ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

29 Aralık 2010 Çarşamba

Bakara

          Çok ilginç bulmuştum sure isimlerinin anlamlarını öğrenince,hatta şaşırmıştım.Sonraları bir kitap dizisi canlandı gözümde.Nahl,Neml,Bakara,Ankebut...Arı,Karınca,İnek,Örümcek...Ara örneklerden sivrisinek,eşek,maymun,kuşlar...Neler anlatır alem bize,kainatı okumaktan habersiz kendi içinden bihaber olunca anlamsız bile gelebilir bir dinin yüce kitabının sure isimlerinin hayvanlar olması..İçine bakınca cümleyi bile buluruz sivrisinekte üstelik,onlardan kimi Allah bunu örnek vermekle ne murat etmiş der,anlamaz,kimi de Rabden gelen haktır der okumaya çalışır..
           Bakara sadece inek sığır demek değil,bambaşka anlamları okumak,toprağı yarmak,en güzeli.Hayat kılavuzundan  bir harfe daha tanıdık bakmak çok değerli.İçini deşen,ortaya çıkaran bir anlamı var ki bakaranın başından beri kalplerimizi didik didik yoklayan..Alışkanlıklarımızı,genel kabullerimizi,alışılagelmiş yaşantımızı,kime benzediğimizi,şablonlarımızı,kodlarımızı ortaya çıkaran.Hayat denen alış verişte ne aldığımızı ve ne verdiğimizi anlatan.Kurbanlarımızı sorgulayan.
           Bir bakara kesmenizi istiyor Allah deyince,hani insan sormuş da sormuştu.Ne renk,nasıl,anlayamadık,hepsi birbirine benzedi,bizim güncel sorulaımızı ekleyelim,öyle mi olsa,böyle mi yapsak,biraz daha açıklasanız,neden acaba,hikmeti nedir,onun yerine şöyle yapsak,sonra yapsak,ben yapınca en güzelini yapacağım ama şimdi zor...vs..vs...Bizden bir şey istenince ne yapıyoruz acaba...Sığırı kes deyince,kesiyor muyuz kelimelerle emri yapmanın heyecanını ve lezzetini mi öldürüyoruz.Ezan okununca mesela,kaç vakit geçiyor şunu mu öncelesem bunu mu derken azapla..Hemen tutunca içimiz dolmuyor mu emniyetle mutlulukla...Ve biliyor muyuz biz neye niyet edersek alem bize onun gerçekleşmesi için yardım eder.Namazdan önceye koyduğumuz iş bitmek bilmez,aksi gider.Tam tersi önce namaz deyince,sonrasında gelen huzurla gelir huzurla gider..
          Hasta,huysuz,huzursuz birine iyi gelsin diye,kendime..Allah sahili selamete çıkarsın....

28 Aralık 2010 Salı

Başka Bir Cumartesi

     İnsanı anlamak kendini anlamak demek.Kendini anlamak ise sahibini anlamak demek.İnsanın her anı kendini anlamak için bir sınav demek.Tasavvufun sürekli salık verdiği gibi,Kehf de hikmetini açıp anlattığı gibi Rabbin,bir şeyi yap dediği için yapması insanı kurtaran,mantık aramak,çözüm aramak boğup sıkıp bırakan demek.
      Hani o ticarette ilerlemiş kavme cumartesi yasağı konmuştu.Bir sınavdı kendilerini tanımaları ve aşmaları için,bir üst kata çıkmak için. Cumartesi günü avlanmayacaklardı.Ama gel gör ki balıklar o gün her günkinden daha fazla kıyıda oynaşıp durmaktaydı.İnsanın içindeki yasak kanı kaynatmaktaydı.Yasak tatlıydı,en iyi öğrendiğimiz cümle buydu zaten..İsrailoğulları ise zeki ve menfaatperest..İnsan bu.Neye istidadı varsa orayı nereye taşıyabiliyor.Kılıfına uydurmaksa yaptığı bunu Rabbine bile yapabiliyor.Eee,Allah ne dedi,cumartesi avlanma dedi,hani bizde olsa,hemen şu cümleler takip eder konuşmaları,islam dini mantık dini,bu zamanda da güçlü olmak gerekli,bizim tutmadığımız balıkları eller tutsun iyi mi,onlar ne konuştular bilmiyoruz ama vardıkları karar zeki görünsede,çocukça,komik,kimi kandırdığından habersiz...Nerde kaldık,cumartesi avlanma dedi Allah,peki,cuma günü atalım ağları,pazar günü toplarız,böylece cumartesi inadımıza oynaşan balıkları yakalarız,dediler...
      İnsanın içi cevher ve her cevher iki yönlüydü halbuki.İki uçlu bıçak gibi.Zekiyse insan,önünde iki yol vardı.Zaten içindekine rağmen bir şeyler kazanacaktı.İştahı olduğu halde yemeyen,yalan söyleyebilecekken söylemeyen,aldatabilecekken aldatmayan,güzelken örten,görebilirken bakmayan,gençken iffetli olan...Kılıfını hazırlayabilecekken minareyi çalmayan...Çünkü bilmeli insan kılıfına uydurdukça taklitçi bir yaratığa dönüşecek içi dışı.Kendi kalmayacak,ciddiye alınmayacak,ciddiyeti kalmayacak, maymun olacak...Kendinden bin kat aşağı olacak,düşecek.Anlayacak ki minareden düşenin parçası bulunur da gönülden düşenin bulunmaz. .
  
Ve unutmayacak,zeki insanın tek zeki kendini sanması en büyük aptallıktır....


Bakara suresi,İsrailoğulları ayetleri...

25 Aralık 2010 Cumartesi

Sis Hissi...

Songül 'e...

           Bakıp dururken gecenin kandiline hayran dalgın,telaşlı anlık,ya da kaçamak aydınlık.Ne olur olur,kaybolur nur yüzü ayın bir belirsiz grilikte.Gecenin berrak siyah nuru bile yoktur.Apaçık bir sis görünür gökten yere ağmış,duhanin mübini hatırlar irkilirsin.Özlemle arar,özlemeyi de seversin.Kim bilir kaç halini göremedim,kaçırdım dersin tamamlanışını dairenin.O da bana bakıyor mu,arıyor mu diye merak edersin,içine döner,döner döner durursun..Gece gündüze karışmıştır artık.Ne siyah ne beyaz yoktur,bir belirsizlik alır götürür tüm hislerini,bulamazsın kendini.Ayakların yere basar.Anlarsın bastığın yerin,yerin o kaygan yüzü olduğunu,güllük gülistanlık müştak olunmayacağını,tüm hislerin ve renklerin senin için olduğunu.Ama bilirsin sana görünmese de oradadır beklediğin,dönüp durmaktadır senin etrafında.Sis dağılınca daha bir berrak olacak iç dünyan da..Her şey zıddıyla kaim ama,kim demiş,siyahın zıddı beyaz diye,belki tam ortası zıt ikisine de....

        İçimde bir his var
        Gökyüzünde tarifsiz bir sis
        Sanki benim sebebi
        Gözlerimden çıkmış bu is..
        Oysa çekmek isterdim
        Gözüme geceyi sürme diye
        Ay ışığı sürmek isterdim
        Ruhuma,bedenime..
        Yıldızlar menevişi kalbimin
        Karanlık örtüm olsun...
        Olsun!
        Bu sis de gecenin tülü olsun...
        Ne gelirse geceyle,
        Dua gibi mübarek olsun...
      
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...