ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

20 Ekim 2019 Pazar

Etten kemikten nura yol var...


" O baştan aşağı nur idi.. "

" Gölgesi yere düşmezdi "

O da etten kemiktendi . Aleyhisselam.. Eti kemiği nur eden neydi ? Dua.. 
Efendimizin duasını oluşturan neydi ? Dönüştürme gayreti .. zahiri batına, dünyayı ukbaya , eti kemiği nura...

Allah’ım! Kalbime büyük bir nûr ver; gözüme bir nûr, kulağıma bir nûr ver; sağıma bir nûr, soluma bir nûr ver; üstüme bir nûr, altıma bir nûr ver; önüme bir nûr, arkama bir nûr ver; bana büyük bir nûr ihsân eyle!”

“Sinirlerime bir nûr, etime bir nûr, kanıma bir nûr ver; saçlarıma bir nûr, derime bir nûr ver!”

Tefsir, hadis, mesnevi bütün derslerimizin özü bu kalın perdeyi aralamak , açmak , o içsel yolculuğa çıkmak .. Dünyayı ahiretin tarlası , bedeni canın bineği yapmak ..  Her dokundugumuz seyde her baktığımız yerde o kesif örtüyü kaldırıp latif tarafı görmek .. Bunun için gereken tasfiye / saflasma tezkiye / temizleme gayreti ..

Yeryüzünde temizlenip ebediyen temiz kalan bir şey yok.. Beden eşya .. Hepsi bir periyotla temizlenmezse ifsat oluyor kullanılmaz yaşamaz hale geliyor .. Ya kalp, beyin , duygu düşünce alemi .. Katı cismi kaldırınca altından kötü bir koku çıkarsa ya.. Içi kof cevizler gibiyse içimiz .. 

Çare ..

Guzel, tatlı ,olgun bir oluşum için fıtrattaki temiz tohumları sulamak beslemek,  etrafini temizlemek  temiz tutmaya çalışmak , temizlerle beraber olmak , gönlü temize gönül vermek , temiz maya ile mayalamak  .. Yani...

Efendimize ittiba ve sevmek .. Tanımak ve daha çok sevmek.. Okumak ve daha çok sevmek .. Hissetmek ve daha çok sevmek .. 


Amin...

17.09.2019 Hadis Dersinin gölgesinde ..

 

19 Ekim 2019 Cumartesi

Mesneviden bir nefes : Can kulağına söylenen efsun...


Allah cc...

كن فيكون...

Ol der ve oluverir .. Daha efsun mu var .. 

و نفخت فيه...

Içimize üflenen hak ruhundan efsun var .. 

Uflendi bitti mi o ruh , peki nerden bu içimize esen rüzgar .. Her ilkbahar çiçek çiçek açan , her yaz meyveye duran, her güz hazanı yaşayan , her kış sabırla bekleyen o mevsimsiz , güneşle doğan ayla aydınlanan geceye gündüze yere göğe ağaca toprağa çiçeğe böceğe hayran eden can rüzgarı .. 

Bilmedigin çölleri memleketin eyleyen , bilmedigin kokuları yoldaşın, hiç bilmediğin zamanları mesken eyleyen o rüya , görünür görünmez ...

_Söyle ey emir bu can kuşu bu kafese nasıl girdi ? 

_ Ey Rabbim , ölüleri nasıl diriltiyorsun ? 

_Dört kuş tut, onları kendine alıştır. Sonra kesip her dağın başına onlardan birer parça koy. Sonra da onları çağır! Koşa koşa sana geleceklerdir. İyi bil ki Allah azizdir, hakîmdir .....” 
( Bakara 260)

Ölü kuşları dağların tepelerinde bırakmayan o "alışmak " tan öte efsun mu var.. Can ülkesi denen bir yer vardı . Can gözü can kulağı oraya açık hala..Oradan gelen sese kulak , oraya acılan yollarda gözü ..

Gülün kulağına değince güldürür , taşa değer akik eder elmas eder, buluta değer yağmur eder..

Ne olur da kendimizden şüpheye , tereddute düşeriz peki , neden bu gördüğümüz rüya mıydı hayal miydi, aslında hiç öyle bir şey yok muydu , burası işte böyle yemek içmek gezmek iş güç çoluk çocuk giymek yatmak kalkmak tekrar tekrar tekrar böyle gelip geçen bir yer gibiydi .. Deni , alçak , çamur, sufliye yakın..

Ne olur o içimizden taa derinimizden esen o rüzgâra da çekiliriz iki taraftan , yere mi göğe mi , bedene mi ruha mi tabii olalım , acaba can ülkesi var mıydı , ben burayı sevdim dünya ülkesi bana yeter işte evim bahçem arabam elbisem rahatım diyenin kulağına can sedası da artık muammalar söyler olur ..

Bikarar, biçare oluşumuzun hikayesi bu mudur .. Ne oraya ne buraya ait olamayışımızın.. Can kulağına tıkadigimiz toprak ..


 Can sedasına kulak kesilmek ... Efsunlu bir musikiyi terennüm etmek .. Aşık olmak ... 


diyor Mevlana hz...
Nasibimiz bol olsun can ülkesinden...

1. Defter 
1446- 1464




16 Ekim 2019 Çarşamba

Sîra ve Varlığımız


Hadis Dersinden Gönlümüze Damlayanlar / Hacı Bayramı Veli
4. DERS 

Sîra ,siyer , seyir, hayat yolculuğu, sîratunnebi Efendimizin hayatı, onun mübarek yolculuğu ..
Yolcu olma halinin en güzel örneği , yolda olmanın , saf , arı duru tertemiz olmanın en güzel hali ..

Göğe ağıp gökten inen nisan yağmuru ,yeryüzüne  /Rabi'ulevvelle/ ilk baharla gelen can .. Seçilip süzülmüş olan Mustafa .. Ismiyle müsemma , müsemma lakabıyla el - Emin..

Efendimizi rehber edinmek , onu bize usvei hasene olarak , rahmet olarak gonderen Rabbin , itaat ve sevgi ispatı... 
"De ki eğer Allah ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin "
 Efendimizin hayatını kendi hayatımızda okumak bunun için elzem, vasıfları şemaili hadisleri bunun için abı-hayat  bize ..

Bir insana bir insanı usve-i hasene / en güzel örnek / olarak gönderen Rab O' nu neyle göndermişse , O varlığını neyle örmüşse işaret bize..

Siyahi tam siyah beyazı tam beyaz gözlerine bakanlar çok az , hem heybet hem muhabbetten.. Ne uzun ne kısa , ne şişman ne zayıf , ne düz ne kıvırcık, ne kalın ne ince onu tasvir edenlerin söyledikleri , tarifsiz itidal ..

Yürürken yavaş yürümez , fakat koşmaz da , suyun akışı gibi bir gidiş , hedefe kilitlenmiş , ama öyle doğal .. 

Kızınca kendisi için kızmaz, haksızlık karşısında gazabı dinmez , comertlikte esen yel gibi , tebessümde daim bir gonca , yanında herkes mutlu , herkes en çok sevilen..

Ne söyler bize hayatı , şemaili ,hilyesi efendimizin.. Ne çıkar bizim hayat yolculuğumuza azık olarak ..

Nereden baksak bozulmayan bir muvazene ve istikamet .. Ilmek ilmek şahane vasıflarla örülmüş bir şahsiyet .. Daha çocukluktan itibaren sufli olan her şeyden uzak duran bir berrak bakış , gönül kazanan söz, emniyet veren yüz ..

Bize rahmet en güzel bir örnek veren Rab , her birimizin içine de şahsa münhasır bir cevher veriyor, bizi kendine kul ediyor , kul olmanın yolunu tarif ediyor , bize efendimizi anlat diyenlere hz Aişe ;

 
"Siz Kuran okumuyor musunuz , O yaşayan bir Kur'andı "diyor.

Ve Rabbi Rahman, kullarindan O Rahmanin kulları ki diyerek bahsediyor sure-i Furkan da :

Rahman’ın has kulları olan kimseler,

yeryüzünde vakarlı bi tevazu ile yürürler

ve cahillerle muhatap olduklarında Selam der (geçer)ler.

Yine onlar, gecelerini Rablerinin huzurunda

secdeye vararak ve kıyama durarak geçirirler.

Ve onlar ki, Ey Rabbimiz! derler,

Cehennem azabını bizden uzaklaştır;

çünkü onun çektireceği azap,

gerçekten, pek korkunç, pek yaralayıcı olacaktır;

Gerçekten de o ne kötü bir ikametgâh,

ne fena bir makamdır.

Ve onlar ki, infak ettikleri zaman

ne düşüncesizce saçıp savururlar ne de pintilik ederler;

zaten bu ikisi arasındaki bir yol dengeli bir tavırdır.

Onlar, Allah ile birlikte başka bir ilaha kulluk etmezler.

Haksız yere Allah’ın haram kıldığı cana kıymazlar.

Zina etmezler.

Kim bunları yaparsa cezasını bulur.

Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedî kalır.

ANCAK TÖVBE EDEN, İNANAN VE YARARLI İŞ YAPANLAR HARİÇ.

ALLAH ONLARIN KÖTÜLÜKLERİNİ İYİLİKLERLE DEĞİŞTİRECEKTİR.

Allah, çok bağışlayıcıdır; çok merhametlidir.

[Furkân, 63-70]





Yeryüzünde yürümek .. O' nun kulu olarak yürümek , vakar ve tevazuyla , elçisinin izinde yürümek .. Selam deyip geçmek .. Gonulden yalvarmak .. Bir kıvama sahip olmak , şahsiyet sahibi bir mumin olmak...

Mevlana hz lerinin Varlik duvari hikayesindeki gibi, o rahmet suyunun sesine kulak vermek , atmak varlık duvarından her yanlış tuğlayı suya kavuşmak için ... Seni sen yapmış ama özünden ayrı düşürmüş ne varsa koparıp atmak kendinden , ve yakınlaşmak suya , suya kanmaya .. 

Tasavvuf da bu değil mi :

....Seni senden alıp seni sana sensiz veren yol ....

Ve yeniden yapılanmak şimdi , damladan deryaya ..

Efendimize yolculuk , bir damlanın deryaya yolculuğu gibi..



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...