılır nehre..Nasıl gönderilir gülyüzlü gül kokulu bebek süt anneye..Eğitim ve ortam ve genel kabuldur sebep hem de..Anneden ayrılan bebek asıl gözün önünde üzerine bırakılan bir sevgiyle düşmanı elinden dost lokmasıyla büyür hüküm sahibi isteyince..Ya da bereket taşınmalıdır yaylalara kırlara,memesi cılız koyunlara,dağlara..
Neyim var..Parmakları tek tek boynumdan sökülerek servise binen oğlumu kucaklayıp öperek,sonbahar rengi vurmuş bir pencere önünde yağmuru izleyesim var.Kardeşine bakarak ondan farklı olması gerektiğini hisseden ve gerçek hislerini en azından bugün söyleyemeyen kızımla,anne kız bir sokak boyu yürüyesim var..Eve dönüp ikisiyle beraber,her yere hamur döksek de kurabiye yapasım var..
Bir kadın olarak,dört duvarın arasına,sonra örtülerin altına,sonra bedenimden içre,ta kalbime gizlenesim,orada bekleyesim var...
Neyim var?Sayamayacağım kadar çok faydalanmam için önüme sunulmuş nimet var..Her şeyin ötesi,çözümü,Rabbim var...Hamdler senalar övgüler itiraflar kendimden şikayetler ve tevbeler O na...
Nasıl koyulur bir sandığa bebek,bırakılır nehre..Nasıl gönderilir gülyüzlü gül kokulu bebek süt anneye..Eğitim ve ortam ve genel kabuldur sebep hem de..Anneden ayrılan bebek asıl gözün önünde üzerine bırakılan bir sevgiyle düşmanı elinden dost lokmasıyla büyür hüküm sahibi isteyince..Ya da bereket taşınmalıdır yaylalara kırlara,memesi cılız koyunlara,dağlara..
Neyim var..Parmakları tek tek boynumdan sökülerek servise binen oğlumu kucaklayıp öperek,sonbahar rengi vurmuş bir pencere önünde yağmuru izleyesim var.Kardeşine bakarak ondan farklı olması gerektiğini hisseden ve gerçek hislerini en azından bugün söyleyemeyen kızımla,anne kız bir sokak boyu yürüyesim var..Eve dönüp ikisiyle beraber,her yere hamur döksek de kurabiye yapasım var..
Bir kadın olarak,dört duvarın arasına,sonra örtülerin altına,sonra bedenimden içre,ta kalbime gizlenesim,orada bekleyesim var...
Neyim var?Sayamayacağım kadar çok faydalanmam için önüme sunulmuş nimet var..Her şeyin ötesi,çözümü,Rabbim var...Hamdler senalar övgüler itiraflar kendimden şikayetler ve tevbeler O na...
Eskilerden Bir Ezgi Sökün Ediverir Bazen İstemesen de...
sus pus oldu sazendeler bu gece
hazırlan fırtına kopmak üzere
kalbime tünemiş kuşlar uçuştu
cam kırığı gibi doldun içime
eski bir madende göçük gibiyim
toprağın altında kalabilirim
kim vurduya gitmesin
aşkıma ses ver
uçarı...
uçarı...
uçarı...
...
sar bana kollarını...
Ve söyleyemezsin her kelimeyi içine sine sine istesen de..Kalbinin telleri akort olmaz bir türlü,yatar kalkar kurursun,başın yakışmaz ne yere ne göğe,sığdıramazsın kendini hiç bir yere..Hani olur ya bazen,uzak kalmışsın,uzaklaşmışsındır,tutar sıfırdan başlarsın,yoksa bu ilişkiler bu hayat seni alır yıpratır,seni alır kullanır santim santim çürürsün,işte hani olur ya kendi cümlelerin bile saklanmıştır senden,şarkılar sözleri ve en yakıcı ezgileriyle sökün etmiştir bir kere,kurtulmak istesen de kurtulamazsın ta ki,tüm ezgilerin sesini susturan ezgiye kendini verene dek..
Tut,bağrına bas,öp,kokla,oku,dinle,ağla,kurtul kalabalıklardan..Cam kırıklarından...
hazırlan fırtına kopmak üzere
kalbime tünemiş kuşlar uçuştu
cam kırığı gibi doldun içime
eski bir madende göçük gibiyim
toprağın altında kalabilirim
kim vurduya gitmesin
aşkıma ses ver
uçarı...
uçarı...
uçarı...
...
sar bana kollarını...
Ve söyleyemezsin her kelimeyi içine sine sine istesen de..Kalbinin telleri akort olmaz bir türlü,yatar kalkar kurursun,başın yakışmaz ne yere ne göğe,sığdıramazsın kendini hiç bir yere..Hani olur ya bazen,uzak kalmışsın,uzaklaşmışsındır,tutar sıfırdan başlarsın,yoksa bu ilişkiler bu hayat seni alır yıpratır,seni alır kullanır santim santim çürürsün,işte hani olur ya kendi cümlelerin bile saklanmıştır senden,şarkılar sözleri ve en yakıcı ezgileriyle sökün etmiştir bir kere,kurtulmak istesen de kurtulamazsın ta ki,tüm ezgilerin sesini susturan ezgiye kendini verene dek..
Tut,bağrına bas,öp,kokla,oku,dinle,ağla,kurtul kalabalıklardan..Cam kırıklarından...
8 Eylül 2010 Çarşamba
IYD EL-FITR FITRAT BAYRAMI
Bayram geldi..Bu bayramın adı,fıtrat bayramı.Aslına dönme,fazlalıklardan kurtulma,bir kartın şifresinin üzerindeki o ışılıtılı kağıdı kazıma ve şifreyi girme zamanı..
Bir hüzün var ama,çok yoğun..Fıtratta hüzün çok,ayrılmış kopmuş ya ait olduğu yerden,dünyaya inişi de hüzünle,dünyadan ayrılışı da..Yine çok sevdiğim haline hayranlık duyduğum bir velimle karşılaştım bugün.Bayram öncesi buluşup neler yapalım diye konuşmuştuk,nasıl güzel bir dinleyişi vardır,siz de susup dinlemek istersiniz,benzemek için.Nasıl hevesliydi ramazana.Yangın çıkmış bahçelerinde,annesinde beyin kanaması,tüm ramazanı hastanede geçirdik dedi.Size söyleyip üzmek istemedim..Anneannem,hastalıkla geçen yılları,annem,çocukluğum hepsi uçuştu zihnimde..
Ayşegül doktora gitmiş dün,bebeğin hiç birşeyi normal değilmiş.Organlarının çoğu yokmuş,alalım yaşamaz demişler,kalbi atıyor görüyorum nasıl durdurayım diyor,mantıklı ol diyorlar,susuyorum...sus diyorum,bekle ve dua et,dışardan bakmak serin,içinde olmak yanmak..
Fıtrat merhametle yoğrulmuş,hüzünle mayalanmış merhamet, belki hiç kendi derdime kalmayayayım diye bunca hüznü görüşüm..Ve şöyle bir dönünce kendime, şükredeyim,sayamadığım nimeti adedince hamdedeyim diye belki de..Çünkü bayram ramazandan ayrılış hüznünü şükür ve hamdle sarmalıyor..İçim içimle için için konuşuyor,sıkılmıyorum,susturmak istemiyorum hemde,çünkü hüzün de hamd de kalpte yer ediyor,yeri genişletiyor...
Not:Kurul toplantılarına yine de tahammül edemiyorum,konuşmuş olmak için konuşmaya hiç..Çok darım ,çok yine de...
Bir hüzün var ama,çok yoğun..Fıtratta hüzün çok,ayrılmış kopmuş ya ait olduğu yerden,dünyaya inişi de hüzünle,dünyadan ayrılışı da..Yine çok sevdiğim haline hayranlık duyduğum bir velimle karşılaştım bugün.Bayram öncesi buluşup neler yapalım diye konuşmuştuk,nasıl güzel bir dinleyişi vardır,siz de susup dinlemek istersiniz,benzemek için.Nasıl hevesliydi ramazana.Yangın çıkmış bahçelerinde,annesinde beyin kanaması,tüm ramazanı hastanede geçirdik dedi.Size söyleyip üzmek istemedim..Anneannem,hastalıkla geçen yılları,annem,çocukluğum hepsi uçuştu zihnimde..
Ayşegül doktora gitmiş dün,bebeğin hiç birşeyi normal değilmiş.Organlarının çoğu yokmuş,alalım yaşamaz demişler,kalbi atıyor görüyorum nasıl durdurayım diyor,mantıklı ol diyorlar,susuyorum...sus diyorum,bekle ve dua et,dışardan bakmak serin,içinde olmak yanmak..
Fıtrat merhametle yoğrulmuş,hüzünle mayalanmış merhamet, belki hiç kendi derdime kalmayayayım diye bunca hüznü görüşüm..Ve şöyle bir dönünce kendime, şükredeyim,sayamadığım nimeti adedince hamdedeyim diye belki de..Çünkü bayram ramazandan ayrılış hüznünü şükür ve hamdle sarmalıyor..İçim içimle için için konuşuyor,sıkılmıyorum,susturmak istemiyorum hemde,çünkü hüzün de hamd de kalpte yer ediyor,yeri genişletiyor...
Not:Kurul toplantılarına yine de tahammül edemiyorum,konuşmuş olmak için konuşmaya hiç..Çok darım ,çok yine de...
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
daralmalar,
dua,
günlük,
zaman
27 Ağustos 2010 Cuma
Kendimden Memnun Değilim!
Ne oldu oldu sanki büyü bozuldu.Ramazanın ortası,kupkuru bir dal öylece bi yere konulmuş taş gibiyim.Küçüğüm darım,sanki nefesim yetişmiyor,dua ediyorum ağlayamıyorum.Çocuklar için okul seçmem gerekiyor yine,yine..binlerce detay,birine uyan öbürüne uymuyor,biri kız biri erkek,biri yaşından büyük biri küçük,ama bunlar yalnızca perde,altı ben,bir kaç damla kan binbir endişe,insan..
Hilal geldi bugün,tam bu endişeli halimle mağaraya sığınmaya çalışırken,çıkıp Meryem e ulaşmaya çalışırken,Hilal..Ben yeterince dökünce eteğimdekileri,sen dedim sen nasılsın,ve içimdeki ben konuşmaya başladı,ille duymayınca böyle sesli söyletiyor Allah...
Kendimden memnun değilim,nagihan.Bir başkası olsam,kendimle ilişkilerimi mümkün olduğunca azaltırım,mesafe koyarım,gel gör ki kendimim ve kendimden kaçacak yerim yok.Çok darım.Onca biriktirdim zannettiğim,zaten dar kaptaki dolu su,dibi onca delik,gitmiyor yetmiyor.
Sarıldık sonra,birbirimize olan hüsnüzan ve sevgimizle olabildiğince,çocuklar izin verdiğince sarıldık.Ben seviyorum,çocuklar da seviyor Hilal i,benimle paylaşmadıkları şeyleri paylaştılar.Biri ineğinin neresinden çiş yaptığını gösterdi,biri de kedisinin burnundaki böcüleri çıkarmak için icat ettiği aleti:)Ben şaşkın,Hilal doğal..
İşte böyle daralmışken ve bunlara sebep ararken,dost lazım,söyleyemediklerini söyleyebilen,seni sana getirebilen,sığındığın bir Rab lazım,her hal insan için çünkü...
Hilal geldi bugün,tam bu endişeli halimle mağaraya sığınmaya çalışırken,çıkıp Meryem e ulaşmaya çalışırken,Hilal..Ben yeterince dökünce eteğimdekileri,sen dedim sen nasılsın,ve içimdeki ben konuşmaya başladı,ille duymayınca böyle sesli söyletiyor Allah...
Kendimden memnun değilim,nagihan.Bir başkası olsam,kendimle ilişkilerimi mümkün olduğunca azaltırım,mesafe koyarım,gel gör ki kendimim ve kendimden kaçacak yerim yok.Çok darım.Onca biriktirdim zannettiğim,zaten dar kaptaki dolu su,dibi onca delik,gitmiyor yetmiyor.
Sarıldık sonra,birbirimize olan hüsnüzan ve sevgimizle olabildiğince,çocuklar izin verdiğince sarıldık.Ben seviyorum,çocuklar da seviyor Hilal i,benimle paylaşmadıkları şeyleri paylaştılar.Biri ineğinin neresinden çiş yaptığını gösterdi,biri de kedisinin burnundaki böcüleri çıkarmak için icat ettiği aleti:)Ben şaşkın,Hilal doğal..
İşte böyle daralmışken ve bunlara sebep ararken,dost lazım,söyleyemediklerini söyleyebilen,seni sana getirebilen,sığındığın bir Rab lazım,her hal insan için çünkü...
18 Mayıs 2010 Salı
Hayranım sana,sanatına...

ay ...
ilk bakışta
ve de baktıkça
bıkmadan usanmadan
içime çektiğim
içine çeken beni
cemal,hayy
böyle işte
karanlıksam da
ne olur
bana da
nur yay...
Dün yine mest etmişti beni gök..Venüs tutulmuş meğer,tutmuş bırakmamıştı beni de,yıldızım venüs ya:) Karmakarışık bir gündü.Rüyam mevti tefekkürdü,ellerim mezarımın toprağıyla nemli gittim okula,ilk darbeyle sarıldım gözyaşlarıma,Hatice ablam aradı,benim için yeni ve şaşırtıcı bir sınav daha başladı.Hayırdır inş,müstehak bana, hiç yakıştıramazken sevdiğim birinin yerine başka birini,yakışmaya yakışmaya,üstüne emanet,kaç beden büyük bir elbise giymiş gibi,her yerinden taklit damlayan kendimi koymak...kendim de bir o kadar yabancı geldi düşününce ama,duam o ki affola...her duygum her düşüncem her bildiğim bilmediğim...
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
daralmalar,
şiirsel esinti
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

