ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

nisasuresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
nisasuresi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2018 Cuma

Ölmek ...

أَيْنَمَا تَكُونُواْ يُدْرِككُّمُ الْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِي بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِ اللّهِ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُواْ هَذِهِ مِنْ عِندِكَ قُلْ كُلًّ مِّنْ عِندِ اللّهِ فَمَا لِهَؤُلاء الْقَوْمِ لاَ يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا ﴿٧٨﴾

Geçen derste fi sebilillah yaşamanın zorluğu üzerinde durduk . Neden bunca zor karşılıksız vermek.. sevmek ...
Çünkü burasi sebepler alemi , sebeple sonuçla yaşıyoruz. Deni olan alçakta olan yakın net, ahir olan uzak , flu ..
"Göz odur ki duvarın ardını göre
Akıl odur ki başa geleceği bile "
Bu kıvamın tek iksiri var aşk.. Onun için ود .. حب lazım, katman katman derece derece sevgi ..

Nisa suresindeki insan psikolojisinin bir ucunda , hodgam , ben diyen başka bir şey demeyen ,kaypak zeminli , sabitesi olmayan, zayıfı görmeyen, kendi sözde hakkından başka hak hukuk tanımayan, mevedde ve rahmetten uzak insanın dünya ahiret dengesini sağlayan tek ve en büyük hakikat , gel geç sevda delici ölüm var. Bugün görüşün keskindir denecek bir ölüm . Katman katman nefs perdelerini yırtıcı bir idraki mevt var.
درك
Sözlük anlamında derinine inmek , en dibine inmek, sonuna yetişmek,  aşağı inen dereceler gibi anlamları var, idrak etmek de burdan, sonradan münafıkların yerini belirtmek için gelecek derkil-esfel .. en alt katman...

Burada insanın en derininde yatan, ayetteki ihtişamla kalp evinde yer tutan / بيت / geceleyen /bayatlayan/ gerçek niyetleri, /ki nüve çekirdek tohumdur her niyet/ insanın dış cephesini ne kadar sıvasa inşaa etse / شاد / müşeyyed olsa ınsanın görünen kısmı , hatta طاعة ، itaat ediyorum dese , süslü yüksek görünse de ... Her sıvası , her katmanı, her süsü , yaldızlı hal hareketleri  ölümlü insanın.. 
بروج
Burucda yıldız burç kule anlamlarının yanında, güzellik, güzel göz, ortaya çıkan parlayan güzellik anlamları var.. Kuranda kadının güzelliğinin ortaya çıkışı için teberruc olarak geçiyor.  Nisa da geçmesi... Kadın- dünya zemininde düşününce tıpkı necva/ fısıltı  gibi kadının yönlerinden bir yön..

Ya bir ticarete girecek insan sebep dünyasında Rab özellikle dünyayı satmak diyor , hidayeti satin almak diyor , can karşılığında cenneti satın almak diyor . Madem ki nefs karşılıksız vermekte zorlanıyor Rab karşısına cenneti, rızasını koyuyor . Ve ridvanallahu ekber !

Allahın rızası en büyüktür...

Ve bu rızayı kazanmak için itaat .. Allah'a ve rasulüne..
Rıza.. isabet eden her şeye..

2 Ekim 2018 Salı

Fi sebilillah

فَلْيُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّهِ الَّذِينَ يَشْرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا بِالآخِرَةِ وَمَن يُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّهِ فَيُقْتَلْ أَو يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا ﴿٧٤﴾
Nisa 74..

Nisa suresinin tefsirini okuyup kelimeleriyle derinleştikçe anliyorum ki,süreyi meal ve arapça okumasıyla önceden bilişim, hic deniz görmeyen bir kimsenin deniz tasavvuruna benziyormuş, şimdı ise denize kıyısından ayaklarını ellerini yavaş yavaş dokundurmak, üşümek, tuzu hissetmek, hayran olmak, ayağını taş kesmek, yosuna bulanmak belki, denizin de seninle bir hukuku olduğunu öğrenmek... çokluklardan teke doğru yüzmeyi hayal etmek...

Önce vahdeti hedef koyup, git gide kesreti açtı ayetler , kadının yaratılışıyla ilk kesret ، ardından evlilik hukuku yetim mal miras hukuku , aile, komşu, yolcu , arkadaş  , ilk damladığı yerden bir katrenin yayılması gibi bir yandan kulluk şablonu, toplumun zayıfını sahipleniş.. buyume bir yandan..Sonra her fırsatta kulluk, rıza, nasib e kismete rıza..
Uzun ve acılı bir itaat bahsi, ardından kalbine sıkıntısız itaat yerleşmiş mümine nefer olma emri ...
Kocaman bir hayat felsefesi , dünyayı verip ahireti alanlardan olmak için savaşmak, Allah yolunda kendinle , hevanla, seni arza mıhlayan her neyse onunla..

Fi sebilillah, Allah yolunda ..

Sırat değil, tarik değil ille sebil demişse Rab, neden sebil ...
سبل:işlek yol, akan göz yaşı, boy veren başak,göz , bulutun yağmur indirmesi , bol ve yaygın yağmur, hüccet delil sebep su içme yeri ×günah
Kuranda sebil 176 kez geçmiş. Bakarada hep savaş, infak ,cihad ;Ali imranda savaş, ehli kufr ile mucadele ayetlerinde..
Nisa da yol, sefer ( kurb- cenb) , savaş, hicret, darp, Allah ve müminlerin yolu olarak görüyoruz.

وَلَا جُنُبًا إِلَّا عَابِرِي سَبِيلٍ حَتَّىٰ تَغْتَسِلُوا﴿٤٣ النساء﴾


وَمَنْ يُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَيُقْتَلْ أَوْ يَغْلِبْ فَسَوْفَنُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا ﴿٧٤ النساء﴾


فَلْيُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ الَّذِينَ يَشْرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَابِالْآخِرَةِ ﴿٧٤ النساء﴾


وَمَا لَكُمْ لَا تُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ﴿٧٥ النساء﴾


وَالَّذِينَ كَفَرُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ الطَّاغُوتِ﴿٧٦ النساء﴾


الَّذِينَ آمَنُوا يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ﴿٧٦ النساء﴾


فَقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ لَا تُكَلَّفُ إِلَّا نَفْسَكَ﴿٨٤ النساء﴾



فَلَا تَتَّخِذُوا مِنْهُمْ أَوْلِيَاءَ حَتَّىٰ يُهَاجِرُوا فِي سَبِيلِ اللَّهِ﴿89 النساء﴾


يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا ضَرَبْتُمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ فَتَبَيَّنُوا﴿94 النساء﴾


وَمَنْ يُهَاجِرْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ يَجِدْ فِي الْأَرْضِ مُرَاغَمًاكَثِيرًا وَسَعَةً ﴿100 النساء﴾


وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَبِيلِ الْمُؤْمِنِينَ نُوَلِّهِ مَا تَوَلَّىٰ وَنُصْلِهِ جَهَنَّمَ﴿115 النساء﴾


حَرَّمْنَا عَلَيْهِمْ طَيِّبَاتٍ أُحِلَّتْ لَهُمْ وَبِصَدِّهِمْ عَنْسَبِيلِ اللَّهِ كَثِيرًا ﴿160 النساء﴾


إِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللَّهِ قَدْ ضَلُّواضَلَالًا بَعِيدًا ﴿167 النساء﴾


صراط: düz yol cadde , araplar başı sonu belli dümdüz cadde diye tanımlamışlar, ilginç mevaridde hiç bir tanımı yok tarikten başka..
Kuranda 46 kez geçmiş, biri hariç hepsi sırat-ı müstakim, sırat-ı Azizil Hamid , tek istisna saffat 23 te siratul cehim...

Araf 82 de hem sırat, hem sebil kullanılmış,
و لا تقعدوا بكل صراط توعدون و تصدون عن سبيل الله..
Her caddenin başına oturarak iman edenleri Allah yolundan çevirmeyin..

Bize yol levhası olabilecek yardimci kelime ise sebille çoğu yerde beraber kullanılan صد men etmek

alıkoymak ...

طرق :kapıyı vurmak, gece doğmak, gece , develer birbiri ardinca gitmek gelen,zühre yıldızı,susmak,doğum güçleşmek
Meyletmek, yol mezhep dinde gidilen yol tarikat, çekiçle dövülmüş 
Gibi pek çok sözlük anlamının içinde , arabın en somut bulduğu, her türlü yol ..

Allah yolunda / fi sebilillah/ savaşmak, hicret etmek , ehli küfürle mücadele etmek , infak etmek tam olarak nisa 60- 70 . Ayetler arasında tam teslim bir itaatle istenen kalbi kıvam, sebilillah görünmez bilinmez yol ki,şu ahir zamanda yolcusunun deli sayıldığı,modern zaman prangalarıyla hapsettigimiz ruhumuzla hepimizin düştüğü, dizlerinin yaralandığı yol...

 Işte  Daglarin kaldiramadigi emanet ayetinden sonraki,itaat ayetleri


60- أَلَمْ تَرَ إِلَى الَّذِينَ يَزْعُمُونَ أَنَّهُمْ آمَنُواْ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَا أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ “Sana indirilene ve senden önce indirilene iman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi?”

يُرِيدُونَ أَن يَتَحَاكَمُواْ إِلَى الطَّاغُوتِ “Tağut önünde muhakemeleşmek istiyorlar.”

وَقَدْ أُمِرُواْ أَن يَكْفُرُواْ بِهِ “Hâlbuki onu inkar etmekle emrolunmuşlardı.”

وَيُرِيدُ الشَّيْطَانُ أَن يُضِلَّهُمْ ضَلاَلاً بَعِيدًا “Şeytan da onları büsbütün yoldan çıkarmak düşürmek istiyor.”

Sebeb-i Nüzûl

İbnu Abbastan şöyle rivayet edilir: Bir münafık ve bir Yahudi aralarında ihtilaf etti. Yahudi, meselenin halledilmesi için onu Hz. Peygambere gitmeye çağırdı, münafık ise “Ka’b Bin Eşref’e gidelim” dedi. Önce Hz. Peygambere geldiler, Hz. Peygamber Yahudi lehine hükmetti. Münafık bu hükme razı olmadı “Ömer’i hakem seçelim” dedi. Ona gittiler, Yahudi Hz. Ömere durumu anlattı, muhatabının Rasulullahın hükmüne razı olmadığını söyledi. Hz. Ömer münafığa “durum böyle mi?” diye sordu. O da “evet” dedi. Bunun üzerine Hz. Ömer “siz burada bekleyin, geliyorum” dedi. Evine girdi, kılıcını kuşandı. Ardından dışarı çıkıp münafığın boynunu uçurdu. “Allah ve Rasulünün hükmüne razı olmayan kimse hakkında ben böyle hükmederim” dedi. Bu münasebetle üstteki ayet indi. Hz. Cebrail Peygamber efendimize “Ömer, hak ile batılın arasını ayırdı” dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz Hz. Ömere “Faruk” lakabını verdi.

 

61- وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْاْ إِلَى مَا أَنزَلَ اللّهُ وَإِلَى الرَّسُولِ رَأَيْتَ الْمُنَافِقِينَ يَصُدُّونَ عَنكَ صُدُودًا “Onlara: “Allah’ın indirdiğine ve Peygambere gelin!” denildiğinde, münafıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.”

 

62- فَكَيْفَ إِذَا أَصَابَتْهُم مُّصِيبَةٌ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ ثُمَّ جَآؤُوكَ يَحْلِفُونَ بِاللّهِ إِنْ أَرَدْنَا إِلاَّ إِحْسَانًا وَتَوْفِيقًا “Bak nasıl, elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet gelince, hemen sana geldiler de: “Biz sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istedik” diye Allah’a yemin ediyorlar.”

 

63- أُولَئِكَ الَّذِينَ يَعْلَمُ اللّهُ مَا فِي قُلُوبِهِمْ “İşte onlar, Allah’ın kalplerinde ne olduğunu bildiği kimselerdir.”

 فَأَعْرِضْ عَنْهُمْ “Artık onlardan yüz çevir.”

وَعِظْهُمْ “Onlara öğüt ver.”

وَقُل لَّهُمْ فِي أَنفُسِهِمْ قَوْلاً بَلِيغًا “Ve kendileri hakkında etkili ve güzel söz söyle!”

 

64- وَمَا أَرْسَلْنَا مِن رَّسُولٍ إِلاَّ لِيُطَاعَ بِإِذْنِ اللّهِ “Biz her peygamberi ancak Allah’ın izni ile ITAAT edilmek üzere gönderdik.”

وَلَوْ أَنَّهُمْ إِذ ظَّلَمُواْ أَنفُسَهُمْ جَآؤُوكَ فَاسْتَغْفَرُواْ اللّهَ وَاسْتَغْفَرَ لَهُمُ الرَّسُولُ لَوَجَدُواْ اللّهَ تَوَّابًا رَّحِيمًا “Eğer onlar nefislerine zulmettikleri zaman sana gelip Allah’tan günahlarının bağışlanmasını dileselerdi ve peygamber de onlar için mağfiret dileseydi, elbette Allah’ı Tevvab - Rahîm (tevbeleri kabul edici, merhametli) bulurlardı.”

 Bizim için salavata , hadise, siyer-i nebiye nasıl neden ve ne duyguyla sarilmamiz konusunda rehber bir ayet..

65- فَلاَ وَرَبِّكَ لاَ يُؤْمِنُونَ حَتَّىَ يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لاَ يَجِدُواْ فِي أَنفُسِهِمْ حَرَجًا مِّمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُواْ تَسْلِيمًا “Hayır! Rabbine andolsun ki, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın, tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlar.”



Itaat bahsi ilk ayetlerden itibaren, nasibe ,fazlin taksimine , toplumdaki yer statu kimliğe rızayla başlayıp ilmek ilmek örüldü , insan ilişkilerindeki çatallasan durumlarda hükme geldi, hiç sıkıntı duymaksızın itaat , sevmek demek aşk demek, kendinden geçmek demek, itaat sevginin ürünü derken ilerde " ود "  geldi de tamamladı anlamı..

Aşk- savaş- ölüm 

Hayatin üçlü sac ayağı desek az söylemiş oluruz galiba..

Delili Nisa 66.. Allah cc. kulundan böyle bir itaat ve sevgi istiyor, çünkü pranga çözer iksir, kendinden geçmek...


 

66- وَلَوْ أَنَّا كَتَبْنَا عَلَيْهِمْ أَنِ اقْتُلُواْ أَنفُسَكُمْ أَوِ اخْرُجُواْ مِن دِيَارِكُم مَّا فَعَلُوهُ إِلاَّ قَلِيلٌ مِّنْهُمْ “Eğer biz onlara: “Nefislerinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın” diye yazmış olsaydık, içlerinden pek azı hariç, bunu yapmazlardı.”

Delili Nisa 74..

فَلْيُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّهِ الَّذِينَ يَشْرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا بِالآخِرَةِ وَمَن يُقَاتِلْ فِي سَبِيلِ اللّهِ فَيُقْتَلْ أَو يَغْلِبْ فَسَوْفَ نُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا ﴿٧٤﴾

Öldürülmek ya da galip olmak eşit mesabedeyse azim ecirde, hayatı doğru anladigimizdan emin miyiz.. dünyayı satıp ahireti almak gibi bir ticaretle dünya ehline kocaman boşluk, ahiret ehline ufuk , ehlullaha tek yol vaadediyor Allah..

Az, azalıyor git gide, ama azda bereket, azda katlanma ضعف 'daki iki anlamıyla, zayıflık/ ve çoğalma..

Azlardan olmak duası dilimizde ...

انا ذاهب إلي ربي düsturumuz olsun..

Fi sebilillah yaşamak duamız..

Akar su gibi canlı, kokuşmadan, az da olsa devamlı ,yorulmadan, kaynağa yakın ama akan , cümle aleme açık, karşılık beklemeyen , goz yasi gibi saf,duru...

Her nerede olsak , dünyaya bulansak, bedenin kesafetinde ruh kaybolmuş görünse de kurbiyet mümkün..

Nisa suresinde sebil' ın geçtiği en farkli ayet , bizim kelimelerdeki çift ve zıt anlamı fark ettiğimiz kurb- cenb ayeti ..Insanın en dünya halinin içinde kurbiyet hayali..

Nisa 43:

 يا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَقْرَبُواْ الصَّلاَةَ وَأَنتُمْ سُكَارَى حَتَّىَ تَعْلَمُواْ مَا تَقُولُونَ وَلاَ جُنُبًا إِلاَّ عَابِرِي سَبِيلٍ حَتَّىَ تَغْتَسِلُواْ وَإِن كُنتُم مَّرْضَى أَوْ عَلَى سَفَرٍ أَوْ جَاء أَحَدٌ مِّنكُم مِّن الْغَآئِطِ أَوْ لاَمَسْتُمُ النِّسَاء فَلَمْ تَجِدُواْ مَاء فَتَيَمَّمُواْ صَعِيدًا طَيِّبًا فَامْسَحُواْ بِوُجُوهِكُمْ وَأَيْدِيكُمْ إِنَّ اللّهَ كَانَ عَفُوًّا غَفُورًا ﴿٤٣﴾



NİSÂ-43: Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna- cünüp iken yıkanıncaya kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta olur veya yolculukta bulunursanız, veyahut biriniz abdest bozmaktan gelince ya da eşlerinizle cinsel ilişkide bulunup, su da bulamazsanız o zaman temiz bir toprağa yönelip, (niyet ederek onunla) yüzlerinizi ve ellerinizi meshedin. Şüphesiz Allah, çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.)


7 Eylül 2018 Cuma

Mu'min olma hali

Hayat kolay görünen zorlarla örülü, dirilik burdan gelmiyor mu zaten , zorlanmaktan...
Duran su bile ölüyor.. Akacak, başını taştan taşa vuracak , terki diyar edecek, terki rahat, terki alışkanlık, terki rutin ki canlı olacak.. Hayat bulmak için hareket edeceğiz, hareket için niyet ..
Ille niyeti ikrar..
Şahsiyetin en önemli kararı, şehadet dille,inkar dille, nikah dille , talak dille ..
Dil , söz, müslüman olanın namusu .. Ağızdan bir kez çikan, arkasında durulan , sapasağlam bir söz.. biz söz diyoruz , Rab , kelime, yara...
Dille teslim oldum diyoruz , tamam olmuyor , kalbin tasdiki isteniyor , kalbe lisan tercüman olduysa ne alâ, ama yine ille sınanacak kul, yol alabilmiş mi..
Islam- iman - ihsan diye bir ufuk var hayat yolculuğunda...
Sınanacak önüne her çıkanla, sabitesi var mı tesbit edilecek ,yolda.. Ayağımızı kaydırma, sabit kadem eyle duası bundan .. Istikamet üzere atılan her adım taat..
Kolay mı..
Gafletsiz bir teyakkuz hali,sağduyulu bir karar verme melekesi, kuvvetli bir ihlas , katıksız bir aşk lazım..
"Hayatın med ve cezirleri karşısında muvazeneyi bozmamak "
Kolay mı taat..
Içi dışa çıkaran, zahiri batın eden, taat lokması.. demir leblebi mi, içtim dediğin  kızılcık şerbeti mi, yutunca olgunlaşmış meyve , bükünce isyan ipinden kurtulan boyun , yürü denen yere yürününce kırılan pranga, yutana kadar zehir gibi gelse de yutunca , bal gibi tatlı ilaç gibi şifa...
طاعة طاعة..
Taat taat, itaatte bela da vardır..

Bu yüzden müminin hali kimi zaman dağın uzerinde gemi yapan bir mecnunluga, kimi zaman atıldığı kuyunun sahibine kusmeyen bir teslimiyete, kimi zaman kaybettiği oğlundan umudunu kesmeyen ve fakat dünyayı görmeyen bir çift göze, kimi zaman mancinikla ateşlerin içine atılan bir cesarete , kimi zaman rüzgarla at yelelerini okşayan bir kudrete , kimi zaman denizleri yaran adımlara, kimi zaman  bir mabedde tertemizken iftira atılan bir iffete, kimi zaman sepete koyulan bir masumiyete , kimi zaman yetim doğan öksüz büyüyen, bir mağarada kulluğun güzelliğini perde perde açan bir Nur ' a uğrar..
Bela demenin güzelliğini belâyla ispat eden bir kervan , nebiler, sıddıklar , şehidler.. En son anilanin verdiği bedel can, gerisini hesaplasın düşünen kalpler .. candan öte candan ileri nesini nelerini feda eder kamil insan..
Bu kervana katılmanın tek yolu taat , itaat..

Kolay mı boyun eğmek,  menfaatin tam zıddını işaret ettiginde, canın yandığında, doğru bildiklerin, o eşsiz mantığın, itibarın, imajın zedelendiginde , ne bileyim izzeti nefsin en ufak bir zarar gördüğünde, sevdiğin şeyler bütün parlaklığıyla sana suslendiginde ..

Allah ve resulü ne hükmettiyse o! diye içesine diyemeden , acı kavun mu diyelim halimize , koruk üzüm mü, ebu cehil karpuzu mu, kuru saman mı ..

20 Haziran 2018 Çarşamba

Ne koyarsan aşına, o gelir kaşığına ve pek çok atasözü daha...

Bilmece:
Çarşıdan aldım bir tane , eve geldim bin tane ?
- Hayatın bütün hesabı, alış verişi, bir alış bin verişi, bir veriş bin alışı..Hay ' dan gelip Hû' ya gidişi.. Hayır ve şerrin O ' ndan gelişi.. Bütün güzelliklerin lutfundan , kötü olanın  bizzat yaptıklarımızdan gelişi.. Hayırda şer, şerde hayrın gizlenişi..
- Nar ...
Şiir:
Dürtme içimdeki narı,
Üstümde beyaz gömlek var...

5 Kasım 2017 Pazar

Nisa...

Bir dünyaya iniş hikayesi nisada, bir bölünme.. bir çoğalma.. Bir gurbet dunya bir gurbet kadın.. Bir sıla, nefsi vahide..
Vahdetten kesrete adım adım insanlar arası düzen, haklar.. Yaşarken ve ölürken hukuk.. Hiç bir boşluk kalmaksızın..Ve hep takdir edilen bir nasiple...
Önce nefsi vahide..vahdet..
Sonra besse.. dalga dalga yayılma.. kesret
Sonra düzen, insanlar arasındaki haklar, hukuk..
Insan muhtaç bir varlık ,
Iki şey için birbirinizden istersiniz dedi Allah,
- Allah için
-Erham - Akrabalık hakkı için
Sonra hükümler, yetim hakki,kadın hakkı, miras, evlilik, boşanma, kimseyi kimsesiz bırakmadı. En zayıfın hakkını tuttu önce.. Kalbi hasyetle titreten ayetlerle korkun,taa niyetlere iç seslere takva dedi ..
Yaşadığımız hiç bir şey basit değildi, sözün ağırlığı niteliği , akti ve bir tutuculuğu vardı.
Nikâh sözlü bir akitti, gönlü almak için mağruf,kerim; bir açığı kapatmak için sedid, kalbinde sıkıntı olanlar için belig bir söz gerekliydi.
Toplumsal düzenlemelerden sonra Allah beyan ederek, hidayet ederek  tevbe nasib ederek hafifletmek istiyor dedi ayetler..
Şehvet ehli ise,dünyanın  kendilerine süslü gösterdiği mal, mülk, zinet,ev, araba, lüks rahat konfor statü karşı cinsle münasebet batağına kendi battiklari gibi herkesin de batmasını büyük bir meyille ister..
Demek ki ehli şehvet, yani şunlar bunlar değil sadece benim bir cüzüm, Allah ın istediği yerde değil.. o cüz benim kacta kaçım, işte tüm bu beyanat beni şehvetimden, hakkı batıldan ayırmak için..
Üzerimde ağırlık, sebepsiz sıkıntılar buhranlar, ibadet ettirmeyen ye's, teheccüde kaldırmayan uyku, tahammülsüzlük sabırsızlık varsa, o zaman  yeniden bir bakmalıyım kaçta kaçım namaz kılıyor, kacta kaçım gercekten tevekkülle iman ediyor benimm..
Enfüsî, içsel düzenleme böyle iken yeniden insanlar arası bir düzenlemeyle
Mallarınızı batıl yolla yemeyin , ancak rızayla...
Nefislerinizi öldürmeyin
Allah'ın her alana ayrı kuralı yok demistik.
Kun fe yekûn... ol der olur..
Bu kuralların hepsi maddi hayatta geçerli olduğu gibi manevi hayatta da geçerli.. Bakış mimik vermek almak fedakarlık ya da istek hepsi bir alışverişten ibaret.. vererek de alarak da zulmedebiliriz , zulmederek hem kendimizi hem o kişiyi içimizde ya da onun içinde öldürebiliriz.. Ya lillah vermek ve vakar, ya istiğna ve tevekkül..
Zulüm ve aşırılıkla böyle yaparsanız ateşe yaslanisinizi kolaylastirirsiniz dedi.. Kolay mı bu ince çizgide yürümek.. şehvet tuzaklarına basmadan incitmeden incinmeden yürümek..
Işte Rahmeti yetişti, kim de yasaklanan şeylerin büyüklerinden sakınırsa , niyet ve gayret gibi kocaman bir alan açtı bize sakınma takva karşılığında, Kerîmce bir yer vaad etti..
Yürüyoruz.. hayat bu yürüyüşten ibaret , takva dikenlere takılmadan, sırat rikkatle yürümek.. Yürümezsek yurutulecegiz.. Yüz üstü düşmek, emeklemek sürünmek de var , hem burada zillet hem orada yorgunluğu geçirecek kerim bir yer değil varılan, yaslanılan bir ateş...
Mutlu evlilik araştırmaları var mesela.. Bütün araştırmacılar evlilikle baslayan süreçten alıyor  veriyi.. Halbuki kaç vaka gösterdi Allah , mutlu evlilerin öncesine dair bir temizlik var.. Haram bakıştan bile sakınmış olmak , bir rahmet olarak dönüyor hiç tanımadığın biriyle aynı evde yaşamaya başladığında, Allah'ın  katındaki bir ahitle..Aşık olmak başka türlü bir temizlik, burundan gelir cinsten :)
Sonra ... Allah'ın bazınıza verdiği fazlı temenni etmeyin. Allah'ın fazlından isteyin dedi Allah...
Bütün hayatım bir sabun köpüğü oldu bu ayetle.. Zaten su üstüne yazı yazıyordum. Hayatım bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden..
Ilkokuldaki süslü kızın dantelli çorabı, kuzenin sarı saçları, öbürünün yeşil gözleri , arkadaşın  mülayim babası, kendinden emin annesi, birinin dersleri, diğerinin özgüveni, kıyastan geçmeyen bir zerremi bırakmış mıyım acaba, ya ellerin eşleri........ "
Herkes kendi ilmihalini kulluğunu okusun dedik. Kendi kulluğunun nerede durduğunu, kâfir nefsini  yani.. Kâfir deyince neden ağır gelsin.. Kâfir gerçeği örten demek.. Eline avucuna doldurduğu boyunu aşan nimeti görmeyip beğenmeyip ben şunu hak ediyordum diye bilmediğini temenni etmek zaten kelime anlamıyla desteklenen boş hayal , hüsran ,hayal kırıklığı, isyan..
Onun karşısında Allah'ın fazlından istemek var.. Ah vah etmek degil, bu ne büyük güzellik Rabbin sunduğu  .. Ben varım ben burdayım karîbim yakınım diyor..
Kula düşen şeytan gibi mey'us olmak değil,odun  gibi kırılıp kalmak değil, cılız olup saga sola savrulsa da boynu egik bir ekin gibi  umutla ve bütün halini Allah a götürerek dua etmek,yağmur günes yaz kış O nunla olmak, çalışmak çabalamak.
Bütün dünya bize çalışırsan başarırsın diyor..
Çalışırsak kazanır mıyız..?
NASIB...
Surenin en başında fırlatılmış bir ok her ayetle , razı mısın diye soran..
Süre herkesin hakkını teslim edip yerine koydukça, içimizde kaynayan binbir fitneye tabi duygu.. yerini beğenmemek bizim melekemiz haline gelmiş..
Allah en temel ayrılık yeri olarak kadın ve erkeği koyuyor önümüze.. Her şey çifter çifter eş ya..
Kadın için de erkek için de herkese kesbettigi vardır demedi. Kesbettiginden çalıştığından emeğinden bir nasibi vardır dedi..Nasib Allahın elinde , kesb kulun , kesbetme becerisi yine Allah vergisi ve vehbeden yine Allah.. Kul ne ile övündüğüne baksin.. "Çalıştım emek verdim dişimle tirnagimla kazandim."
Ehlektu malen lubeda...

Süreyi ilk okudugumda tefsirine başlarken her ayet , nasib... demişti.. Şimdi kuvvetle tamamlıyor nasib ne rızan var mı...

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...