ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

28 Aralık 2022 Çarşamba

Mesneviden bir dem / Hakikatin peşinde

Âlem-i Kübra, kudretle sihir yaptı da cirmini, küçücük bir nakış içinde gizledi. 
Nakşın tamamını görebilmek , büyük resmi görebilmek… 
Baktığım yerden şu olay şu durum bana bir şekil görünüyor ama bu işin aslı böyle olmayabilir fikri bu büyük anlamın belki ilk adımıdır . Hakkı hak batılı batıl görmek için tefekkür , kendinden çıkmak , en önemlisi Allah cc ile irtibatın sağlam olması gerekiyor.. 
Hakikat latif bir varlık… Benliğe bulaşınca güzel bir koku gibi uzaklaşıveriyor. 
Yazmak kişinin kendi seslerini duymasını sağlar iftar ve tefridin ardından gelen bir itidal . Hakikatin peşinde bir ömür yaşamak gerekebilir , önce bir sabır , sonunu görmek için beklemek önemli. Her olayın altında ezilmeyeceğim üstüne çıkayım ki imanım var benim . İman sahibiysek ezilmeyiz. 
Başımıza gelen işleri yavaş yavaş adım adım kendimize çekiyoruz ve farkında bile olmuyoruz . Küçük olaylardaki “ benim için en güzeli “ tercihlerimizle , dünyaya “ sadece bir avuç “ değil de dudağımızı dayayarak kana kana içişimizle çağırıyoruz o hiç mantıklı, etik , hoş olmayan davranışları tutumları musibetleri.. Bunu hak etmedim kandırmacası içimizdeki düşmanın bir oyunu … 

25 Aralık 2022 Pazar

Biat

Dünya; alıp-satma yeri

بيع -satmak satın almak

 

Allah müminlerden canlarına cennet karşılığında satın aldı

 

Allah nasıl satın alır?

Peygamberi aracılığıyla, söz alarak satın alır.

“Her hali seninle yaşamaya varım”hissiyatı, işittik itaat ettik başımız gözümüz üstüne hissiyatı ile…

Bu hissiyat, bir hâl istiyor bu halin içerisine girebilmek kolay değil. Çoğu zaman “yer çok küçük de bir yerlerimiz dışında kalmış” gibi hissediyoruz. Ancak bir imtihan varsa,  bir hüzün varsa toparlanabilmek kolay oluyor yoksa insanın varlığını toparlayıp da bu halin içerisine girmesi çok zor.  

Aslında satmak; varlığından vazgeçmek, buradaki bağlarından soyunmakla…

“kendim” diye tanımladığı ama aslında bu dünyaya ait uzantılarından sıyrılmakla…

Bu dünya ticarethanesinde öyle bir ticaret yapacağız ki; ticaretimiz zarar etmesin varlığımızı öyle bir satışla satacağız ki aldığımız verdiğimizden çok daha güzel olsun…

 

 

 

Ölüler “oluşu”; varlığı satmak…

Bir hale girebilmek; bütün varlığında kendini toparlamakla oluyor.

Her halini alıp toprağa gömmekle, vazgeçmekle, ölmekle…

Geriye dönecek olursak biz aslında ölülerdik, amadaydık,  ölüm oluşunda idikÖlüm bir “oluş”tur, bizim ilk halimizdir…

Mevlana hazretlerinin deyimiyle;  kamışlıktaydık ayağımız suda başımız gökte, neye ihtiyacımız varsa yanı başımızda bir huzur ve sükûn halindeydik. Sonra kesildik, içimiz boşaltıldı o mükemmel hali kaybettik. Ruhumuz burada ağlayıp, inleyip feryat eder halde…

Dışarıdan bakarsak ölümden anladığımız kaybetmekse, can,mal, evlat, haz veren her şeyin bittiği can sıkıcı şeyse ölüm; içimiz burkuluyor, ölümü yokluk olarak görüyoruz, korkuyoruz istemiyoruz.

Peki, hangisi hayat?  Hangisi bana yabancı, neresi beni tamamlar? Hangisi benim huzurlu hayat” tanımıma daha çok uyar?

Tıpkı Ay gibi ömrümüz; doğduk, büyüdük, kemale erdik, yeniden zeval vakti geldi ve dünya hayatı bitti. “Ne yaşadıysam bütün hesabı kapattım” diyebilsek, dünyaya hasret gitmesek, tek özlemimiz orası olsa, hiçliğe çalışsak, ölüm bize güzel yüzünü gösterecek… 

 

 

Istita’a ; bu alış verişteki gücümüz … 

Gücümüz, takatimiz neye yeter ?

Cerir (ra); “Hoşuma gitse de, gitmese de…”

Efendimiz (sa); “Buna gücün (vüs’atin) yetecek mi?”

Vüs’at , çap, takat, istaa’a …

Nedir bizim vüsatimiz?

İhtiyaçlarım, isteklerim, zaaflarım karşısında Efendimiz gibi bir üsve-i hasene 

Allah bana bunu sorar mı? O’nun örnekliği karşısında benim bu yaptığım olur mu? Daha fazlasına gücüm yeter miydi? Yaptığım kadarı beni kurtarır mı?

Bazen çocuğumuzda gördüğümüz; namaz kıl deyince, yorgun,hastahalsiz olması, ama eğlenceli bir şey karşısında zıplayarak koşuvermesi; bize kendi nefsimizi sorgulatıyor.

İnsan kendini böyle böyle bölüyor çarpıyor çıkarıyor, farklıfarklı haller karşısında tutumlarına bakıyor haline bakıyor kendini seyrediyor hacmini tuttuğu yeri ölçüyor. “Bana verilen istidadın kaçta kaçını kullanabiliyorum? Benden çıkan bu mu? Allah benden ne bekler?”diye soruyor. Bu hesaplamalarla kendini okuyabilmek, fark edebilmek ve istikameti hedeflemek çok önemli.

İstiğfardaki haliyle Rabbe sığınarak , örtmesini dileyerek gücümüz yettiğince çaba sarf edeceğimizi ikrar ederek yaşamak, her gün bu biati tazelemek bizi canlı tutacak… 

 

 

Efendimizin biat aldığı konular :

Efendimiz beyat alırken en temel insani en özel hakları muhafaza ederek biat alıyor. 

zina etmemek : Allah Tealanın tekliğinden sonraki ilk ikilik; kadın erkek ve bu ikisi arasındaki mahremiyet… 

Buradaki iffet, takva, korunması gereken sır çok önemli. Onun için biatte ilk söylenen işareti burası, bu mahremiyet sözü kişinin hem kendini, hem toplumu, hem nesli koruyacak bir ahid .. .

 

cana kıymamakCanı çalmamak mali koruyan böylece her bir kulun birbirine zararını önleyen hukuku koruyan bir hukuk oluşturan bir söz veriliyor.

Böyle bakınca kolaymış yapılabilirmiş gibi görünen bu başlıkların pek çok dalı var. Hepsinin bizim hayatımıza değen tarafları var. Hakiki bir biat için önce kimsenin hakkına hukukuna dokunmayacağımız bir alanda yaşayacağız.  

 

samimiyet: Cerir’in (ra.Biatı… Bir ufuk olarak ,bütünmüslümanlara karşı samimi olmak.

Bütün Müslümanlara karşı samimiyet nasıl olacak bütün Müslümanları tanımamız bile mümkün değilken bu samimiyete nasıl tesis edeceğiz? 

Ben Allahın kulu olursam, bendeki eksik parçanın diğerlerinde olduğunu bilirsem, belki takatimin de sırrını burada bulurum.

Kurtuluş bütünle, beraberlikle olacak tek başına bir kurtuluş mümkün olmayacak önce bunu bileceğim.

İnsan önce kendi hayatında sulhu sağlayacak. En temel sulh önce kadın-erkek arasında olacak. Evliliği samimiyetle sürdürebilmek çok önemli, hadisi şerif eşlerin birbirinden razı olarak ölmesini cennet sebebi sayıyor. Bu razılık, gönül razılığı… Bu dünyanın gözüyle, diliyle, aklıyla isteklerini yerine getirmek için ilişki yönetmek değil gönlü gönle samimi olarak bir takva yuvası devam ettirmek, razılık getirir inşaAllah…

İkinci halka; rahim bağı, aynı rahimde büyüklerimiz, bizim rahmimizde büyüyenler, bu bağla bağlı olduklarımızla bir sulh olması olacak. Böyle böyle vüsatımız genişleyecek inşallah. Allah’ın bizi denediği yerde samimiyet gösterirsek Allah da bize daha büyük halkalarda mazhariyet, fetih nasip edecek inşallah. İnsan bir salih amel yapıyor bir sıkıntıya sabrediyor içinde bir enerji bir güç birikiyor bu başka bir insanda bir çekim kuvveti oluşturuyor ve kalpler Allah’ın izniyle böyle yaklaşıyor birbirine… 

وَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ لَوْ أَنفَقْتَ مَا فِي الأَرْضِ جَمِيعاً مَّا أَلَّفَتْ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلَكِنَّ اللّهَ أَلَّفَ بَيْنَهُمْ إِنَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

Allah, onların kalplerini uzlaştırandır. Şayet yeryüzündeki şeyleri tümüyle harcasaydın, sen onların kalplerini uzlaştıramazdın. Fakat, Allah onların arasını uzlaştırdı. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.(Enfal, 63)

 

Efendimizin ömrü, tamiri zamanlar mekânlar ötesiolduğundan tüm ümmetine ulaşıyor

Kim bir salih amel yapsa, kim kendinde bir ıslah yapsa yolu Efendimizle kesişiyor.Onu bulan Allahı , Allah’ı bulan onu buluyor. 

Bu yüzden takvalı olursak, eğer ilk halimize, kamışlıktaki halimize, ölü halimize yakınlaşan hallerle her namazda Allah’a gidersek, kimseye ilişmezsek, kendi hatamızla uğraşır herkese hüsnü zan beslersek; orada bir sulh ve samimiyet ortamı olur. Ruhlar beraber olur. 

Fark etmişizdir; bir sevdiğimiz vefat edince onunla beraberliğimiz farklı bir boyuta ulaşır. Ruhumuzla her istediğimizde o bizim yanımızda olur. Bunun gibi her müslümanla can cana yakın olmak mümkün. Bir mümin bir mümini bir bakışla anlayabilir, içini okuyabilir, derdini sevincini görebilir. Orada ne bir yanlış anlama endişesi, ne şüphe, ne de açıklama vardır. Eğer varsa, içe bir gölge düşmüş, bir şirk, bir yara gelmiş demektir ki bu da temizlemelidir.  

 

O zaman bizim burada Biat için çalışacağımız ders :

 

Hiçlik 

Bütün bunların biatla ne alakası var? dersek; 

Efendimizin etrafındaki herkesin hayat damarlarından çeşit çeşit yollarla defalarca kesilmesi, savaş, işkence, boykot,hicret, ailelerinden ayrılmak, ayrı düşmek, farklı yollara düşmek gibi çeşitli şekillerde defalarca ölmeleri, canlarını cennet karşılığında satmalarını söyleyebiliriz…


وَلَوْ أَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ أَنِ اقْتُلُواْ أَنفُسَكُمْ أَوِ اخْرُجُواْ مِن دِيَارِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلاَّ قَلِيلٌ مِّنْهُمْ وَلَوْ أَنَّهُمْ فَعَلُواْ مَا يُوعَظُونَ بِهِ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ وَأَشَدَّ تَثْبِيتًا

Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı. Eğer kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de (imanlarını) daha çok pekiştirici olurdu.(Nisa,66)

 

“Eğer yurtlarını bırakıp hicret edebilselerdi hidayetbulurlardı…” , demek ki hidayet oturduğumuz yerden gelmeyecek!

Üzerimize fazl olarak verilen bir emanet, izafi hepsi…  

Yemek- içmek, insanlarla ilişkilerimiz, ailemiz, çocuğumuz, canımız, eşimiz- dostumuz diyerek batılda tükettiğimiz bir ömür… Batılın hiç karşılığı yok, iptal olmuş demek. Bize Allah’tan başka gayrısı iptal olacak, biz Allah’ınız ve ona döneceğiz 

inna lillahi ve Inna ileyhi raciun …

kıyamet tasviri,  bu iptali ne güzel anlatır; kişinin eşinden, dostundan, çocuğundan, karnındaki çocuğundan vazgeçmesi;dünyanın bu sahte halini hakikatle bitirecek o zor günde arşın gölgesinde Allah Tealanın gölgesinde gölgelenecek yedi zümre, bu dünya başlıklarının tamamını tutuyor;

Allah’tan korkusundan zinaya yaklaşmayan kimse,
Adil hükümdar,
Allah için birbirini sevenler,
Kalbi mescide bağlı olanlar,
Gizli sadaka verenler,
Tenhada Rabbi ananlar,
Rabbine kulluk ederek yetişen genç

 

Demek ki kurduğumuz bağlar lillah olacak, sadece Allah için kurulacak, onun dışındaki bütün bağlar izafi… 

“Kızım Fatıma, halam Safiye; kıyamet için çalışın” ne kadar manidar.

Buradaki bütün varlığı satmak…

Canımda can değil, bir ruhum var. Ruh ile beraberlik başka bir beraberlik, ben kendimde olduğum müddetçe o benimle beraber. Hiç görmemiş olsak ama ben kendimde isem, ruhumda isem orada Allah Resulü, orada sevdiklerim var…

Allah’ın bana verdiği nefes, sağlık, ilişkiler, duygular hepsi Allah ile Allah’ta, O’nunla diriltilerek yaşanılacak. Elimdeki bütün sermayeyi bütün nimeti ona yatırırsam ancak o zaman zarar etmem.

Kişinin kendini ilk çektiği yer haram olacak. Haramdan helale kaçacak, helallerin içinde de bu bana Allah ile helal, bunu bana Allah verdi, bunu Allah emanet etti, bunu Allah onun yolunda kullanmam için verdi” diyerek helali de lillah yaşayacak.

Önüne konan eti, yetimlerden ne haber deyip ona gönderen,ben yersem helaya onlar yerse arş-ı alâya gidecek diyerek bire 700, belki bire sonsuz bir ticaret yapan yüce ruhlar kazanacak en nihayetinde…  

 

Biz ne yapalım, neye sarılalım? 

Seyyidül istiğfar : En büyük biat tazelememiz, üzerimizdeki nimetiişlediğimiz günahı takatimizin azlığını affedilmek dileyerek Rabbe sunuşumuz … 

 

Sadaka : Bilelim ki; belalar tam da hak ettiğimiz karşılıklar. Günahımızı cüretimizi ya da üzerimizdeki fazla nimeti kabiliyeti bize fark ettirmek için gelen oklar, belaları böyle okuyalım; ya derece, ya kefaret… Kefaret günahın karşılığı,derece ise kullanılmayan nimet ve istidadın…

O zaman bol bol verelim, ikram edelim, yemek yedirelim,misafir ağırlayalım, bizden sürekli bir veriş olsun, vermekle huzura erelim. Tebessüm edelim, nimetler üzerimizden akarken asık suratlı mutsuz kullar olmayalım. Halimizi itiraf, nimetini izhar edelim…Allah hakiki biat edenlerden etsin

adem 🍃

Ya teklik ya çoklukta kayboluyoruz… Teklikte kaybolan kendini de buluyor, çoklukta kaybolanın parçası bulunmuyor. İnsanın kendini herkesten soyutlayabilmesi çok mühim. Tek başına ölecek bir faninin tek başına yaşayabilmesi elzem. Bir nafile namaz düşünülse tavsiye edilen Kafirun , İhlas… Herkese bir manifesto ve tek olan Allah a yönelip çokluktan yokluğa ışınlanmak ve ferahlamak… 
Çokluk yorar  yokluk dinlendirir çünkü… 
Bak bakalım yokluğu sevmeyen sen misin , yoksa öyle kalabalıksın da yokluk mu kabul etmiyor seni 🍃
Tersine çakılmış nallar bunlar , izleri takip et 🐾

müellefei kulub

Müellefe/ ellefe/ yatıştırmak evcilleştirmek/ ısındırmak / 

Kalbin islama yatkın , teslim olmaya uygun hale gelmesi … 
Efendimizin muhabbetine teşne olması.. 

Herkesin kalbi farklı farklı.. Kimi bu yüz yalan söylemez diyerek teslim oluyor, kimi o söylüyorsa doğrudur diyerek , kimi işaret arayarak , kimi ahlakına şahit olarak, kimi öylece teslim olarak , öldürmeye gidip hayat bularak .. 

Kimi de mal, ganimet alarak… 

Biz İslamı , Ona ümmet olmayı meccanen, bir lütuf olarak bulduk, sınanmadığımız bir teslimiyetin hayali belki “ ben olsaydım “ dediğimiz yer… Buralar çok acı.. İnsanın kendinin farkında olmaması , benim kalbim neyle yatışır, isterim ki bir tebessümü bir bakışı, onunla beraber yürümek, onunla beraber olmak yanında neyin önemi var diyor içim, ama o ben miyim , içimden neler çıkar bilemiyorum, Allahtan çok korkmaktan başka bir yol bulamıyorum Biat bahsinden beri.. 
Çok sığınmak Allaha içinden çıkacak yüzlerden, nefsinden, kendinden … 
Büyümeye çalışmak , yaş aldıkça toyluktan kurtulmaya.. “ Kılıcımızdan kan damlıyor “ …. Dünyanın “ haklı “ lıklarından kurtulmaya … içindeki saf sevgiyi temiz bir örtü gibi korumaya… 

Kalp tasfiyesi nefis tezkiyesi… bir ömür boyu… tazecik kalmak için..

19 Ekim 2022 Çarşamba

Yol halleri

Yolda olmak ile halleri yaza söyleye bitiremiyoruz , çünkü yol bitmedi henüz. Çünkü bir rüzgarla yürünen bir yol bu , nefeslerimiz o yoldan beslenen.. Bir saba rüzgarına karışan ses, Efendimizin irşad hayatı , “samimi ve bilge “ başlığa zorlanmış kelimeler …
Serlevha Hadisler ;
Efendimizin rıfkı ve merhameti, 
İnsanın değiştirme gücü ve sorumluluğu ,
Efendimizin ikab ile inzarı, emri bil ma’ruf nehyi anil münker ,
Efendimizin nasihat tanımı ve vaaz, mev’ize konularıyla sıralanmış , bölümün içi ise O’nun adanmış hayatından nice sahneler , suyun akışı gibi doğal, suyun hayat verişi gibi mucize…
Böyle… su kasidesi dinler gibi dinlediğimiz ezberlediğimiz bir tebliğ ve irşad hayatı.. 
Hayatımız.. ve işte hayatımız… Günlük gündelik telaşlarımız , dönemlik sıkıntılarımız , daha müreffeh bir hayat için çabalarımız, bitmez ihtiyaçlarımız , canımız , iştihalarımız, tahammülsüzlüklerimiz, sadece kendimize bile yetemeyişlerimiz ve toplumdan sorumlu tutuluşumuz, ikabla karşı karşıya kalışımız… 
“ Münkeri eliyle , diliyle değiştirmek , yapamıyorsa kalbiyle uzak kalmak …”
“ Ya iyiliği emreder kötülükten sakındırırsınız ya da ikab gelir de duanız kabul olunmaz “ buhranlarımız , kabul olunmayan dualarımız … Tatsız tuzsuz zorlama bir dindarlık tanımıyız …
Oysa imanın halaveti gibi bir lezzet var. Damağımızı nerde aşındırdık da almaz olduk, başımızı kendi derdimize ne kadar gömdük de bir yaraya derman olma mutluluğu alındı elimizden … Hidayete vesile olmak çıktı ki dualarımızdan kendi dalaletimizle burun buruna yaşar olduk. 
Efendimizin gemi misali, kurayla belirlenen bir yer tayini birileri üste birileri alta, kura gönlün meyline göre belki , denî olana yakın olana alt , ulvî olana sevdalı olana üst kat.. Sonra sınav , denizin ortasında susamak.. Suya ihtiyacı bulunmak , üsttekileri “ rahatsız etmeden “ gemiyi delerek su almak.. Ya beraber kurtulmak , ya beraber batmak … Dertlenerek irşad.. Doğruya davet… Yerini yeniden belirlemek 💧
Şükür ki elimizi bırakmadı merhamet, bizi bir işrak vakti saba yeliyle sözüne muhatap etti, Bir Çağlayan gibi aktı çorak gönüllerimize ömrünü O nun gibi yaşamaya çalışmış ondan bir cüzle , bize değen abı hayatla… 
Şimdi yeniden, koordinat belirleme zamanı, rota belirleme zamanı, ben yolun neresindeyim, nerede kayboldum, nasıl yola revan olurum ,bir bedel istiyor imanın halaveti, bir vazgeçişe bin bahiş belki.. 
Günümü gecemi vaktimi Ondan esintilerle düzenlemek, gözümü kulağımı kalbimi midemi Ondan esintilerle beslemek, kendimi toplumdan mes’ul hissetmek, dışardaki yangına,evimizdeki yangına ne kadar su dökebilirsem, uğraşmak dua etmek… Dua etmek.. Dua etmek.. Ne büyük bir şeymiş dua etmek … 💧


6 Ekim 2022 Perşembe

Duvarın ardını görmek /1444-1

Yeniden Hacıbayram.. Bu gerçek bayramlardan bir bayram. Çünkü gerçek, ruhta yaşanan.. Bedenin kısıtlı imkanıyla var zaman, mekan, beş duyunun hissiyle mahdud hisler, sıcak soğuk aydınlık karanlık gürültülü sessiz ve daha neler. Beden duvar. Sert, elle tutulur gözle görünür , katı, kütlesi var hacmi ağırlığı. Beden duyar, ve emrine amade olana seslenir sıcak, soğuk, ses az, susadım, acıktım, göründüm, görünmedim.. 
Duvarın ardında çırpınan bir kuş gibi, gönül. Kulak verilirse kuş cenneti… Zamandan mekandan mevsimlerden ve şartlardan azade bir can, hayat için bir başka imkan. 
Duvarın ardına kulak verene içinde mahşeri cenneti yaşamaya mümkün kılan… 
Duvarın ardından bir ses geliyor, Mesnevi , çalgıcı son şarkısını söylüyor 🌿

22 Eylül 2022 Perşembe

kedi yavruları

İçimde bir teslimiyet ağacı , yorulup daralıp sırtımı dayadığım, gölgesinde ferahladığım. Ağaca çıkan yol patika, her yeri kaplamış çakıl taşları , endişelerim .. 
Yavrularım.. 
Bir yeşil bahçeye gittim. Güz değmiş,rüzgara değdim, çimlere bastım, kedicikler gezindi etrafımda,bebeğimi uyuttum,çocuğumu seyrettim, birini düşünüp hüzünlendim, birine hasta diye çorba yapıp geldim. Gün akşam oldu. Eve dönecekken , bir bey, arabanızın altında üç yavru kedi var dedi gülümseyerek, yaa nasıl çıkaracağız dedim ,motoru çalıştırdım, kornaya bastım, bir iki yavru çıkardık, avuç kadarlar sesleri inilti gibi, nasıl tatlılar …Annelerinin yanına koyduk saydım üç yavru kedi var dışarda, gidebilirim dedim. Tam arabaya binecekken    o bey ben bi baksam arabanın altına dedi, çok sevinirim dedim, fenerle arabanın altına uzandı ,tekerleklerin içinden iki yavru daha çıkardı . Tekerleklerin içinden. Hiç aklıma gelmeyen, göremediğim bilemediğim yerden, hareket etsem canlarını verecekleri yerden kurtardı kedileri, annelerinin yanına teslim etti. Şükrederek hayret ederek geldim eve.
Sonra okuyunca olayı… Rabbim,ne büyüksün,telaş etme dedin bana, kedi yavrularının Rabbi sahibi senin de yavrularının da sahibi… o beyi görevlendirdi kurtarmak için senin yavrularının karşılarına da çıkacak iyi birileri…
Amin 💧

14 Eylül 2022 Çarşamba

yürüyorum

Eski yeni adımlarla, yalpalamalarla düşüp kalkmalar , tökezlemeler, bazen oturup kalmalar, bazen fersah fersah geriye, bazen koşar adım dağlara, bazen uçarak göklere, yürüyorum.
Biraz yalnız bıraktılar beni. Önce sızlayan bir yara gibiydim, bir rukyeyle sarmalayıp bıraktılar beni. Kabuk bağladım, koparıp kendimi kanadım, yeniden açtım içimi Rabbime , dedim Rabbim seni bulmak için kanayan bir yarayım ben. İçimi dışımı iyi edecek sensin, sahibim sen.. 
Düşünmekten akıl, üzülmekten kalp bitap düşünce mi kabul.. Kabul, قبل bu kadar mı zor kıblesini bulmak ruhun, öpmek, kavuşmak, sözsüz muhabbet.. Bunca yıl yürümenin sonu sarılıp öpmek olsa öyle bir kabulle kabul etmek kendini, Rab olarak seni..
Kapına geldim. Bir daha kapına. Bir kapına daha. Buna kabul kapısı dedim. Sen de beni kabul et nolur, hatalarımla geldim günahlarımla, cahilliğimle, hemen unutuvermemle geldim, örtüver beni, açma içimden ne çıkar bilmiyorum ben.. Kendimi bütün sahiciliğimle öylece kabul ettim, affettim, belki sen de beni böyle seversin diye.. kendimi olmak istediğim kişi,olmak istemediğim kişi, başka hiç bir şey sanmadan öylece kabul edince, beni kapına kabul edersin diye… 
Ben yine de olabileceğimin iyisi olmak üzere, ben yine yolda, içimde senin rızkın saf sevgiyle, yarışmadan , acelesiz, kıyassız, sessizce yürüyorum, önümde içimde damarlarımda en güzel örnekle.. 


12 Haziran 2022 Pazar

Kontrol kimde ?

Hocamız sürekli para yönetimi konusunda irade sizde değil diyor , irade parada , nerde kazanıldıysa oraya akar , şüpheli yerlerden geldiyse şüpheli yerlere gider, helal kazanıldıysa infak olur sadaka olur bereket olur. Ben bunu dünyadaki tüm araçlarımız için böyle olduğunu düşünüyorum . Özellikle kendimiz sandığımız bedenimiz , İbadet vakti uyuyakaldım diyelim, bedeni yanlış yerde yormuşum yanlış yerde uyumuş . Dili, hayali , ezberi ,kulağı yanlış yerde kullanmışım , doğru yerde iş göremez olmuşlar . Onun için yapamadım nasip olmadı değil , beden ülkesinin yönetiminde bir sorun var diyelim , adaletle hükmedelim… ki sulh hayır getirir … 

1 Haziran 2022 Çarşamba

Kendime yeni bir ben lazım mı 🥀

Şimdi sen bir yeri mamur etmiş olabilirsin Sınır çizmiş, kendine önce kızmış sonra  acımış sonra şefkat göstermiş sonra reddetmiş , çevrene ben de varım demiş, herkes kadarına hakkın olduğunu savunmuş geçmişin çetelesini tutmuş,yaptığın her hesapsız iyiliğin hesabını sormuş olabilirsin. Buraya dayanıyor ya bu çağın söylemi, fedakar insanlar en çok acı çeken insanlar , acı çekmek istemiyorsan fedakarlık yapmayacaksın , eşine ebeveyn olmayacaksın, birey olacaksın, çocuklarının hayatları ve tercihlerine karışmayacaksın , anne babanın en “elindeki çocuk “ olmayacaksın , hepsinin bir miktar hakikat payı var konusuna göre o ayrı ama bir şeyi büsbütün bir ideal edinmek apayrı ..
Bunları yaparak başarılı da olmuş da olabilirsin. Artık hakkına daha saygı duyuluyor, ne bileyim izin alınıyor , bunu sorun edebilir diye düşünülüyor filan olsun. Daha yapabilir olmuş ol her şeyi… Ve buna 40 yaş de, yetişkinlik de, hayatının sorumluluğunu almak de, toksik ilişkilileri hayatından temizlemek de, yeter verdiğim biraz da ben alayım de… Her şeyi diyebilirsin.
İnsanın kendini yıkıp yeniden yapması üstelik bunu dünyada bir zeminle yapmasının içinde yarattığı tsunamiyi neyle karşılayacağının bir cevabı yok pratik psikolojik tavsiyeler videolarında :/ 
Şimdi sen bir yeri mamur etmiş olabilirsin , ama nereyi harap ettiğini bilmiyorsun .

24 Mayıs 2022 Salı

Leyla incinir

İçinde bir yer var biliyorsun yeri belli hükmü belli gücü belli bir yer , ama adı üstünde yanar döner bir şey bu yer.. Kalp ülkesi …
Üstünü mü örtmüşsün , onunla bütün hikayeni bir yana koyup , ben de eksik kusurlu sıradan bir insanogluyum deyip ne bileyim bir filmi izlemeye mi koyulmuş bir şarkıyla sarhoş mu olmuşsun, en sevdiklerini tatmış , en güzel kokulara tutulmuş , almakla vermenin arasında kaybolmuşsun.. kendini bişey zannetme uçurumundan sonraki kendini önemsememe vadisinde kaybolmuşsun , bu yol uzundur menzili çoktur geçidi yoktur derin sular var diyen ilahiyi belki de arabesk bulmuşsun , bişey değilsin o belli .. sıradan dümdüzsün tamam… ama unutmuşsun : Aşıksan içinde Leyla incinir 🌿Leyla incinir …

23 Mart 2022 Çarşamba

Davetteki Hikmet : Dua 🌿



Bölümümüzü okurken Efendimizin İslama davetindeki gayreti, kararlılığı, ümidi bu kelimelerin içine sığmayacak derecede okuduk. Her birimizin içinde en derin yerlere dokundu🌾
Bölümde okuduğumuz iki rivayette öyle bir yer var ki , Efendimizin davetinin can damarı gibi.. Duası.. 

Efendimiz Hakka davet için mektuplar gönderirdi. Bir defasında da mektubunu taşıyan bir elçisini Yemâme reisi Sümâme b. Üsâl"e gönderir. Sümâme, gelen elçiyi öldürtmek ister. Fakat amcası Âmir b. Seleme buna engel olur. Bunun üzerine Hz. Peygamber Sümâme"nin yakalanması için *emir verir  ve dua eder*. 🌿Peygamberimize ait bir askerî birlik tarafından yakalanan Sümâme Medine"ye getirilir. Mescid-i Nebevî"nin direklerinden bir direğe bağlanır. Derken Hz. Peygamber onun yanına gelir ve “*Ey Sümâme! İçinde taşıdığın (gerçek düşünce) nedir?”* diye sorar. Sümâme, “*Bendeki hayırdır yâ Muhammed. Şayet öldürürsen kan sahibi birini öldürmüş olursun. İyi davranırsan şükreden birine iyilik etmiş olursun. Eğer diyet karşılığında mal istiyorsan hemen dile. Sana dilediğin kadar mal verilir.” der.* 
Bu üç gün boyunca böyle devam eder. Rasulullahın sorusunda ve Sümamenin cevabında hiç bir değişiklik olmaz. 
Bunun üzerine Resûlullah, “*Sümâme"yi serbest bırakın!*” buyurur. O da mescide yakın bir hurmalığa giderek gusül abdesti alır.Şehadet getirerek Müslüman olur . 
Burada Sümamenin günden güne değiştiğini dönüştüğünü görmüyoruz . İlk günkü sözleri / içindeki niyeti ne ise / ki kendisi hayır diyor / üçüncü gün de aynısını söylüyor . Efendimiz sanki sebat istiyor, bir direğe bağlı üç gün boyunca hayır niyeti korumak .. Elçiyi öldürmeye niyetliyken hayra dönen niyetin sebebi Efendimizin dönüştürücü , hikmetli , hidayete vesile duasından başka ne olabilir.. 
Ölüm korkusu diyenler olabilir , Sümamenin şu sözleri öyle olmadığını gösterir: 

*Yâ Muhammed! Vallahi, şu âna kadar yeryüzünde bana senin yüzünden daha sevimsiz bir yüz yoktu. Şimdi senin yüzün bana bütün yüzlerden daha sevimli oldu. Vallahi, benim için senin dininden daha sevimsiz bir din yoktu. Dinin de benim için bütün dinlerden daha sevimli oldu. Vallahi, benim için senin beldenden daha sevimsiz bir belde yoktu. Şimdi belden de benim için bütün beldelerden daha sevimli oldu.”*

O Hakka davet ederken önce Hakk’tan istiyor kulunun hidayetini, Hakk  kelimesinin anlamlarındaki tam isabet 🎯 manasındaki gibi oku atıyor, fakat “ Sen atmadın, ancak Allah attı “ bilinciyle atıyor, varsa nasibi , Hikmet kelimesinin anlamlarındaki bir işte istediği gibi tasarrufta bulunma manasıyla anladığımız mana gerçekleşiyor, ok isabet ediyor, hüküm veriliyor . 

 Yine Hz. Peygamber"in, Kureyş"in iki kuvvetli şahsiyetinden biri, Ömer b. Hattâb veya Amr b. Hişâm (Ebû Cehil) ile İslâm"a güç ve şeref nasip etmesi için Allah"a dua edip yalvarması, ardından Hz. Ömer"in Müslüman olması,davette duanın ehemmiyetini en güzel gösteren örneklerden.. Ayrıca buraya dikkat çekilince farkettik ki 🌾kuvvetli kabiliyetli şahsiyetin safının ne kadar önemli olduğunu da gösteriyor. Demek ki amr bin hişam , ki kendisine ebul hakem de deniyor , Hakkı yerine koyamıyor, buna kabiliyetleri şanı şerefi engel oluyor, ve islamın en azılı düşmanı oluyor . Hz Ömer ise Müslüman olup dinin yardımcısı kılıcı, Hakkı görünce alıp kabul edeni.. Neydi acaba aralarında hidayete vesile olacak fark.. İkisi de duaya muhatap iken birini geride bırakıp birini hidayete erdiren.  Kabiliyetlere yeniden bakmak lazım belki de bizi hangi safa itiyor yeteneklerimiz , bizi alt mı ediyor, yoksa bizi bir bütünün parçası mı ediyor…🌾

17 Şubat 2022 Perşembe

Hayada hayat var 💧


“Hz. Peygamber (sav), örtüsüne bürünmüş bir genç kızdan daha hayâlı idi. Hoşlanmadığı bir şey gördüğü zaman bunu yüzünden anlardık.”

Duyguları anlamak ve yaşamakta da ölçümüz Allah’ın Rasulu.. Onun aydınlık yüzünde duygularının bütün berraklığıyla okunduğunu gördük. Sevincinin , kızgınlığının hemen belli olmasını.. Duyguları inkar etmemek , üstünü örtmemek onları içte hakkıyla yaşayıp bedenin de aksine izin vermek duyguları sağlıklı yaşamada mühim görünüyor. Ama bir hudut var burda hem demir gibi keskin hem nurani latif bir sınır, haya.. 

Gizli kaldığında insana / topluma zarar vermeyecek duyguların,  durumların olayların ortaya dökülüvermesinden hoşlanmıyor kerih görüyor Allah Rasulü , haya ediyor , yüzünden bu hal de belli oluyor. 

Hayanın kelime kökü hayat ile aynı.. Dirilik canlılık veren bir hali var hayanın. Haya nasıl diriltir , nasıl canlılık verir…

Zamanımızda bazı duyguların uluorta kullanıla kullanıla değerini yitirdiği konusunda çok kimse hemfikir, alelade yerlerde reklam gösteriş amaçlı kullanılan sevgi sözleri kıymetini yitirdi , sevgimizi göstermekten neden haya edelim , sınırından sonra artık ,gerçek sevgi neydinin derdine düştü insanlar..

Aynı şekilde ,mutluluk paylaşımı adına evliliklerdeki özel alan genele açıldıkça evler ; rahatlık adına, ailede büyüklere saygı çiğnendikçe aileler ; bir yabancı akım adına arkadaşlar arasındaki dil değişip utanma kalktıkça arkadaşlıklar hastalıklı bir hale geldi. 

Yeniden düşünelim o eski hali, elindeki çiçeği uzatırken titreyen delikanlıyı, yüzü kızaran genç kızı, babası içeri girince oturuşunu düzelten çocuğu, yaptığı kekin kokusu komşuya ulaşmıştır diye ikram eden komşuyu, toplu taşımada hanıma yer veren erkeği,yaşlıya yardım eden genci , hepsinin içinde oradaki duyguyu canlandıran bir anlam var , bir duygu düzenleyicisi olarak , haya.. 
Her duygu hayayla güzel hayayla canlı… Sevgi, saygı, paylaşma, koruma, korku , endişe… 

Haram kesin sınırımız duygulara verilen özgürlükte ,  haya duygunun derinliğini sağlayan özdenetim gibi 🌿

Efendimizin hayası , örtüsüne bürünmüş bir genç kıza benzetilen hayası , hayayı imandan addedişi , sesine sözüne kelimelerine nüfuz eden hayası .. Hayasız her işi kerih gören çehresi … 
Bizi de diriltir yeniden İnşaAllah🕊
 

16 Şubat 2022 Çarşamba

Beden Ülkesi

“Göz yaş döker, kalp üzülür fakat biz ancak Rabbimizin razı olacağını söyleriz...” 

Efendimizin bebek yaştaki oğlu , İbrahim vefat etmiş, gözlerinden yaş damlıyor, sen de mi ey Allah’ın resulü , sen de mi ağlıyorsun diyorlar. Bir müddet bekliyor efendimiz , sessizlik…

Sonra böyle diyor, gözünü kalbini kendinden ayırır gibi…Hadisi Şerifteki incelik bize hayati bir yol gösteriyor. 
Bedenim ben miyim, ben kimim… Nelerden müteşekkilim… Azalarım, ruhum, nefsim canım..Her birini ayrı şehirler gibi kontrol etmek, her birinin hukukunu gözetmek.. Bambaşka bir hayat felsefesi… 

Beden ülkesinin sultanı kalptir diyor bir başka hadisinde Allah rasulu.. Sultanı kalp olan bir beden ülkesi, göz ona bağlı, kulak ona bağlı, el ayak ona bağlı ve o Rabbine … 
Ya mukallibel kulüb sebbit kalbi ala dinik ve taatik 🌿
Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım kalbimi senin dininde taatinde sabit kıl duasıyla…
Gözün bir hakkı, görevi ve hali var. Görür , yaşarır , yaş döker.. Kalp duyar, sezinler.. Bütün uzuvlara bu ibretle bakabiliriz. Selametli bir beden ülkesi , kalp sultanına tabi olur , Kalp sultanı Rabbe teslim olur.. Beden selamet bulur. 

Şunu iyi bilin ki, insan vücudunda küçücük bir et parçası vardır. Eğer bu et parçası iyi olursa, bütün vücut iyi olur. Eğer o bozulursa, bütün vücut bozulur. İşte bu et parçası kalptir”


Bir uzuv daha var ki bu hadiste efendimiz onu kendi kontrolüne almış olduğunun işaretini verir gibi , biz Rabbimizin razı olacağından başkasını söylemeyiz diyor , dil söylemez demiyor. 

Demek ki dili kendi haline bırakmamak gerekiyor, Ebu Sa'id el Hudri ra, Resûlullah aleyhissalatu vesselam'dan anlatıyor: "Ademoğlu sabaha erdimi, bütün azaları, dile temenna edip: "Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Zira biz sana tabiyiz. Sen istikamette olursan biz de istikamette oluruz, sen sapıtırsan biz de sapıtırız!" derler."


Yine , Süfyan İbnu Abdillah tan: "Ey Allah'ın Resûlü dedim, uyacağım bir amel tavsiye et bana!" şu cevabı verdi: "Rabbim Allah'tır de, sonra doğru ol!" "Ey Allah'ın Resûlü dedim tekrar. Benim hakkımda en çok korktuğunuz şey nedir?" Eliyle dilini tutup sonra: "İşte şu!" buyurdu."


Dilini tutan kurtuldu. 🌿


Bu beden ülkesinde dil nasıl tutulur , kalp nasıl bozulmaz dersek, bir de can ülkesinin olduğunu hatırlayalım, ve nefahtü fihi, “ona ruhumdan üfledim “sırrıyla bizi donatan ruh, beden ülkesinin mevsimsiz iklimi var. Can ülkesiyle ,ruh alemiyle temasını artıran beden ülkesine hükmediyor, ve galiba can ülkesinde yollar muhabbet ve gayretle dürülüyor.. 


O zaman selatü selam ile ,

Vücut ikliminin sultanı sensin Efendim diyelim,Rabbimizden muhabbetimizin gayretimizin artmasını dileyelim💧


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...