yalnız bir ağaç
yalnız bir yağmur
yalnız bir pencere önü
yalnız bir sonbahar
yalnız bir bakış
yalnız sarı turuncu yeşil kızıl
yalnız bir toprak kokusu
kalpten kalbe ılık bir akış
hiç birini yalnız bırakmayan bir sarış
yalnızca bir yakarış
hazan ve kurban
aşka adanan
hüzün ve tebessüm
kalp kurtaran
29 Eylül 2014 Pazartesi
Pencereme elin değdi
14 Eylül 2014 Pazar
Kırlangıç güzellemesi
Şu yaşadığımız garip dünyanın sayısız hazineleri var. Görünen. Görünmeyen. Kırlangıçlar var mesela. Martılar var. Gökyüzünün süsleri. Göğe bakanlar var. Başını ille semaya çevirenler. Kalbine dönebilenler. Kız kardeşler var mesela. Kızıldeniz ötesine ulaşarak sadece Kırlangıçlardan söz edebilen. Kırlangıçlardan ve yağmurdan. Kırlangıçlardan ve elektrik tellerine dizilislerinden. Kırlangıçlardan ve kalbinden. Iste böyle bir güzelleme hayat.
Bir halı desenine bin hatıra biriktirmek. Martılarla simitini paylaşmak deniz kopukleri kadar hayran olmak. Ellerinde yağmurunu hissetmek Eylül'ün. Başında kirlangiclarini. Cocukluguna dönmek birdenbire saçlarını tutmak kırlangıç sürüleri gibi uzun olsunlar diye. Akşama yakın bir ikindi vakti. Dönerken kuşlar semada başını semaya cevirenlerle huu da..
Ahir zaman evet.kalbimizi yoran binbir isle hemhaliz binbir atesle fitnede..Atese tutulmakta madenlerimiz.
Bütün vakitler ikindi. Bütün mevsimler hazan. Ama hüznün hüsnle bir alakası var..esefin bile..Yusuf un cemaline Efendimizin siretine sinmiş bir güzellik hüzün...
Bütün vakitler ikindi sarısı, bütün hüzünler sonbahar..Allah ın kalbimize sunduğu ne tükenmez hazineleri var...
7 Eylül 2014 Pazar
Yaprak dökümü
Diri diri bir yaprak dökümü bu
Şahit olamayanın gömüldüğü
Bedeller bedeller bedeller
Ceza kurbanları
Akika kurbanlarına karışıyor
Kurban Bayramı yaklaşıyor
Kurbanliklar kurbiyetlerini kanitlasin diye
Yapraklar dökülüyor
4 Eylül 2014 Perşembe
Eylül mü gelmiş?
Eylül gelmiş
Bana hiç söylemeden
Sanki onca hatiramizi unutmuş
Hiç bişey yaşanmamış gibi,
Küs gibi gelmiş
Ne kokusunu yollamis ne rengini haberci
Takvimlerden duydum
Eylül gelmiş
Eylül bak,sana anlatacak bi istanbulum var ellerimde,
Vapurda esen rüzgar
Köpük köpük deniz
Guzellemesi martilarin
Yağmurlu yollarım var..
Kendimi gök gurultusune birakmisligim..
Sen benim unuttuğum yol azığımsın,
Bir iki diye sayamadigim..
Mekanla iklim de değişiyor beni anla..
Sen benim sağalmayan hüznüm
Ergin sokaktaki sararan yapraklarimsin..
Eylül gelmiş
Öyle mevsimsiz
Öyle zamanlı zamansız
Öyle sessiz
Öyle habersiz..
Yanar ateşler dağlarda nar tanem
Ve senin sevgin gönlümde..
4 Mayıs 2014 Pazar
mevsimi na/geh
bir yarayı kaşiyorum
boyuna, enine
günlerin gecelerin
kabuk baglatmiyor ki
hayat dediğin
indiriyor sağanak sağanak
kalbimin
derinliklerine
acısı sagaltilmis
bir yerlerine
adına umut diyorlar
su gibi bir şey
acısı tatlısıyla
arada perdesiyle
korkunun ve titreyisin
bir his işte
öyle tarifsiz
sevgin
kan ve kir arasından
akan nehir
süt
seni bilişim
bir yarayı kasiyorum ben
gecelerse aylarca
süt sagmada kalbime
bir sagimlik canım var
ellerinde..
hem sen her yaraya merhemsin..
kimse ellemesin
bu mevsim
ki simdi adına Receb diyorlar
delili yok/muş bile diyorlar
belli ki solumuyorlar
hal bu ki ya Muhavvil
zuhurunun siddetinden
alıyor çiçeklerini bahar
bak gittikçe kısalan
cümlelerim var
bu üç ay ki içinde
kelimelerim var
suskunluklarim var
ve bir sırt yangını
bir buharlaşma isteği
bir tutma bir kavuşma eylemi
yaralarim ve devalari
korku ve umut
kadehte şarap ve süt
kalbinde asılı hilalin ucundan tut
tut ki
affedildin
yetmez mi
tum yaralara
değmez mi
ellerin
/
ellerin ki
ağaç gibidir
kök salar benligime
çiçek gibidir
adı adım olsun isterim
guvercindir kanattir göktür
bu yara ki tabibim
artık sizindir, bana yüktür
mudahalemden biçare yare
artık devasi mevttir setrdir örtüdür
ellerin diyorum
öyle derin
/
sen bana bakma
utanirim
ben sana
susayim
bilirsin
çok dayanamaz
uzaklığına
kalbim
bu mevsim
beni sen al,
bana bırakma
bir göz açıp kapama
bile olsa
acır kanar içim
sen bana bakma
al beni benden
ver bana seni
bak
tamamlayamiyorum
kelimelerini