İçim dışım senin...
Elim yüzüm..
Gözbebeğim..
Kavuşma ümidim.
Ayrılık korkum.
Her kavuşma arefesinde
Burkuluşu içimin
Ellerinde
Senin..
Zulcenaheyn bir sultanin
Ummetindenim..
Bu büyük an dedigimde
Hep
Bir kanadımı kırışın..
Anlayamayisim...
Her yıkışın hayır..
Halimi mahcub seversen
Hep mahcub olurum.
Elimde mi...
Ellerinde
Senin
Kanadı kırık
kuş gibiyim...
ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...
tökezlemeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tökezlemeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Kasım 2014 Perşembe
Kuş gibi..
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
dua,
kuş,
tökezlemeler,
umut,
yol
31 Temmuz 2011 Pazar
Söz Orucu
Konuşarak daha az konuştuğunu ispata çalışan var mıdır?
Sırrı ifşayla sabrettiğini sanan?
Şikayet ederek rıza göstermeye çalışan?
Her trenin son vagonuna en az 5 dakika geç kalan?
İçi yanıp bin pişman olan,unutup aynı halle hemhal olan?
O benim işte....
Ramazan hilalinin gölgesinin üstümüze düştüğü şu günlerde,yeme içme yanında söz orucuna niyet etmeyi umarım,onca avaz kendime rağmen,en büyük engel kendime rağmen,sonsuz büyük Rabb den affedilmeyi umarım..Dostlardan dualarını....
Sırrı ifşayla sabrettiğini sanan?
Şikayet ederek rıza göstermeye çalışan?
Her trenin son vagonuna en az 5 dakika geç kalan?
İçi yanıp bin pişman olan,unutup aynı halle hemhal olan?
O benim işte....
Ramazan hilalinin gölgesinin üstümüze düştüğü şu günlerde,yeme içme yanında söz orucuna niyet etmeyi umarım,onca avaz kendime rağmen,en büyük engel kendime rağmen,sonsuz büyük Rabb den affedilmeyi umarım..Dostlardan dualarını....
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
daralmalar,
ders,
günlük,
tökezlemeler
17 Nisan 2011 Pazar
Annelik ve Canavarlık
Annelik kutsal,saf merhamet,canını canına katmak,onu kendine tercih etmek,Allah ile kul ilişkisine en benzeyen merhamet....Ama her şey gibi annelik de iki uçlu bıçak galiba...Allah ana babaya ihsanı emrederken her seferinde bir parantezle,benim emirlerime isyan dışında diye belirtiyor ya...İyi ucu ne kadar yüksekteyse anneliğin ,kötü ucu o kadar alçakta...Ne kadar ahseni takvimse yaratılışta,o kadarda tehlikede esfeli safiline yuvarlanmakta...
Gerçekleştirilememiş nefis hayallerinin deneme tahtası bazen çocuk...İsteklerin uzantısı,kadın olmaktan mutsuzluğun hıncı bazen erkek çocuk,olamaz mı?Bunun için bunca istenişi,üstüne titrenişi,seninki kız bir kıymetliyse,benimki iki kıymetli dedirten..Bazen takmadıklarını takma,giyemediği mini eteği giyme,okuyamamanın hırsını yükleyip nasıl bu soruyu yapamazsın,bu rolü başkasına kaptırırsın diye hırpalama yeri bir kız çocuğu...
Ne acı,kabuğa baktırmak çocuğu,ne acı anneyle paylaşılan şeyin alışveriş zevki ya da dedikodu olması...Bir Peygamber şiirinin paylaşılamaması iki kızdan çok iki anne tarafından,güzel giyinen birinin dışlanması,bir annenin hayalinin kızını hostes yapmak olması,ne olduğunu bilmeden sırf 'güzel' olduğu için...
Evet,çok üzgünüm,gözümün önünde abartısız bir sürü anne,canavara dönüştü.Demek benim anneliğimde böyle bir potansiyel var..Kaç gündür bana ne oluyor ki,velilerim böyle yapıyor diyorum ve sığınıyorum....Nefis insana kötü şeyler fısıldar,ama anneyse bu, merhametliyse o fısıltıyı avazla çocuğuna söylemesin..Çocuğundan önce çocuğunun nefsini büyütmesin,büyütmeyelim...Abartmayalım Allah ım lütfen....
27 Kasım 2010 Cumartesi
Pişmanlığın Sağlaması..
Babadan kalma bir duygudur belki bu sürgün hayatın yalnızlığı.Başka yerde sürgün vermeye neden olan hatanın pişmanlığı,kalpte yeşertilen kelimeler ve dudaktan yükselişi göğe,uçmağa,cennete,gelinen yere..Ta Adem babadan.Bir peygambere,ilk peygambere baba demek ne güzel hem,onunla bir kader birliği kurmak,sonra son peygamberin ben onları babaları gibi tanırım müjdesini duymak,evlat olmak,çocuk olmak kadar güzel böyle bakınca...
Ama evet,bir pişmanlıkla indiğimiz bu yerden dönüş yolumuzun basamakları pişmanlıkla örülü ,amanla, özürle,hep bir hüzün ve özlem içimizde farkedemediğimizde bile..Ve Rab,Tevvab..Kabul eden bu dönüş isteğini,ilham eden hem kapı aralayan şifreyi,ta içimize,kelimelere kalbini açıp dilinden ve gözünden döküp yükseltene,zulmettiğini farkedene...Hüsrana düşmemek için eman dilenene..
Ve affedilir kul,yaptığı zulümden dönünce,sarılır sarmalanır kalbi,sağalır yaraları,ama hiç bir şey eskisi gibi değildir artık,burası hayatın en kaygan zemini.. Adem ve Havva (as)ağladılar, aradılar ,yandılar buluştular ,affolundular ,ama karşılığında cennete geri dönmediler,en azından hemen..Dönüş yolu,kendi dikenlerimizle dolu,her basamakta zulmümden yaralanan kalbimin kabukları düşer düşmez,o zulmün ete kemiğe bürünmüş hali karşımdaymış meğer..Eş,çocuk,arkadaş,komşu,öğrenci ya da her kimse ,tam bir felaket kaçtığın kendinle yeniden karşılaşmak ve onunla uğraşmak...En çetrefilli problemi çözdünüz,artık alınmıyorsunuz mesela kırılmıyor seviyor,hüsnü zan ediyorsunuz,o da diyelim ki yani inşallah,sonra sağlaması bak bakalım nasılmışsın,ne yapmışsın,al sana alıngan bir çocuk,ya da bir arkadaş,ya da eş,içerden böyleydi anladın, dışardan nasıl duruyormuş yaptığın...
Burası kaç haftadır,durup bakakaldığım,korkuyla zorluğun kolaylığına sarıldığım yerdir.Kızım hemen öncesinde anne ben güzel değilim dediğinde gözümün önüne dizilen yıllar,annemin çaresiz tesellilerinin içime oturduğu yerdir,kendi çocukluğunla 25 yıl sonra karşılaşmak,nasıl bir şeydir?
Zor,tevbeler tevbesi...
Ama evet,bir pişmanlıkla indiğimiz bu yerden dönüş yolumuzun basamakları pişmanlıkla örülü ,amanla, özürle,hep bir hüzün ve özlem içimizde farkedemediğimizde bile..Ve Rab,Tevvab..Kabul eden bu dönüş isteğini,ilham eden hem kapı aralayan şifreyi,ta içimize,kelimelere kalbini açıp dilinden ve gözünden döküp yükseltene,zulmettiğini farkedene...Hüsrana düşmemek için eman dilenene..
Ve affedilir kul,yaptığı zulümden dönünce,sarılır sarmalanır kalbi,sağalır yaraları,ama hiç bir şey eskisi gibi değildir artık,burası hayatın en kaygan zemini.. Adem ve Havva (as)ağladılar, aradılar ,yandılar buluştular ,affolundular ,ama karşılığında cennete geri dönmediler,en azından hemen..Dönüş yolu,kendi dikenlerimizle dolu,her basamakta zulmümden yaralanan kalbimin kabukları düşer düşmez,o zulmün ete kemiğe bürünmüş hali karşımdaymış meğer..Eş,çocuk,arkadaş,komşu,öğrenci ya da her kimse ,tam bir felaket kaçtığın kendinle yeniden karşılaşmak ve onunla uğraşmak...En çetrefilli problemi çözdünüz,artık alınmıyorsunuz mesela kırılmıyor seviyor,hüsnü zan ediyorsunuz,o da diyelim ki yani inşallah,sonra sağlaması bak bakalım nasılmışsın,ne yapmışsın,al sana alıngan bir çocuk,ya da bir arkadaş,ya da eş,içerden böyleydi anladın, dışardan nasıl duruyormuş yaptığın...
Burası kaç haftadır,durup bakakaldığım,korkuyla zorluğun kolaylığına sarıldığım yerdir.Kızım hemen öncesinde anne ben güzel değilim dediğinde gözümün önüne dizilen yıllar,annemin çaresiz tesellilerinin içime oturduğu yerdir,kendi çocukluğunla 25 yıl sonra karşılaşmak,nasıl bir şeydir?
Zor,tevbeler tevbesi...
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
Annelik,
bakara,
cumartesi,
işte öyle,
tefsir notları,
tökezlemeler
22 Ağustos 2010 Pazar
Hayat Uçurum ve Aşk

Her yükselen şeyin düşmesi hayat kuralı galiba.Aşıkların bunca acı çekmesi.Ne kadar güzel her şey der demez büyünün bozulması, güzellik oranında allak bullak olması her şeyin..Masalların birleşince bitmesi mutlu bitsin diye,uyuyan güzelle prens ne olmuştur 10-15 yıl sonra,ya da 5 ay sonra.Tuttuğum her başlık teker teker düşüyor bu ara hayat hakkında ve ben aslında yine yeniden bir adım dahi ilerlemediğimi aksine yürütüldüğümü ve ne yollar aştım dediğim anda,eski zaman masallarında olduğu gibi aynı yerde durduğumu hayretle görüyorum.Ve elimde sorularıma cevap bir hatta iki kitap veriliyor.Kadın Oradaydı,biri ve ordan nasibim Ayşe,sırtımda bir yangınla nasibim..
Peygamberimize Ayşe nin aşkı malum,aşık ve maşuk,bir güzel yolculuk,kurada ismi var,oturuyorlar,o duru,canlı ve neşeli diliyle yemenli onbir kadın hikayesini anlatıyor Ayşe.Neşesine diyecek yok,maşuk keyifle dinliyor onu..Tüm kadınlar şikayet ettikçe kocalarından tebessüm ediyor hala,sıra onbirinciye geldiğinde o başka,yad ediyor kocasını ve haykırıyor hasretini,kocası başkasını sevmiş çünkü,onu almış yerine..Bakıyor peygamber Ayşe ye,benimle senin halin,onbirinci kadınla kocasının hali gibidir.Bir farkla ki ben seni boşamam,biz hep beraber olacağız..Nasıl romantik değil mi..Ama burası dünya..Sonra mı,kalbini dünyalara sığdıramayan Ayşe,boynunda gerdanlığı tutamaz,kaybeder,yolculuk sonrası çıkacak söylentiler gibidir gerdanlığın taneleri, bir türlü toplayamaz.Kervan gitmiş,kendi kalmıştır,kervandan sorumlu olan kişinin terkisinde varır yuvasına..Yorgun,hasta..Sonrası ifk hadisesi..Hakkında ayet inene kadar kavrulur,yanar,aklandığında teşekkür et peygambere denince,yalnızca Allah a hamdederim,der.Burası dünyadır,aşk aynı aşk ama bağlanılacak sadece Allah tır.Hem aşık hem maşuk için,çünkü aşkın aslı Vedüd olandır,O nadır,gerisi yalnızca nimettir teferruattır...Benim neden böyle oluyor demem haddini bilmemezliktir,ahmaklıktır..
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
aşk,
kitap,
tökezlemeler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)