ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

anılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Aralık 2014 Çarşamba

Sev gi li

14 ŞUBAT 2011 PAZARTESI
İçim İçin
Bugün içime sığmadı içim..
Koştum,coştum,şaşırdım için için..
Anladım ki bu benim değil senin için..
Ummansın,ırmaksın,susun benim için..
Bir içim...

Na...an

28 ARALIK 2010 SALI
Başlarken
     Belki bir rüyayla başladı her şey.Öncesine ve sonrasına fısıldanan mübarek isimle.Modern hayatın kalabalık ve şeyleştirici etkisiyle anlayamadığımız ayanı sabitenin hayatımıza düşme şekli olamaz mı rüya?O bir türlü anlatamadığımız resim,öyle ama böyle değil,sanki sen ama sen değil...Yanıp sönen ışıklar gibi eşya.Gözünü kapatıp kabuğuna çekilince ve kabuğundan sessizce ayrılıp çok uzaklara gidiverince ruh,bulduğu hal...Düş de güzel kelime ama rüya başka,göze ithafı var,görülesi şey,görünen şey,rü yetten payı var...
    Belki bir rüyayla başladı her şey.Bir rüya sonrası kalbinizi tutamaz oldunuz.Belki bir rüyada aşık oldunuz.Züleyha gibi,Yusuf un yüzünü ilk rüyada gördünüz,anlatamadınız ama gördünüz..Belki bir rüyaya aşık oldunuz,onun için tüm uyumalarınız,yorgunluktan değil.Hülyalı bir ışıkla taşıdınız kalbinizi elinizde..Kalbinizi bir rüyada gördünüz kristalleşmiş belki,belki lal...
   Belki bir rüyayla başladı her şey.Yıllarca anlamsız bulduğunuz isminizi ansız buldunuz benimsediniz,yerinizi yersiz buldunuz genişlediniz,kendinizi yalnız buldunuz özgürleştirdiniz.Rüya zamansız,mekansız ve ıssızdı çünkü..Arayıp durduğunuz mağara gibi...
   Belki bir rüyayla başladı her şey.Belki her şey zaten bir rüyaydı...

1 Aralık 2014 Pazartesi

Gözünü kapa...

Çek perdelerini
beden penceresinin.
Gözünü kapa
Yürü içinin içindeki
En derin
En karanlık odaya
Noktayı suveydaya
Safere sefere sifirlanmaya
Ölümün sarılığına
Yolun sarp dağ kaya
Yılma, gözünü kapa
Bir mektup yazdırır belki Ahrar
En kapanmaz yarana
Belki bir küçük not Mevlâna
"Incı kadar yaran vardı yavrum
Göl ettin göl ettin göl ettin. "
Belki bir şehre varır Şeyh in önüne oturursun
Perde nin ardında O sen olur
Gide gide sen O olursun
Gözünü kapa evladım
Gözünü yum...
Bir an önce kendinden kurtul...

Hoca ya hürmet özlem..Akşam sohbetlerine, guvercinli odaya, güvercin kanatlarina..odada kaynayan çaya, Konya gevregine, odadaki küçük çerçeveli çerçevesiz resimlere, kitaplara. ...

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Kuş sesi

Artık yaşlanıyorum, iyice inandım sevgili günlük.
Iki gündür yaşam ağrısı denen şeyi uyumaya direnerek almaya çalışıyorum. Bi kek yapsaydi diyordu Dale Carnegie bi kek, belki intihar etmeyecekti. İçimde bin uçurum var dibine dibine yürüdüğüm. Olsun hatri kalmasın kekin ve dale in..yaşamak sevmek ve öğrenmek kitabının üzerindeki kız kaç kek yaptı kim bilir..olsun kek yaptım. Börek yaptım. Yapıp yesem intihar etmiş olacaktım insanı öldurmüyor kendisinden başkasının zehiri, birilerine götürmeye çalıştım.Goturdum goturemedim içimden iyi bişeyler çıkarmaya çalıştım, elim ancak buna yetiyor diyerek temizlenmeye çalıştım. Üzerindeki kıyafeti çıkarmak bedenini çıkarmak kadar zor gelir bazen, bunu başardım. Sonra...
Sonra ne mi oldu. .bi kuş sesi geldi bugün mutfakta kulağıma..yok şimdiden değil yıllar öncesinden, mavi evli o köyün uzak yerlerinden ..nasıl tatlı nasıl ahenkli ..kelime ve lisanlarin kifayetsiz oluşunun bir ispatı daha..nasıl der insan kuşun sesi "cik" diye..
Şimdi ben sana o sesi nasıl yazayım sevgili günlük.. cik cik ciik cik ciki cik cik cik..duyabildin mi?
Sanmam...
Uzun sessizlikler arasından öterdi bu kuş böyle bir cümle söyler gibi noktası virguluyle..bir şarkının dizesini notasini verir gibi..huzurun nakaratiydi sesi...
Yani ben bugün bu sesi duydum diye çok mutluyum.
Mirac gecesi kabeden eve zor döndüm. Goklerden yere tekrar inen Gülden nasipsizligime yanarak. Sonra nasıl avunur insan nasıl teselli bulur deyince içime içime, namaz geldi..Namaz teselli..Hayat teselli olmaktır diyordu hamedani Dale Carnegie intihar ederken Hamedani Hayy a tutunuyordu. Demek ki kekle teselli olamayan insan namazla oluyordu...ve teşehhudu namazın ezanla ve sehadetle ilk taze kan imanla uyumu..
Ela bi zikrillahi tetmainnel kulub mu diyordu o kuş?
Ela bi zikriiillahi
Tetmainne kuuulubi....
Şimdi duydun mu?

28 Nisan 2014 Pazartesi

Modern zaman dervislerinden miydiniz

Bir edebiyat hocam vardı.Gozumun önünden ucuverecek gibi geçen bir titrekligi var tüm öğrencileri titreten vakarinin yanında. Tek renk, çoğunlukla aynı başörtüsü saliniyor bir ton koyu pardusenin üzerine öyle üçgen nasıl anlatılır ki bunca sade ve düzen..
Okuldaki halini siliyor okul yolunda, sokaktaki hali ve kulağıma biriken komşu sesi..Aynı apartmanda oturuyoruz ama o eski öğretmenlere has saygı korku karışımı hasyet bürüyor içimi her defasında..Akşam Sohbetleri baslatiyorlar apartmanda kapı tiklatilirsa hanım zil calinirsa erkekler var kapıda..Bir edep ve huzur hali..
Çocuğu yok. Ondan mı bu sert duruş diyor birileri orali değilim not korkutmuyor beni..
Kocası üniversitede eğitim üyesi, amerikaya gitmesi gerekiyor , uzunca bir süre, hocamiz gitmiyor.Yalniz kalıyor. Neden?
Turkiyeden ilk çıktığı yerin Mekke olmasını istiyor Medine olmasını istiyor.Gitsin o zaman iş işte diyenler var, komşu malumati bunlar, incelik bağlılık hanimlik..kulluk....
Şimdi o köşeden dönüyor her seferinde gözümde, bizim mahallenin tek incir ve ceviz Ağaçlı tek tek katlı büyük toprak Bahçeli kosedeki evin önünden, burası da yıkılır da apartman olursa diye endiselenerek..Geçiyor. Orası yıkılıyor bir apartman yapılıyor işçilerin abdest aldığını görüyor annem beton üstünde..Iste bizim ev oraya rast geliyor...
Benim için lise edebiyat dersi ve bolca melankoli demek tm sınıfında olmama rağmen sayısal siniftakiler de sırf bu yüzden kopamayacaklar edebiyattan.Edebiyat hocam bir önceki hocama hocam diyor onun da lise edebiyat hocası çünkü. Hafizlik yapan hocam hocasının tesvikiyle dışarıdan bitiriyor okulunu ve edebiyat fakultesi..ilk Hocamızın yanında kalem oynatamazken hocamin yanında yazmak tek olanagim oluyor. Haftanın en önemli işi o haftanın kompozisyonunu yazmak hissetmek diğer arkadaşları dinlemek o derste sıkılan var mıydı bilmiyorum. Zamanın durduğunu hatırlıyorum.Gordugum duvarları kitap kaplı ilk ev bu..Ve bu evde elinde kahve ve kitapla pencere kenarında oturan bir entellektüel değil kayinpederine bakan bir malatya gelini var.
Yazılar harfler vesile. Aramızda başka bir şey var. Rüyalar var..şiir gibi bir şey var ..Bizi alıyor bir gün kaleye götürüyor bir yazmaca oyunu oynuyoruz tekrarı yok. Uzuun uzun anlık hikayeler bunlar. Yaz diyor gönder..kendime hiç güvenmiyorum..dergi çıkarıyoruz. Yazıları konuşuyoruz ..evleniyorum bir buket çiçekle çıkıp geliyor bir cümleyle değiştiriyor halimi..saygı duyuyor bu kadar nasıl yıllar geçtikçe hoca öğrenciyi abla kardes alıyor. Öyle çok kare var zihnimde elimizden tutuyor..Babası ölmüş arkadaşın, hata yapanın, umursamayanin söz dinlemeyenin yaramazin, borc isteyenin, daha nelerin,ellerin kızı bak neler yapıyor diyor birgün sadece, gülüyor ve yutkunuyorum..
Bunları anlatmamın sebebi 7 güzel adamın haturlattiklari, dizinin konusu ve gerçek kahramanlarının hatalarını orttugunu en azından şimdilik, söyleyerek eski günleri yad ediyorum.
Hikaye tamamlama yazilisini mesela...Dervis olma niyetimi desteklemesini hocamin ..kurgularin canlanması kehaneti))
Olsa da yine böyle bir atölye yapsak...dimi inci hocam...na...an
Ansızın bir zaman..
Sizden sonraki edebiyat hocasina yaptiklarimi hatırlamak istemiyorum..gulumsuyorum...Hani özel bir kız okuluna sizin ve hocanizin da yerine bir adam getirmislerdi. O da bize dilbilgisi anlatıp geçmek istemişti. ....))) Niye gitti bu hocalar diyebilirsiniz ..başörtüleri için. ..

10 Temmuz 2011 Pazar

BOYA-N-MAK RENKLER VE HAYAT- 1


      
         Renk ne çok şey ifade ediyor aslında...Küçükken en çok gözleri görmeyenlerin renkleri bilememelerine üzülürdüm,neredeyse aklım almazdı.Hep onlara bir dünya tarifi yapmak gelirdi içimden,ağaçlar yeşil,deniz mavi,gök mavi,güneş turuncu...Ama nasıl olurdu ki..Renkle kodladığımdan mıdır nedir her nesneyi,renk uyumuydu temel,hayatımın her evresinde ve her yerinde...Hayaller,rüyalar,gerçekler...Renkler..
        Yazılarım bile gece mavisiydi ilkin.mavi umuttu,hüzündü,hem içime inşirah veren gök,deniz,hem hüznüme ortak olan geceydi.Koyulaşmasa mavi nasıl girerdi hayatıma zührenin parıltısı,ayın ışıltısı..Yeni öğrendim ki,ölümün rengiymiş mavi,hem umut hem hüznün sebebi,öyle anlaşıldı..Yeşil girdi sonradan içten içe içime,hani insana vatanını,geldiği yeri hatırlatsın diye verilen yer hatırası,cennet hatırası..Huzurun rengi,açığı koyusu,tazeliğin rengi..Sonra çiçekler,önce gül,leylaklar,papatyalar sonra,kırmızılar,morlar,sarılar.Toprakla kahve,bulutla beyaz,ve giyinirken ille siyah,tüm renklerin anlaştığı zıt...Var mı bu kadar uyumlu bir zıtlık...
       Tabloyu duvara,perdeyi halıya,başörtüyü pardüseye uydurmakla çok vaktim geçti..Vah...Renklerin varlığı neyi anlatırmış meğer,eyvah..Bir mesaj üniversite 1 galiba:Biz Allah ın boyasıyla boyanmışız..Ondan güzel boyayan var mı ki?Bakara...Ben şaşkın,böyle bir ayet mi varmış,renkler alabora..Allah boyar mıymış,ne renk boyarmış...Gerisi yok,ısrarla sorulmayan soru havada,ama bırakmıyor kulunu ya Mevla,önce bir çift mavi göz giriyor hayatıma önce aşkla,rengarenk oluyor hayatım,sonra ölüyor,toprağa karışıyor o gözler inanamıyorum,ben şaşkın,renkler alabora....Sonra siyah,uzun süre siyah,beyaz,hayat eski  ve sıkıcı bir film gibi,seveceklerim tıkanmış gibi,ve bir müjde Irmak,hayat mavileşince yeniden,gürül gürül akan bir su gönderiverir Rahmet,cennetten gelsin ,aksın istetir,kötülükten kesilip iyiliğe aksın der,bir Irmak gelir kadir müjdesiyle..Bereketiyle,kabe siyahı çalınır gözlerime,medine yeşili hayalime..Ve toprak,hacdan,onca mücadeleden sonra en kamil insanı topraktan yaratan Rab,mavi gözleri gömdüğü topraktan kahve gözler çıkarır sanki,yeniden aşkı sokar hayatına,ayağı yere bastırır,Baki kendidir bildirir,bir çift kahve göz ve gülden bir yüzle dünyamı değiştirir.Hayata Kuran rengi sürülmesinden daha güzel ne olabilir?
Renkten renge sokarmış Allah,her renkte bir hal yaşatırmış.Renk renk yaratmış kainatı ki düşünsün de bulsun kendini diye kulu,ah....

9 Kasım 2010 Salı

Geçmişten Bugüne...

      Hilal ne güzel bir yazı yazmış.Yerinde,sahiden,hemde yaşarken,sonradan değil,güzellik görebilen olmak ne güzel,ben doğuyu eşimin memleketi olarak gördüm.En işlek caddede,madonun üstü,süslü evleri,elit ve okumuş camianın oturduğu yerde evleri.Zaten Malatya doğunun parisi!:)Doğuyu çok kötü dinledim arkadaşlardan,hiç gurbete gitmedim ben,gitsem ne yazardım bilemiyorum.Eskilerden birşeyler de siz yazın demiş Hilal.Korktum,biliyordum böyle olacağını.Herkesin gurbeti farklı ben hep içerlerde acı çekmekle uğraşmışım.Burnumu çeke çeke yazdığım defterlerin birini atmışım,biri kayıp..Yarım yamalak karalamalar buldum,kitap araları,defter sonlarında,değişik değişik yıllarda yazılmış..Ama ne iyi geldi gerçekten,keşke daha çok şey kalsaydı.Vazgeçtim böylesi hayırlısı...
      İşte biri,Mızraksız İlmihal içine yazılmış,zaten bu kitap resmen defter gibi kullanılmış.Üniversite 2ye rast geliyor...Hani derler ya,sene 2000...Yine aylardan kasım.Sanki sende kalmış bir yanım..Yine dağıldım:)

       ''Ok atamayan ürkek bir kirpi olmak ne kötü.Bir sürü bilgi ezberlemiş,Türkiye üzerinde oynanan oyunları bilmiş,ama ok atamayan.Aslan gibi cesur olmaktan bahsedeceksiniz bana.Aslan cesur mu gerçekten?Aslan gibi güçlü olmak mı,huma kuşu zararsız olmak mı?İstediğini elde etmek kahraman olmak mı?
       Cesur olmak,istemek,istediğini elde etmek ne kadar uzak bana.Oysa iyiyi istiyorsa cesur olmalı,bir şeyi istemek için herşeyi kaybetmeyi göze almak lazım bazen.Endülüs gemileri yakanlarındır.Bazen bir şeyi elde etmek yetmez.
        Çaba güç,kazanmak istek,elinde tutabilmek sorumluluk,yanında kalabilmek emek,sonsuza yürüyebilmek yürek ister!''
 
         09-10-2005,tarif defterlerinin arasından..İlk defa kızıma günlük tutmaya başlamışım,uzuuun bir girişat yazmışım.
        ''...............Sayende ben öyle yapmam dediğim ne varsa yapıyorum bebeğim.Sallamadan çok nadir uyuyorsun mesela şimdi durdum diye yine uyandın.
       Üç aylık olmana bir hafta var.(Gün saymaya bakar mısınız?)Bu ara hamdolsun iki saatte bir uyanıp geri uyuyorsun.Sabah 7de uyanıp bir daha uyumuyorsun:(Ama öyle tatlı gülüyorsun ki tüm uykum kaçıyor.Bugün yine öyle kalktık,biraz sokuldun koynuma,babanı uyandırdın sonra.Söylemesi ayıp her yeri ve her yerini batırdın,banyodada çok ağladın.Giyindin,ağlamaktan yorulmuşsun,uyudun.Hemen yatağa koştum,üstümü örttüm uyandın.Şimdi uyuyacaksın,ben gideceğim sen yine büyük ihtimalle uyanacaksın ama olsun,sen bütün uykulardan tatlısın,seni çok seviyorum...
        24-03-2006
        Yavrum benim,5 aydır defteri elime almadım.İlk yazıyı yazıp defteri kapattıktan sonra öyle ağlamaya başladın ki,ne yapacağımı şaşırdım.Hiç bir şekilde seni susturamadım.Anneanneni ve dedeni çağırdım.Üçümüzde susturamadık,battaniyenin arasında sızıp kaldın sonunda dualar arasında.Ve ben bir daha yazmamaya karar verdim.Bugün Bismillah dedim,yeniden..
       8 aylık oldun,tüm çekmeceleri boşaltıyorsun,birinci yürütecini parçaladın,baban ikincisini aldı dün.Seni biraz önce yatağına yatırdım,dönenceni çalıştırdım,çok yorulmuşsun ağlamaktan,elektirik süpürgesi en büyük korkun da,temizlik yapılınca çok yoruluyorsun o yüzden.Evin yarısını kucağımda ağlayan bir 'bobi'yle temizledim.Bu babanın sana verdiği özel isim,beğenmediysen önemseme,bana da böyle şeyler söylüyor,bence sevimli..
      A-da-da-da sesi kesildi yine ağlamaya başladın,umarım uyursun,daha yürüyüş yapıcam.Artık ayağımda uyumuyorsun.Zayıflayacağım diyorum ama sen sütsüz kalma diye gece kek bile yiyorum......kiloyum.Tombulum,ama seni seviyorum..
      23-06-2006
      Artık yürüdün.Bugün iki kez arkamdan banyoya kadar gelmişsin.Öyle tatlısın ki!Ham ham diyorsun ama yemiyorsun,hop hop deyip top oynuyorsun,hadi hadi diye dışarı çıkmak istiyorsun,temel dertlerini söylüyorsun yani.Yani benim güzel bebeğim,sen bana Rabbimin verdiği çok güzel bir nimetsin.Beni temel ihtiyaçlarımı karşılamaya,namaza bile bırakmak istemiyorsun,olsun..........Hamdolsun,şükrolsun.Sen Allah a güzel bir kul,hayılı sağlıklı bir evlat ol,bunlar sorun mu,Allah bize,hazım ve kuvvet versin...............Ama kendimi çok yorgun hissediyorum.Çok uykum geliyor,Allah ömür verirse yaklaşık 8 ay sonra  kardeşin geliyor.İnşallah çok iyi anlaşırsınız.Ben seni çok seviyorum.İnşallah Allah onu da sevdirir hepimize...''

       Bu kadar yeter değil mi,bana çok iyi geldi,unutmuşum nasılsa..Allah razı olsun Hilal,senin vesilenle bunlar atılıp kaybolmadan tekrar okundu,duygulanıldı,zamanın farkına varıldı,şükredildi.Elhamdülillahi ala külli hal..Oku kitabını deyince neler çıkacak acep hayat kitabımızdan,yine korktum şimdi....
   
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...