25 Aralık 2022 Pazar
adem 🍃
20 Kasım 2018 Salı
Musibet - zulüm- hasene - seyyie - aşk -
Kulun kulluk makamına göre " sevgilim gücümü ölçme benim " dediği, " Allah' ım neden " dediği, " Neden ben " dediği, binlerce cümle kurabildiği, kendini görebildiği göremediği bir ince çizgi var , bir ağır damla belki ..İşte orda " Sen bana kızgın değilsen hepsine razıyım " diyor Alemlerin Rahmeti...
Bütün imtihanlarımızı üst üste koysak ... Nedir ederimiz ... Babasız, annesiz, denî olan şu yerin kanunlarında kime neye dayanacak bağlanacak olsa onsuz kalmış bir emniyet, rahmet güneşi doğar mı içimize çektiğimiz bir acıdan...
"Iyilik de kötülük de Allah katındandır, iyilikler Allah'tan kötülükler kendindendir " in ince çizgisinde durduk , kimsenin içindeki nârı durtmemek için...
Nisa nasib kısmet suresiydi zaten, burasi kaderden pay .. Ve kaderine razı kul , inci gibi kıymetli, ömürlük dersimiz bu :
راضية مرضية....
Hiç kuluna zulmeder mi Mevlası
Onun çektiği hep kendi cezası
Âlemlere rahmet güneşinin doğduğu gün, gece, tan yeri , kalbim , zulmetim, nura huzura ihtiyacım , ibadeti tenhada bir yere çekilip hayal kurmaktan ibaret sanışımla vuruluyorum, en çok kandil geceleri... Hastalıklar , tartışmalar, şikâyet edilecek konular , ağlamalar, sınavlar yazılılar...
Rabbim .. nasipsiz miyim sorusundan bu sefer bir farkla belki böyle daha sevimliyimdir dedim , çok iyimser olabilir ..diye hemen mesneviye sarıldım... Böyleyken böyle dedim..
Sinek gibi vızırdanışımı anlattı bana... Sineğin rüzgardan şikayet edişini, rüzgâra zülüm atfedişini, rüzgar gelince sineğin hükmünün yok oluşunu... Sonra yok oluştaki güzelliği, aşkı, ölümsüz aşkın aşk olmamaklığını... Düşünsenize sinek bile olsam rüzgara aşık ruzgardan razı olsam , o gelince yok olsam, uçuşum artık onda var olsa... Sadr-ı cihan gelip okşasa solgun kalbimi...
Işte hasene - seyyie anlayışı sineğin.. Ruzgarın rüzgarlığı, zatının varlığı, kimine hasene kimine seyyie...
Mesnevî 3. Defter 4600 ler...
Süleyman aleyhisselâm’ın acıklanan sivrisineğe düşmanını da
mahkemeye getirmesini emretmesi
Süleyman, “ Ey güzel sesli, Allah emrini candan dinlenmek gerek.
Allah bana dedi ki: “ Ey adalet sahibi, hasmı da hazır olmadıkça kimsenin şikâyetini dinleme.
İki hasım da hazır olmazsa hâkim, hak hangisindedir, bilemez.
Birisi yalnız gelse de yüzlerce şikâyette bulunsa, yüzlerce feryat etse bile sakın ha, sakın... hasmı olmadıkça
sözünü kabul etme.
Ben fermandan yüz çeviremem. Hadi git, hasmını al, öyle gel” dedi.
Sivrisinek dedi ki: “ Sözün doğru, delilin tam yerinde… düşmanım rüzgâr, o da senin emrinde!”
O padişah “ Ey seher yeli, sivrisinek, zulmünden feryat ediyor… gel,
Hadi, geç hasmının karşısına da anlat, ona cevap ver, dâvasını reddet!” dedi.
Rüzgâr, bu emri duyunca çabucacık esip geldi… fakat sivrisinek kaçma yolunu tuttu!
Süleyman “ A sivrisinek nereye? Dur da ikinizi de dinleyip hüküm vereyim” dedi.
Sivrisinek dedi ki: “ Padişahım, ölümüm, onun varlığından… zaten günüm, onun dumanından kararmakta.
O gelince ben nasıl durabilirim? Benim kökümü kazan o! ”
Tıpkı bunun gibi Allah tapısını arayan da Allah geldi mi yok olur.
O vuslat ebedîlik içinde ebedîliktir ama o ebedîlik yokluk suretinde tecelli eder.
🌧Nur arayan gölgeler, nur zuhur etti mi yok olur.
Âşık, başını verince akıl kalır mı gayrı? Her şey helâk bulur, yalnız onun hakikati kalır.
Onun hakikatine karşı var da yok olur, yok da. Yoklukta varlık… bu, pek acayip bir şey!
Bu makamda akıllar elden çıkar, kalem buraya vardı mı kırılır, bir şey yazamaz olur!
Sevgilinin, kendine gelsin diye âşıkına iltifat etmesi
Sadr-ı Cihan, o âşıkı yavaş, yavaş istiğrak âleminden çekmekte, söz söyleme makamına getirmekteydi. 🍀
Padişah âşıkın kulağına dedi ki: “ Ey yoksul, eteğini aç, sana altın saçmaya geldim. 🕊
Canın ayrılığımla halecan içindeydi… İmdadına geldim, nasıl oldu da ürküp kaçtı?
Ey ayrılığımla dünyanın soğuğunu, sıcağını, kahrını, kahrını, lûtfunu gören âşık, kendine gel, dön geriye!🍃
Akılsız bir tavuk, deveyi evine konuk götürür.
Fakat deve, tavuğun evine ayak atar atmaz ev yıkılır, dam çöker!🌺
Bizim aklımız, fikrimiz de tavuk kümesinden ibaret. Salih’in aklıysa Allah devesini arar.
Deve, başını suya, toprağa daldırınca orada ne toprak kalır, ne can, ne gönül.
Aşk öyle bir fazilettir ki insanı faziletler sahibi yapar… fakat insan, bu haddinden fazla dileyiş yüzünden hem
pek zalimdir, ham de pek cahil!
İnsan hakikaten bilgisizdir; Hele bu müşkül avda büsbütün bilgisiz. Bir tavşan, aslanı kucaklamaya çalışıyor!
Eğer aslanı bilseydi, görseydi hiç kucaklamaya kalkışır mıydı, buna imkân mı var?
🌾🌾🌾🌾 İnsan, canına da zulmeder, nefsine de… fakat şu zulme bak, şu zulmü gör ki adaletlerden bile topu
kapar, adaletlerden bile üstündür, ileridir.
Bilgisizliği ilimlere üstattır… zulmü, adaletlere doğru yol gösterir.
Sadr-ı Cihan, bu nefesi kesilmiş âşık, ona ben nefes bağışlayınca dirilir, kendine gelir diye âşıkın elini tuttu....
🌾🌾🌾🌾🌾🌾🌾🌾🌾🌾🌾
“ Bu bedeni ölü, bu canı uyanık âşık, benimle diriliyor. Şu halde o, benim canım… bana yüz tutuyor.
Ben onu bu candan yücelteyim, bu cana muhtaç olmasın. Ona bir can bağışlayayım da ihsanımı onunla
görsün!🌧🌧🌧🌧🌧🌧🌧
Öl ki dirilesin....
9 Eylül 2014 Salı
Konya Medine arası Mekke ...
Şimdi içimden ayrılıp yol olan bir damar
Ilık ılık yatağını yapıyor
Bir gök elvanı sarhoşu dağlar
Yolların önünü gök yüzünden kapıyor
Ve dağlar sırf bu aşkla yok oluyor,
Nice ruhun yüzü suyuna ova oluyor,
Rengi atıp boz oluyor..
Sapsarı kesiliyor aşkından toprak
Yolu Medine oluyor, Konya oluyor...
Şimdi bütün ince damarları sızlıyor yeryüzü ikliminin
Sızlamayan damardan kan akmıyor
Titremeyen yaprağa su yürümüyor
Can...öyle bir abı hayat ki
Ne gelesi ne çıkası acısız değil
Can...işte şerha şerha yarıp içimi
Bir minibüsün arka kenar koltuğuna yerleşiyor..
Göğü deniz yeri gök olan bir yolda tekerlekler dönüyor...
Şimdi on sekiz beyit Yasin e karışıyor
Bu damarların karismamasi mümkün değil
Taze temiz kan yürüyor gövdeme
Gövdemıze gelen kan gözümüze gelen yaştan ayrı değil..
Lokmalarindan nasibimi arıyorum sevgilimin
Bir kaşık çorba bir dilim peynir ekmek çay
Dediysem anla beni lokmanin hepsi yemek değil, içmek değil..
Bu yolun nasibi riza lokmasindan başkası değil...
Bütün damarların sıratı mustekimi hablullahtan başka bir gök ipi değil...
19 Temmuz 2014 Cumartesi
Ramazan 20 lokman
Güzel aşık cevrimizi çekemezsin demedim mi..
Bu bir riza lokmasidir yiyemezsin demedim mi..
Geceden mesneviye yaslamış olduğum ağır bir başım vardı bugün. Kabul ettim ne dediyse, git burdan gucsuzsun bile dedi. Suçumu sucsuzlugumu...evladima yaptiracagini bu kalp imarini mujdesini verdi.
Bana haremde rum Lokman ve secdeyi bağrıma basmak kaldı.
3 Haziran 2014 Salı
Sus 1-2
Ey sen..
Ses etme
Sesini duyan var
Inna lillah dedin,aksi sedan var
Yazdığını yaşatan,yaşadığını anlatan var
Dağ gibi gecelerin var su sesine
Cevize taş,yola baş
Uzun etme
Sus içine..
6 Nisan 2014 Pazar
Başucumdan bildiriyorum
Bir Gül
Beyaz
Nasıl güzel
Bir berrak bardak
Suyu var
hala
Mesnevi
Ustam dostum
sevdiğim
Affetmeler
bagislamalar
ayrılıklar
diyor pecesini aralayinca
Bir komidin
Bir kağıt
Bir örtü
Bir ucu kıvrık
Bu yabancilik
Bu gariplik
Yatağın
benim olmayan tarafı
Gibi dünya
Başucumda
gönlüm
Bir Gül
Beyaz
Nasıl güzel
Nasıl şiir
Yitik bir şey
hayat
Ya hayy ya kayyum
21 Şubat 2014 Cuma
İçe doğru...
Herkes yaşadığı yere benzer demiş şair, yaşadığı yerin suyuna toprağına...
Sahih mi demiyoruz şair sözlerine, alıp karışık şuur dünyamızın bir yerine tanım olarak ilistiriyoruz.bu bazen derman oluyor bazen dert, sonra kalp ehli bir şair ey derde derman isteyen yetmez mi dert derman sana diyor, icimize dönüyoruz..gömülüyoruz mu deseydim..
Yaşadığım yerin toprağı dağ..Aşık sesine yankı ister diyor bir şair de, onun icin her peygamber dağı sever..Sertlesmemi yaşadığım yerin sessiz yankisina mi versem seslenemeyisime mi..Suyu zemzem..mayalayan bozulmayan abı hayat bunu dua kısmına ilistiriyor kalbim..merhem diye sürüyor...
Kalbim..dağda gelincik bazen..ve biri icimden bir papatyayi cekistirip duruyor, seviyor sevmiyor seviyor sevmiyor..
Kalbinizin sevmediklerinden sakının demiş hz ömer..faruk olmak bu, sevmeyenin kalbi olduğunu farkedebilmek..busbutun kalp olabilmek..
Kalbim...diyorum bazen , orda mısın...
7 Temmuz 2012 Cumartesi
Gurbet
Bir neye arkadaş olmak..
Sen de benimle aynı dertteymişsin...
Ayrılmışsın sevdiklerinden..
Güzel meltemler,yeşillikler,ırmaklar arasındaki
o kamışlığın..
İçini boşaltmışlar,
tam yedi delik açmışlar ,
beş duyum,pencerem kapım..
Öyle bir delik ki içindeki ,ne yapsan dolmaz,
içinde açılan..
Kim aradığın senin..
Aşık oldun,yandın yakıldın kavuştun,aşkınlaştın,
bela dedin,soru sordu cevap verdin..
bedeli vardı,ispat istedi..
gurbet böyle geldi..ayrıldın..
bilemeyecektin gurbet nedir ,nasıl bir şeydir..
verir dener,alır dener..
asıl gurbet ölene dek sürer..
vatan sevgisi imandandır hadisi,
ahiret vatandır der...
Elhamdülillah..
1. Bişnev in ney çün hikâyet mîküned
Ez cüdâyîhâ şikâyet mîküned
Dinle, bu ney neler hikâyet eder,
ayrılıklardan nasıl şikâyet eder.
2. Kez neyistân tâ merâ bübrîdeend
Ez nefîrem merd ü zen nâlîdeend
Beni kamışlıktan kestiklerinden beri feryâdımdan
erkek ve kadın müteessir olmakta ve inlemektedir.
3. Sîne hâhem şerha şerha ez firâk
Tâ bigûyem şerh-i derd-i iştiyâk
İştiyâk derdini şerhedebilmem için, ayrılık acılarıyle
şerha şerhâ olmuş bir kalb isterim.
4. Herkesî kû dûr mand ez asl-ı hiş
Bâz cûyed rûzgâr-ı vasl-ı hîş
Aslından vatanından uzaklaşmış olan kimse, orada geçirmiş olduğu zamanı tekrar arar.
5. Men beher cem’iyyetî nâlân şüdem
Cüft-i bedhâlân ü hoşhâlân şüdem
Ben her cemiyette, her mecliste inledim durdum. Bedhâl (kötü huylu) olanlarla da, hoşhâl (iyi huylu) olanlarla da düşüp kalktım.
6. Herkesî ez zann-i hod şüd yâr-i men
Vez derûn-i men necüst esrâr-i men
Herkes kendi anlayışına göre benim yârim oldu. İçimdeki
esrârı araştırmadı.
7. Sırr-ı men ez nâle-i men dûr nist
Lîk çeşm-i gûşrâ an nûr nîst
Benim sırrım feryâdımdan uzak değildir. Lâkin her gözde onu görecek nûr, her kulakda onu işitecek kudret yoktur.
8. Ten zi cân ü cân zi ten mestûr nîst
Lîk kes râ dîd-i cân destûr nîst
Beden ruhdan, ruh bedenden gizli değildir. Lâkin herkesin rûhu
görmesine ruhsat yoktur.
9. Âteşest în bang-i nây ü nîst bâd
Her ki în âteş nedâred nîst bâd
Şu neyin sesi âteşdir; havâ değildir. Her kimde bu âteş yoksa, o kimse yok olsun.
10. Âteş-i ıskest ke’nder ney fütâd
Cûşiş-i ışkest ke’nder mey fütâd
Neydeki âteş ile meydeki kabarış, hep aşk eseridir.
11. Ney harîf-i herki ez yârî bürîd
Perdehâyeş perdehây-i mâ dirîd
Ney, yârinden ayrılmış olanın arkadaşıdır. Onun makam perdeleri,
bizim nûrânî ve zulmânî perdelerimizi -yânî, vuslata mânî olan perdelerimizi- yırtmıştır.
12. Hem çü ney zehrî vü tiryâkî ki dîd
Hem çü ney dem sâz ü müştâkî ki dîd
Ney gibi hem zehir, hem panzehir; hem demsâz, hem müştâk bir
şeyi kim görmüştür
13. Ney hadîs-i râh-i pür mîküned
Kıssahây-i ışk-ı mecnûn mîküned
Ney, kanlı bir yoldan bahseder, Mecnûnâne aşkları hikâye eder.
14. Mahrem-î în hûş cüz bîhûş nist
Mer zebânrâ müşterî cüz gûş nîst
Dile kulakdan başka müşteri olmadığı gibi, mâneviyâtı idrâk
etmeye de bîhûş olandan başka mahrem yoktur
15. Der gam-î mâ rûzhâ bîgâh şüd
Rûzhâ bâ sûzhâ hemrâh şüd
Gamlı geçen günlerimiz uzadı ve sona ermesi gecikti. O günler, mahrûmiyyetten ve ayrılıktan hâssıl olan ateşlerle arkadaş oldu –yânî, ateşlerle,
yanmalarla geçti - .
16. Rûzhâ ger reft gû rev bâk nîst
Tû bimân ey ânki çün tû pâk nist
Günler geçip gittiyse varsın geçsin. Ey pâk ve mübârek olan
insân-ı kâmil; hemen sen vâr ol!..
17. Herki cüz mâhî zi âbeş sîr şüd
Herki bîrûzîst rûzeş dîr şüd
Balıktan başkası onun suyuna kandı. Nasibsiz olanın da
rızkı gecikti.
18. Der neyâbed hâl-i puhte hîç hâm
Pes sühan kûtâh bâyed vesselâm
Ham ervâh olanlar, pişkin ve yetişkin zevâtın hâlinden anlamazlar.
O halde sözü kısa kesmek gerektir vesselâm.
22 Aralık 2011 Perşembe
Reçete
''Su arama,susuzluğu elde et,böylece yukarıdan ve aşağıdan su çağlar.Git,susamak ve hararete rehin olmak için aşağıda ve yukarıda koş..
senin ihtiyacın bitkiden az değil ki suyu tutup bitkiye götürüyorsun,suyun kulağını tutuyor,güzellik bulması için kuru ekine çekip götürüyorsun.
Rahmet bulutu,içinde gizli cevherler olan can ekini için kevser suyuyla doludur.
''Rableri onları sular''hitabı gelsin diye susuz kal,Allah doğruyu daha iyi bilir....''
Allah doğru anlamayı,yaşamayı nasip etsin...
