ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

23 Kasım 2018 Cuma

Neden bitkin düştük...

فَقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّهِ لاَ تُكَلَّفُ إِلاَّ نَفْسَكَ وَحَرِّضِ الْمُؤْمِنِينَ عَسَى اللّهُ أَن يَكُفَّ بَأْسَ الَّذِينَ كَفَرُواْ وَاللّهُ أَشَدُّ بَأْسًا وَأَشَدُّ تَنكِيلاً ﴿٨٤﴾

Aklımda ilk hac yolu..Hamileyim.. Yanımda pek çok eşya, acıkırsam, susarsam , üşürsem, yer sert gelirse , sağlıklı bir yemek olmazsa, su bulunmazsa , kıyafetim kirlenirse .. Akıl benim aklım değil ama eşya benim eşyam .. Yürüyoruz.. yol bitmiyor.. Yoruluyoruz .. Tükeniyor bacaklarımdaki derman, yavaş yavaş vaz geçiyorum yüklerden.. Yola bırakarak devam ediyorum yürümeye..

Nisa 84 böyle bir yürüyüşle geldi . Allah yolunda cenk et, ve müminleri bu cenke teşvik et , umulur ki Allah kafirlerin gücünü keser , Allah güç kuvvet cezalandırma olarak daha ŞIDDETLIDIR ...

SIMDI BIR HADIS:

Sevban'dan (r.a) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (asm) şöyle buyurmuştur:

"Yakında milletler, yemek yiyenlerin (başkalarını) çanaklarına (sofralarına) davet ettikleri gibi, size karşı (savaşmak için) biribirlerini davet edecekler."

Birisi: "Bu o gün bizim azlığımızdan dolayı mı olacak?” dedi.

Rasûlullah (asm), "Hayır, aksine siz o gün kalabalık, fakat selin önündeki çörçöp gibi zayıf olacaksınız. Allah düşmanlarınızın gönlünden sizden korkma hissini soyup alacak, sizin gönlünüze de vehn atacak." buyurdu.

Yine bir adam: "Vehn nedir ya Rasûlullah?" diye sorunca:

"Vehn, dünyayı (fazlaca) sevmek ve ölümü kötü görmektir." buyurdu. (bk. Ebu Davud, Melahim, 5)

وهن
Kuran-i kerimde hamilelikle beraber geçiyor, yüklü olmaktan gelen bir güçsüzlük, zayıflık hali..Yavrusunu vehnen ala vehnin zorluk üzerine zorlukla taşımasindan bahsediyor annenin...

Dünya, sevgisi korkusuyla ağır bir yük.. Dibe çeken, şahsiyeti kaybettiren ucuz menfaat dünya, çünkü alçak, deni , derinliği yok, kısa vakit , gel geç sevda dünya..  Içinde dünyayı taşımak, dünyanin derdine/ hevesine gebe olmak ne acı...

و لا تجعل الدنيا أكبر همنا...

Şüphesiz
بأس
نكل
حرض
كفل
Çok yerini daha açacak Şiddetin ama , vehnin zıddına baktığımızda en çok gördüğümüz anlam bu , şiddet.. azimet.. izzet .. heybet..
Neyimizi kaybettik , ne yuklendik de zayıf düştük?

محمد رسول الله
و الذين معه
اشداء علي الكفار
رحماء بينهم ......
Muhammed aleyhisselam.....
Allah' ın yücelerden gönderdiği elçisi..
Sarkıttığı sıracı münir, nurlu kandil ..
Onun yanındakiler.......
Küffara şedid..
Kendi aralarında rahmet ehlidir ....

22 Kasım 2018 Perşembe

Hacim hesabı...

En × boy × derinlik ...

En basit hacim formülü..
Temel malzememiz kalp demistik . Kalp üzerine çalışacağız bir ömür boyu . Tasfiye , genişleme, ferahlama, selamet , derinlik , hep kalbe ait arzulanan keyfiyetler . Noktayı süveyda, bir kara delik..  Taşıyoruz sol yanımızda, içe bükük cisimleriz işte o noktadan , bir " nefahtu min ruhî " ile hayat veriyor , ışıl ışıl bir nur yanıyor kalpte Allah cc ilk yaratılıştan.. Kalbimizden başlıyoruz olmaya.. Ve arzulanan, soyununca dünyadan bir kalp haline gelmiş olabilmek istedigimiz:

" Selim "...

Kalbimizin enini boyunu derinliğini ölçelim o zaman.  Ayetler ilerledikçe, biri öbürüne bağlandıkça hayat sayfalarının en - boy ıman ibadet , derinlik ahlak gibi bir his ..

ذاع
Kelimesi geldi kalbimizin tam ortasına indi.. Pek çok kaymış halden birini ,sabitesini kaybetmiş nifaktan cüzlerden birini anlatırken..
Iyi- kötü, sevinçli- korkulu ne haber alsa " yayan" bir insan tipi ..
Sözlük anlamı yaymak , mikrofon , havuz suyunu boşaltmak..

Istenilen hal , bu nifakin çaresi, istinbat , işin aslını araştırmak, kaynağından öğrenmek, kulaktan kulağa haber yaymamak ..
نبط
Kaynağından su çıkarmak, derin kazılan bir kuyunun ilk çıkan suyu..

Derin bir kalp lazım, susabilmek için demek ki, bir derinliği ve durulugu olacak kalp suyunun, içine her atılan bulandiramayacak, dipten temiz kaynak suyu gelecek ..

Havuz gibi olmayacak da kalp, engin okyanuslara özenecek..özleyecek ...

Yol uzun , ağır ağırlıklar var kalbimizde , yitiklerimiz var çokça, kalp cabuk meyleden, alt - üst eden, dönen, döndüren.. Çaba +dua + samimiyet en muhim formül..

Nisa suresinde topluluk olmanın hukuku üzerinden kalp tasfiyesi nefis tezkiyesi için pek çok kriter var. Itaat bahsinden hemen sonra , itaatin kalbimize yerleşmesi için adım adım savaş ayetleriyle gelen ..

- Uyanık , hazır, teçhizatlı  kuşanmış bir nefer olun... ister tek , ister bir kaç ister cemaat ama her biriniz kendi şahsında bir nefer olsun .. önce şahıs sonra cemaat..

- Aranızda "yavaştan alanlar" olacak , bir davranış tipi daha nifak üzere, hem ağırdan alıp hem de sonuç üzerine kalp karartan : yetişemediği grubun sevindigine sevinmeyen, üzüldügüne üzülmeyen.. HIÇ SEVMEMIS gibi..

ود .....
Sevmenin kivamlarindan bir kıvam ki , menfaatten, çıkardan, beklentiden , o da beni sevsinden arınmış bir sevgi , onun icin isteyen .....
Allah cc Vedud ...

- Beraber bulunulan topluluğun kalbi dünya için değil ahiret için atacak . Dünyayı ahiret karşısında satmış olacak.  Velisi şeytan tağut olmayacak. Mücadeleden korkmayacak . Bizim kalbimiz de bu frekansta olacak ki topluluk olalım .

- Ölmek üzere yaşanacak.  Ölüm her şeyin aslını gösteren bir gözlük.. Kalp gözünde daim takılı olacak ..

- Nasib oku değdiğinde, iyilikler lütuf, kötülükler ayna ve cila .. Hayat bize bizi anlatmak için sunulan bir lütuf, ömür tamir imkanı.. Kul Rabbini sevecek .. Bütün sure bu örgüyle ilerledi , nasibine razı, kaderinden, kısmetinden memnun, Rabbinden emin, O nun hukukuna teslim bir kul profili...

- Kalp ile dil uyumlu olacak .. Peki denince gerçekten itaat edecek . Itaatin arapça anlamında zorlama yok, Türkçede olabildiği için şaşırıyoruz belki .. Tav'an , kerhen birbirinin zıddı.. Itaat ;içinde  hoşlanmama ihtimali olmayan bir gönül kıvamı..

- Kalp evimiz temiz olacak, ıçerde bayatlamayacak düşen lekeler , gecelemeyecek , tertemiz niyetler saracak ki kötüye fırsat kalmasın, istiğfar örtecek ki kötüye yer kalmasın..

- Kur' anı tedebbur edecek kalp .. Her kelime her anlam madalyon gibi , önü arkasıyla bir tek kalbin anladığı bir dil , Kur' an kalbe inen Kitab.. Efendimizin kalbine.. Efendimizin kalbine bir yol arayacağız... Ayetlerin Rebiul-evvel de salavatlarla gelmesi yol gösteren iz işaretler...

- Her duyduğunu söylemeyecek insan, kalbini onu dönüştürecek, araştıracak bir kıvama getirecek insan ,  hak neyse onu bulup çıkaracak..

- Tek başına kalsa da yolundan dönmeyecek.. Çünkü yolun başına, ufuk topluluk koymuştu sure: Nebiler , sıddiklar , şehidler, salihler , öyle güzel refikler var .. Hak yoldan dönülmeyecek, hak yola teşvik edilecek ..

- Hasene ve seyyie .. Hepsi Allah katından, nasiple.. Ama kim haseneye yardım ederse nasip alacak , kim seyyieye  kötülüğe yardim ederse ondan pay alacak , her kalp nasibini böyle böyle biriktirecek.  Neden ben demeyecek, hangi safta olduğunu kontrol edecek ...

- Bulunduğu yere, girdiği yere Hayat verecek mümin... tehiyyesi selam olacak .. Selametle girip selametle çıkacak..

Selim bir kalple Rabbine kavuşacak

إنشاء الله....


20 Kasım 2018 Salı

Musibet - zulüm- hasene - seyyie - aşk -


Kulun kulluk makamına göre " sevgilim gücümü ölçme benim " dediği,   " Allah' ım neden " dediği, " Neden ben " dediği, binlerce cümle kurabildiği, kendini görebildiği göremediği bir ince çizgi var , bir ağır damla belki ..İşte orda " Sen bana kızgın değilsen hepsine razıyım " diyor Alemlerin Rahmeti...

Bütün imtihanlarımızı üst üste koysak ... Nedir ederimiz ... Babasız, annesiz, denî olan şu yerin kanunlarında  kime neye dayanacak bağlanacak olsa onsuz kalmış bir emniyet, rahmet güneşi doğar mı içimize çektiğimiz bir acıdan...

"Iyilik de kötülük de Allah katındandır, iyilikler Allah'tan kötülükler kendindendir " in ince çizgisinde durduk , kimsenin içindeki nârı durtmemek için... 

Nisa nasib kısmet suresiydi zaten, burasi kaderden pay .. Ve kaderine razı kul , inci gibi kıymetli, ömürlük dersimiz bu :

راضية مرضية....
Hiç kuluna zulmeder mi Mevlası
Onun çektiği hep kendi cezası

Âlemlere rahmet güneşinin doğduğu gün, gece, tan yeri , kalbim , zulmetim, nura huzura ihtiyacım , ibadeti tenhada bir yere çekilip hayal kurmaktan ibaret sanışımla vuruluyorum, en çok kandil geceleri... Hastalıklar , tartışmalar, şikâyet edilecek konular , ağlamalar, sınavlar yazılılar...
Rabbim .. nasipsiz miyim sorusundan bu sefer bir farkla belki böyle daha sevimliyimdir dedim , çok iyimser olabilir ..diye hemen mesneviye sarıldım... Böyleyken böyle dedim..

Sinek gibi vızırdanışımı anlattı bana... Sineğin rüzgardan şikayet edişini,  rüzgâra zülüm atfedişini, rüzgar gelince sineğin hükmünün yok oluşunu... Sonra yok oluştaki güzelliği, aşkı, ölümsüz aşkın aşk olmamaklığını... Düşünsenize sinek bile olsam rüzgara aşık ruzgardan razı olsam , o gelince yok olsam, uçuşum artık onda var olsa... Sadr-ı cihan gelip okşasa solgun kalbimi...

Işte hasene - seyyie anlayışı sineğin.. Ruzgarın rüzgarlığı, zatının varlığı, kimine hasene kimine seyyie...

Mesnevî 3. Defter 4600 ler...

Süleyman aleyhisselâm’ın acıklanan sivrisineğe düşmanını da
mahkemeye getirmesini emretmesi

Süleyman, “ Ey güzel sesli, Allah emrini candan dinlenmek gerek.
Allah bana dedi ki: “ Ey adalet sahibi, hasmı da hazır olmadıkça kimsenin şikâyetini dinleme.
İki hasım da hazır olmazsa hâkim, hak hangisindedir, bilemez.
Birisi yalnız gelse de yüzlerce şikâyette bulunsa, yüzlerce feryat etse bile sakın ha, sakın... hasmı olmadıkça
sözünü kabul etme.

Ben fermandan yüz çeviremem. Hadi git, hasmını al, öyle gel” dedi.
Sivrisinek dedi ki: “ Sözün doğru, delilin tam yerinde… düşmanım rüzgâr, o da senin emrinde!”
O padişah “ Ey seher yeli, sivrisinek, zulmünden feryat ediyor… gel,
Hadi, geç hasmının karşısına da anlat, ona cevap ver, dâvasını reddet!” dedi.
Rüzgâr, bu emri duyunca çabucacık esip geldi… fakat sivrisinek kaçma yolunu tuttu!
Süleyman “ A sivrisinek nereye? Dur da ikinizi de dinleyip hüküm vereyim” dedi.
Sivrisinek dedi ki: “ Padişahım, ölümüm, onun varlığından… zaten günüm, onun dumanından kararmakta.
O gelince ben nasıl durabilirim? Benim kökümü kazan o! ”
Tıpkı bunun gibi Allah tapısını arayan da Allah geldi mi yok olur.
O vuslat ebedîlik içinde ebedîliktir ama o ebedîlik yokluk suretinde tecelli eder.
🌧Nur arayan gölgeler, nur zuhur etti mi yok olur.
Âşık, başını verince akıl kalır mı gayrı? Her şey helâk bulur, yalnız onun hakikati kalır.
Onun hakikatine karşı var da yok olur, yok da. Yoklukta varlık… bu, pek acayip bir şey!
Bu makamda akıllar elden çıkar, kalem buraya vardı mı kırılır, bir şey yazamaz olur!
Sevgilinin, kendine gelsin diye âşıkına iltifat etmesi
Sadr-ı Cihan, o âşıkı yavaş, yavaş istiğrak âleminden çekmekte, söz söyleme makamına getirmekteydi. 🍀
Padişah âşıkın kulağına dedi ki: “ Ey yoksul, eteğini aç, sana altın saçmaya geldim. 🕊
Canın ayrılığımla halecan içindeydi… İmdadına geldim, nasıl oldu da ürküp kaçtı?
Ey ayrılığımla dünyanın soğuğunu, sıcağını, kahrını, kahrını, lûtfunu gören âşık, kendine gel, dön geriye!🍃
Akılsız bir tavuk, deveyi evine konuk götürür.
Fakat deve, tavuğun evine ayak atar atmaz ev yıkılır, dam çöker!🌺
Bizim aklımız, fikrimiz de tavuk kümesinden ibaret. Salih’in aklıysa Allah devesini arar.
Deve, başını suya, toprağa daldırınca orada ne toprak kalır, ne can, ne gönül.
Aşk öyle bir fazilettir ki insanı faziletler sahibi yapar… fakat insan, bu haddinden fazla dileyiş yüzünden hem
pek zalimdir, ham de pek cahil!
İnsan hakikaten bilgisizdir; Hele bu müşkül avda büsbütün bilgisiz. Bir tavşan, aslanı kucaklamaya çalışıyor!
Eğer aslanı bilseydi, görseydi hiç kucaklamaya kalkışır mıydı, buna imkân mı var?
🌾🌾🌾🌾 İnsan, canına da zulmeder, nefsine de… fakat şu zulme bak, şu zulmü gör ki adaletlerden bile topu
kapar, adaletlerden bile üstündür, ileridir.
Bilgisizliği ilimlere üstattır… zulmü, adaletlere doğru yol gösterir.
Sadr-ı Cihan, bu nefesi kesilmiş âşık, ona ben nefes bağışlayınca dirilir, kendine gelir diye âşıkın elini tuttu....

🌾🌾🌾🌾🌾🌾🌾🌾🌾🌾🌾
“ Bu bedeni ölü, bu canı uyanık âşık, benimle diriliyor. Şu halde o, benim canım… bana yüz tutuyor.
Ben onu bu candan yücelteyim, bu cana muhtaç olmasın. Ona bir can bağışlayayım da ihsanımı onunla
görsün!🌧🌧🌧🌧🌧🌧🌧

Öl ki dirilesin....

18 Kasım 2018 Pazar

Düşmek

" Vechinin semaya tekallub ettiğini görüyoruz " ayetindeki tekallub ile kalp aynı kök, aynı kaynak ..
Sure-i Bakara ya selam ...

Aşk, yerden çok göğe, akıldan çok kalbe ait bir şey.. Aşkın mekani olan kalp ve gök, birbirinin tefsiri belki.. Aşığın ayakları yerden kesik . Uçmaya yakın. Aşkın insanı terki ile düşüyor insan kalbince derin bir yükseklikten .. Buna gayretten düşmek dersek somutlastiririz , çünkü aşk her ne kadar Allah 'ın bir lütfü nimeti olsa da , verilişi tesadüfi değil, gayrete , her açıdan denenmiş gayrete aşık aşk, kader dahi aşık gayrete..
Aşk kalbe dolan ama amele dönüşmezse tükenen bir atmosfer,bir enerji.. Onu  dönüştürecek bir mekanizma lazım aşığa...

Yel degirmenlerine selam..

Hizmet bunun için, muamelat bunun için, ibadet bunun için var . Duygular soyut  , filler somut ..Dönüstüremezsek sürekli dönen bir kalbimiz var zaten..

يا مقلب القلوب ثبت قلوبنا على دينك
Ey kalpleri döndüren evirip çeviren, kalbimizi dinin üzere sabit kıl..

Efendimize selatu selam...

Büyük bir mücadele bu , içle uğraşmak, iç görü elde etmek , temizlemek saflastirmak..

Mucadele ..Hac..
Ömür... Tamir..

Hac hayattir demistik hac suresinde , uzun yürüyüş, tahammül, yoksunluk , konfordan hatta elzemden vazgeçiş...

Ya sa'ydayız yaşarken, ya tavafta.. Düşersek eziliriz. Düşersek  kendi derdimizle/ aslında küçük ama büyük görünen- dünyayı net gösteren bir bakışla/ nefes aldırmayan zorlukların içine düşeriz. Artık her yerden bir ses bir dert yükselir, yerde trafik var kalabalık var , düştüğümüz yerde kaybolabiliriz .... Hac yolunda düşmek şöyle dursun, durursak eziliriz .. Yürümek zorundayız..

Hac yollarına selam..

Ille ayağımız basacak yere, istenen istikamet.. Yüzümüz göğe dönük, kalbimiz ve ellerimiz semaya , yürüyeceğiz, koşacağız, gayret edeceğiz...

Ya tahammül ya sefer der gibi,

Ya sa'y ya tavaf...

Bismillahi Allahu Ekber!!

Hala 10 kasım dersinden ilhamla ..
Nisa 81, 82, 83

17 Kasım 2018 Cumartesi

Vedasız Gider Aşk

Gelişi; sağanak bir yağmura, gökkuşağının altından geçmek için koşmaya, kızgın çöllerde yanmaya ve bundan haz duymaya benzeyen AŞK, giderken sessiz sedasız ,aynı rutin içindeyken belki, belki canın yanarak, bedel ödeyerek, kendinden vaz geçerek hayatına oturttugun bir iş üzereyken hem de , çekip gidiveriyor ...ne acı..

Ilişki beslenmeli diyor ya uzmanlar , Allah aşkında beklenen  kulluk halinin tek sermayesi kalp , kalbi beslemek zorundayız, ilk aşk ona sadece kapasitesinden haber veriyor galiba ... Sonrası onu, kulluğun zirvesi efendimizin gösterdiği " az da olsa devamlı yağan bir tatlı yağmur " ile beslemek, emek vermek ..

Itaat , huşu, ihlas , samimiyet, hep kalbin işi... Niyet sonsuz sermaye .. Fiiller kabuk , niyet öz..
Dönüp kalbimize bakalım, neyle geceliyor sabahliyor elimizdeki tek geçer akçe.. Kalbimiz hangi duyguların evi .. Yüzümüzle- kalbimiz , dilimizle kalbimiz birbiriyle uyumlu mu, inkar mi ediyor birbirini , peki deyince gerçekten peki mi ,itaat ediyorum deyince kalp itaat eder mi , şehadet ederim deyince şehadet ediyor mu kalp ,ömürlük dersimiz bu değil mi ...

المرؤ مع من أحب
Kimi seviyor , kim için ne hissediyor ,delili ne  aslında ne düşünüp ne söylüyor ? Neyle besleniyor ? Kime itaat ediyor ? Derdi ne ? Gel geç sevdalara mı kapilmis , dunya kimin etrafinda dönüyor ? Ezber cevaplar sadece örtü,gaflet perdesi.. Itiraf perdeyi fark etmek, istiğfar rahmet örtüsü ,
اللهم لا تكلني إلى نفسي طرفة عين برحمتك استغيث...

Göz açıp kapayıncaya kadar terkedemeyecegimiz bir ülke kalp , düşmanı yanı başında bekleyen..

Yeniden yeniden her gün her gece yeni bir akitle bakalım kalbimize , namaz bunun için var zikir bunun için, kendi gündelik derdinden cıkmış bir kul için, bir yuksek adım için..şahsiyet sahibi olup nefer olmak için.. Aşk ile ölmek için....

Nisa 80, 81, 82 den ilhamla...

27 Ekim 2018 Cumartesi

Kendi kitabını doğru okumak


78 - her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda bile. Onlara bir iyilik dokunsa, "bu Allah'tandır" derler; onlara bir kötülük dokunsa, "bu sendendir" derler. De ki: "tümü Allah'tandır." fakat ne oluyor ki bu topluluğa, hiçbir sözü anlamağa çalışmıyorlar ?

79 - sana iyilikten her ne gelirse Allah'tandır, kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir. Biz seni insanlara bir peygamber olarak gönderdik; şahid olarak Allah yeter.

(Nisa suresi)

Iyilik - kötülük nedir ? Sorusunun kişinin içindeki gerçek cevabı, kıvamını,sosyal duygusal mantıksal zekasını gösteren bir veri gibi düşünebiliriz..


Elmalılı en açık ifadeyle iyilik Allah 'ın ihsanı , kötülük insani yardımsız bırakmasıdır diyor. Bunu anlayabilmek için fikhetmek gerekiyor, فقه de farklı açılımlar yapacak anlamlar beklemiştim, çok açık bir şekilde anlama kavramada incelik zeka bilgide öne geçme idrak etme anlamları var.. 


Aldığımız eğitimin fikhetmeye yaraması gerekiyor. Ille kendi ilmi hâlini.. 


Kişi kendi başına gelen hadiseleri , karşılaştığı ya da Zaten içine doğduğu ya da beraber oldugu insanları okumak zorunda.


/ki حدث de ilk yeni meydana gelen olay anlamı da var , söz söyleme ve abdest bozma ihtiyacı var ,ortak ozellikleri insanın içinde işlem görmüş bir verinin çıktısı olmaları, geçen hafta seyyie yi anlamlandırmaya çalışırken insanın vücudunda oluşturduğu süt anlamında olduğu gibi/


Eğer kendi kitabını doğru okuyamazsa sebebi bir başkasına yüklemek çok kolay , psikolojideki bütün savunma mekanizmalarının kaynağı bu.. Insan savunma ve iddia makamında bütün okuma yetisini kaybediyor, kitap saklama telaşına giriyor :(


Sebebi bir insana, olaya en kolayı Allah 'a yükleyerek kurban psikolojisine girmek yapılabilecek en kolay iş. 


Iyiligi ihsan değil hak ediş, kötülüğü de yardımsız kalmak, kendi nasibini bağlamak, mesajli bir imtihan olarak degil de haksızlık olarak gördüğümüzde kulluk halinden çok uzaklarda bir yerde kaybolmuş görünüyoruz. 


Byron katie isimli bir yabancı yazarın " olanı sevmek " isimli bir kitabı var , çalışma adini verdiği bir içe dönük okuma farkındalığı gerçekleştirmeye çalışıyor. Kitabın sadece bir kaç parçasını okuyabilmeme rağmen bütün bu altı çizilmiş satırların Nisa süresinin bu ayetlerini anlamam için olduğunu farkettim, " Her şey Allah tandır ile iyilikler Allah tan kötülükler sendendir" iki ayeti arasında çelişki görmek şaşılıktan başka bir şey değil..


Olanı sevmek kitabında olaylar üzerinden giderek şöyle diyor yazar, 


Ben gerçeği severim.. Hayali, olması gerekeni , benim senin beklediğini değil, gelecek günleri geçmiş özlemi değil şu anda var olan gerçek neyse iyi odur. Biz buna hasene deriz hayır deriz , Hayrın hasenin nerde olduğunu siz bilmezsiniz, ben bilirim diyen bir Rabbin ellerindeyiz..O hem Rahman hem Rahim ... Hayatımızın her safhasında, Rabbin hayatımıza, en küçük detayımıza her dokunuşunda Onun güzel esmasini okumak nasib olsun...


Amin..


Kitabi her gördüğümde,


Ömer bin Abdulaziz e sorarlar, 


- Neyi seversin?


- Mukadderatı 


Nisa suresinin en başından beri kalbimize vermek istediği nasibe kadere kismete rıza gösterme halinin, üzerin e tek söz söyletmeyecek , ama dedirtmeyecek tavan ayeti...


Her şey Allah tandır..


İyilikler Allah tan kötülükler sendendir....


Demek ki âlemlere rahmet olarak gönderilen peygamber bile onca bereketiyle, nasipsize yine kurak toprak görünür....


19 Ekim 2018 Cuma

Ölmek ...

أَيْنَمَا تَكُونُواْ يُدْرِككُّمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِي بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِ اللّهِ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِكَ قُلْ كُلًّ مِّنْ عِندِ اللّهِ فَمَا لِهَؤُلاء الْقَوْمِ لاَ يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا ﴿٧٨﴾

Geçen derste fi sebilillah yaşamanın zorluğu üzerinde durduk . Neden bunca zor karşılıksız vermek.. sevmek ...
Çünkü burasi sebepler alemi , sebeple sonuçla yaşıyoruz. Deni olan alçakta olan yakın net, ahir olan uzak , flu ..
"Göz odur ki duvarın ardını göre
Akıl odur ki başa geleceği bile "
Bu kıvamın tek iksiri var aşk.. Onun için ود .. حب lazım, katman katman derece derece sevgi ..

Nisa suresindeki insan psikolojisinin bir ucunda , hodgam , ben diyen başka bir şey demeyen ,kaypak zeminli , sabitesi olmayan, zayıfı görmeyen, kendi sözde hakkından başka hak hukuk tanımayan, mevedde ve rahmetten uzak insanın dünya ahiret dengesini sağlayan tek ve en büyük hakikat , gel geç sevda delici ölüm var. Bugün görüşün keskindir denecek bir ölüm . Katman katman nefs perdelerini yırtıcı bir idraki mevt var.
درك
Sözlük anlamında derinine inmek , en dibine inmek, sonuna yetişmek,  aşağı inen dereceler gibi anlamları var, idrak etmek de burdan, sonradan münafıkların yerini belirtmek için gelecek derkil-esfel .. en alt katman...

Burada insanın en derininde yatan, ayetteki ihtişamla kalp evinde yer tutan / بيت / geceleyen /bayatlayan/ gerçek niyetleri, /ki nüve çekirdek tohumdur her niyet/ insanın dış cephesini ne kadar sıvasa inşaa etse / شاد / müşeyyed olsa ınsanın görünen kısmı , hatta طاعة ، itaat ediyorum dese , süslü yüksek görünse de ... Her sıvası , her katmanı, her süsü , yaldızlı hal hareketleri  ölümlü insanın.. 
بروج
Burucda yıldız burç kule anlamlarının yanında, güzellik, güzel göz, ortaya çıkan parlayan güzellik anlamları var.. Kuranda kadının güzelliğinin ortaya çıkışı için teberruc olarak geçiyor.  Nisa da geçmesi... Kadın- dünya zemininde düşününce tıpkı necva/ fısıltı  gibi kadının yönlerinden bir yön..

Ya bir ticarete girecek insan sebep dünyasında Rab özellikle dünyayı satmak diyor , hidayeti satin almak diyor , can karşılığında cenneti satın almak diyor . Madem ki nefs karşılıksız vermekte zorlanıyor Rab karşısına cenneti, rızasını koyuyor . Ve ridvanallahu ekber !

Allahın rızası en büyüktür...

Ve bu rızayı kazanmak için itaat .. Allah'a ve rasulüne..
Rıza.. isabet eden her şeye..

3 Ekim 2018 Çarşamba

Fi sebilillah ...

Velhasıl...
Nisa suresinde Ayetlerin Sure boyunca içimizde ilmek ilmek ördüğü vahdet ufku, nasibe rıza, zayıfın hakkı, /her şeyin /hukuku, emanet bilincini itaatle doruk noktaya taşınıp, bize en somut haliyle savaş görünen ayetlere geliyor...
Allah cc mümin kullarindan büyük bir alış veriş istiyor .. dünyayı verip ahireti almak .. fi sebilillah savaşmak..

Kuranda 176 yerde geçmiş sebil kelimesi , çoğu savaş , hicret mücadele infak ayeti ..
Çok soyut bir anlam, ama canından can koparan bir yol ..
ا" انا ذاهب الى ربي"
deki anlam..

Kelime anlamında bir akma hali var , süreklilik, bulutun yağmur indirmesi, nehrin akması, göz yaşının ağır ağır akmasi, bugdayin başak vermesi, umumi su kaynağı...

Sırat Kuranda mustekim tamlamasiyla gelmiş hep , ya da Siratul Azizil Hamid ♥️ bir yerde sadece siratul cehim var..
Başı sonu belli yol diyor arap , siz geniş cadde , dosdoğru..
Tarik ise şaşırtan bir anlam zenginliğine sahip.. Her türlü yol deyiverelim ama henüz açılmayan sırlarla dolu, gece zühre doğurmak dövülmek çiğnenmek... içinde geçeceği sureyi bekliyorum⚘

Sebilillah , Allah yolunda olmak bir hayat felsefesi olarak canlanıyor şimdi, vakıf insan mı diyelim, az da olsa akan kokuşmayan durmayan, bire bin bereket, başak gibi ecir veren yol.. Ama geçtiği yer çetin, ayetin sonu öldürülse de galip gelse de azim bir ecir vaad ediyor , bizim hayat ve dünya  tasavvurumuz bunun neresine denk geliyor ....
Allah dünyayı verip ahireti satın alacak bir kalp nasip etsin, böyle bir toplulukla yoldaş etsin ... amin...

2 Ekim 2018 Salı

Fi sebilillah

فَلْيُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّهِ الَّذِينَ يَشْرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا بِالآخِرَةِ وَمَن يُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّهِ فَيُقْتَلْ أَو يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا ﴿٧٤﴾
Nisa 74..

Nisa suresinin tefsirini okuyup kelimeleriyle derinleştikçe anliyorum ki,süreyi meal ve arapça okumasıyla önceden bilişim, hic deniz görmeyen bir kimsenin deniz tasavvuruna benziyormuş, şimdı ise denize kıyısından ayaklarını ellerini yavaş yavaş dokundurmak, üşümek, tuzu hissetmek, hayran olmak, ayağını taş kesmek, yosuna bulanmak belki, denizin de seninle bir hukuku olduğunu öğrenmek... çokluklardan teke doğru yüzmeyi hayal etmek...

Önce vahdeti hedef koyup, git gide kesreti açtı ayetler , kadının yaratılışıyla ilk kesret ، ardından evlilik hukuku yetim mal miras hukuku , aile, komşu, yolcu , arkadaş  , ilk damladığı yerden bir katrenin yayılması gibi bir yandan kulluk şablonu, toplumun zayıfını sahipleniş.. buyume bir yandan..Sonra her fırsatta kulluk, rıza, nasib e kismete rıza..
Uzun ve acılı bir itaat bahsi, ardından kalbine sıkıntısız itaat yerleşmiş mümine nefer olma emri ...
Kocaman bir hayat felsefesi , dünyayı verip ahireti alanlardan olmak için savaşmak, Allah yolunda kendinle , hevanla, seni arza mıhlayan her neyse onunla..

Fi sebilillah, Allah yolunda ..

Sırat değil, tarik değil ille sebil demişse Rab, neden sebil ...
سبل:işlek yol, akan göz yaşı, boy veren başak,göz , bulutun yağmur indirmesi , bol ve yaygın yağmur, hüccet delil sebep su içme yeri ×günah
Kuranda sebil 176 kez geçmiş. Bakarada hep savaş, infak ,cihad ;Ali imranda savaş, ehli kufr ile mucadele ayetlerinde..
Nisa da yol, sefer ( kurb- cenb) , savaş, hicret, darp, Allah ve müminlerin yolu olarak görüyoruz.

وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِي سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغْتَسِلُوا﴿٤٣ النساء﴾


وَمَنْ يُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيُقْتَلْ أَوْ يَغْلِبْ فَسَوْفَنُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا ﴿٧٤ النساء﴾


فَلْيُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ الَّذِينَ يَشْرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَابِالْآخِرَةِ ﴿٧٤ النساء﴾


وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ﴿٧٥ النساء﴾


وَالَّذِينَ كَفَرُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ الطَّاغُوتِ﴿٧٦ النساء﴾


الَّذِينَ آمَنُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ﴿٧٦ النساء﴾


فَقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ لَا تُكَلَّفُ إِلَّا نَفْسَكَ﴿٨٤ النساء﴾



فَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ أَوْلِيَاءَ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ﴿89 النساء﴾


يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا ضَرَبْتُمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَتَبَيَّنُوا﴿94 النساء﴾


وَمَنْ يُهَاجِرْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يَجِدْ فِي الْأَرْضِ مُرَاغَمًاكَثِيرًا وَسَعَةً ﴿100 النساء﴾


وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصْلِهِ جَهَنَّمَ﴿115 النساء﴾


حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْسَبِيلِ اللَّهِ كَثِيرًا ﴿160 النساء﴾


إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ قَدْ ضَلُّواضَلَالًا بَعِيدًا ﴿167 النساء﴾


صراط: düz yol cadde , araplar başı sonu belli dümdüz cadde diye tanımlamışlar, ilginç mevaridde hiç bir tanımı yok tarikten başka..
Kuranda 46 kez geçmiş, biri hariç hepsi sırat-ı müstakim, sırat-ı Azizil Hamid , tek istisna saffat 23 te siratul cehim...

Araf 82 de hem sırat, hem sebil kullanılmış,
و لا تقعدوا بكل صراط توعدون و تصدون عن سبيل الله..
Her caddenin başına oturarak iman edenleri Allah yolundan çevirmeyin..

Bize yol levhası olabilecek yardimci kelime ise sebille çoğu yerde beraber kullanılan صد men etmek

alıkoymak ...

طرق :kapıyı vurmak, gece doğmak, gece , develer birbiri ardinca gitmek gelen,zühre yıldızı,susmak,doğum güçleşmek
Meyletmek, yol mezhep dinde gidilen yol tarikat, çekiçle dövülmüş 
Gibi pek çok sözlük anlamının içinde , arabın en somut bulduğu, her türlü yol ..

Allah yolunda / fi sebilillah/ savaşmak, hicret etmek , ehli küfürle mücadele etmek , infak etmek tam olarak nisa 60- 70 . Ayetler arasında tam teslim bir itaatle istenen kalbi kıvam, sebilillah görünmez bilinmez yol ki,şu ahir zamanda yolcusunun deli sayıldığı,modern zaman prangalarıyla hapsettigimiz ruhumuzla hepimizin düştüğü, dizlerinin yaralandığı yol...

 Işte  Daglarin kaldiramadigi emanet ayetinden sonraki,itaat ayetleri


60- أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ آمَنُواْ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ “Sana indirilene ve senden önce indirilene iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi?”

يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُواْ إِلَى الطَّاغُوتِ “Tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar.”

وَقَدْ أُمِرُواْ أَن يَكْفُرُواْ بِهِ “Hâlbuki onu inkar etmekle emrolunmuşlardı.”

وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا “Şeytan da onları büsbütün yoldan çıkarmak düşürmek istiyor.”

Sebeb-i Nüzûl

İbnu Abbastan şöyle rivayet edilir: Bir münafık ve bir Yahudi aralarında ihtilaf etti. Yahudi, meselenin halledilmesi için onu Hz. Peygambere gitmeye çağırdı, münafık ise “Ka’b Bin Eşref’e gidelim” dedi. Önce Hz. Peygambere geldiler, Hz. Peygamber Yahudi lehine hükmetti. Münafık bu hükme razı olmadı “Ömer’i hakem seçelim” dedi. Ona gittiler, Yahudi Hz. Ömere durumu anlattı, muhatabının Rasulullahın hükmüne razı olmadığını söyledi. Hz. Ömer münafığa “durum böyle mi?” diye sordu. O da “evet” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer “siz burada bekleyin, geliyorum” dedi. Evine girdi, kılıcını kuşandı. Ardından dışarı çıkıp münafığın boynunu uçurdu. “Allah ve Rasulünün hükmüne razı olmayan kimse hakkında ben böyle hükmederim” dedi. Bu münasebetle üstteki ayet indi. Hz. Cebrail Peygamber efendimize “Ömer, hak ile batılın arasını ayırdı” dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz Hz. Ömere “Faruk” lakabını verdi.

 

61- وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْاْ إِلَى مَا أَنزَلَ اللّهُ وَإِلَى الرَّسُولِ رَأَيْتَ الْمُنَافِقِينَ يَصُدُّونَ عَنكَ صُدُودًا “Onlara: “Allah’ın indirdiğine ve Peygambere gelin!” denildiğinde, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.”

 

62- فَكَيْفَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ ثُمَّ جَآؤُوكَ يَحْلِفُونَ بِاللّهِ إِنْ أَرَدْنَا إِلاَّ إِحْسَانًا وَتَوْفِيقًا “Bak nasıl, elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet gelince, hemen sana geldiler de: “Biz sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istedik” diye Allah’a yemin ediyorlar.”

 

63- أُولَئِكَ الَّذِينَ يَعْلَمُ اللّهُ مَا فِي قُلُوبِهِمْ “İşte onlar, Allah’ın kalplerinde ne olduğunu bildiği kimselerdir.”

 فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ “Artık onlardan yüz çevir.”

وَعِظْهُمْ “Onlara öğüt ver.”

وَقُل لَّهُمْ فِي أَنفُسِهِمْ قَوْلاً بَلِيغًا “Ve kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle!”

 

64- وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللّهِ “Biz her peygamberi ancak Allah’ın izni ile ITAAT edilmek üzere gönderdik.”

وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُواْ أَنفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُواْ اللّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُواْ اللّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا “Eğer onlar nefislerine zulmettikleri zaman sana gelip Allah’tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve peygamber de onlar için mağfiret dileseydi, elbette Allah’ı Tevvab - Rahîm (tevbeleri kabul edici, merhametli) bulurlardı.”

 Bizim için salavata , hadise, siyer-i nebiye nasıl neden ve ne duyguyla sarilmamiz konusunda rehber bir ayet..

65- فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُواْ فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُواْ تَسْلِيمًا “Hayır! Rabbine andolsun ki, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlar.”



Itaat bahsi ilk ayetlerden itibaren, nasibe ,fazlin taksimine , toplumdaki yer statu kimliğe rızayla başlayıp ilmek ilmek örüldü , insan ilişkilerindeki çatallasan durumlarda hükme geldi, hiç sıkıntı duymaksızın itaat , sevmek demek aşk demek, kendinden geçmek demek, itaat sevginin ürünü derken ilerde " ود "  geldi de tamamladı anlamı..

Aşk- savaş- ölüm 

Hayatin üçlü sac ayağı desek az söylemiş oluruz galiba..

Delili Nisa 66.. Allah cc. kulundan böyle bir itaat ve sevgi istiyor, çünkü pranga çözer iksir, kendinden geçmek...


 

66- وَلَوْ أَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ أَنِ اقْتُلُواْ أَنفُسَكُمْ أَوِ اخْرُجُواْ مِن دِيَارِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلاَّ قَلِيلٌ مِّنْهُمْ “Eğer biz onlara: “Nefislerinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı.”

Delili Nisa 74..

فَلْيُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّهِ الَّذِينَ يَشْرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا بِالآخِرَةِ وَمَن يُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّهِ فَيُقْتَلْ أَو يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا ﴿٧٤﴾

Öldürülmek ya da galip olmak eşit mesabedeyse azim ecirde, hayatı doğru anladigimizdan emin miyiz.. dünyayı satıp ahireti almak gibi bir ticaretle dünya ehline kocaman boşluk, ahiret ehline ufuk , ehlullaha tek yol vaadediyor Allah..

Az, azalıyor git gide, ama azda bereket, azda katlanma ضعف 'daki iki anlamıyla, zayıflık/ ve çoğalma..

Azlardan olmak duası dilimizde ...

انا ذاهب إلي ربي düsturumuz olsun..

Fi sebilillah yaşamak duamız..

Akar su gibi canlı, kokuşmadan, az da olsa devamlı ,yorulmadan, kaynağa yakın ama akan , cümle aleme açık, karşılık beklemeyen , goz yasi gibi saf,duru...

Her nerede olsak , dünyaya bulansak, bedenin kesafetinde ruh kaybolmuş görünse de kurbiyet mümkün..

Nisa suresinde sebil' ın geçtiği en farkli ayet , bizim kelimelerdeki çift ve zıt anlamı fark ettiğimiz kurb- cenb ayeti ..Insanın en dünya halinin içinde kurbiyet hayali..

Nisa 43:

 يا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَقْرَبُواْ الصَّلاَةَ وَأَنتُمْ سُكَارَى حَتَّىَ تَعْلَمُواْ مَا تَقُولُونَ وَلاَ جُنُبًا إِلاَّ عَابِرِي سَبِيلٍ حَتَّىَ تَغْتَسِلُواْ وَإِن كُنتُم مَّرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاء أَحَدٌ مِّنكُم مِّن الْغَآئِطِ أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاء فَلَمْ تَجِدُواْ مَاء فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُواْ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا ﴿٤٣﴾



NİSÂ-43: Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.)


7 Eylül 2018 Cuma

Mu'min olma hali

Hayat kolay görünen zorlarla örülü, dirilik burdan gelmiyor mu zaten , zorlanmaktan...
Duran su bile ölüyor.. Akacak, başını taştan taşa vuracak , terki diyar edecek, terki rahat, terki alışkanlık, terki rutin ki canlı olacak.. Hayat bulmak için hareket edeceğiz, hareket için niyet ..
Ille niyeti ikrar..
Şahsiyetin en önemli kararı, şehadet dille,inkar dille, nikah dille , talak dille ..
Dil , söz, müslüman olanın namusu .. Ağızdan bir kez çikan, arkasında durulan , sapasağlam bir söz.. biz söz diyoruz , Rab , kelime, yara...
Dille teslim oldum diyoruz , tamam olmuyor , kalbin tasdiki isteniyor , kalbe lisan tercüman olduysa ne alâ, ama yine ille sınanacak kul, yol alabilmiş mi..
Islam- iman - ihsan diye bir ufuk var hayat yolculuğunda...
Sınanacak önüne her çıkanla, sabitesi var mı tesbit edilecek ,yolda.. Ayağımızı kaydırma, sabit kadem eyle duası bundan .. Istikamet üzere atılan her adım taat..
Kolay mı..
Gafletsiz bir teyakkuz hali,sağduyulu bir karar verme melekesi, kuvvetli bir ihlas , katıksız bir aşk lazım..
"Hayatın med ve cezirleri karşısında muvazeneyi bozmamak "
Kolay mı taat..
Içi dışa çıkaran, zahiri batın eden, taat lokması.. demir leblebi mi, içtim dediğin  kızılcık şerbeti mi, yutunca olgunlaşmış meyve , bükünce isyan ipinden kurtulan boyun , yürü denen yere yürününce kırılan pranga, yutana kadar zehir gibi gelse de yutunca , bal gibi tatlı ilaç gibi şifa...
طاعة طاعة..
Taat taat, itaatte bela da vardır..

Bu yüzden müminin hali kimi zaman dağın uzerinde gemi yapan bir mecnunluga, kimi zaman atıldığı kuyunun sahibine kusmeyen bir teslimiyete, kimi zaman kaybettiği oğlundan umudunu kesmeyen ve fakat dünyayı görmeyen bir çift göze, kimi zaman mancinikla ateşlerin içine atılan bir cesarete , kimi zaman rüzgarla at yelelerini okşayan bir kudrete , kimi zaman denizleri yaran adımlara, kimi zaman  bir mabedde tertemizken iftira atılan bir iffete, kimi zaman sepete koyulan bir masumiyete , kimi zaman yetim doğan öksüz büyüyen, bir mağarada kulluğun güzelliğini perde perde açan bir Nur ' a uğrar..
Bela demenin güzelliğini belâyla ispat eden bir kervan , nebiler, sıddıklar , şehidler.. En son anilanin verdiği bedel can, gerisini hesaplasın düşünen kalpler .. candan öte candan ileri nesini nelerini feda eder kamil insan..
Bu kervana katılmanın tek yolu taat , itaat..

Kolay mı boyun eğmek,  menfaatin tam zıddını işaret ettiginde, canın yandığında, doğru bildiklerin, o eşsiz mantığın, itibarın, imajın zedelendiginde , ne bileyim izzeti nefsin en ufak bir zarar gördüğünde, sevdiğin şeyler bütün parlaklığıyla sana suslendiginde ..

Allah ve resulü ne hükmettiyse o! diye içesine diyemeden , acı kavun mu diyelim halimize , koruk üzüm mü, ebu cehil karpuzu mu, kuru saman mı ..

16 Ağustos 2018 Perşembe

Bağışıklık

Aşıklık...
Aşk bedenin bağışıklık sistemini güçlendirir ve öyle bir güç verir ki hiçbir besin böylesine bir gücü bedene sağlayamaz.
İşte bu güç bütün mizaçların itidale gelmesini sağlar.

Velhasıl,
Sevdaluk eyi şeydur...

11 Ağustos 2018 Cumartesi

Zilhicce

۞ يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْأَهِلَّةِ ۖ قُلْ هِيَ مَوَاقِيتُ لِلنَّاسِ وَالْحَجِّ ۗ وَلَيْسَ الْبِرُّ بِأَن تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِن ظُهُورِهَا وَلَٰكِنَّ الْبِرَّ مَنِ اتَّقَىٰ ۗ وَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَابِهَا ۚ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ ( Bakara189

Zaman geçiyor.. Her birimize ayrı bir izafilikle zaman, geçiyor.. Gözlerimiz semada.. Hilaller, dolunay , kemal ve zeval iç içe..
Ruhumuzun mevsimleri var , sabahı akşamı, hilali dolunayı.. Acılarımız saadetlerimizle biz ne kadar aciz , çoğunlukla gafil insancıklarız...

" Sana hilallerden soruyorlar "... bakara 189 ...
" De ki , o insanların vakit tayini ve "Hac " içindir.."

Kendi kendinize bir takvime egildiginizde fark ediyorsunuz ki , her ay çok kıymetli muharrem deseniz Allah ' ın ayı, nuh tufanı , alemin yeniden yaratılışı, aşure, safer deseniz sığınma, rebiulevvel alemlerin efendisinin tesrifi, rebiulahire taşan, cemaziyelevvel cemaziyelahir nisbeten bilemediğimiz, receb şaban ramazan müminlerin baharı hasatı, ne için şevvalle son kurtarış hac yolculuğu için zilkade zilhicce ....

Zilhicce , haclı ay, içinde haccı barındıran, hac , savaş , mücadele kelime anlamıyla, Rab dilinde kulu üzerindeki HAKkı..  yoluna güç yetirenin boynunun borcu.. Kurban, o boyun yerine yere serdigimiz can ...

On gece ...
Velfecr le müjdelenen kulluk , " kulum" hitabı, leyalin aşr...

Hacı adayları yollara düşmüşken, zelil yoksul dağlara çıkmışken, bize elimizi açıp boynumuzu eğip yalvarmak düşüyor..
Büyükler oruç tutmuşlar nasip alabilmek için, geceleri değerlendirmişler..

Bugün bir gencin duası yer etti içimize, semaya açılan elleriyle ille gece :
" ey kullarının ibadetiyle mesrur olan fakat masiyetiyle kendine zarar gelmeyen ey "
" bana kulluğunu nasib eyle masiyetimi affinla ört "
Sonra kınada o gencin aşkla kurban ettiği boynu ..
Şibli den haccın hakikati ..
Ellerimin boşluğu..
Hep asi bir hayvani sürükler gibi haccedişim..
Âh Ibrahim .. ( as)
Evvah Ibrahim ( as)

20 Haziran 2018 Çarşamba

Ne koyarsan aşına, o gelir kaşığına ve pek çok atasözü daha...

Bilmece:
Çarşıdan aldım bir tane , eve geldim bin tane ?
- Hayatın bütün hesabı, alış verişi, bir alış bin verişi, bir veriş bin alışı..Hay ' dan gelip Hû' ya gidişi.. Hayır ve şerrin O ' ndan gelişi.. Bütün güzelliklerin lutfundan , kötü olanın  bizzat yaptıklarımızdan gelişi.. Hayırda şer, şerde hayrın gizlenişi..
- Nar ...
Şiir:
Dürtme içimdeki narı,
Üstümde beyaz gömlek var...

14 Haziran 2018 Perşembe

عيد الفطر

عيد
عود
عاد
Dönüş dönme geriye dönme iade bayram yıldönümü...

فطر
Mizaç ,doğa, meşrep, fıtrat, yarık ,iftar etme, kahvalti yapma, Allah icin yaratma bahsetme, kalbinde büyük etki bırakma , yüreği parçalanma...

Kalp, bayramın hakikatinden payını hisseder mi dedim bugün kendime.. Var mı bir delili içinde, bir bayram sevinci mi, gözyaşı mı, özlem mi .. Müjdeli bir rüya bekleyisinden vazgeçeli çok oldu.. Kandil gecesi umutculari durağı hızlı trenle çok yol aştım zannedip , ne gördün ne hissettin anlat bakalım deyince hayal kırıklığıyla önüne bakanlarla dolu biliyorum.. Orda beklemiyorum .. yavaş yavaş yürüyorum zannediyorum, kendimi mi avutuyorum .Kim emin olabilir yürüdügünden: çarpan düşen tökezleyen! O zaman tamam..
Affefildim mi Rabbim nerden bilirim ben.. affedilsem ne yapacağım kendimle acaba.. Galiba istediğim bozdugum hali düzeltmek ne için yaratildiysam ona dönmek.. Fıtrata.. Kotarilmasi gereken bir hayat var yaşanacak.. eteğini kirletmeden yasamak , ağır aksak ..  Dönmek lazım Rabbe yönünü.. fıtrat bayramı diyordum yıllardır, az yiyerek az içerek az uyuyarak , sadaka vererek ulaşılan bir öz var.. fıtrat bayramı  kelime anlamlariyla bizzat fitrata dönüşmüş..
Allah nasib etsin...

11 Haziran 2018 Pazartesi

Kadr

Kader - Nasib- Nisa

Nisa suresinin en büyük kazanımı belki Nasib ve kısmeti payımıza düştüğü kadarıyla anlamaya çalışmaktı.
Her şey belli bir " mikdar " da ölçüyle oranla yaratılmıştı,yerine  yakistirilmisti , yaratılışın anlamında bile oranlamak vardı, nisbet ..
Kuşlar bile " kader" le uçar dedi şair.. Onları Rahman' dan başkası tutmaz dedi Allah cc. Mulk suresinde, " kudret " ini anlatırken..
Üzerimizdeki fazlina baktık, bir de eksik zayıf hallerimize,ille kendi halimize , başkasının üzerindeki fazldan gözlerimizi çevirdi Rabbimiz "takdir " ine .. Kısmasındaki ve açmasındaki hikmetten cehaletimize..

Küçüklüğümüze ..
ما قدر الله حق قدره
Allah'ı hakkıyla" takdir" edemeyisimize..
Üzerimizde "Iktidar " sahibi " muktedir " olanın bir tek Allah cc olduğuna..Hükmün O nun olduğuna..
Sözlükte g-d-r
قدر :
Güç yetirmek ,
planlamak ,
kıyaslamak,
derin düşünmek,
muktedir kılmak,
takdir etmek , mikdarı beyan etmek ,
kısmak, daraltmak,
Allah'ı tazim etmek
kader kaza hüküm,
tencerede et pişirmek,
kazan tencere çömlek,
Boynu kısa adam

Allahu bilir ya bu gece , kader, kudret , kıymet gecesi ...
و الله علي كل شيء قدير...
Kadir suresi , kadir gecesi , su an anlayışımdan çok uzak .. Allah bir gün bambaşka bir anlayışla bildirir yaşatır inşallah.. Şu an sadece affını umuyorum...
Istigfar istirham ediyorum...

3 Mayıs 2018 Perşembe

ختمة

Diz çöküp oturduğumda /
Ki en sevdiğim hali / benin
bu zamanlarında
Ya mutealî
Içim dalgasız bir deniz
gibi
Söyleyecek sözüm yok
Küçük prens bile şahit
Iddialarım taht kavgalarım
Kitabıma sorsan
kil yiyen müşteriydim
Daha dün
Oysa kil olmak isterdim
/Yarın yine isterim/
Gül dibinde yalınız
Ve beni benden alan amansız
sevda
gitti mi
yerini bırakıp bir hayran olmaklığa...
derken
Bir tribün
Bir kalabalık
Bir ağız birliği
Hep beraber bir tezahurat
Hayırdır bu kalabalık,
bu güzel yalnızlık arasında...
Bir sel isteği bu
tanıdık
eski zamanlarımdan
bir uçurum vakti
Mekke dağlarından
Şimdi
ختمة.....
تعرف حالي....

15 Şubat 2018 Perşembe

Allah izin verirse...

Allah İzin Verirse/ Hüseyin Karacalar

Dalgınlığımı biliyor olmalı
Dayandığım kapı üzerime düştüyse kapılığındandır
Düşürdümse insan yanımın aczi
Altında kalmayı ben seçtim acısı bile yaşatır
Elini uzatır diye düşünmüştüm çünkü gözümü açtığımda seni bildim
Seni buldum sağ kulağımın sesinde, sende durdum

Allah izin verirse
Avizeleri silen anneme
Oldum işte diyeceğim oldum ben
Boynumu bükeceğim suyu tarif ettiğimde

Ölmeden önce ölmeyi bildim desem yüzüm kızarır
Ama bildim günahı uzun uzun anlatabilirim yüzüm kızarır
Bir de şımartıyorum kendimi secdede.

Beni kıyı zannettiler bende biriktiler
Çok geldiler çok üzüldüm gelirken sel
Gelirken kum getirdiler
Olsun Allah izin verirse
Mutlu bir sona yetişebilirim

Boyumun ölçüsünü aldım
Bir günün içine sığdıramadım
Erteledim sürekli saati niye düşünemedim ki
Ölçüsüz de gelebilirdi senli bir mevsim
Alarm çalmadan uyandığımda bitmiştir modernizm

Bir kapı buldum nasıl kalkarım demedim altından
Yükünü yük bildim ağırlığına omuz verdim
Dört bir yanda telaş var yetişmek için erteliyoruz kalbimizi
Ben bu kapıyı buldum ya
Bir veda ile merhaba dedim öptüm kulpundan.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...