ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

sade hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sade hayat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2017 Çarşamba

Yaşamak

Yaşamakta zorlandığımız günler olur.
Ağır kayıplar sonrası..
Dışardan normal göründüğümüz zamanlar..
Kanarız da bilmeyiz kendimiz bile..
Işte öyle zamanlarda reçete-yapabilen çok düşmemiş demektir aslında ve düsmemenin en büyük çaresi, elini uzatmak yani dua..
Ve uzatılan elin muhatabı, sen ona adım atarsan sana yürüyen, yürürsen koşan, koşarsan sarılan, sarmalayan Rab, tutar seni-
Ve evet reçete şu:
1) cilala parlat cilala parlat... evet temizlik
2) yemek yap.. yemek yap .. baksana rengarenk bir cümbüş, kokuları bambaska bir bahçe yaratmış sana, üret ve ikram et..
3) sakın yatma ))

Hayat güzel unutma çünkü hayatı veren Hayy güzel..
Bugünki terapi: pırasa))

Hediye gelen pırasa... masalı çok.. Mekke'de az.. anısı çok.. çok dalmadan hemeen baska bir işe..

13 Ağustos 2015 Perşembe

Kurulmayan hayaller

Senede bir gün
Etkisi büyük
Anısı keskin
Gözlemi isabetli
Dönüşüyoruz
Değişiyoruz
Hiçbir şey durağan değil
Istafa ümit ediyoruz
Seçip süzmesini
Her an ölüp ölüp diriliyoruz
Şekil almayı diliyoruz
Bir bebeğin yaratılışı
Bir kalbin yeniden atışı
Güneşin yeniden doğuşu
Bir kötürümün yeniden yürüyüşü
Gibi umut
Ve güneş tepede her zerrence yanmak
Gibi acı
Hayat
Tat
Acıyı yudumlamak ...
Ummadığın yerden
Ummadığın kadar riziklanmak...

Bu yıl hayal kurmadım dedim
Kadim arkadaşıma
Kurulmayan hayal kırılmaz :)

Yasayacagimiz mutluluğu huzuru taksitlendirip önceden yaşama  mı diyelim, beklentiyle nefsi ağzı açık bir canavar gibi rizkin önüne koyup -ki bu da Şükre mani-geleni engelleme mi ,hayat boyu yaptigimiz şey bu ..kendimize zulmederek oluşturduğumuz bir hayal kırıklığı silsilesi..gerçek acılar ve gerçek kalp tatminini teğet geçerek hayaller ve kırıklıklar üzerine manik depresif bir yaşam, hayat değil..evet ya erken konusarak ya büyük konuşarak ya hayal kurarak ya da vakayi nazara vererek yaptigimiz şey bu..

Bir Arafat duasiydi kalbimden taşan, en küçük  planı benim büyük hayallerimden muhteşem olan ey...
Takdiri hayal sınırlarımdan geniş olan ey,
Zihnimi kalbimi affeyle temizle...

15 Mart 2014 Cumartesi

Yaşamak

Yine kelimeler ve kavramlar uçuşuyor zihnimde.karsiliklarini arıyorlardır büyük ihtimalle. Yok.
Arap misafirlerime yaptığım "cheesecake"den kalan son dilimi yedim biraz önce.acaba ben mi onu yedim o mu beni bilemedim.suud ve amerika birleşti gözümde peynirle tatlinin birleştiği gibi..Tuzla şekerin birleşmesi mesela.iyi geldiği haller var onu geçelim güzel geldiği zevkler de ben çok severim kunefeyi çizkeki mesela.
Suud ve amerika deyince mısır geldi filistin kapısı amerikanin dünyaya bakışı sudeysinin mısır a bakışı.duasindan bile cikarisi imamlarin mısır i.aglayarak dua edilen Filistine ne yapıldığı. Filistinlilere mavi kanlı diyorlar burda.
Ben de kaneviceyle işlemek istiyorum bir sumbulu, sumbul duran bir sehpanin üzerine..balkonumu kış bahçesi yapıp çiçek yetiştirmek kenarında köşesinde. .kitabım kahvem güzel renklerim şiirim sessizliğin içinde..Evimin bir teması olsun..gül olsun orda burda olmadık yerlerde..eskiler bulunsun Gülle bulussun..ama olmuyor işte..zaman çok şeye bolusturulemeyecek olan...bir hedeften fazlası yoruyor işte.."huzur islamda" ya ısrarla karşı çıkıyor Cündioğlu islamda huzur yoktur ey talip, yola düşene gamdir azik...
Yaşam hayatın eş anlamlisi diyoruz.degil. yaşamak yaş almak demek yillanmak,yaşa dan türetiliyor yaşam,  hayatın bir fiili yok hayatta olmaktan başka hayy olmak diri olmaktan..
Yaşıyoruz ama hayatta değiliz galiba..mümin ibnulvakttir diyor Mevlana. .Hayatta olmanın belirtileri canlanıyor zihnimde..yazmak benim devâm..gece uzun uzun yazılarımı okudu bir hocam..acidi büyük ihtimal. Acısın..merhamet şifam..
Peki ben şimdi ne yapıyorum;
Geç kalmış asla tümüne yetisemedigim bir temizlik..salonumda yarı arali hangi ilim bahsi açık ihyam, sifayi serifim, rehberim mesnevim, kalemim defterim, ütülenecek çamaşırlar, surei tevbe, aliimran..
Şimdi toz bezimi elime alıyorum..içime niyetimi yeniden..
Neydi baki kalacak olan..
Ya hayy ya Kayyum...

2 Ocak 2011 Pazar

Yalnız Yürüsek..Biraz...

              Yalnız yürüsek..Biraz düşünsek,biraz gülsek,biraz ağlasak kendi kendimize,yalnız,tıpkı yaşamdan bir sayfa kopyalar gibi...Bir farketsek,yalnızlık ve yürümenin kendileştireceğini böylesine..
              Yapayalnız yürümek sahralar,çöller üstünde altın alev güneşin altında..Saatlerce yürümek,zamanı unutarak.Zaten umut bağlamadığın yaşlı yorgun bineği yarı yolda bırakarak,ki belki de bedenindir o binek,yürümek..
                Size binek bulamıyorum diye hüzünlenen kalbi hatırlamak.Gözleri dolu yürümek.O kalpten kopamamak, arkasında kalamamak,ardı sıra yürümek.Yanına birini bile beklemeden,aramadan,konuşmadan,söylenmeden,sızlanmadan.Arkada kalanların kirleneceği Tebük seferinde,yapayalnız yürümek,oturup kalmamanın tek çaresi yürümek...Kafilenin arkasından yetişme ihtimalini düşleyerek yürümek..

                İnsanın yürüyüşünden yaşamı anlaşılır ancak.Yaşam başlı başına bir yürüyüştür çünkü.Karaltı halinde görünürken bir insanın görünüşü uzaklardan bilen bilir,korkmayın,O Ebu Zer dir.Yalnız yürür,yalnız yaşar,yalnız ölür,yalnız dirilir.Yalnızlık onda başlı başına bir zenginliktir.Ne kadar fakr içinde olsa o zerrü simin kaynağıdır.Altının mücevherin biriktirilmesine kızışı içindeki maden yatağından belki.Kalabalığa dalıp gidemeyişi,tevhid pınarının sesini uzaklardan bile duyduğunda heyecanlanışı,şair kardeşini gönderip bilgi alışı,tatmin olmayıp,Mekke de Efendimizi,Esselamü Aleyke Ya Rasulallah diyerek selamlayışı,sakla denmesine rağmen,imanın içine sığamayışı,bir ömür hakkı hakikati taşırması gönül testisinden,bundan belki.

                Efendimizden bahsederken dostum sevgilim bana şöyle demişti deyip anlatışını duyabilsek.Şehrin kalabalık şaşaalı hayatına itirazına dayanamayanlar onu yanlarından uzaklaştırdıklarında,hani Medine yakınlarında bir eve yerleşip hacılarla sohbet ettiği o eve yerleştiğinde ona misafir olup dinleyebilsek.Bize dostunu anlatsa,sevgilisini,bilemediğimiz tanıyamadığımız kimler varsa daha.Abdullah bin Mesudu..Eski günlerini,hani yol kesen kabilesini,nasıl dönüşebiliriz böyle bir soluğa ümitlensek..Bir kul hırsızlık yapsa,zina etse,yalan söylese de yine de affolur mu deyişini duysak,ve Rabbin merhametini...

                Yalnız yürüsek..Sıcakta ya da şu soğukta,biraz yalnız yürüsek,ara sokaklardan, binaları yıkarak gözlerimizle,yerde un ufak olurken taşlar,ayağımız altında kaybolsalar.Uzaktan bir kafile görünse ilerde,içimizde bir acı bir ümit,karmakarışığız,içimize yürürken..Kafileye ulaşsak derin vadilerimizden geçip,bize en tanıdık beyte,beyti atike,kalbimize giderken,huzur çarşısına niyetlenirken...Ebu Zere uğramayı, uğrayıp altın bulmayı düşlesek.Önde Abdullah bin Mesud.Konuşmadan ilerlesek,birbirimize tanıdık.Bozamasa yalnızlığımızı bu tanıdıklık..Yaklaştıkça havanın ağırlaşışını hayra yorsak.Sonra bir evladın sesiyle irkilsek,bu Ebu Zer dir,onun defnine kim yardımcı olur dese..Yalnız yürümüş yalnız yaşamış yalnız ölmüş ve yalnız dirilecek,yalnızlığın onurunu efendimizin diliyle yüceltecek bir insanın arkasından,ağlasak,ağlasak,hiç ses çıkarmadan..Sevgilisinin onu bıraktığı gibi kalmaya ahdetmiş bir vefanın yasını tutsak.Amel, kalp değil ama yaşam standardı olarak bir günü diğerine eşit olmayan bizler..Gittikçe değişen,değiştikçe kalabalıklaştıkça başkalaşan bizler...

2 Aralık 2010 Perşembe

Hayata Ruh Katmak İçin Ne Yapılabilir?

       Düşünüyorum,düşünüyorum,bir önceki yazıdaki cümleleri ilk duyduğumda iyi ama nasıl deyişim geliyor aklıma ne kadar istemiştim,şöyle somut bir kaç öneri,bu hafta cumartesi soru soran o masum kız,nasıl olacak peki? deyip imdat isteyen,somut bir şeyler söylesen diyen özlem,yeniden düşündürdü beni,halbuki bu iş öyle görünmez ve başka bir elle ki sanki,ve bir varmış bir yokmuş gibi...Şimdi ne olur ufacıcık bir parça yakalayan söylesin,yazsın,beraber uğraşalım hayatımızı yapılandırmaya olmaz mı?Benim duyduklarımdan aklıma gelenler,


  •        Bolca gözlem,etrafa bakmak,geceyi,gündüzü seyretmek,kuşun kanat çırpışını,bir kedinin sıçrayışını,yaprakların düşüşünü izlemek...
  •        Küçük ayrıntıları görmek,keşfetmek...
  •        Bir çiçeğin bakımını üstlenmek.
  •        Renkli ekranlar yerine,camdan dışarıyı,özellikle gökyüzünü izlemek..
  •        Kendine bir örnek belirlemek,hayat şablonunu çıkarmak,ve koordinatlarını belirlemek..
  •        Her işi yaparken ayrı bir konsantrasyon geliştirmek,özdeşim kurmak,çağrışım oluşturmak.Peygamberimizin burada yaptığı her şeyi ahirete bağlaması gibi..Su içerken,sudan çok aşk istemesi gibi..Yemekle cennet taamı,giyecekle ahiret libası istemesi gibi,ve bunlar için onu daha iyi tanımak..
  •        Okumak,en dar ve geniş anlamıyla,Allah ın adıyla okumak..
  •        Her işte ,bulabildiğimiz kadar Esma yı hatırlamak,temizlikte Kuddüs gibi,severken Vedüd gibi..
  •        Dıştaki herşeyin içteki aksini aramak..Yemeği yakmamak,taşırmamak,kıvam tutturmaya çalışmak..
  •        Hayalperest olmak,yanımızda bir çift göz hayal etmek,keşke hep becerebilsek..
  •        Haram denilen sınırları iyi bilmek ve ihlal etmemek,her sınr ihlali zevk alabilme yeteneğini bir nebze daha köreltir çünkü.İçki içen için her şey artık içkiyle güzeldir.Sigara içen için içmeyenler keyifsizdir.Hep müzik dinleyen sessizliğin güzel sesini unutur,sessizlik sıkıcı gelebilir.Damağını kuvvetlendiren somun ekmeğin tadını alabilir mi?
  •        Oruç tutmak,iftar etmek.
  •        Gerçek çözüm merciiyle,Rable konuşmak,ne ve neden yapmaya çalıştığını ,yapamadığını içtenlikle anlatmak .
  •        Her halin bizim için olduğunu peşinen kabul etmek.
  •        Küçük olduğunu kabullenmek.
  •        Küçük şeylerle mutlu olmak.
  •        Gülümsemek.
  •        Gizlice ağlamak,yeniden gülümsemek.
  •        Kendinden başka birilerini mutlu etmeye çalışmak.
  •        Aşık olmak,olmuyorsa aşık taklidi yapmak,40 gün dersek olur ya....
  •        Sevmek,sevmek,sevmek....
  •        Bir dosta kulak vermek..Sonradan geldi,iyi geldi Hilal,sağol...(26ocak2011)
      

  
   

30 Kasım 2010 Salı

Kıvam,Terkip,Hayat ve Monotonluk

       Hayat bir kıvam istiyor insandan..Bunun için sürüp gidişi,olur da bir gün ortaya leziz bir şey çıkar  mı bekleyişi..Zaten yok mu her şeyin bir terkibi.Su bile iki hidrojen bir oksijen değil mi..Şu her gün göre göre alıştığımız su,tıpkı insan gibi,nedir insanın terkibi peki,bir kaç damla kan binbir türlü endişe mi sahi...Her gün bambaşka bir halde oluşumuz göstermiyor mu içimize bir şeyler katıldığını ya da eksildiğini...Harcamıyor mu,israf etmiyor mu insan en somut, basit ve anlık lezzetlerde tarif,kıvam,kombine yeteneğini...Bugün neyim eksik benim..Neyim fazla ki böyleyim..Kıvam tutmamış,vasat nerelerde kalmış..Bir baksak,kokusundan anlasak,kokuyor buram buram aslında,ah bir koklasak,kaçmasak..
       Bu tatlının üzerine meyveli sos,bu elbisenin üzerine şu kolye,altına şu ayakkabı,damağımda şu lezzet,kolumda sevgilim bile bir kombinenin parçaları..Ununu fazla koymuşum sert oldu böreğim,dua edememişim yavan oldu işlerim,rast gelmedi niye,faydasız bir iş mi acaba,içine hangi duygu olmalıydı..Bu hareketin üstüne bir tebessüm ne iyi giderdi,bense donup kaldım,akmadı,olmadı..Oysa bir krebi tutturmak,bir pilavı tutturmak zor bir iştir,uğraşırız,ben onlardan önemsiz miyim...Ruhum taşlaşana kadar beklemesem,bir yöntem geliştirsem olmaz mıydı,üstünden kaç gün geçer pişirdiğimiz yemeğin,ruh bekler kandilden kandile,ölümden ölüme,çaresizlikten hastalanmaya yenilenmeyi,ille dara düşünce mi..





Güne yeniliksiz başlıyoruz her sabah
Aynı kör aynasında küflü alışkanlıkların
Süsleyip saklayarak sıkıntılarımızı
-Kendimizden bile-
düşüyoruz ömrümüzün o ölü çizgisine
duyarsız,devinimsiz,umutsuz
Güne heyecansız başlıyoruz...

Şükrü ERBAŞ




        Ne kötü değil mi? Neden hayat monotonlaşır..Her gün aynı iş..Çoluk çocuk, gönder,gelsinler, iş,bulaşık,yemek, çamaşır..Her gün aynısı..Kapansın perde akşam olsun,açılsın sabah olsun ondan mı...Aynı insanın aynı işi aynı şartlarda yapma imkanı var mı, asla,iş aynıysa da neydi formül,verene duayla,iş+ruh+sonsuz,hiç bir zaman aynı olamaz yaptığın iş,aynıysa fena,ruh yok işin içinde sonsuz yok.Yetişmeyen zaman var,iş bile şikayetçi bizden,kaybolmuşuz kendimizden...Renk,tat,koku,dekor değişikliği ne kadar önler sıkılmayı,bir an,gün,hafta sürer mi,malesef..Ruh katmalı hayata,ve hayat vermeli her an ruha,dilenmeli kudret akışlarının sahibi Hayy olandan....

12 Kasım 2010 Cuma

Susmak Ne Yapıyor?

Saklıyor sarmalıyor,bir kale gibi kuşatıyor,içinde varsa iyi birşey,bir his,bir mana..
Tutuyor,örtüyor,zarar verdirmiyor,yangın üstüne bir battaniye oluyor hiddetliysen..
Sana kalıyor,işine yarıyor,kullanılıyor ve böyle yaşıyor kelimeler susup gözden akınca,bakışına bile sukut terbiyesi öğrettiysen..
Kuşu evcilleştiriyor,renkleri güzelleştiriyor,eşi sakinleştiriyor,yemeği lezizleştiriyor,misafirleri ağırlıyor,kaktüsleri fışkırtıyor sessizliğin güzel sesi..
Çiçekler bile sağ elini kaldırıp sol elini daldırıyor,kimi dimdik durup boy verirken,kimi yere bin boyun büküyor,yarım yamalağım deyip susarken..
Hayat sukun buluyor,hayat çetrefilli,hayat zor,hayat güzel,hayat kolay demeyip,hayat...deyip susarken..

Dün susan birine gittim ben..İyi ki..Artı eksi ne çok şeyimi gösterdi....

8 Ekim 2010 Cuma

Ne Güzel...

Ne güzel ev ehlinin,misafirin eşinin geceden sabaha çıkışını karşılamak..
Ne güzel çiçeğe su vermek,vazonun suyunu değiştirmek..
Ne güzel her yer darmadağın ama sakin herkesi teker teker uğurlamak..
Ne güzel servis şöförüne hayırlı cumalar demek...
Ne güzel misafirin çarşafımı yıkama,geri geleceğim demesine gülümsemek..
Ne güzel yavruları beyaz giydirmeye çalışmak..
Ne güzel yavrunun beyaz değil sarı giyinme gayreti..
Ne güzel dostun senin muhabbet tellerini titretecek bir şey işaret etmesi..
Ne güzel evi ısıtan olmak..
Ne güzel bulunduğun yere bir şey katmaya çalışmak..
Ne güzel cuma günü evde olmak..en azından öğlene kadar..:)

6 Ekim 2010 Çarşamba

Aşık Olmak Neden Güzel?

Dünyada en zor yakalanılan hislerden biri aşk.Milyon kez kızabilir,milyar kez sevebiliriz.Kızabilir,küsebilir,hayran olabilir,gıpta edebilir kıskanabiliriz.Tüm organların sınırı var,sınırı olmayan tek organ kalp.Beynim doldu,hiç bir şey anlayamıyorum deriz de,aslında çok güzelsin ama kalbim doldu,bir kişiyi daha sevecek halim yok demeyiz.Kalp engin deniz.Sevdikçe genişleyen,ilahi emirle şerha şerha muhabbete hazırlanan...

Neden aşk ömürde en fazla bir kaç kez ele geçen bir duygu.Tüm duyguları içinde topladığı için mi,hepsinden aşkın hepsinin üstünde olduğu için mi,neden güzel peki aşık olmak..Apaçık acı akar içinden,tüm aşk şarkıları,romanları şiirleri bir tatlı acıyla bezenir.Kendinden geçmek zordur çünkü.Zor olan güzel.

Biz bir şey için bir şey yaparız.Umarız,korkarız,sorumlu hissederiz,ne derler deriz,acıkırız,susarız,keyif almak isteriz,dinlenmek isteriz ve tüm bunlar için bir şeyler yapmakla geçer günümüz.Aşık,yerken içerken,her hangi bir iş yaparken,yürürken,gülümserken ya da ağlarken hep sevdiğini düşünür.Sevdiği korktuğu,umduğu,hayalini kurduğu,kaybetmekten çekindiği tektir.Tüm yaşam kanalları teke inmiştir.Ve tek kanaldan beslenmek insana huzur verir.Kendinden başka birini düşünmek insanı zenginleştirir,özgürleştirir.Muvahhid olmak bu demektir.Tekliğe inememiş hayat,korkularla doludur,gelecek,hastalık,sevecek sevmeyecek,ölüm vs korkusu,bırakmaz insanın yakasını...Prangalardan kurtulur aşık,çünkü hayatını beslediği her ayrı kanal prangadır ayağına.Mevlana diyor ya,kanatları göğe sevdalı ayakları prangalı bir kuş insan,aşık oldu mu uçtu bil...İş aşk hissini israf etmemekte,tüm bu acının ve zevkin,sevginin ve korkunun boşuna gitmediği terbiyeye dönüştüğü merciyi bulabilmekte...

Dipnot:(Ya eyyühellezine amenutteku rabbekum)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...