ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ölüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2018 Cuma

Ölmek ...

أَيْنَمَا تَكُونُواْ يُدْرِككُّمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِي بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِ اللّهِ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِكَ قُلْ كُلًّ مِّنْ عِندِ اللّهِ فَمَا لِهَؤُلاء الْقَوْمِ لاَ يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا ﴿٧٨﴾

Geçen derste fi sebilillah yaşamanın zorluğu üzerinde durduk . Neden bunca zor karşılıksız vermek.. sevmek ...
Çünkü burasi sebepler alemi , sebeple sonuçla yaşıyoruz. Deni olan alçakta olan yakın net, ahir olan uzak , flu ..
"Göz odur ki duvarın ardını göre
Akıl odur ki başa geleceği bile "
Bu kıvamın tek iksiri var aşk.. Onun için ود .. حب lazım, katman katman derece derece sevgi ..

Nisa suresindeki insan psikolojisinin bir ucunda , hodgam , ben diyen başka bir şey demeyen ,kaypak zeminli , sabitesi olmayan, zayıfı görmeyen, kendi sözde hakkından başka hak hukuk tanımayan, mevedde ve rahmetten uzak insanın dünya ahiret dengesini sağlayan tek ve en büyük hakikat , gel geç sevda delici ölüm var. Bugün görüşün keskindir denecek bir ölüm . Katman katman nefs perdelerini yırtıcı bir idraki mevt var.
درك
Sözlük anlamında derinine inmek , en dibine inmek, sonuna yetişmek,  aşağı inen dereceler gibi anlamları var, idrak etmek de burdan, sonradan münafıkların yerini belirtmek için gelecek derkil-esfel .. en alt katman...

Burada insanın en derininde yatan, ayetteki ihtişamla kalp evinde yer tutan / بيت / geceleyen /bayatlayan/ gerçek niyetleri, /ki nüve çekirdek tohumdur her niyet/ insanın dış cephesini ne kadar sıvasa inşaa etse / شاد / müşeyyed olsa ınsanın görünen kısmı , hatta طاعة ، itaat ediyorum dese , süslü yüksek görünse de ... Her sıvası , her katmanı, her süsü , yaldızlı hal hareketleri  ölümlü insanın.. 
بروج
Burucda yıldız burç kule anlamlarının yanında, güzellik, güzel göz, ortaya çıkan parlayan güzellik anlamları var.. Kuranda kadının güzelliğinin ortaya çıkışı için teberruc olarak geçiyor.  Nisa da geçmesi... Kadın- dünya zemininde düşününce tıpkı necva/ fısıltı  gibi kadının yönlerinden bir yön..

Ya bir ticarete girecek insan sebep dünyasında Rab özellikle dünyayı satmak diyor , hidayeti satin almak diyor , can karşılığında cenneti satın almak diyor . Madem ki nefs karşılıksız vermekte zorlanıyor Rab karşısına cenneti, rızasını koyuyor . Ve ridvanallahu ekber !

Allahın rızası en büyüktür...

Ve bu rızayı kazanmak için itaat .. Allah'a ve rasulüne..
Rıza.. isabet eden her şeye..

30 Haziran 2014 Pazartesi

Ramazan 2 tesbih taneleri

İbadetin özü ölmektedir diyebilir miyiz?

Her ibadet bizde ölüme kapı aralamiyor mu? Herbiri farklı renk bir kapı..
Oruç açlık ve susuzlukla ölüme degdirmiyor elimizi..
Hac büsbütün kefen giydirip elimizi etegimizi çekmiyor mu hayattan,hatta güzel kokudan ..
Zekat yaşamak için toplayıp duran insanın hesaplayip taksimat yapması, disiyle tirnagiyla kazandığını vererek azalması benzemiyor mu hiç bir şey goturemedigimiz ölüme degmeye. .
Namaz huzura çıkmak, konuşmak arzu hal değil mi..Divanina gitmek ölüm değil mi..
Şehadet başlı başına perdelerin kalkması baş ve son , Şehitlik makamı değil mi...

Evet ibadet abdiyet kulluktur ve bizatihi yaşamaktadır ama ölüme guzellemedir. Sevdiğini sevildigini iddia edene acık davettir Bakara dan bir ayet "o zaman ölümü temenni edin"
Mutu kable en temutu...
Ölmeden önce ölünüz tam da buraya denk gelmektedir.
Ölmeden önce ölmek karalar bağlamak toprağın altında gibi gulmez soluk bir yüz ile yaşamak değil, bilakis tebessümle tevekkulle yolda yürüdüğünü bilmektir belki..

Aklımda teveffa, vefat etmek toplanıp gitmek anlamıyla..vefa ile baglantisiyla..

Tüm ibadetler kulun Rabbe vefasidir diyebilir miyiz?
Hepsi Rabbin elestu bi rabbikum , ben sizin Rabbiniz değil miyim sorusuna cevabı değil mi?
Bize verdigi nimetlerin cinsinden şükrü değil mi?

Her günü değil her ani ayrı bir deva canım Ramazanın ikinci günü parcalarimi hissettirdi. Paramparçalarimi..
Yavrular oruç tuttular. Yıllardır duymadigim sorular sordular. Gazetelerde her ramazan , ramazan sayfası adı altında yazılan mevzulardan, tırnak yiyince oruç bozulur mu , abdest alırken ağzımda kalan suyu yuttum bozuldu ,kaç saat kaldı, cok açım..çok açım. Kızım solmus bir çiçek gibiydi. Bir küçük termosa çorbalarını küçük kaplara
Çikolatalı ekmeklerini koyarak yola koyulmaya ikna ettik..
Yavrusunun karnını doyuramamak , oyalamak ne zor..Dünyadaki tüm anneler toplandı başıma, acikmasi mumkun degildi bir annenin çocuklarının yanında..
Biz sizi muhakkak açlık korku ve eksilmeyle deneriz ayeti yetişti teravihte sabredenlere mujdeyle...acziyet...

Her an başka bir roldeyiz, koyduğu yerde, anne, çocuk, hanım, öğretmen, gelin, öğrenci, arkadaş, kardeş, abla... Her birinin gereği başka hepsi bir tesbihin tanesi gibi, imamesi kulluk olan, ipi O nu hatırlamak..içimizde başka tesbihler. Başka başka parcalarimiz. ..

Toplanıp gideceğiz , gidiyoruz..her bir parcamiz O nda birleşerek..imameden ayrılmasın, ipi kopmasin, kalp hizasinda vefaliyken yerde pul boncuk olmasın. .

Ömrümüz kul olmaya vefa etsin...vefat etsin canımız ancak Muslim olarak...

22 Mayıs 2014 Perşembe

Uykudan önce

Hiçbişey söylemeden kivrildim
Kendimin yanına
Kırıldım kırılmasına defalarca
Olsundu bu
terkedemedigim kafesim
barınak
Sırtını dayamak
istemekten mutesekkil bir iş
cekyatta yatmak
Kendini duymak
istememek için
inşaat gurultusune doğru
Sağına dönmek
sonra soluna
sonra tekrar sağına
Düpedüz karşıya
geçmek bu uyku,
ölüm karşı kıyıda
Bir istinbat duvarı
kur içime nolur
Yaslanayim
Aglayayim
bir istinbat duvarı
Ağaçtan
Asilarak
Çekmek
Acıyı
Ağır ağır
Bir sonuç
Bir hal
Bir kal
Icimdeki derin sulara
Sal
-ma...
Bir an bırakma
Sırtımi sana dayarken
Yüzümü sensiz
Uyku duası
Adinla öldür
Adinla dirilt
Bir hal
Bir kal...
Çok uykum var
Nicedir
uyanmamacasina
Bir oyun uyku
Bir rüya umuduyla
Hilmine muhtaç..
Iyi geceler...

19 Mayıs 2014 Pazartesi

Zamanlar

Bahar gelmişse çiçekler neselenmisse affet Allahım ölmek istemez kimse demiş biri. .
Ne demek bu..sebebin güzelliğine kapılıp musebbibi unutmak golgenin peşine koşup gerçeği unutmak değil mi ..
Tam da böyle bir zamanda ölmek isterim Allah ım affet beni..içim seninle bir hoş ser hoş ..dünya bezenmisken senin emrinle ..
Kaab bin malik geldi aklıma..acidi içim

Uyuyoruz nicedir bir acıyı bitirmek için..sanki bir muddeti var da acının uyuyunca bitecek için için..
Gel gör ki rüya var ..acının sonu yok..Bir tek O var acının son bulduğu..hem dert hem derman..

Uyku ölümün kardeşi..uyku geçici deva ölüm kalıcı..çiçeğe bahara toprağa insana...ah son nefesi güzel bir kokuyla alabilmek..
Hitamuhu misk..
Iste buna imrensin imrenenler...

1 Nisan 2014 Salı

Kayış gibi

İçimde tasidigim şey ne yer ne göktu dün gece..
Sert ama kaya değil ..
Kara ama gece değil. .
Uzun ama yol değil...
Kesik ama yara değil. .
Güçlü ama mutlu değil..
Kayış gibi bişey ..
Nasıl uyurum içimde bir kayisla,
Ne erir ne yumusar
Dudagindan kalbine uzanmış
Eli sıkar..
İmdat istedim  içimde tasidigim şeye dün gece..
Sonra tuttu elimden uykum
Besmelenin muhru varmış
Muhrun de kokusu
Evinin yedi katı
Yanımda sevdicegim..
Çok şükür
uyumaktan uyumlu
ölmekten ölümlüyüz..
Ölümü ve uykuyu yaratana hamd olsun...

4 Mart 2014 Salı

Çocuklar gibi

Gittigimiz hic bir yerde iki saatten önce ortama alışıp oyun oynamaya başladığı olmadı çocukların..
Yeniden iletisime gecebilmemin sebebini buna bagliyorum.genetiksel yabanilik..kendi kendime yazabilirim aglayabilirim gulebilirim..içimi birine açmamın sancılı zamanını saklayamayabilirim.Digerleriyle konusmanin dinlemenin telefon calmasinin zulme dönüştüğü anlar olabilir..bir köşeye sinebilirim..çocuklar gibi..
Gömdük geldik dedi babam hickirarak..Ağladı, aglar babam ölüm karşısında çocuklar gibi..
Bu önemli..
Herkes çocuk gibi aglayamaz çünkü..
Ağıt yakanların ölümün uzerini çığlıkla cizip mutfağa gecip yemek yedikleri imgesi zihnimde cocukluktan kalma, susanlara korkulu susanlara dualiyim..
Hersey rutininde akıp gidiyor..ölü evine pide yaptiriliyor taziye kabul ediliyor...çok azimiz birinin ölümünden hayatsal bir ders çıkarıyoruz.
Ölümü ozleme fikrini ozlemek...
Rahmeti dilemek..
Son nefes endişesi taşımak..
Rahmet dilenmek..
Aşk dilencisi olmak..
Yalvarmak
Cocuklar gibi..

3 Mart 2014 Pazartesi

Kesik

Amcamı ben elini tutabildigim erkek siniflamasinda tanidim.tanisikligim bu, siniflandirma, bayramda dugunde nasılsın yegenim..
Iste elimi en sıkı tutan bir de öpen beni, ailenin 5. Çocuğu, sorunlusu, dayak yiyeni, adam olsunu, sehre uyamayani, en icten guleni,en icten aglayani camlari yumruklayani, amcam..dun gece..kalp krizi demisler..ömrü bitmiş..
Ölüm dünyayı anında yabanci sayan bıçak, o benim amcam miydi, kalp neydi kriz ne? tanistik mi, izi kaldi mi, en son ne dedi, gece bir dua düştü dilime, günümden animdan omrumden son kalan sen ol duasi..duasi bu muydu...amcamdan geriye ne kaldi..benden geriye ne kalır...
Ölüm, omur boyunca açılan yarayı iyi eden kesik..
Son nefes rahmet ise...

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Gökyüzü

Ey gök,
Yuzun ne guzel..
Sanki burda daha guzel..
Gözlerinin etrafinda melekler dolastigindan mi dolu dolu bulutlar...
Dualara Amin deyisin mi arada doktugun yaslar..
Gece baska guzelsin,gunduz baska...
Ama icimde tutup tutup da seni imsakla,
Iftar ederken bambaska...
Iftar,ezan ve kamet...
Hayattan ölüme üç ton mavi..
Ya da ölümden hayata mi demeli...
Insan gibi,ac-muhtac,umutlu-korkulu,elhamdulillah ..
Tum hislerin cekilivermesi mi emin bir karadelige rahatlatan ..
Iftar aninin Allahla kavusmaya benzemesi mi..
Gokyuzunde donen kuslarin kanadinin kalbine degmesi mi.
Kara bir tas mi yoksa kalbinin katiliklariyla göz goze gelen..

Hatirasi mi yurdundan ayrilan cocuklu bir kadinin,cabasi mi...
Yeryuzundeki ilk evin taslarini koyarken ki dualari mi..
Seni buraya cagirmalari mi ve herkesi herkesi...
Yoksa hayirda yarisan su insanlar mi..
Ki zemzem dagitiyor kimi hurma,kimi pecete,kimi zemzem fiskirtiyor ac susuz yanip donene..
Ben se goge bakiyorum sessizce,gogun yuzune ..
Gözlerinin icine...
Güzellik ..
Tarifsiz...

21 Ocak 2012 Cumartesi

ÇAĞRI

bazen upuzun cümleleri boğazına dizen kudret,bazen sus konuşturuyor,dilin cesaret edemediğine kalem ediyordu ya bazen,o da susmak istiyor..
bu zamanlar,
ölmek desem hevesle,karamsarlıkla değil,mavimsilikle,umutla,ama hayayla,sus diyor gönlüm bu daha iyice...
ayetler,insanlar,gök,ay,kar taneleri,hilal,can,canan,kitap kokusu,sus...
telefon çalmasın,kimse bişey sormasın,bişey yokmuş gibi yapsın,ayrılmıyoruz ki..
konuşurken konuşmuyoruz ki..
yazarken yaşamıyoruz ki...
oruç..elzem,yiyeceğe,içeceğe,en çok söze....
oruç elzem kaleme bile,
kalemin de kitabın karşısında bir utancı var...
yaşamanın ağırlığı ölememekten..
öl,kurtul...buraya gönlü kuvvetli biri mevlanamdan üç balık hikayesini anlatsın...
bu zamanlar...
oruç lazım,bir çağıran,bir çağrı,bir de çağırdığı an...
ve en mühimi çağrılan...şah damarından da yakın olan...
O EN BÜYÜK ÇAĞRILAN, bir adıma on adımla koşan..
buluşmak lazım,çok geç olmadan...

sesimi duyan var mı,ne çaresiz bir feryat,
sessizliğimi duyan var,
elhamdülillah...

14 Haziran 2011 Salı

Hayat ve İnsan




“Dost sevgüsin gönülde cânıla berkitmeyen/ Tûl-i emel defterin dürmeyen âşık mıdır



Hayat güzeldir..İnsana bizatihi güzelleşmesi için verilmiştir.Güzelleşip geçilen kapı,ne kadar karanlık görünse de,hayattan da güzeldir.Ölüm güzeldir.Ölüm hayatın tesellisidir,hayat ölümün değil..Yani aslında hiçbir şey göründüğü gibi değil..

Anlamak zor,duvarın ardını görmek kadar.Soyuttan somuta geçilemeyen bir dönemden çıkamadık,emmeyi beceremeyip sütten kesilsek de,sulandırılmış sütle oyalanılan bir evredeyiz hala,Fatıma dan çok uzaklarda.Somutlaştırmak için çizilen çizgiler var bir de dimağımızın hayal kumlarına,mübarek parmaklarla..İnsan ve hayatı bir çizgi...Bir akarsu,ırmak gibi,onu  saran ölüm çerçevesi,bentler gibi,istekleri var insanın,arzuları,bendini yıkan seller gibi,bir de bu suyu kesen duvarlar,tükenmez musibetler,biri bitse diğerini çağırır gibi..Ak gün ağarıp kalmamış,kara gün kararıp dermiş anneannem,nesıl üzülürdüm annem söyledikçe,hayatın ilk elden anlamı bu,besbelli...Enerjiye çevirip,bentlerin ardında musibetleri,ölüme çağıldamak en güzeli,güzelleşmek tul-i emel güzellemesi...

Hayat güzeldir..Gündüzle gecenin ardarda gelmesi, güzeldir..Siyahla beyaz,mutlulukla hüzün,gözyaşıyla tebessüm güzeldir.Hayatla ölüm,ve dahi ölümle hayat güzeldir.Yalnız doğar,yalnız ölürüz,yapayalnız yaşarız da kalabalıklar arasında anlatamadıklarımızla,ancak 'yaş'landıkça anlarız,bir yoğun bakım odasında yaşar gibiliğimizi..En çok sevenlerin bile,en yakınının camekan ötesindeliğini,ne yapsa etse acımıza gözleriyle ve gözyaşlarıyla,dualarıyla dokunabileceğini...Yaşlanmak güzeldir.Madem her canlı ölümü tadacaktır,ölüm tatlı bir şeydir.Ağzınızın tadını kaçıran ölümü bolca anınız,tadını kaybetmeye yüz tutmuş damaklar içindir,bizim içindir...Cennet gibi bir sofrada ne yediğinden çok neyi seyrettiğini ve neyi duyduğunu kalbine kaydetmek güzeldir.Sevdiklerinle cennet hayali güzeldir.Cemal hayali güzeldir.Cemal güzeldir.Celalinden Cemal ine kaçsak da Celal dahi güzeldir.Çizgiler güzeldir,toprak güzel,çizen el hepsinden güzel,anlatan dil de güzel..
Hayat için kurulabilecek en güzel cümle:
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun..
Allah ınız...ve O na dönücüleriz...
Sahibimiz ne güzel,döneceğimiz yurt da..Sahibimiz Selam,yurdumuz Darüsselam..Sözümüz selam,işiteceğimiz sadece selam..Özgürlük kim bilir ne güzel...
Bugün ne hüzünlüydü ve ne de güzel:)

8 Mayıs 2011 Pazar

Ve sen kuş olur gidersin...

Selin e......Selametle,emanetine en iyi sahip çıkana,asıl sahibe emanet ederek,esenlikle...“


uzun bir geçmişimiz var 


hiç yorulmadan 
en azından bir kere 
eğlenceli beşik 


  1. ha biz varız
    ha biz maskeli balo
    saygıya durup üstün bir gecede
    bir sır payı katlayıp
    sade bir kahveden
    keyifsiz bir detayın hükmüyle
    ha biz yokuz
    ha biz seferde

    ya bu kez ölenleri görmeliysek
    ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

    parka dolalım
    park bizi alır önce
    seyrimizden bir sabah kazanır
    eğri fakat daha çok eğrilmez bir şoförle
    sayısız rampaya katlanır
    ya güneşten daha zengin
    sofraya diz çökeriz
    ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

    oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.”*

2 Ekim 2010 Cumartesi

Yaş 30 Ders Nefis

     Doğum günü neden kutlanır..İnsan neden doğum günü kutlansın ister,sürprizlerden hoşlanır..Önemsendiğini bilmek ister herhalde.Onu düşünerek zevki ihtiyacı tespit edilerek hediye alınsın,hiç biri değilse ince düşünülsün,alışılmışın dışında bir şeyler yapılsın ister herhalde.Pastası sevdiğinden olsun,ortam ayarlansın,renkler,kokular,merkezde kendi,etrafta sevdikleri olsun ister..Zaten insan hayattan ne ister canım,canının istediği olsun ister,tüm sesler böyle gelir,reklamlar bile ,sen daha iyisine layıksın,bunu hakediyorsun ya da bunu haketmiyorsun der.Hatta birinin doğum günü ritüelleri başkalarının kabusuna dönüşebilir,öyle her yıl aynı şeyler olmaz,her yıl kendini aşmak gereklidir..

     Doğum günü ile ilgili fikirlerim ilk aborjinlerin bakış açısını gördüğümde değişti.Ben kulağını ters taraftan bulmaya çalışanlardanım.Telepatiyi filanda o kitapla oturtmuştum içimde.Ne diyordu aborjinler,sizler doğduğunuzu mu kutluyorsunuz oysa biz bir merhale katettiğimizde başarımızı kutlarız.Yeni yıl kutlamak kadar boş ve saçmaydı böyle bakınca doğum günü,sonra ilk anne olduğumda benim doğum günümde iyi ki doğdun denmesi garip geldi.Ne gibi bir dahlim var ki benim doğumumda,hiç değilse annem kutlanmalıydı.Yaratanı ille çıkaracaksak kutlamadan..

    Gel gör ki çağ narsisizm çağıydı ve ben bir terazi kadınıydım.Zaten şiirlere,şiirsi cümlelere,çiçeklere kokulara ve keşfedilmeye hayrandım.Hayat benim için aşktı.Aşk,romantizm,estetizm ve hayran olunmaktı.Evet itiraf.Tortuları kazıyorum şimdi.Dipler de temizlensin,akalım,kokuşmayalım.Değil mi?Nice zaman büyük sürprizlerle,devasa güllerle,şarkı ve şiirlerle kutlandım.Gel gör ki tatmin olmadım,çünkü olamazdım bir terazi kadınıydım ve ben aşka aşıktım.Aşk benim zannettiğimden çok farklıydı,ben kabuğun dökülen tarafındaydım,gülün dikeninde gülü unutarak güzellik ve tatmin arardım,e la bi zikrillahi tatmainnel kulub,ama anmadan hatırlamadan tatmin olmazdı,kalpler..Kalp narsisizmden nefret eder..Ruh nefisle savaş eder...


     Bu yıl da,tabiki hediye,yemek, pasta,sürpriz kutlama beklemiyordum.Herkes de beklemememi bile beklemiyordu.Dün Hilal bilmeden erkenden kutladı.Hem de ne güzel bir yolla,insan hiç bilmediği birini canına böyle yakın hissedebiliyor,Rab lütfedince,kızım bugün tefsir de not tutmuş,yine lütuftan bir hediye,çeksem de koysam şuracığa resmini.Sonraa,badana yaptık babamla,kayınvalidem sürpriz bir hediye göndermiş ama hiç sürpriz değil şaşkınlık oldu:)eşim sabaha kadar mide ağrısıyla inlemişti,biraz da bana kızmış mıydı neydi anlayamadım:)Şiir filan yazmadı,mesaj bile yazmadı:)Nasılsın diye aradım,kendimle mücadele ederek,akşam yemeğe çıkalım dedi,çıkar mıyım,bugün emek emek dedikten sonra yok dedim.Elim yüzüm boya,üstümde görsem kendimi tanımayacağım bir elbise,annemlerde buluştuk.Pasta almış,frambuazlı severdin ama meyveli aldım dedi,eyvallah,pasta da istemezdim ama eski izleri silmek kolay olmuyor işte..Eve geldim bir beyaz gül,onu da kopardıklarına üzüldüm.Yine de içimde kalan bir şey var ,nefis işte,niye bir iki güzel cümle yazmadı ki sanki,hayır yazması değil acaba hissetmiyor mu ki:))Hem mide ağrısı hem eş sevgisi hissedilmiyor demek ki,iki şuur bir arada olmaz ya...

     Şaka bir yana,madalyonun öbür yüzüne bakmak gerek galiba,böyle özel olmayı,kutlamayı isteyen bir taraf var insanda.Doğum günü diyor sevgililer günü diyor,yeni yıl ,evlilik yıldönümü diyor.Demek öldüğünde de böyle bir şey bekleyecek bu taraf,Kuran ifadeleri de hep böyle,güzel kokular,kristalden saraylar,şeffaf elbiseler,makyaj ve acı veren o cilt bakımları olmadan tarifsiz bir güzellik,saçma ve boş vaatlerle dolu olmayan güzel sözler,kadehler,meyveler,en sevilenler,selam selam ve rıdvanallahü ekber..Hani sahneye beyaz bir duman püskürtüyorlar ya onun bile karşılığı o buğu yine Kuranı Kerim de..Cemalse en büyük hediye..Velhasıl,doğduğumuz günler birer birer geçmekte.Bilmiyoruz ki sondan kaçıncı nefesteyiz. İşte benimle aynı gün doğan canım Hüma m vefat etti,35 ti henüz.İnsan için elzem olan doğum günü değil ölüm günü.Her şey o son nefes için.Allah ölüm günü güzel kokularla,renklerle en sevilenlerle,şiirden güzel sözlerle güzel mekanlar ve taamlarla melekler tarafından kutlananlardan etsin.Böyle bir hayalle doğum günlerimizi güzelleştirsin sadeleştirsin...

Sonradan,kendime hatırlatma,bu da Hilal in 30 yaş yazısı.

   

  

30 Eylül 2010 Perşembe

İnsan Yalnız Her Zaman ,Yanında Bir İsim Kalan...

          İhtiyaca binaen ses işittirmeye devam etti terbiyeci.Yalnızdı eğitilen ve farkında bile değildi yalnızlığının.Hep kalabalıklar arasında dahası canından can kattıklarının yanındaydı.Nasıl yalnız olsundu ki ne lezzet tatsa aklı çocuklarındaydı.Belki anasında babasında belki kocasındaydı.O da tatsaydı,o da gelsin,hep beraber parolasıydı.Eğitici en gedikten bir gediğe dokundu,bir ek koy dedi her sevdiğine..Her korktuğuna,umduğuna başladığına,ile de..Ne ile..Bir isim ile..Bir isim ki gemiler onunla durur onunla yol alır(Hud),bir isim ki en güzel mektuplara onunla başlanır(Neml).Bir isim ki kainatta hükmü vardır,zaten her yanına varılan onunla ve onadır..Duymuştu eğitilen daha önceden,ama duymak bilmek değildi,bilmek uygulamak,ille cehd gerekti,ille sınanmak..

        Okudu,dinledi,not etti yeniden niyet etti.Yanına ismi alıp merhamete sığınmaya gayret etti.Merhameti yaratan, zavallıya merhamet etti.Tam çocuklarını alıp arabaya binerken,Bismillahi mecraha ve mürseha dedirtti,binince inne rabbi le gafurun rahim.Bismillahirrahmanirrahim.Yinede içinde bastıramadığı bir şımarıklık hissetti,kötüydü,çünkü kulluktan çok başka bir yerdi şımarıklık,neyse dedi.Hemen müdahale etti terbiyeci küçük masum şirin oğlan mağazanın birindeki güzel bayan resmini kendine anne olarak seçti, niye,güzelmiş,kalakaldı eğitilen biraz toparlandı,kız evlat öz evlat dedi.Kız gözleri dolu anne sen ona bakma zaten saçmalar dedi.Terbiyeci yalnız olduğunu ve kul olduğunu anlatacaktı,oğlan bahaneydi..

        Dönme vaktiydi.Yol güzeldi.Birden bire bir şey oldu.Arabanın önüne bir beyaz köpekçik fırladı.Bismillah yankılanırken,korkunç bir ses bu yankıya katıldı.Araba tam bir çember çizerken,eğitilen tamamen yalnızdı,üstelik yalnızlığının farkında bile değildi.Ölümle yaşamın arasındaydı.Aklında ne çocukları ne ana babası ne kocası vardı.Çocuklar bile anne demediler,sessizleştiler sadece.Öylece beklediler,anneleri yüzlerine bile bakamadı.Bir kaç saniye..Ama ne uzun geldi,ömür gibi.Araba döndü,feleğin çemberinden geçer gibi.Sebepleri ve sonuçları tertip eden terbiyeci,ziyansız kurtardı,zavallı kullarını..

       İnsan ölürken  yalnızdı.Duymuştu eğitilen daha önceden,ama duymak bilmek değildi,bilmek uygulamak,ille cehd gerekti ille sınanmak...

7 Eylül 2010 Salı

Akıyor Zaman Bitiyor Ramazan Akıyor Nehir

Ne zaman kardeşimle beraber olsak,bir güzel oturamadık der.Ne zaman çok özlenen bir arkadaşla buluşup ayrılacak olsak,daha ne oldu ki,nasıl geçti zaman hissine kapılınır.Zaman akar gider çünkü,tutamazsın bir solukta..
Hele çok yoğunsa sevgi,hayali gözünün önünde kokusu burnunun dibinde iple çekiliyorsa zaman, aşıksan yani, kavuşuverince bir de sıradanlaşma giriverir işin içine.Hiç söylemeyeceğin öylesine bir cümle söylersin,sanki konuştuğun her hangi biri gibi..Havadan sudan konuşursun,gelmez aklın başına ayrılıp da özlemin kollarına düşene dek,kıymetini bilememişsindir en mahrem zamanların.. Zaman akıyor,tutulamıyor..
Annem ve babam da söylüyorlar,deli gibi aşık iki kişi,kimsenin haberi yok,okul çıkışı haberleşmeden yanyana buluyorlar birbirlerini,dolmuşa kadar yürüyorlar,babam zorla ağzını açıyor,dolmuşa mı bineceksin,bunu diyen adam arkasından ajandasına akrostiş şiir yazıyor..Zaman akıyor...
Ramazan bitti..İşte böyle karmakarışık şeyler hissediyorum ardından,daha şöyle içime sinen bir oruç tutamadan,gecesine kanamadan,dudaklarım kavrulmadan,yakınlığına doyamadan,kadrini bilemeden geçip gitti,bıraktıkları oldumu,kazındı mı içime,hani bir kul çıkarmaya çalışan laboratuardı ramazan,terkip tamam,kul çıktı mı,aşk kaldı mı,imsaktan hediye?Akıyor zaman,hac ayları geliyor tüm bu hazırlık onun için,ramazanla olsun ki insan hacca,hani diyorlar ya hayat mücadelesine gücü olsun,hac hayat çünkü,ben güçsüz..
Yoksunluğu sevmek ramazan,aç susuz uykusuz ama mutlu kendi içine ve başka dertlere dönük yüz ramazan.Vermek,verdikçe çoğalmak,fıtrata ulaşmak,en güzelin boyasıyla boyanmak..Sıbgatallah..Ve men ahsenallahü sıbgah..Allah ın boyası..Ondan güzel boyayan var mı ki..
Bayrama ramak kala,Nehir de akarken ölümün güzelliğinden yana ve içimizdeki nehirlerin akışını farkederken biz,ne güzel dudaklardan en güzel hayat felsefesi,tesellim ve duam,bitmesin ramazan..

ÖMÜR RAMAZAN,ÖLÜM BAYRAM İNŞALLAH...
SELAMETLE...

17 Ağustos 2010 Salı

Hüma 'ya..



Hep yüksüzdün kardeşim
Hep hafif
İnsan yükü ağır derler
Sen ağırlaşmadın
Çocuksuydu havan
Düşüncelerin sabrın
İncitmedin hiç
Hep güzeldin
İncinmedin dahası
Hep esen bir yeldin
Hep latif,naif,zarif..
Ağustos 2009
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...