ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2017 Cuma

Akabe 2

Bugün perşembeydi. Iyi ki.. Oruçtum. Üşüdüm. Ben kendi üşüyünce çocuklarının da üşuyecegini düşünen annelerdenmişim.Anladim. Hadi dedim yeşil sabunlu, ağlamaklı banyosundan sonra kızımın, dışarı çıkalım ısınalım.
Dışarı çıktık. Yokuşu indik. Dün selam uzerine taze bir ruzgarı vardı içimin. Emanet uzerine hadisle derin bir sızısı.. Mustafa kutludan bir şehir yazısı husrev hatemiden kuşlar bahsi ile tatlı bir acı. Ne diyor Rasim Özdenören, derdi  olan okur, derdi olmayan okuyarak dert sahibi olur. Iste biz de böyle yokuşu indik. En dik yerine yokuşun kaldırmaz karo zemin döşemişler. Yavas yavas yürürken, yanımızdan hizla geçen hanımın uzun ve bereketli selamına kulak verdik, cevap verdik sevindik.
Cadde boyunca esnafı seyrettik. Daracık kapı önlerine çiçek diken, fesleğeninin başını okşayan sulayan, yeni açtığı dükkanı için dua eden , kapıda müşteri bekleyen, müşterinin çocuğunu seven , hizmet ederken mutlu olan insanlar gördük.
Yokuşu indik. Farklı bir yol denedik çıkarken. Müstakil bir anaokulu binası gördük ahşap pencereli, içeriye erzak taşıyan bir oğlanla babası..Gülümsediler.. Bizi içerdeki hoca hanımların yanina davet ettiler. Parktan gecti yolumuz, güvenlik görevlisi süs bitkilerin meyvelerini yiyen kızıma yaklaşıp bana döndü, bunlar yenir mi abla dedi. Yenmez diyorlar dinletemiyorum dedim. Olsun abla sevmiş çocuk sifa olsun dedi :) Bugün herkes selam giyinmişti.
Bize de yokuşu inmek iyi gelmişti. Isındık. Her anlamda..
Akşam radyoyu açınca.. surei beled..akabe..

13 Nisan 2016 Çarşamba

Dem

Her gece
uykunun toprağına eğilir
çiçek
yağmur kokusunu
özleyerek

Her gece
göğün yaprağına seslenir
toprak
ayrılık korkusunu
unutarak

Her gece
gündüzün ortasına düşer
insan
melekut alemine
sızan

Bir damla kan...

29 Nisan 2015 Çarşamba

Kısa Kısa...

Yavru 40 oldu..
Ne korkular
aylardır kendimden gizli
Allah a ayan..
Korkular sonunda sararan..
Bir ay..
dile kolay
Eve misafir..
Cennet kebabiydi değil mi, balık..
Icimde bir tuhaf kalabalık
Bir ıssızlık..
Okula başladık.
Yine başrolde değilim ..
Yerim en ön koltuğu tiyatro perdesinin.
Fonda kuran i Kerim var.
Ara ara yüksek sadakat, Mahir zain
Çocuklar büyüyor..
Anneyim
Öğretmenim
Ablayim
Kızım
Gelinim
Komşuyum
Arkadaşım
Azatlisiyim rollerimin..
Ben
aslında
Çok iyi toprağa yerlesince ölüvermis
bir bitkiyim
Yandı mı dondu mu
Bilmediğim..
Şimdi
Sular kesik
Depo boş
Teog bitti
Yarın tatil
Yarın Medine
Hiçbişeye yetememezligim..
Avuclarimda
Tuhaf rüyalar
Mutfakta bulasiklar
Ne diyorduk,
Devinim

10 Aralık 2014 Çarşamba

Tazelik ve dahası

Dalından yeni toplanmış kiraz tazeliginde bazı duygular.rengini öyle güneşten almaya alışmış, al yanağı parlak. Coşkulu neşeli, kökünden koptugu için ürkek. O tazelikle geçen günleri var, bir kirazdan fazla belki , belki eksik.
Sonra bir buzdolabı gerçeği var.serinde muhafaza zorunluluğu, önce besleyen güneşin şimdi çürütme durumu. Hayat. Her şey bir miktarla tayin edilmiş. Bir ton solar rengi kirazın, neşesi bir dem kaçar. Poşette mi kalsa cam kasede mi tapperwarede mi..ne yapmalı kirazı yemeye kiyamayan doyamayan için...

Iste böyle duyguları var kalp toprağının, nasıl olsa da solmasa, çürümese, tükenmese..

Yazmak sesli düşünmek belki. Nasıl koruyalım kalbimizi ve kalp meyvesi hislerimizi.
"Bir kalbiniz vardır onu hatırlayınız. "
Hatırlamak..yani anmak ..zikir..korumanın en iyi yollarından hissi..belki en önemlisi.
Başka...serinde saklamak fikrinden ziddina maruz bırakmak hissi, sevince coşkuya istiğfar, korkuya endişeye, sığınma..
Hani nazara karşı nazarı degmesi muhtemel kişiden hizmet almak diyordu bir bilen kişi..Onun gibi..
Başka, vermek..Dalından toplanan kirazi en iyi koruyan birine vermek, tattirmak...ve ehsin kema ehsanallahu ileyke..sana verdiginden sen de baskasina ver...
Bir nuru var her yaratılanın, yaratandan aldığı.
Ve nur ...kat kat fanus içinde...

24 Ekim 2014 Cuma

Dua arası

İki cuma arası
Karanlık rüyalar
Sığınan dualar
Yorulan uykular
Uykulu sabahlar
Iki cuma arası
Umudumuz cuma
ezan kamet
Öğle ikindi
Umudumuz dua
Iki salavat arası

Nahnu beyne yedeyk ya  Rabbi...

25 Eylül 2014 Perşembe

Zilhicce

Kelimeler adımları düşüncelerimizin..kuran ın kelimeleri ise hem kalbimizin hem kalbimizin düşüncelerinin..Hac yaklaşıp yürürken Arafat a muzdelifeye minaya kendi içimize, Zilhicce gelince,hilal görününce ve bütün hilaller hac için olunca ille(Bakara "sana hilallerden soruyorlar, de ki onlar hac vaktini belirlemek içindir), soruyoruz içimize hac ne?
Biriyle mücadele etmek diyor sözlük, kiminle? Ibrahim den kalma mucadele olsa gerek bu yine Kuran'dan delille, İbrahim onlarla mücadele ettiğinde diyordu Kuran.Mihrab da harp meydanı demek tevafuk mu?islam kiliclarin gölgesinde sözünden  bunu  anlamislar mı Humanistler. .içimizde bir düşmanla savaşıp durduğumuzu...
Neden dağlara çıkıyor insanlar üzerlerinde iki parça bezle, kalabalik sıcak toplu yaşamanın binbir türlü halleriyle, neden taşların üzerinde yatacak, neden saatlerce yol aşıp 70 taş toplayıp üç tastan direği taslayacak 3-4 gün boyunca..kendine bakmayacak saçını taramayacak koku surmeyecek tırnak kesmeyecek hakkını bile savunmayacak cedel yok diye, niye?modern zaman insanın gittiği yerin tam tersine..tavaf edecek dönüp duracak say edecek bir zemzem bulma umidiyle, modern zaman muslumaninin ismail i ne kurbanı ne şeytani ne zemzemi ne?
Zilhicce 4 bugun.gunlerdir birer cumle yazabiliyorum.Efendimizin zulhuleyfeden kokulanip ihramlanip çıktığı gün bugün. .hayali Mekke ye yaklaşıyor gibi gelse kalplerimize...zu.. zulcenaheyn cift kanatli peygamberim...zu ..sahip, bulunan..zulhicce Zilhicce...hacca sahip olan haccı olan ay..geldi..
Hem en somut..hem en soyut yerindeyiz mekanın ve zamanın..
Hilal göründü..sel olup akmaya başlayacak insanlar birikiyor şimdi harem bentlerinin önünde..cemerat..Savaş meydanı..Arafat marifet, meşar şuur mekanı..
Hac hayattır demiştik. Hayat hac..Her daim haccimiz mübarek ola..Haccı mebrur hepimize nasib ola...

24 Eylül 2014 Çarşamba

Sabah ışığı

Bu siralar sabahları çok zor uyaniyorum.Benim uyanmam da yetmiyor tabi. Çocukların, beyin ,çaydanligin ,peynirin zeytinin de uyanmasi gerekiyor. Beslenme çantaları haşlanan yumurtalar, bulaşan çatal kaşıklar, cantaya konmayan kalemler, kalemtraslar, pantolonun içine konmayan atlet, yakası kalkmış okul gömleğinden pencereden güneşi görmeye fırsat bulamıyorum.
Herkesinkine benzer bir koşturmadan sonra arabaya biniyoruz.bugun elime bardağımı aldım içine demleyemedigim çay suyunu koydum. Kuba mescidinin önünden aldığım kırmızı yapraklardan bir kaç tane attım.Bardak gül kırmızı oldu. Bir yudum aldım. Köprüyü, terk edilmiş kulubeyi , sanayiyi, dik Yokuşu geçip dar yol ağzına geliyoruz. Burası okulun önü, durup inemiyoruz ,köşedeki küçük bakkalin önünden genisce donmemiz gerekiyor. Dönüyoruz. Her sabah .sanki oraya sadece nur dağını selamlamak için getirilmisiz gibi. Sabah ışığını bir dağın kucagindan alır gibi. Her ne haldeysek de selam sana cebeli nur deyince gelen ve tüm iklime yayılan bir huzur gibi..
Bardagindaki ne diyorlar...bir türlü aklıma gelmiyor ismi, arıyorum. Hibiskus. Diğer adı Mekke gülü...

21 Eylül 2014 Pazar

Mekke

Kendimden bahsetmeyi sevmiyorum. Saat on iki.gece.geceleri Mekke daha güzel. Mekke'den bahsetmek istiyorum .Mekke gelip kendiligime dayanıyor ,kendi kendine. Belki sırf bu yüzden Mekke den bahsedemiyorum. Tüm bahislerimin cevabı Mekke de biliyorum. (بحث ) Tüm bahsettiklerimiz aradiklarimiz bulamadiklarimiz buldugumuzu sandiklarimiz...Kendimizde kendimde..
Büyüyüp büyüyüp kalbimize bir çıban gibi batan hallerimizin -otururken ayaktayken ve yan yatarken ille- ufalanmasi toz duman olmasi Bekke de..fetholunmamis bir taş altı kalmayincaya kadar hicretimiz kendimizden (ففروا الي الله )kacisimiz Rabbimiz e..hirada yalnizligimiz ve melek kanadı tesellisi ille sıkarak ve bilmediğini itiraf ile...Sevr de dostlugumuz ve (لا تحزن )hüzün kovan dost kelamı.. yine bulusumuz kendimizi Medine de Medine de...
Mekke...
Ana..ummul kura..adına yeminler edilen belde...sende benim nem varsa..Toprağım Memleketim Mayam...Mucadelem sancım işaretlerim..tazimim faydam ikramim..fazlın fazlın fazlın...
Mekke...
Tozunu gözüme sürme diye çeksem yeridir demekligim..işte zayıf binegi ruhumun,ellerinde..işte ikramı Rabbimizin işte emni emani, işte kartallar güvercinler örümcekler..işte dağ taş...işte ihramini giymiş Kabe...
Iste hac...
Rabbi Rahîmimiz ikramini Esirgeme...

16 Haziran 2014 Pazartesi

Maide

Hayatin önümüze kurulmuş bir sofra olduğunu fisildadi bugün süre i Maide.. Misafiriz, sefere dahil olan yani. Icimize düşen kelimelerin peşine düşmeliyiz.Sofra diyeli 3 gun oldu mu içim, bir kapı açılıyor önünde beklemek lazım, ayrılmadan.Kapinin tokmagini tutmak lazım ısrarla okuyarak, Kuran'dan, sofra içimizdeki kelimelerden kuruluyor an be an..Kelime, ali imrandaki kelime, tüm anlamlariyla. Sofra taa Bakara da yemek ve adımla başlayan helal ve haramla..
elyevmu ekmeltu lekum dinikum..sofra hazır gibi geldi bugün bana, önünüzde bir hayat , tamirle sürecek yedikce payiniza düşeni buyuyeyeceksiniz , kucuklugunuzu anlayarak..elinizi ayağınızı yıkayın tüm hayatı abdestli yaşamayı salık veren büyükler gibi her anı temiz yaşamaktan, her lokmayi temiz yemekten bahsediyor gibi..hırsızlık yapanın elini kesin, sofrada lokma calma edepsizliginin ağır önlemi..Gökten istenen sofra , önündeki sofrayi gormeyerek mucizeler istemek, aşk için..acı..
Halbuki aşk gönülle kurulan sinilerde değil midir, çayın ya da corbanin yanına bir katik daha değil midir..
Fotoğraflar için hazırlanan özenli sofralar aşk için mi begeni için midir..incecik bi çizgi hayatla aramızda, ya içindeyiz ya dışında..bir sofra örtüsü ihtiyarimiz var , dokmeden sacmadan yemek için, siz bunu isterseniz kanevice işleyin ister putukareli bir fon seçin, üzerinde payiniza düşeni besmeleyle hamdle yiyeceksiniz. Riza lokması denen lokma bu..sofrada yanınıza kim dustuyse onunla beraber..
Hayat razi oldukça razi edecek bir sofra...Hayy dan ...
Evet muracea yapalım..
Bakaranin sonunda elimizde kalması istenen bahçe, Ali imranda ürün vermesi istenen bahçe maidede sofraya gelecek Allah u alem..
fikrun ve hissun kebir ve fiğlun ve amelun sagir fi hayati..
Havvil hali ila ahsenil hali ya Hayyu ya Rabbi

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Kuş sesi

Artık yaşlanıyorum, iyice inandım sevgili günlük.
Iki gündür yaşam ağrısı denen şeyi uyumaya direnerek almaya çalışıyorum. Bi kek yapsaydi diyordu Dale Carnegie bi kek, belki intihar etmeyecekti. İçimde bin uçurum var dibine dibine yürüdüğüm. Olsun hatri kalmasın kekin ve dale in..yaşamak sevmek ve öğrenmek kitabının üzerindeki kız kaç kek yaptı kim bilir..olsun kek yaptım. Börek yaptım. Yapıp yesem intihar etmiş olacaktım insanı öldurmüyor kendisinden başkasının zehiri, birilerine götürmeye çalıştım.Goturdum goturemedim içimden iyi bişeyler çıkarmaya çalıştım, elim ancak buna yetiyor diyerek temizlenmeye çalıştım. Üzerindeki kıyafeti çıkarmak bedenini çıkarmak kadar zor gelir bazen, bunu başardım. Sonra...
Sonra ne mi oldu. .bi kuş sesi geldi bugün mutfakta kulağıma..yok şimdiden değil yıllar öncesinden, mavi evli o köyün uzak yerlerinden ..nasıl tatlı nasıl ahenkli ..kelime ve lisanlarin kifayetsiz oluşunun bir ispatı daha..nasıl der insan kuşun sesi "cik" diye..
Şimdi ben sana o sesi nasıl yazayım sevgili günlük.. cik cik ciik cik ciki cik cik cik..duyabildin mi?
Sanmam...
Uzun sessizlikler arasından öterdi bu kuş böyle bir cümle söyler gibi noktası virguluyle..bir şarkının dizesini notasini verir gibi..huzurun nakaratiydi sesi...
Yani ben bugün bu sesi duydum diye çok mutluyum.
Mirac gecesi kabeden eve zor döndüm. Goklerden yere tekrar inen Gülden nasipsizligime yanarak. Sonra nasıl avunur insan nasıl teselli bulur deyince içime içime, namaz geldi..Namaz teselli..Hayat teselli olmaktır diyordu hamedani Dale Carnegie intihar ederken Hamedani Hayy a tutunuyordu. Demek ki kekle teselli olamayan insan namazla oluyordu...ve teşehhudu namazın ezanla ve sehadetle ilk taze kan imanla uyumu..
Ela bi zikrillahi tetmainnel kulub mu diyordu o kuş?
Ela bi zikriiillahi
Tetmainne kuuulubi....
Şimdi duydun mu?

4 Nisan 2014 Cuma

Sivri

Bu günlerde onunla sivrisinekten başka bişey konusmamamizin sebebi belki de sivrisinekten başka bir sorunumuzun olmadığına inanmak istememizdi. Belki de sorunlarımızın sivrisinek kadar küçük olduğunun altını çiziyorduk. Aslında buna yer yer diyalog çoğunlukla monolog bile diyebiliriz çünkü bazen kendimi Truman showdaymisim da sineksavarmaddesaticilarindan biri hayatımıza reklam vermiş gibi hissediyorum.
Aslında sivrisinek hayatımı oldukça meşgul ediyor.Her gece ayrı bir hikmeti var mubaregin, çocukluğuma iniyor.Bir sıçramayla bambaşka yerlere götürüyor. .
Temizlenmiş ilaç sıkılmış kireç badana üzerine mavi boyanmış bir oda, uzun yaz ogleleri sinek ve arı sesleriyle köy kokusu çocukluk, gece kulağına seni isiracagim diye fisildayan gitgide içine batan,ege ya da akdeniz,erken gençlik donemi zorlama alternatif yaz tatilleri, sivrisinekle bile arkadaş olunan bir yarı deli yarı veli aşk dönemi, dervislige öykünme ..
Kesret de hikmete engelmis azizim, tek olsa hasbihal edecegin sivrisinegin coklukta seri katili oluyorsun...
Her gece bir cümle batırıp gidiyor içine sivrisinek..misal:
#Doyma hissin yok mu acaba senin?Ya benim??
#Hah yakaladım kusura bakma ama tostoparlak olmuşsun sivricim bu kadar yersen sonu bu..ah ki çok tamah sebebi mahv..
#Ellerimi ayaklarimi uyusturmussunuz ama sizden başkaca bi kuvvet kaldiramazmis seherde bu hantal beni, sagolunuz efendim..
#Siz bile her gün ayrı bir yere saklaniyorsunuz dusmandan korunmak için vay bana..
#Doğal alarm..
#Anlayana sazsin ey sivrim anlamayana az..
#Allah bir sivrisineği misal vermekten cekinmez...cc...
Her türlü batıyor acıtıyor uyusturuyor kasindiriyor..E sivri bişey sonuçta...

dedi Mekke'den biri..şimdi tam da burada nın sivrisinek mevsimi))

21 Mart 2014 Cuma

Imran ın ailesi...

Eskisi gibi yazamıyorum , kabul ettim..dağınıkligimi toplamasini dileyerek Rabbimizden bir kelime bir cümle daha derken daha fazla kayıtta beklemesine gönlüm razi olmadı Ali imranin. ..

İnsandan insan süzülüyor aileden aile...
Imranin ailesi geliyor bakaranin hemen yan dalına..iki çiçek..kokusu hafizadan hiç silinmeyecek ..birinin başlattığı hissi biri bir üstten devam ettirecek..Deyip uyuyorum uyuyamiyorum. Avutup duruyorum kendini suret ve kelimelerle..

Kalemi bir alıp bir bırakmak,ruh dalgalarıni ölçme testi.. Müthiş bir deniz dalgalaniyor içimde ..

Kalbimin sayfaları çevriliyor an an.. Şu anne merhametine boylesine Muhtaç hissin Ali imranla bir ilişkisi var mi..
Annem nerde benim .. Ben nerdeyim.. Şehirlerin annesinde değil miyim.. Meryem .. Sensin içime dokunan yasemin kokusu.. Ben anne değil miyim?

Tefsir notlarını yazarken içine bunca sızmam kanıtı, biraz uzaktayım. Ruh nanca yaklaşsa da beden kesif bir kafes işte..

Dalgaların taşları sefkat tokatlarıyla yonttuğu bir yerin hemen yanındayım.. İçime dalgalar vuruyor .. Bütün ailemi kaybetmiş gibiyim..

Kah türküler duyuluyor derinlerden kah gazeller:
Meşeler gövermiş varsın göversin,
Varmasin kotuye asilsin ölsün,dedi sabah biri ,
Ebterim gönülden evladım yoktur
yuvasız bir kuşum biladım yoktur
Senden gayri sahip irşadim yoktur
Ben bu yola sadıkane gelmişem.. diyor şimdi biri..
Bu sekerat hali. Belli dalga etkisi.. Bu da geçer ya HU..

Halbuki ben şimdi , Şimdiye kadar bana ali imranın en çok değen yerine gelmiştim . Taşlar yerine oturmaya başlamıştı. Ne olduysa bu deniz yüzünden..

Elif lam mim.. işte bomboş ellerim.. Hayatım sefer, daim yolcuyum.. Bu içsel yolculuklarda gördüğüm köylerden gecekondu­lardan bizarım şikayetçiyim, yorgunum..Bakara yarmaktı toprağı ekime hazırlamaktı .. Yarıldı içim. Şerha şerha ayrıldı Kalbimizin Şubeleri.. Kul ve Rabbi .. Bir hayat kitabının fihristi .. Ben kimim burda işim var,ne yapacağım.. Kalbim kimin, yüzümü nereye döneceğim, nedir rengim ve nedir cennetin rengi? Rabbim sen nerdesin..  iste bu yer bu gök sığamadiğın ve işaret ettiğin benim küçük kalbim.. Kürsin iznin ismin azametin ve benim içimden geçenler .. Utaninca siginisim ezilince yalvarisim, unutursam pismanligim, amentum..amenerrasule baglansin amentum..Tut beni ya hayy ya kayyum...
Diri olan sensin diri tutan sen..ayağa kaldıran sensin ayakta tutan sen..

Bir hafta sonra...son dersi dinlemeden önce, o ince damara sizmaya, ruhen beraber olmaya heveslenen bir kalp ile..yaz denince yazılanlar. .yazdirilanlar işte dem bu demdir dem bu dem...

Kalbi arsi Rahman olmaya tesne ruhlara çekiliyor besmele sanki Ali imranda. Bakarada kul ve Rabbi arasındaki hukuk hüküm kalbe sinmiş şimdi kul muamelata yonlendirilmis gibi..aileye karışacak artık, teklikten çokluğa gidecek , bir doğum olacak mesela Allah ın keremi mucizesiyle buna kelime denecek ve vuracak beni mesela..yağmur gibi ille indirecek Rabb furkani , kurana furkan diyecek belki bize hedef cem makamından önce fark makamını verecek..
Şehirlerin annesinde kitapların annesini dinletecek inş kalbimize içerecek..ummul kitab diyecek muhkemine, ve mutesabihati koyacak yanına..hayat, biz ve secimlerimiz. .
Bahçe metaforu yerleşecek zihnime işte tohumlar hepsi birbirine benzeyecek ilkin bize furkan olacak muhkem bir kale gerekecek , ki esen tüm rüzgarları birlestirirsek bu belki noktayı suveydadir, seçtiğimiz muhkemin Menşei ni belirlememiz gerekecek..sonra kendimizi tanimamiz için sondaj..nerelere sondaj vurmusum ben, nedir ilgim hayalim mesguliyetim , neye vakit ayirirsam çünkü o konuda zenginlesir ilmim..ne secersem ona donusurum ..iki uclu bıçak...
Dua dua. ..rabbena la tuzig kulubena bagde iz hedeytena ve heblena min ledunke rahmeh. ..
Kalbimizi hidayete erdirdikten sonra saptirma, kaydırma paslandirma. ..nimetine sukredemeyip nikmetine ugratma. Sakindirdigin kendinden yine sana siginiriz ..hubbumuzu sehevatla zayi ettirme, eldeki tek sermayeyi zarar ettirme...daha güzelini haber ver bize ya Rabbi bu haberle içimizdeki hubba can ateşi ver hayat ver , onu tut kaldır Ya hayyu ya Kayyum, daginikligimi topla. .

...........

Surenin can damarı
Innallahestafa. ...
Sehidellahu bakara daki âyet el kursi gibi yer makam işaret ediyor iste. Sahit olun. .kaimen bil kıst olun diyor..sonra din geliyor  tüm manalariyla teslim olmamızı isteyerek ..hep cibril hadisi geliyor içime...elinde evrilip cevrilmeye teslim olacağız. Yusavvirikum fil erham diyecek ,bana ömür boyunca merhametiyle şekil verecek Rahim ve Rahman. ..sonra soruyla teyid ediyor teslim oldunuz mu..benim sehrimin kapısında yazıyor teslim olmayan başka yola gitsin, tariki gayri Muslim. ...
Hacce...bakarada sibgatullahla beraber geçmişti mücadele. .yüzümü Allaha teslim ettim de..
Yüz ki ayinesi kalbin, Kıble yönü bedenin, nereye donukse yüz ordan besleniyor. Inikas ve insiba demiştik Kıble bahsinde, çiçeğin meyvenin renklenmesini , ışıkla beslenmesini söylemiştik. .ah saklı bahçe kalp... .ama burda ve menittebean gelmiş.tabi olanla beraber..ittiba ne güzel bir yüzümüzü dönmek. .
Eyyamen magdudat kısmı ise takvim bahsiyle hilallerle birleşti Bakara ali İmran dalı yaprağı..zaman sadece kulluk için akıyor onu zikretmek için, vakit muhaddid değil...
Sonrası cem makamı..kalbi arsurrahman olana içinde yakini la raybe fih olana o gün bu gün..Kesret vahdete dönüşmüş. .orda artık zulum de yok. .kaimen bil kist zulmün ziddi. .ve kendini elinde hissetmek Rabbin..mülk senin malik sensin dilediğini aziz dilediğini zelil edersin.geceden gündüz gündüzden gece çıkarırsin ölüden diri diriden ölü. .efendimizin birinin Hidayeti karşısında bu ayeti okuduğunu hatırlıyorum ve sukrettigini .buralar hep yusavvirukum fil erhama bağlanıyor sürgün sürgün. . Hesapsız rızık Hz. Meryem i çağırıyor artık. ..onda mucessem olacak hesapsiz rızık. .hedef yüksek. .
Önce dostluk gözden geçiriliyor sonra niyet sadirlarda gizli olan, ve kendinden sakindiriyor Allah iki kez hemde sevgi ayetine kadar ..azizun zuntigam o...delailde bir dua:
Allahumme inni euzu bike faciatunnikme..
Bütün bu giriş sevgi hub için gibi sanki.. .bakarada aklı oncelemisti Rab burda dostlukla maiyet ve niyet hatta sır. .seyru suluku andıran bir yolculuk. .
hub ki bizim ana tanemiz. .Bu kadar tohumu konusturdu Allah hub deyince en kıymetli tohumumuz bu dedi. .hem sevgi hem buğday tanesi. .bakarada bire bin veren başak. .
hub ve ittiba...taneyi yetistirme çabası. .sünneti seniyye... tuzla yemeğe başlamak denilince,o kadar uzağiz ki yapsak bile tuz biyerde biz biyerde görünüyor. ..
Ama çaba ...innallahe gafurun rahim. ..Allah affedici adım adım takip. .Abdullah bin ömer gibi. .

20 Eylül 2012 Perşembe

Görünmez Olmak

Mekke ye yeni geldiğim günlerdi..Bunu yazmalıyım dediğim ne çok cümle yazdım kalbime...Bir şehre yeni gelmek..Daha önceden geldiğin bir şehre,geldiğin ve özlediğin bir şehre,şehirlerin anasına,ummul kuraya,Rabbinin isimlendirmesiyle,tüm şehirleri doğurana gelmek,artık sakini olarak hem de..
''ene eskun fil mekke''mekke de oturuyorum diye çevrilebilir,benim için öyle değil,mekke de sukun buldu yüreğim,yani tüm çığlıklarımı burda duydum,yani burda susmaya geldim,burda tek birine derdimi anlatmaya geldim,yalnız olduğumu,her defasında acıyarak hem de öğrenmeye geldim demek..
Dar,küçücük sokakları var eski Mekke nin,uzun görkemli ve lüks otellerine inat,dağ tepesinde yarı yıkık evleri,minicik dükkanları da,taze süt dükkanı var mesela,tabelası okunmuyor,ama zencefil katıyorlar sıcak süte geceleri..burda uyunmuyor geceleri...yürümek hareme doğru herhangi bir sokaktan..ancak hareme yürüyebilirsiniz,yürümenin en doğru menzili...orada yürüyeceksin,ayaklarının o yürüyüşte sabit kalmasına dua edeceksin..
Her şehrin kendine özgü bir kokusu var,bir havası,bir ruhu,tıpkı her insan gibi,şehirler canlı,diri...Onun kurallarına uymalısın,giysisine insanlarının,kokusuna,ritmine,''la müşküla''sorun yok deyişlerine,sabır deyişlerine,acele etmemelisin,ayakkabılarını çıkarmalısın belki,öyle durduğun yere secde edebilmelisin...farklı olana farklı bir paradigma geliştirebilmelisin...Tadını çıkarabilmelisin,yediğinin,giydiğinin,içtiğinin....
Hurmayla doyabilmelisin mesela,zemzemle kanabilmelisin,dinleyerek sadece iyileşebilmelisin,bir mektup bekler gibi namaza durabilmelisin,peçeyle görünmez olabilmelisin,özgür olabilmelisin,sıradan,ya da hiç,sen nasıl iyi dersen,ağlayabilmek için,gülebilmek,için,kalabalıkların içinde kaybolmak,bir Rabbinin gözüne değmek için,görünmez olabilmelisin,gözünden tanınıyor insan öğreneceksin....

31 Ağustos 2012 Cuma

Gidenlerin Ardindan

             Susacak ne cok sey var..hüznün ne cok ismi..simdi evet herkesi gurbete yollamis gibiyim,silada bir basina kalmis gibi,ve evet bu sila oyle bir sila ki herkes gelse daha cok yalniziz sanki..burasi Rable kulunun ozel bolgesi...
             Ama iste ruhu buyukler var,onlarla anlasiliyor bu özel bolgenin iklimi,gozlerinle konusabildigin birileri var,senin parcası olduklarin var,bir parcani tasiyanlar,sevgiliden bir parca tasiyanlar..gittiler,hepsi kendi huzunleriyle bir baslarina gittiler..
            Ben mi..biraz agladim,bolca nane ayikladim,radyo dinledim,hareme gidemedim,kafkanin milenaya mektuplarindan birkacini okudum.sonra gunes dogdu batti dogdu,biraz zamani kacirdim,mesela bugunu. Cuma olacagini sasirarak ogrendim dun..Bir el,beyaz güvercin kanatları bir el uzanır,yedi beyza..Seni medyen suyuna çağırır...İtiraf etmenin ve tanımlamanın rahatlığı,furkan hangi his nerden,hangisi min amelişşeytan...hangisi minerrahman...

 Ikindi sonrasi
 Yine hava dumanli
 Karsidaki iki dag silinmis yine..
 Kadin olmak ne tuhaf sey anne,
 Evi temizliyor yemek yapiyorsun
Protest bir şarkı sözü hatırlıyorsun
Coplerin agzini baglayip bir de banyo yapabildiysen mutlu oluyorsun..
 Pencereden bakmak ne guzel..
Cocuklarin oynama sesleri
Hatta kavga sesleri
Acikmalari
Bir sey daha istemeleri
 Burda mevsim yok ama sonbahar gibi kipir kipir icim..
Her sonbahar cocugu gibi ben hazanla ve dahi huzunle neselenirim..
Penceredeki lekeye sevinir mi insan..
Yagmur yagmis belli..
Ben yagmur beklerim..
Pencereden bakmak ne guzel,
Geceye de boyle baslamistim:  

Iyi geceler Mekke, Seni cok seviyorum....

8 Nisan 2012 Pazar

Dolunayla gelen...

Dolunayla neler gelir neler geçer insanın gönlünden..Ayrılık vakti başlamıştır artık,eksilmeler an be an..Nur dağına kaç kez doğmuştur ay,dolunay..Ne dökülmüştür,dağa tırmanmış sabit kadem ayakların taşıdığı sabit yürekten dua diye..Gönlü,yüzü her dem dolunay olan gül dudaktan..Hepsine amin...

Dağlara çıkmak lazım..Dağa çıkaracak bir yürek..Orada durmak lazım..Belki bir uçurumun kenarında,belki iki kayanın arasında..Gözü kara bir noktaya sabitleyerek,gökle göğsü birleştirmek lazım,dua diye...

30 Mart 2012 Cuma

Taif..

Yollar neye göre yapılır acaba..İçimde yine uzun yollar gitmek var..Ama dün bir tuhaf,olur ya bazen yol kıvrılsın istenir,ya da dümdüz akıp gitsin,ya da daire çizsin,içerde bir karşılığı var..Bu sefer farklı içim bir uçurumun tam kenarında durasım var..Yol..Hayat..Bir yol neye göre yapılır sahi...Taif yolu efendimizin yürüdüğü iz üzere yapılmış..Bir yanı dönüyor,uçurumun kenarından..Yürümek bizde anlamını kaybetmiş..Yürümekle beraber,ipekten ayaklar,taş ve kan da anlamını kaybetmiş.Galiba biz anlamı kaybetmişiz..Efendimiz için ''taşlandığı yer'' ifadesini bunca rahat kullanışımız ondan..Bir yer..Taştan..Sığındığı efendimizin mağaraya benzer bir yer...Ne çok ihtiyacım var bir mağaraya...Yakılmış içi,simsiyah,yangın yeri her yer,nar...

Ağaçlar...Kara dut,incir ve nar..Altından geçerek dallarının girdiğimiz bahçe,Addas ın elleri nerde?Ninova nerde,Yunus un ve tüm peygamber kıssalarının yadigari,dudağın duası besmele..Nar..Üzüm..Teselli..Teslim olan biri..Bunca acının sonrasına bir tebessüm..Dağlar meleğini gördüğü için mi bölük pörçük yarılmış bu dağlar..Mekke nin dağları yekpare,bunlar çakıl taşları gibi..Haşyetinden mi un ufak oldular Ya Rabbi,efendimizin hüznünden mi...

Canım toprak istiyor ne zamandan beri,bahçeden bir parmak tozu nasibim,elime değen nar çiçekleri..renk ve tat,kırmızı ve acı..Hepsi yerli yerinde..Ardından piknik..Dünyada olmak zor..Roller karmaşık,nefis bukalemun gibi bir şey..Yollarda arabaların üstüne atlayan maymunlar..Hayvanat bahçesi..Ağla,araba liseli kız servisi,şöför küçük haylaz kardeş gibi,ağlamamak için gül..Nerde içindeki değerli yük,ara ara toparla..ağla,kaybet rollerini,gidemedin ya Kabe ye bir duvarı çevir madalyonun öbür yüzü gibi mültezeme,koy kollarını başını,şikayet et kendini,sahibine...

Her şehirden Mekke ye dönmek ne hoş,her seferinde lebbeyk hissetmek,evim evim güzel evim hissinin Mekke yle örtüşmesi...Kardeşlerini yanında taşımak,büyüğünü içinde..Kendini onun içinde,vs. vs.

16 Mart 2012 Cuma

kristensenn

kristensenni okumak iyi geldi.internet yeni geldi.susmak iyi geldi.kalabalıkta yaşamaya alışkın değilim,sınıfa inmek iyi geldi.yurt ortamında lay lay lom olmaya ayarlı bir yapım olduğunu farkettim,zor geldi,oysa evimde seccademi serip oturmayı özlüyorum,bu benim için yalnız olmak demek....cumartesi mescidi,pazrtesi fakülteyi,salı hadisi,çarşamba iyice fakülteyi düşünüyorum,Kabeye gidemesem halim harap..uzaktan gelen sesin burukluğu tuhaf,anne baba eş çocuk kardeş...arkada bıraktıklarım..müdahil olamamak garip geldi..susup Allah a bırakmak güzel,kenara çekilip halleriyle başbaşa bırakıyormuş hissi kötü geldi..Ha ne diyordum,ne demiş kris:)

''
O yıllarda Allahtan başka dostumuzun olmama sebebi, Allahtan başka dostumuzun hakikaten olmamasıydı. :) Evet, bizi çok aşırı insan kapasitesinin üstünde sevenlerimiz ve kendisini haddimizi aşarak deli sevdiklerimiz, anamız bacımız kardeşimiz, eşimiz dostumuz yoldaşımız varsa da, onlardan yana bir beklenti içerisine girmeye sıcak bakamıyorduk, çünkü çok ufacık azıcık bir beklentimizi bile karşılayamasalar nasıl kahrolacaklarını biliyorduk. Bunca imkansızlık içerisinde onları bir de biz üzmektense kafamızı kaybetmeyi yeğliyorduk, ki kafamız çok değerliydi, özel bir tasarım sonucu, özene bezene yaratılmıştı, mühim bir kafaydı kafamız, koleksiyonluktu. O kafayla her şeyi anlıyorduk, anlaşılıyorduk, çünkü araya fanilik girse de aramızı yine Allah yapıyordu, çok acayip yapışları vardı onun. En kral arkadaşımız, yegane dostumuzdu Allah, o yıllarda ve sonraki yılların tamamında ona resmen tapıyorduk. Biz ona azıcık emeklesek, o bize uçarak geliyordu. Hem "Size şurdan bir uçarım..!" anlamında ağzımızın payını veriyor, hem de "Yettim ya kulum!" anlamında derdimize derman oluyordu. İşimize el atmaya görsün, olanlar oluyordu celle celâlüh.''

mustasan da mustafasan da yazısı da başka bir alanıma iyi geldi..tugçe mutlaka oku:))insanların beni nasıl algıladıklarını önemsiyormuşum çokça,burda susmayı deniyorum..''Aslında ben'' cümlelerimi yutmaya çalışıyorum..

11 Mart 2012 Pazar

Kısa Kısa.

Farkediyorsunuz ki yazamıyorum..Burası çok farklı bir mekan...Ağzınızdan çıkan her söz size yol su elektrik olarak geri dönebilir:)Bu her yerde böyle demeyin burada çok kısa sürede dönüt alıyorsunuz.:)Şakalara bile dikkat...O yüzden iyi eksilir,kötü artar korkusu yazdırmıyor..Burası susma yeri,susmak en iyicesi..

Bu aralar duyduğum çok ilginç cümleler oldu,buraya tereddütle gelip en kısa zamanda dönmek isteyenlerden...Çok güzel..Allah ın her kulu özel..Kendi çağırdıklarında da var bir gizem:)
Örnek cümleler:

*Lebbeyk ne demek uçakta anladım..Yani o kadar kaçtım,yine de beni çağırdın,buyur geldim...Buyrun benim...Burdayım..Bakalım ne olacak...Buralarda kemençemi çalacağım yer var mı?

*Allah beni buraya kulağımdan tutarak getirdi..Hemen dönecektim,annem babam hac yapmak istedi,sonra nişanlandım,nişanlım da hac yapmak istedi,hala burdayım...fonda 90lı yılların türk filmi müzikleri lui lui lui...Ama ona nasip oluyor tüm yardımlar,dualar,ne hikmetse...

*Ağlaya ağlaya gelen,dağlar üstüme üstüme geliyor diyen birinden,''ben tabiyim..buraya getirildim,kararım yok,ne dense uyacak durumdayım....

16 Şubat 2012 Perşembe

Bugünlerden kısa,kısa...

*Sevgili Kaab bin Malik,ne çok geliyorsun aklıma...Bu da bir başka ibtila deyip mektup yırtışın mesela...Ebu Hayseme,atını sürüyor dört nala...
*Ne kadar bahtlıyım diyorum çokça,ne kadar eksiksem o kadar tamamlanmışım her defasında...
*Sebepler kesiliyor,sebepsiz güzellikler çıkıyor peşisıra,Rabbim umut kesmem senden,asla!!
*Haddim olmayan sevgilere sürülüyor kalbim,kalbin hududu var mı sahi,kalp benim değil ki....
*7 yıl aradan sonra,7 gün sonra gidiyorum,bavulum dolu yine aşklarla anılarla....:)
*İçimi nağmeler dolduruyor,gözümü yaş,dilim susmak istiyor inadına...
*Her şeyi daha iyi bilene,daha çok merhamet edene,gerçek sahibine bırakıp gidiyorum,eksilmiyor bıraktığım yer,dünya dönüyor,güneş doguyor,batıyor,hayat devam ediyor,eksilmekten korkuyor,artmayı umuyorum,büyümeyi,rüşde ermeyi...
*Son cumartesiden payıma düşeni,yudumluyorum bazen,bazen katıksız yutmaya çalışıyorum....Hangi ayetten ne anlarsan anla,girdiye değil çıktıya bak,ağla....Namazın nasıl nagihan,ya sınırların,uçuruma nazır mı bakıyorsun hayata...
*Şirk diyor biri bu sevdiğin,bu sevdiğime kurban olsun şirklerim diyor kalbim,dili yok kalbimin bundan nasıl bizarım...
*Tevessülden başka yerim yok kullukta,vüs'aha,kapsama alanım,kuşatımım,donanımım bu kadar,sıkış sıkışa bildiğin aralığa,davetsiz misafir hesabına:))

24 Ekim 2011 Pazartesi

İçeriden Bakınca

          Kış mevsimindeyiz,evimizde kat kat yorganların altında üşüyor ruhlarımız,Rabbin merhametine sığınıyor,dua ediyoruz...Göçük altında bir yanımız...Şu fotoğraf bana ruhsuz bir bedeni hatırlattı,hepimiz,içimizden can çekilince böyle kalakalmayacak mıyız?Ve yaşarken ölü gibiyiz de çoğu kez basiretle bakan gözlerde şu görüntüden farksısız...Sahi binalar bir yana biz insanlar depreme dayanıklı mıyız?Malzememiz kaliteli mi sağlam mı,yoksa her gün sermayemizden çalmakta mıyız?
          Öyleyse,ilaç diye,her sıkışınca içimiz,sarsılınca kalbimiz,büyük doktorların tavsiye ettiği gibi,fatiha ve fetih okumalıyız....zilzali de solumalıyız...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...