
Geçen haftalarda ablam tarz sahibi olmak lazım deyince,Ankara da yaşayan ve avmlere gömülen bir şehrin şahidi olan herkes gibi ben de billboardları hatırladım ve de onları ilk gördüğümdeki düşüncelerimi,ne diyordu,tarz sahibiyim onun için ank.amall deyim.Halbuki hiçbirinde tarzdan eser yoktu,görünen resimlerin,kıytırık bir şapka veya kolyeden başka...Herkesin aynı şeyi giymeye çalıştığı,aynı rengi,modeli,kumaşı,aynı çirkin çizmeyi sırf moda olduğu için mesela,ve sadece bu ürünlerin ve bir de büyük bedenlerinin satıldığı bir yer nasıl tarz sahibi yapar birini,her mevsim değişir mi bir insanın tarzı,aynı anda tüm şehrin içine sarı giyme ilhamı gelir mi,hani vardı renklerin dili...Geçen sene alıp bu sene de giyemezsin yeni ve sıcak çizmeni,çünkü ucu sivridir,ya da düzdür,ve ya topuksuzunu arayamazsın,anne modeli dedikleri bir şey verip gülerler bir de,bir de dizi karakterleri belirler ne giyeceğini o daha beteri...Eşarplarda artık çiçek demodeymiş.Ayakkabı,makyaj malzemesi,bisküvi,çay seti,şehir silüeti,çapa ve gemici dümeni..Hatta buradaki markalar da yerel olduğu için ikinci sınıf olmuş.Mümkünse burberr.y,luıswitton,dior,eşarpçı arkadaşım diyor,bu bayram pudra ve gri satmaktan öğ diyor,tesettür modası ve defilesi fikri,ille aynı tip üretilen dış kıyafet serisi....
Bayramda çok saygı duyduğum bir yaşlı hanımefendinin evi,balkonunda ayrı bir oturma grubu,duvarda küçük raflar geyik silüetli biblolar,minik süsler,ortada bir sehpa,dergi sayfasından kesilmiş gibi..Sehpanın üstünde altında evin düzenine inat dağınık bırakılmış bir sürü dergi..Ne peki,Skylıfe,th.y dergileri,peki kim okuyacak şimdi bunları,kendisi cüzünü okuyor içerde,dolabın içinde güllü yasininin yeri..
Halbuki böyle mi olmalıydı müslümanın giyimi,evi?Ne güzel diyordu ablam,her şeyin bir anlamı olmalıydı insan için,açıyorsa başını bir anlamı,kapıyorsa bir anlamı,bugün giyindiğinin bir anlamı,dün giyindiğinin bir hatırası..Köşeye koyulmuş çiçeğin evin ruhuna bir katkısı..Kullandığı ve kendisine hizmet eden şeye vefası...Moda değil diye atabilir mi müslüman,ismini öğrenmekle anlam bulduğu eşyasını,efendimiz değil miydi isimlendiren eşyasını...Soramadım,bulamadım ne isim vermiş acaba efendimiz o eşyaya,çokluğun acısını ilk kez bu kadar derin hissettim..Moda insan ruhuna ve bireysel farklılık ve farkındalığa vurulmuş bir darbedir.Hiç bir şey için değilse vefa duygusunu yok ettiği için onunla mücadele edilir..Bir de sosyolog gözüyle bakmak için imaj ve takva okunabilir.(F.Karabıyık Barborosoğlu)

Ne çok kıstas var diyordu halbuki,yahudiye benzemeyeceksin,hristiyana benzemeyeceksin,erkeksen kadına,kadınsan erkeğe benzemeyeceksin,benzemeyeceksin yani özgün olacaksın,sadeliği seveceksin,şu elbise de ne güzel alsan diyene,sonra giyeceğiz diyeceksin,üstündekini beğenene hediye edeceksin,hırkanı kilometrelerce ötede bir sevdiğine hediye edeceksin..Ve o hırkayı sen giymiş olacaksın,sevdiğine en büyük armağanın senden bir dokunuş olacak..Ne giysen ne güzel olacak,kırmızı giyince kırmızı kırmızı olcak,sen mavi giyince mavi güzel,sen giyince siyah güzel,beyaz güzel...Tarz sahibi olacaksın...ve içten içe bileceksin ki en güzeli takva libası....