ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

acı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
acı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Akabe

Bir şubat soğuğuydu. Hiç bu kadar üşümemiştim. Bahtına düşmüştüm. Üsküdar da Hudai yokuşunun başında kaç gün kaç gece kaç vakit içimi dökmüştüm.Icim bazen bir yagmur kadar su, bazen fırtına kadar ağrıydı. Geçti. Bu da geçer ya hu demezler mi , derler.. Derler ki edeple gelen lutufla gider..
Bahtına düşmüştüm. Bahtım beni bir yokuşa sürmüştü. Kara kış geçti yaz geldi.
Şimdi bir yokuşun başındayım. Zahiren de! Hiç bu kadar bahsetmedim bir yokuştan. Bu kadar duymadım bir yokuşla ne yapılırlı sohbetler..
Yokuş..yokuş..çok yokuş..çok dik yokuş..Küçücük görünüp gitgide çığlaşan bir YOKUŞ..ve cumartesi ... YOK-OLUŞ
Bir yokuşla ne yapılır?
Bol bol felsefe yapılabilir, yaptım..
Sarp yokuş hatırlanır, akabe , Rabbin soruşu hatırlanır hatırladım.
و ما ادراك ما العقبة؟
Içimden konusmaya alışkınım. Ama dışardan duyulan seslerin yankısı bir başka.. Hersey sarpa sardı mesela, bir yokuşu tırmanarak yuvarlanarak yeniden iterek tekleyerek işleyen bir dünyaya hoş geldim. Unutarak geldim. Bu sefer ne istedigini bilerek ki istemenin tek ise yaradigi yer o seyin olmaması, bende böyle - :) bir tür farkindalikla geldim. Mobilya isleri ters gidince mesela , siz akabe mobilyaya gidin dedi bir adam, orda bulursunuz, yankı..akabe... gittik bulamadık ama ordan aldık. Yokuşun huyu bu..
Bu huy bir aksi sedası belki icimizde bir yerlerin, belki yol hali..
Bir yokuşla ne yapılır düşünmeye devam ettim.Yolun burasında dönecek yer yok, mecburen ilerleyecek sabredeceksin çünkü evet , yokuşta geri dönemezsin inişi çıkışından zordur, yürüyeceksin. Yokuşun huyuna gideceksin. Rabbini dinle,
Köle azat edeceksin
Senden ala köle mi var, azat ol, kurtul..
Zor zamanda yemek yedireceksin
Miskini yetimi gözeteceksin
Hakkı ve merhameti tavsiye edeceksin..
Ağlayacaksın... Çünkü sure-i beled..
Yutkunacaksin.. Mekkede ilk ezber ettiğin sureyi iliklerine kadar hissedeceksin ,kendini "hil" saydığın haremden ayrı düşeceksin.  Sevgili de perdesinin ardindan izleyecek seni..Bakalim ne edeceksin..
Cumartesi.. hiçlik.. yok oluş..efendimizin gözyaşları ve duası.. tevbe edeceksin, yokuşunu severek eve döneceksin. Yokuşunu ve yokuş ehlini seveceksin. Için sımsıcak olacak. Sohbet olarak sana fecr yetecek de hiç seni yok edecek..
Veee patlama...
Yine yeniden yeniden deneneceksin. Çünkü sarp yokuş bunu gerektirir.
Dizlerinin bağı çözülmüş ve öylece düşmüşken elinden tutan bir dua gelecek.. sen o duayı bilirsin denecek...Bileceksin..
Dersini alip da ezber edeceksin..

اللهم اعوذ برضاك من سخطك
و بمعافاتك من عقوبتك
و اعوذ بك منك
لا احصي ثناءا عليك
انت كما اثنيت علي نفسك

Not: Akabe عقب: nesil, son, sonuç,engel, yokuş,torun, dip...
Akibet, yakub,  duadaki ukubet (ceza, sonuç) aynı kök...
Ve binlerce bağlantı...

27 Ağustos 2017 Pazar

Profil

Beni anlatmasi umulan bir boşluğa ha demeden hayran olur yazdım.
Doğrudur harful ha' hayatımın tohumudur, sadrımdır, sırrımdır. Mevla bir gönül vermis bana deyince tıkanıyorum ama, kalakalmışım ben onunla diye tamamlıyor içim..
Su üstüne yazı yazar, diyorum. Elhak yazdığım ne varsa bakinca su üstünedir,  yaşarken cam üstüne kazır gibi, ustelik her yazılan yeniden sağlamlanır kristallesir ,sayısı Rabbin merhametine kalmış elekden geçirir cam olacak kum tanelerini...
Su üstüne yazı yazar derken vazgeçiyorum. Korkudan mı, belki! Korkunun ecele faydası var mı, bu ayran torbasından bir yağ çıkar mı bilmiyorum. Bir türkü..
Dam üstüne çul serer.. Hah, simdi oldu diyorum.
Çıksın çulu çaputu gönlün dama da bir rahatlasın gariban.. çini islemelerini eski çeyizleri dantelleri antikalari duvar tabaklarını, Türkiye ye dönüşlerini dönemeyislerini değişmelerini ...
Bilmem yar kimi sever... işte geldik yeniden harful ha'ya.. Taa çörek otunda kalbimi kavrayan manaya, habbetussevdaya..
Bitmez... حي deyip geçelim.
Nereye ?
Yokuşun başına...

16 Ağustos 2017 Çarşamba

7/7/17 orijinal not.. öylece kalsın diye..

Gidiyorum..
Ilk kez böyle..
Hic gitmiyormus gibi gidiyorum.
Temelli gidiyorum
Ama hic boyle gitmedim .
Evimi hic boyle bırakmadım.
Anahtari bile elimde değil.
Emanetini aldi Rabbim..
Son gun bir emanetci gibi kaldik mekkede
Acizligimizi fakirligimizi anladik
YA RAB
Sen bize gadapli degilsen hicbirine gam yemem...

Daha tikali damarlarim..
Sadece yürüyorum..

6 Aralık 2015 Pazar

Uzak cumartesi

Ben bugün
Bolca bun
Bulaşık, tezgah ve kanepe
Bolca bedel ve film sahnesi
Yeditepe istanbul ve kuzeyde bir otel
Elmalı kek ve kahve
Bolca kagit ve kalem ve dahi mektup
Isyan ve nisyan ve dahi hatırlama
Ben bugün yine tevbeyle zikir
Uhud ve Bedir
Ben bugun biraz
Şiir ve anı
Bolca fudayl bin iyaz...
"Ben Rabbime karşı kusur isledigimde bunu binegimin ve hizmetlimin huyunun degismesinden bilirim "
Ehlimden ve evladimdan..

22 Ocak 2015 Perşembe

Sımsıkı sarıl

İçimde bin bir sanciyla devam eden günümde hazmina ugrastigim bir sürü mesele, desilmis yara ve beden halsizligiyle ulaştım hala isinamadigim evime...
Yanımda aynı benim gibi yaralı bir küçük modelimle yürürken,dik durmaya çalıştım en çok , vizirdanmamaya, anne gibi durmaya, "beraber uyuyalim mı" dedi , başka hiç bişey istemiyorum"
Sarıldik, beraber uzandik. Onu tamir edici bişeyler için dışarı çıkardık. Günlük yazmasını önerdim duygularını en açık haliyle yazmasını. Heyhat ki insanın tavsiye ettiğini yapması güç...kendimi okunacak yazı google aramasi blog yazılarıyla avutmaya çalıştım olmadı. Su iyi gelir dedim kendimi suya sürükledim. Evet...Mesnevi nin kapısını çaldım. Kalbimin payını aldım. Sonra bu evi ısıtacak şeyi buldum deyip tefsir kaydını kurşun kalemimi ve ajandami alıp masaya geçtim. Hatirlatici olsun, burnumda Hindistan cevizi kokusu var, kulagimda sivrisinek Viziltisi..
Yaza yaza okunuyor insan, kulak kesilmeden duyamiyor. Nerde ısıttin içini nerde sardın yaranı tüm mesele bu...
Vegtesimuu...sımsıkı sarildigin Allah ın ipi olsun...kendine açmaya çalıştığın bin türlü pencere değil, bil ki kendini avuttugun hersey vuracak seni, üşümeye kanamaya razi ol...O ndan razi olmaya, ve çekişmeye kendinle kavgaya ,hazma , hoslanmadiklarina, seni sen yapan şeylerin terkine...
Ve sarıl sımsıkı...sadece O na..gerisi fani, yerin , en sevdiğinin yanındaki...kapının kenarına iliş ama O na sımsıkı sarıl...

27 Ekim 2014 Pazartesi

Telli dualı

Geçti ömrümün baharı...
Eyvah narım da yandı...
Dışarda sonbahar...
Gönlümde sonbahar...
Ötüyor kuşlar,
Ötüyor kuşlar...
Parça parça
Şiiri ömrümün,ahı...

1 Nisan 2014 Salı

Kayış gibi

İçimde tasidigim şey ne yer ne göktu dün gece..
Sert ama kaya değil ..
Kara ama gece değil. .
Uzun ama yol değil...
Kesik ama yara değil. .
Güçlü ama mutlu değil..
Kayış gibi bişey ..
Nasıl uyurum içimde bir kayisla,
Ne erir ne yumusar
Dudagindan kalbine uzanmış
Eli sıkar..
İmdat istedim  içimde tasidigim şeye dün gece..
Sonra tuttu elimden uykum
Besmelenin muhru varmış
Muhrun de kokusu
Evinin yedi katı
Yanımda sevdicegim..
Çok şükür
uyumaktan uyumlu
ölmekten ölümlüyüz..
Ölümü ve uykuyu yaratana hamd olsun...

29 Mart 2014 Cumartesi

Acı

Su insanı boğar ateş yakarmis geç farkettim taşın sert olduğunu....acınin zahiri batini aynı tesiri ne tuhaf , daha önce acı cekmedim mi hiç. ..
28 29 ..
Aylardan mart
Kuşlardan martı
İçimde
Gök
İçimde
Deniz

15 Mart 2014 Cumartesi

Yaşamak

Yine kelimeler ve kavramlar uçuşuyor zihnimde.karsiliklarini arıyorlardır büyük ihtimalle. Yok.
Arap misafirlerime yaptığım "cheesecake"den kalan son dilimi yedim biraz önce.acaba ben mi onu yedim o mu beni bilemedim.suud ve amerika birleşti gözümde peynirle tatlinin birleştiği gibi..Tuzla şekerin birleşmesi mesela.iyi geldiği haller var onu geçelim güzel geldiği zevkler de ben çok severim kunefeyi çizkeki mesela.
Suud ve amerika deyince mısır geldi filistin kapısı amerikanin dünyaya bakışı sudeysinin mısır a bakışı.duasindan bile cikarisi imamlarin mısır i.aglayarak dua edilen Filistine ne yapıldığı. Filistinlilere mavi kanlı diyorlar burda.
Ben de kaneviceyle işlemek istiyorum bir sumbulu, sumbul duran bir sehpanin üzerine..balkonumu kış bahçesi yapıp çiçek yetiştirmek kenarında köşesinde. .kitabım kahvem güzel renklerim şiirim sessizliğin içinde..Evimin bir teması olsun..gül olsun orda burda olmadık yerlerde..eskiler bulunsun Gülle bulussun..ama olmuyor işte..zaman çok şeye bolusturulemeyecek olan...bir hedeften fazlası yoruyor işte.."huzur islamda" ya ısrarla karşı çıkıyor Cündioğlu islamda huzur yoktur ey talip, yola düşene gamdir azik...
Yaşam hayatın eş anlamlisi diyoruz.degil. yaşamak yaş almak demek yillanmak,yaşa dan türetiliyor yaşam,  hayatın bir fiili yok hayatta olmaktan başka hayy olmak diri olmaktan..
Yaşıyoruz ama hayatta değiliz galiba..mümin ibnulvakttir diyor Mevlana. .Hayatta olmanın belirtileri canlanıyor zihnimde..yazmak benim devâm..gece uzun uzun yazılarımı okudu bir hocam..acidi büyük ihtimal. Acısın..merhamet şifam..
Peki ben şimdi ne yapıyorum;
Geç kalmış asla tümüne yetisemedigim bir temizlik..salonumda yarı arali hangi ilim bahsi açık ihyam, sifayi serifim, rehberim mesnevim, kalemim defterim, ütülenecek çamaşırlar, surei tevbe, aliimran..
Şimdi toz bezimi elime alıyorum..içime niyetimi yeniden..
Neydi baki kalacak olan..
Ya hayy ya Kayyum...

3 Aralık 2012 Pazartesi

Yol biter mi?

Ne varsa yol ve yolculuğa dair,hayata dahil..Yürümekse düşünmeye muadil..Daimi bir yolcu olduğumu farkettiğim andı bakaranın başı..Uzun bir yolculuğa çıkıyor gibi hissetmiştim,tamamlayabilir miyim demiştim de,kılavuzum herkes neredeyse orada tamamlar inşallah demişti... Galiba iki yılı geçti..Uzun bir yolculuk nasip oldu surenin içinde,her surenin başka bir alemi vardı aynı anlam içinde..Tevbenin getirdiği yer başkaydı,enbiyanın,nurun furkanın başka..şuara,neml kasas başka...Üçleme kitaplar çıkarıyorlar sevdiğim yazarlar,kitaplarla şehirlerle anlatabilirim bir nebze belki..Ama hiç birine benzemiyor surelerinki... Bakaraya başlarken,elif dedik lam ve mim...En derinden,göğsün en derininden dile dudağa..İçten dışa bir yapılanma demiştik.Sona doğru elif en gizlimizde olan,ALLAH ın olması gerektiği yer,belki noktayı süveydanın nurlanması,lamın çengeliyle çıkaracak ne varsa,la diye diye nehyede nehyede teke inecek en gizli en derin yer,mimle dudağa dökülecekmiş,inlemekle..efendimizin ismiyle...Bakara yarmak demekti zaten,başta bir hedef gösterildi,hani tezhiplerle fatihanın yanına yakıştırılan aşrı şerif,elif lam mimle..Ortasında ayetel kürsi,sonunda amenerrasulu ile,arada benim için kema erselna fikümle bir ramazan,ayetel kürsiyle bir,sıbgatallahla bir daralma,içinizden geçenlerden sorulacaksınızla bir..Fezkuruni ezkurkumla umit...ölüm..hayat..feinni karible aşk...çağrı,çağıran,çağrılan..çağıldayan aşk.. Kelimeler...kelimeler..şifreler..kalpler ve kalıplar..Ahkam ve his..surei bakara,iki çiçekten bir çiçek..Kim onu hıfzederse,başa geçiren..Bir çiçek nasıl hıfzedilir?Aklınıza küçük prens geldi mi...Ne kadar dolu dimağımız..Bir çiçeği hıfzetmek..Çok sevmek..Bir çiçeği ne korur, su toprak sevgi,madde mana..iç dış..Surei bakara hep bu ikilemle bütünledi bizi..Namaz dua ,bedenin sallanması,oruç yeme disipliniyle hayat tarzı,bedenin zayıflarken ruhun güçlenmesi,şehadet,dil ve göz kalp arası yakınlık,hac rukunları ise başlı başına maddeyle mananın birleşmesiydi.Adem ve Havva ile zıtların birliği,dünyaya inişle dünya ahiret evliliğinden beklenen ukbaya götürecek amel çocuğu..Ve ne formüller,ne çok birikmiş kavanoz kavanoz hisler..Elime son kez aldığımda bakarayı okumak için Taif yolundaydım,her satır,her sayfa bölüm,an an yaşatır mı geçmiş zamanı..Koku değil,tat değil,mekan değil,ses değil,ayet ayet his biriktiriyoruz içimizde ,müteşabih,cennet ayeti....İnsan bir dağa tırmanırken Ganime cebecinin yeşil halısına oturur,camı acar,tül havalanır mı... Benim içimde bakara,bir toprak fenomeni..Cennetten bu toprağa pişmanlıkla inilen yerde..Üzerine 99 yıl hüzün yağan,1 yıl surur yağan toprak.. En başlarda iş makineleriyle kasklarla çalışılan yıkık dökük,israiloğullarıyla,her enkazın altından bambaşka birşeyler çıkan,hep yan çizen,idare eden,böyle de olur deyip yapılmış,ama olmamış da yıkılmış binalar,bozuk mimariler,gecekondu ibadetler,estetiksiz ameller,süreksiz yollar,çıkmaz sokaklar..Başımda fenerli bir kaskla yürümeye çalıştım,maden ocaklarımda..Hani süt filminden bir sahne,yusuf maden ocaklarına bakarken..acı..Toprak altında çift taraflı yolun adı nifak..Derinlerden çıkan bir sey münafıklık..Hem öyle hem öylelerimiz,zaten böylelerimiz..Cumartesi yasaklarına cuma çözümlerimiz..Şimşekler çaktı,yağmur yağdı,gök gürledi,ruh sübhanallah dedi,nefis kulaklarını tıkadı,ne çok gidip geldik.. Hükümlerden önce aşk geldi,Rab kendini tanıttı kuluna,ağır ağır..Ben hükümleri soğuk sanırdım.Namaz,oruc,hac,umre,şehadet aşkın ilanlarıymış..Çağrı çağırma ve yakınlık oruçla gelirmiş.Gökyüzünün romantik yüzü ay hilaliyle hac için varmış.Zaman başka türlü akarmış.Say benim bıkıp usandığım koşturmalarımın oturup kalmalarımın,gayreti terketmelerimin karşısındaymış.Tavaf O nda olmak,kıble öper gibi muhabbetle dönüp durmakmış..Hidayet her an alınan ,dalalet satılanmış,ticaraten len tebur,zarar etmeyen ticaret buymuş..Faizi Allah tan bekleyecekmişiz....Hani semereden bahsetti sona doğru sure,bire yediyüz veren başak..Ve bu toprakta yetişen semereden infak,en sevdiğinden..Bir avuçla iktifa etmek önüne çıkan nehirlerden,yalnız kalmak,Allah demek,üzerime sabır yağdır demek... Toprağım harmanlandı sandım,artık sürüldü,belki tohum ekildi,ayetel kürsi tanımlanamayan Ramazan bilgisiydi...Hayy,Kayyum ellerindeyim,dizlerimin dermanı yok..Sen tut ayakta dedim,acizim acıkıyorum uykum geliyor yoruluyorum,ama göğe bakıyorum..sana bakıyorum..yağmur yağıyor cama koşuyorum..ben merhametine koşuyorum..Sen münezzehsin..Sen başkasın,bildiğim hiç bir şeye benzemiyor varlığın..Yer ve gök..Ayaklarım ve başım kadar anladığım,gözlerim, çakıl taşları ve yıldızlar kadar.Senin kürsün benim anlamadığım kadar,kalbimin genişleyebileceği kadar..Senin lütfun kadar..Senin iznin olmadan yardım edilemeyen yer,şefaat senin merhametin,uzattığın elin,benim bildiğim yer gök,kalbiminki ancak,dışarda gördüğüm kendimim...Ve sen..Önüm arkam,üstüm altım sağım solum,içimi dışımı kuşatan..Hıfzından başka zırh yok..Kendimce sığındım kalbimin köşesinde Rabbime..Gözlerim göğe takılı tavaf ederken,yürümüyor gibiydim..acı bile lokma lokma yutulur gibiydi.. Hilaller büyüyüp küçülürken Hac geldi,mücadele yani..Uzun uzun yürümek,ardına bakmadan şeytanı taşlayıp ilerlemek,bir dosta tutunmak,ellerini açmak bir akşam üstü,gün batmasın istemek..Yorulmak,bitmek,ama bitmemek..Yürüdükçe yürüdükçe içine içine,bunlar da nereden çıktı demek...Bir çiçek bir başak büyür mü derken,hayal ederken,hayallerin tevbesi..tevbelerin tevbesi..istemsiz hayaller,düşünceler tevbeler,düşünceler tevbeler,düşünce tevbeler..Ve ayet...İçinizden geçenlerden sorulacaksınız......Her yer tarumar..Ne toprak var,ne çiçek ne başak..Ancak bir avuç killi kum o kadar... Şimdi..amenna,ben buyum anladım.semiğna ve etağna demek zorundayım,üstünü örtmemeliyim..İtiraf etmeliyim,babam Adem gibi almalıyım şifa kelimelerini,mazeret üretmemeliyim,ben zulmettim..Edepsizlik ettim.Ben hayallerimin kabulunden sana,senin hayır planlarına sığınırım...Sen ört setret merhametinle,gufranınla..Çekemeyeceğimi yükleme...Ben unutanım,sen unutmayansın,benim vus um ne ki..Ve sonunda bakaranın,kabenin kapılarını açtılar,nefes aldı yüreğim..İçini zemzemle yıkamışlar,affedildiğimize işaret olsun deyip ümitlendim.Etrafında dönen yüzlerce insandan sadece izinli,davetli olanları aldılar,kalbimize izinsiz hiçbir düşünce giremesin artık diye dua ettim...Yoldaki işaretlere dikkat etmeli..Kuşlar ve kavimleri,tavafta hazır bulundular..Gök toprağını şenlendirenler onlar.. Ey merhamet,şimdi ben,ruyamdaki haliyle elimde bir bitki saksısını değiştiriyorum,bakıyorum ki içinde toprağı yokmuş,bir tabakla yükseltmişler,dışardan var zannediliyor,içerden yok...işte ey toprağı yaratan ve yaran,yağmur indiren ve merhamet eden,merhamet et mevlamızsın..ki bir bitki yetiştirebilelim ki infak edebilelim yüreğimizden... Kaç can karışacak bu toprağa daha ki humuslu olsun,kaç yağmur,kaç dua,kaç sabır,yol bitmez...Ve ben iste,nefis.. daha elindekine bakmadan gözünü öbür çiçeğe diker,onunla heyecanlanır yeniden,ali imran...zehraveyn... Yol bitmez,yakin gelene kadar, Vesselam...

11 Kasım 2012 Pazar

öyle bir gün ki...

Say ki kalın kalın takvimler eskimiş,cumartesiyle çarşamba,pazartesiyle cuma arası kadar zor gelen perşembe cuma kadar kolay geçivermiş,sanki eskiyen sayfalar atılmamış,yakılmamaış,çantanda birikmiş..sanki borçlusun ve ödeme tarihi gelmiş...borçlu olma hissi ne, bilir misin... o mahcubiyet,almışsın verememişsin,hep almışsın verememişsin,vermek için didinememişsin..hep istemişsin,razi olayim demissin becerememissin,serinde sevgi var zannetmişsin ,kendini, severken bile alacaklı bellemissin... öyle bir gün... sakın..korun..ne kazandın bak..kazandığınla karşılaşacaksın,sen ve herkes..sadece kesbettiğimizle kalacağız..yani ektiğimizle ve dahi biçtiğimizle..En son kalan sana,kalbinden..seni en çok sevenin dilinden.. Sonlar önemli,son bakış gibi,son cümle,son sure son ayet..tevbe suresi mesela,kemal ayeti..doğruluk..zorluk..sıcak..sizin için dininizi kemale erdirdim ayeti..kemal..arafat..zorluğun ortasına koyulmuş duruş arafat,minanın ve havfın,yürüyüşün ve kıyamın,vadinin ve dağın..çölün..hemen paranın borcun önüne koyulması bu ayetin ne hikmetli..sadaka koyulmuştu, infak. yani fedakarlık ,ribanın,kolay olanın önüne..hatırla kolayla kalayladın sen nefsini..hep en kolayı istedin..en kolayından yaşamak tatlı geldi,zorluklarla inledin,bunun için borçlusun..en son yer,en zorlu yerdi,malla imtihandı müslümanın imtihanı.. öyle bir gün.. Borçlandığın zaman yaz dedi Rab,yazamadın sen,günlüklerin borç isteme üzerineydi,varlığını borçlu olduğundan..Oysa borçlanmalarını yazmalıydın,cama vuran damlayı,yüzündeki tebessümü,yüreğini göklere çıkaran mesajı,eline verilen iki yavruyu,onlara ne verdiğini,elindeki gökkuşağı gibi hayatı yazmalıydın,yolunun nerelere uğradığını,gözü,kulağı,gönlü,sevgiliyi,rehberi,borçlusun işte,hem de kainatın en zenginine,hiç ihtiyacı olmayanına,sadece bilinmekle kıymet vermek isteyenine...açıklasan da gizlesen de.. öyle bir gün.. İçinden geçenlerin tevbesini özleyeceksin,tevbenin tevbesini..hayallerine tevbe etmiştin hani bu hac en çok,en çok muhayyileni temizlemen gerekti,buz dağının görünmeyen kısmı,gizlediklerin,seni sen yapanlar,bana kalsınlar,davranışlarının sebebinin çoğu bunlar,davranışlarının yani amelinin..hani şiir gibi yaşamak dilemiştin de sırat bir salih amel manzumesidir demişti rehberin..nasıl çıkacak kalitesiz,başsız sonsuz türk filmi gibi hayallerden alt yazı olarak güzel bir şiir.. Allah yarım kalmış şiirleri affetsin dedi şair,sen amin dedin.. Otur yalnızlığınla,O na ne kadar muhtaç olduğunu,o günden korktuğunu,yarın sabahtan bu geceden bile kaçtığını,aciz olduğunu,ama umutsuzluğun da rahmetin üzerini örtmek olduğunu oysa ihtiyacın olanın Gafur olan O nun setr örtüsü olduğunu söyle..Başka gidecek kapısı var mı günlerin gecelerin bu kovalamacadan..Kesbettiğin kesbedeceğin acizliğin........

22 Eylül 2012 Cumartesi

Kas Gevşetici

           Gitmeli insan bir ıssızlığa, yanına üç değil hiç bir şey almadan dedi Nedim Hazar ,tamam dedim..Çiviler ve kesmeyen bıçaklar dedi Hilal,tamam dedim.Dücane Cündioğlu,kendi kelimelerinle tanımla dedi,Kafka nın gözlerine bak,yol ol,tamam dedim..
           Biri Milenayı kıskandı,sevilişini,ben Kafkaya imrendim..Aşık olmak kazandırır,her gün mektup yazmak maşukuna,zaten nal izlerinin ters istikameti gösterdiği şu aldatmacalı dünyada,kaybeden kazanır...İnsan aşık olduğu kişiyle evlenmeli mi bilemedim bugün nişanlı bir arkadaşımla konuşunca.Ahmet Muhtar Büyükçınar geldi aklıma.Aşık oluyordu da genç yaşında,bu aşk,içimde öylece kalsın bitmesin deyip,kendisine de aşık olmuş maşukunu bırakıp ilmin peşinde koşmaya devam ediyordu..Kafka da Milenayı ısrarla uzaktan seviyordu kanımca..

          Günlerdir sırtımda bir ağrıyı taşıyorum,içimde çırpınan bir kuşu,bir de üstümde sarı yapraklar sanki.Çay içiyorum bolca..İnliyor bir ses,mırıldanıyor acıyor kendine filan,şu hilalin videodaki hayvancağızın sesi gibi.Kalkıp buzdolabına baktım,sırtıma sürmek için bir ilaç buldum,elimin yetiştiği kadar sürdüm,sürdüm..Biraz sonra kızarmaya başladım,biraz alerji yaptı sanırım,evet her yeni durum için biraz alerjik bir bünyem var,alışkanlıklarıma sıkı sıkı bağlıyım bu yüzden,yani canımı acıtan o yerde,senelerce kalabilirim...Ama ağrı hafifledi.Bu kadar mıydı yani..Bir de karşı komşuma sormayı düşünüyorum nasıl bu kadar normal bir hayat sürebildiğini...Normal bir hayat yaşama konusunda çok beceriksiz hissediyorum kendimi..Onu da İbrahim Tenekeci abi söylesin,
''yükseklik korkusu olan bir kuş gibi yaşamak hayatı'' benimkisi...Ama kararım şu,insan varsa eğer aşık olduğu biri onunla evlenmeli,daha aşk dağında çıkacak çok yol var belli ki...Doruğu hedeflemeli,eteklerde piknik yapma hayaliyle ömür bitmemeli,bir de unutmamalı psikolojik sebepleri sıralarken kas gevşeticiyi...

31 Ağustos 2012 Cuma

Gidenlerin Ardindan

             Susacak ne cok sey var..hüznün ne cok ismi..simdi evet herkesi gurbete yollamis gibiyim,silada bir basina kalmis gibi,ve evet bu sila oyle bir sila ki herkes gelse daha cok yalniziz sanki..burasi Rable kulunun ozel bolgesi...
             Ama iste ruhu buyukler var,onlarla anlasiliyor bu özel bolgenin iklimi,gozlerinle konusabildigin birileri var,senin parcası olduklarin var,bir parcani tasiyanlar,sevgiliden bir parca tasiyanlar..gittiler,hepsi kendi huzunleriyle bir baslarina gittiler..
            Ben mi..biraz agladim,bolca nane ayikladim,radyo dinledim,hareme gidemedim,kafkanin milenaya mektuplarindan birkacini okudum.sonra gunes dogdu batti dogdu,biraz zamani kacirdim,mesela bugunu. Cuma olacagini sasirarak ogrendim dun..Bir el,beyaz güvercin kanatları bir el uzanır,yedi beyza..Seni medyen suyuna çağırır...İtiraf etmenin ve tanımlamanın rahatlığı,furkan hangi his nerden,hangisi min amelişşeytan...hangisi minerrahman...

 Ikindi sonrasi
 Yine hava dumanli
 Karsidaki iki dag silinmis yine..
 Kadin olmak ne tuhaf sey anne,
 Evi temizliyor yemek yapiyorsun
Protest bir şarkı sözü hatırlıyorsun
Coplerin agzini baglayip bir de banyo yapabildiysen mutlu oluyorsun..
 Pencereden bakmak ne guzel..
Cocuklarin oynama sesleri
Hatta kavga sesleri
Acikmalari
Bir sey daha istemeleri
 Burda mevsim yok ama sonbahar gibi kipir kipir icim..
Her sonbahar cocugu gibi ben hazanla ve dahi huzunle neselenirim..
Penceredeki lekeye sevinir mi insan..
Yagmur yagmis belli..
Ben yagmur beklerim..
Pencereden bakmak ne guzel,
Geceye de boyle baslamistim:  

Iyi geceler Mekke, Seni cok seviyorum....

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Acı

Yandigi ateşi tarif edebilen yeterince yanmıyor demektir...gecen haftadan aklımda kalan Can'ın cümlesi,az acı konusturur,cok acı susturur..biraz geriden gidiyorum farkındayım...ama uzakta bazen acıyla yudumlanmis tek bir cümle karım..

21 Ağustos 2011 Pazar

Bir Uğultulu Orman Olunca İçim


İşte yine başbaşayız içimin acısı
yine birlikteyiz
ver elini
sus ve ne olur incitme beni..

Ey kalbimin ağrisi
ver elini
çıkalım seninle soluksuz kalmadan sessizce
bu karanlık ve uğultulu ormandan

7 Ağustos 2011 Pazar

Tuhaf Bir Dua

Bir davet...
Tuhaf bir rehavet..
İçim kıpır kıpır hem,
Hem buz gibi bir haşyet..
Her şeyi sen ayarlarsın madem:
Ya Hak,
üzerime indiriver Rahmet...
Cümlelerim 
uzuyor gitgide,
yok açılmak 
değil bu
sen sırlardan hoşlanırsın,
geç de 
olsa
 anladım
o zaman 
bana 
yardım et!!!

28 Haziran 2011 Salı

Bizim Taifimiz Ne?

        Yusuf 'a sultanlık kuyudan gelir.Ayağa düşen başa gelir.Bu böyledir.Hayat bir dairedir.İnsan bulunduğu sınırın tam karşısındaki noktayla denenir.Fe etemmehün ayetinin sırrına,başı sonu birleştiren,iki zıttı bir noktada tutabilen erer.Yüzünden nur akan peygamberin ayaklarına Taif te taşlar değer.Ayağından kan akarken o zürriyet duası eder..Bir hüzünlü anış sırasında aynı ayaklar Kudüs e Sidre i münteha ya,ve bilinmezlere değer.Göz kabe kavseyn  yaklaşır da Rabbe ,şaşmaz,kaymaz,tıpkı ayaklar gibi.Göz ayağın istikametini belirler demek ki...
          Sahi,bizi miraca çıkaracak bir Taifimiz var mı bizim..Dertsiz insan olmaz derler de,nedir Taif imiz bizim..Derdi ivazsız garezsiz bir güzel hüzne çevirip,'eğer bana dargın değilsen çektiğim hiç bir şeyden gam yemem' diyebildik mi hiç?Hüzün ki kalbe konan güzel kanatlı kuş,kanatları duadan...Hiç kimse kendi kendine sorununu çözemez,beni bana bırakma duasından çıkamaz mı bu sonuç da,içerdeki Allah çözer,değil mi ya...Kimse kendi ayakları üzerinde duramaz diyordu ya bir psikolog,ve biz kabul ediyorduk o deyince,gece yatarken duayı düşünmeden efendimizin,yüzümü sana döndüm,sırtımı sana dayadım,işimi sana havale ettim,kendimi sana teslim ettim....Fem i saadetin ıslandığı dualar bizim terapi yağmurlarımızdı, bilemedik..Şimdi bir burak bir refref isteyen şu kafesteki ruhlarımıza,Taiflerle dokunacak mirac...Açalım yaralı kuşların kafeslerini,istiğfarla ilham alarak Adem e bahşedilen kelimelerden.''Allah ım biz kendimize zulmettik,sen bağışlayıp affetmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz..''Tahiyyat mayası olsun namazımızdaki miracın,namazımız miracımız olsun,gök penceresi,ilaç gibi günde en az beş defa..Haddimizi bilelim,derdi ortaya döktükçe,gizlice yalvar yakar,Amener resulu kolyesini takalım boynumuza,bize çekemeyeceğimizi yükleme....
           Sahi ne bizim Taif imiz,hayatın köşe imtihanları can,mal,evlat mı..Hastalık,borç,çocuk mu?Eş mi,eşsizlik mi,ayrılık mı ölüm mü,tutunulan tüm dünya dallarının kırılması mı..Tebliğ derdinden ne kadar da uzaklardayız değil mi,bir insan daha bulamadı hidayeti diye ne zaman ağladık acaba..Olsun kendi kendimize ağır dertleri yerine teslim edince,inşallah derdimiz Allah olsun..Ümmeti Muhammed e duamız kendimizden çok olsun.Efendimizin yaşamadığı hiç bir imtihandan geçmiyoruz,tesellimiz O olsun...
           Mirac gecemiz bereketli olsun.Bize de kabımızca miraç nasip olsun...

26 Mayıs 2011 Perşembe

Kreş Eken Huzurevi Biçer

Çok dokunuyor böyle yazılar içime..Taa eskiden beri,bir münazara hatırlıyorum lise yıllarımdan,malum iki grup hararetli hararetli tartışıyoruz.Kadın hem çalışsın hem çocuğunu mu büyütsün,yoksa evinde çocuğunu mu büyütsün..Ben annenin çocuğun yanında olması gerektiğini savunuyorum,bin bir duygusal delille..Üstelik çalışan bir annenin çocuğu da değilim.Annem,komşu çocuklarına bile annelik yapmış anaç bir insandır:)Son geldiğim nokta şu,o yıllarda,çalışsa da bir anne,çocuğun ilk yıllarını, 0-6 yaşını çocuğunun yanında geçirmeli...Gitgide psikologların yardımıyla 0-3 e inse de bu yaş sınırı,daha aşağı inemedi...
Hal duası yerine mi geçti,Irmak la 3 yaşının sonuna kadar,Yiğit le 20 ay kadar beraber kalabildik çok şükür.Okulum yarım gün olmasına rağmen,bir yıl ağladım,sonraki yıl ağlamaklı gittim geldim.Bu yıl Irmak 6,Yiğit 4 buçuk ki yine ağlamaklıydık oğlumla,şimdi beni okula şefkatle gönderiyor:)Evde olmaktan mutlu mesut,gün geçiriyor.Demem o ki,0-6 yaş ideal, anneyle çocuğun bağlılığı,ayrılmaması için..Ama birinci sınıfta da evde olmak güzel olurdu:)Biraz karışık oldu...

8 Mayıs 2011 Pazar

Ve sen kuş olur gidersin...

Selin e......Selametle,emanetine en iyi sahip çıkana,asıl sahibe emanet ederek,esenlikle...“


uzun bir geçmişimiz var 


hiç yorulmadan 
en azından bir kere 
eğlenceli beşik 


  1. ha biz varız
    ha biz maskeli balo
    saygıya durup üstün bir gecede
    bir sır payı katlayıp
    sade bir kahveden
    keyifsiz bir detayın hükmüyle
    ha biz yokuz
    ha biz seferde

    ya bu kez ölenleri görmeliysek
    ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

    parka dolalım
    park bizi alır önce
    seyrimizden bir sabah kazanır
    eğri fakat daha çok eğrilmez bir şoförle
    sayısız rampaya katlanır
    ya güneşten daha zengin
    sofraya diz çökeriz
    ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

    oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.”*
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...