ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

30 Eylül 2010 Perşembe

İnsan Yalnız Her Zaman ,Yanında Bir İsim Kalan...

          İhtiyaca binaen ses işittirmeye devam etti terbiyeci.Yalnızdı eğitilen ve farkında bile değildi yalnızlığının.Hep kalabalıklar arasında dahası canından can kattıklarının yanındaydı.Nasıl yalnız olsundu ki ne lezzet tatsa aklı çocuklarındaydı.Belki anasında babasında belki kocasındaydı.O da tatsaydı,o da gelsin,hep beraber parolasıydı.Eğitici en gedikten bir gediğe dokundu,bir ek koy dedi her sevdiğine..Her korktuğuna,umduğuna başladığına,ile de..Ne ile..Bir isim ile..Bir isim ki gemiler onunla durur onunla yol alır(Hud),bir isim ki en güzel mektuplara onunla başlanır(Neml).Bir isim ki kainatta hükmü vardır,zaten her yanına varılan onunla ve onadır..Duymuştu eğitilen daha önceden,ama duymak bilmek değildi,bilmek uygulamak,ille cehd gerekti,ille sınanmak..

        Okudu,dinledi,not etti yeniden niyet etti.Yanına ismi alıp merhamete sığınmaya gayret etti.Merhameti yaratan, zavallıya merhamet etti.Tam çocuklarını alıp arabaya binerken,Bismillahi mecraha ve mürseha dedirtti,binince inne rabbi le gafurun rahim.Bismillahirrahmanirrahim.Yinede içinde bastıramadığı bir şımarıklık hissetti,kötüydü,çünkü kulluktan çok başka bir yerdi şımarıklık,neyse dedi.Hemen müdahale etti terbiyeci küçük masum şirin oğlan mağazanın birindeki güzel bayan resmini kendine anne olarak seçti, niye,güzelmiş,kalakaldı eğitilen biraz toparlandı,kız evlat öz evlat dedi.Kız gözleri dolu anne sen ona bakma zaten saçmalar dedi.Terbiyeci yalnız olduğunu ve kul olduğunu anlatacaktı,oğlan bahaneydi..

        Dönme vaktiydi.Yol güzeldi.Birden bire bir şey oldu.Arabanın önüne bir beyaz köpekçik fırladı.Bismillah yankılanırken,korkunç bir ses bu yankıya katıldı.Araba tam bir çember çizerken,eğitilen tamamen yalnızdı,üstelik yalnızlığının farkında bile değildi.Ölümle yaşamın arasındaydı.Aklında ne çocukları ne ana babası ne kocası vardı.Çocuklar bile anne demediler,sessizleştiler sadece.Öylece beklediler,anneleri yüzlerine bile bakamadı.Bir kaç saniye..Ama ne uzun geldi,ömür gibi.Araba döndü,feleğin çemberinden geçer gibi.Sebepleri ve sonuçları tertip eden terbiyeci,ziyansız kurtardı,zavallı kullarını..

       İnsan ölürken  yalnızdı.Duymuştu eğitilen daha önceden,ama duymak bilmek değildi,bilmek uygulamak,ille cehd gerekti ille sınanmak...

29 Eylül 2010 Çarşamba

İstanbul dan Kalan Bir Uzun Bakış ve Bu Kadar da Olmaz ki...

     Aşk üzerine düşünürken ve İstanbul deyince gözlerime hücum eden mavi denizin yerine oturan bir çift kahverengi,düşününce siyah bakış ve beyaz fonu nasıl anlatacağım derken.Deniz kokusu yerine yerleşmiş bir misk kokusu titretirken duyularımı ve aslında önceden yazılarını okuyamadığım birinin yazıları nasıl gelip oturuyor içime..Bir de itiraf iyi mi!Bu kadar da olmaz diyorum içimden,olduğuna belki yüzbin kere şahitlik etmeme rağmen.Oluyor yazılar öyle sitelerden filan çıkmıyor karşıma,tavan arasından çıkan fotoğraflar tadında geliyorlar,bahçede,annemin evinde,olur olmaz yerlerde..
   
     Öyle karmakarışık ki duygular,safaya ermek zor görünüyor,sonra her şey flulaşıp bir O kalıyor oh ne güzel diyip derin derin nefes alıyorsun,Koku alıyorsun,alıcıların kalite ve ivme kazanıyor.Dokunuyor ve dokunduğunu hissediyorsun.Sıcağın soğuğun ve ılığın bir anlamı var,yeşilin kırmızının kahverenginin beyazın,gördüğün aydınlığın ve göremediğin karanlığın.Duyduğun seslerin,ağlama ve gülmelerin.Çoğalıyorsun,başını önüne eğiyorsun,yere baktıkça göğe bakmayı öğreniyorsun.

    Bakıyorsun,bekliyorsun,adam akıllı gözlüyorsun.Baktıkça açılıyor,gözlerinle konuşuyorsun.Ya bakış beklemek.Bana baksınla bakınca gözlerini kapamak arasında kalmak.Sonra açınca o bakışı kaybettiğine yanmak.Adı ne ola ki bu duygunun..Besbelli adı aşk.Herkesin aşkı kendince,küçüğüm küçücük aşkım,büyükler üçüncü gözle seyretmekten bahsediyorlar,iki göze seyran talimi yaptırıyorum, olsun...

   Olsun,gözlerime beyaz bir ışık dolsun,adı nur olsun,diğer görüntülerin renkleri solsun,olsun...Kapat gözlerini diyemesemde hem sesime hem kulağıma dolsun;

Bir tatlı tebessümün bin vuslata bedeldir
Gözlerin,gözlerin,gözlerin...
Hayat verir
Aşkın ise eceldir...

28 Eylül 2010 Salı

Aradığınız Kişiye Şu An Ulaşılamıyor

Ne çok hayat var,ne çok çokluk..Ne çok çocuk var,ne çok anne..Artık,sustum dinliyorum ben de..Sen de haklısın evet,ve ben yorgun..Neden olmuyor derken açtım kendimi sert eleştirilere,iyi oldu sakin kavgasız savunmasız dinlemek ,sakin olmak ne güzel.

Dinlemek su içmek gibi tutturduysan içinde bir kıvam.Yoksa içini cıvıtan bulandıran.Susmaksa bir oruç belli,Meryem den,Zekeriyya dan kalan,yadigar hem,hem müjdeli olan.Sustukça susuyor insan,su içmek için dinlemeyi öğreniyor belki.Sakin olmayı..

Hala içimde bir disiplin oturmamış ama,niye bu felsefe 'keep calm and carry on' cümlesiyle canlanırda teenni gelmez,bak kelimeden bile şüphe ettim,böyle miydi sahi,acelesiz sukunetle yaşamak..Yok mudur bunun hat levhası?

Sakin olmak..s-k-n..Düşünelim.Mesken tutmak,iskan almak,sukunet bulmak,durulmak.Bir yer edinmek ve orada kalmak,oradan oraya düşüp çıkmamak.Sabretmek belki,çıkıp bir dağın başına oturmak,ağzına kadar dolu bir şişeyi sıkı sıkı kapamak.Kaktüs olmak,içinde tuttuğu suyla mutlu,sıcak ayazları karşılamak..

Nasıl görünüyorum dedim bir dosta,iyi dedi oldukça iyi görünüyorsun.Sonra bir baksam,tık tık,kimse yok..Nereye gidiyorsun anlamadım..Aynen öyle,aradığınız kişiye şu anda ulaşılamıyor.O muhtemelen şimdi dünyayı sırtlanmaya, sesiyle sonucu etkilemeye ,herkesi bir standarda sokmaya,gücü yetermişçesine çocukları için en iyiyi yapmaya çalışıyor,ya da belki düpedüz uyuyor.Konuşuyor belki,belki sadece saçmalıyor.Sakinleştiği,ağlayıp yaklaştığı zaman yeniden deneyin,inşallah..

Halbuki birbirinden nice farklı ne çok hayat var.Ve hayatta ne çok çokluk,ne çok çocuk ve de anne,şimdi sustum dinliyorum ben de...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...