ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2014 Çarşamba

Ben yağmurda doğdum

Ben yağmurda doğdum
Ben yağmurda geldim bu dünyaya...

Ilk gençlik yıllarımdan 35 .ekimime uzanan bir ezgi. Sonbahar hep en sevgili..Eylül hüzün ekimi. Yapraklar ağaçlar ve yağmur..penceremde yağmur damlası, hüzündeki huzur..Nerden beslendiği bulunamayan çocukluktan taşınan bir faslı hazan..

Dua dua dile gelen kalp yükü..30 undan sonra "elhamdulillahi ezhebe annel hazen"dedirten , kalıplaşmış mutluluk avuntularindan, beklemekten, beklememekten, leylaktan ve sonbahar yapraklarindan bile vazgeciren bir hal..
Ama yağmur başka...Rahmet demişiz adına..yağmaz kendi başına, indirilir inzal edilir Hak tan..yağmuru beklemekten vazgecmesin kimse..Rahmetten umut kesmesin." La tey'esu min ravhillah"..Rahmetin kokusundan..Yagmurun kokusundan..Musa gibi varıp medyen suyunun bulunduğu yere "Rabbi inni lima enzelte min hayrin fakir" Katından indirecegin her hayra muhtacim ben desin içimiz ille içini dokecekse..
Dönüp dururken beytinin etrafında Allah ım bize efendimizin kevserinden içir, la nezmeu bagdeha ebeda , bir daha hic susamayalim,diyelim.
Allahım sevgini bana soğuk sudan sevimli eyle diyen sevgilinin kevserinden isterken, Kabe de altinoluktan kalbimize akan buzlu bir su hayal edelim. Edelim ki su hayattır. Ve cealnalmae külli şey in hay..herseyi sudan yaratana içli içli yakararak yağmur bekleyelim.Hic vazgecmeyelim.
Bugün benim doğum günüm.
Bir perşembe günü doğmuşum , diğer persembelerden farklı değil özel değil.
Ama bugün doğum günüm. Perşembe .Zilhicce 8..Ekim 2..yevmul terviye..Terviye günü bütün günlerden farklı işte. Yine yuruyelim kelimelerle, terviye suya kandırmak demekmis.Arafata gideceğiz arefeyle.su için , için için yalvaracak sonra marifetini isteyeceğiz. O nu bilmeyi. Rahmetini..ki
Suyuna kandirsin..
Susuzlugumuzu tek duyan..
Bizden iyi bilen çöllerimizi...
Çöle düşen yollarimizi..
Kuruyan dallarimizi..
Çatlak topraklarimizi..
Rahmetiyle sulasin..
Suyuna kandirsin..
O nun suyu ki, kandikca kandirmaz..

11 Mayıs 2014 Pazar

Ayrılma vakti

Sevgili Günlük,
Madem her an bir yaratilistayiz her an bir firaktayiz öyle mi?
Öyle de bunu neden her an anlamaz da ille bir senaryoya replige aynaya fotoğrafa bir dizi resmi işleme muhtac oluruz.Acizlik budur sevgili günlük, ancak sözlerle bildiğin hakikattir aşk ise kuşları kiskanmaktan öte bir kalp acısı..anlamak anlayacağın..
Firaktan mi şikayet etmedesin günlerdir kendi kendine fefirru diyen ey, deme bana. Anın da hatırı vardır. Zamanın zamansizligin..nageh dedi bana zaman, zamansız bir apansizlik benimkisi sen bana bakmamayi öğrendin. Öyle yap o zaman.
Şehirlerin ulkelerin sur kapıları yok artık. Sembolik kalanlar bile nasıl kıymetli benim için bilsen buyucek bir kapının altından geçmek ve hıtta demek, siginmak af dilemek bir yerden bir diğerine geçmek ..ama kapıdan...burasını tam anlatamam. Belki ben de anlayamam çokça kendimi ,O bilir. Iste öyle. Modern zamanlar , pasaport tarihimiz dolmuş. Değişmek gerekiyormuş.

Kuşlar uçar kiskanirsin
İçin yanar geri dön.       

Ara fon olsun.Esgalimin tam bilinmesi gerekiyor kuşlar gibi değiliz işte pecesiz, biometrik hesaplamalarla ayırdedilen kimliklerimiz var.Kaslarimin ucu ve elmacik kemiklerim görünmeli ve tebessüm etmemeliymisim..Şimdi yeniden,

Kuşlar uçar kiskanirsin
Icin yanar geri dön.

Herşey tamam. Iki dizimde iki çocuk, yüzlerine güneş vurmuş karanlık bir oda, nasıl mutlular,  herkes birseyler dolduruyor boşlukta, kimbilir ne hikayelerle gelmiş bunca insan, yabancı bir tini gibi türkçe konuşuyorlar. Sekize sıra gelmedi mi diye  mutemadiyen bağırıyor bir amca, amca nerelisin sen diyor biri, urfali! Hay ağzını opeyim! Araplar bunu ceviremezler, ben de ceviremem ,bir dilin başka dile cevrilemedigini evrilemediğini gün be gün ogrenmekteyim. Sıra bize gelmiş. Ama bir sorun var. Nüfusa kayıtlı olduğumuz yerlerden en küçüğü ortadan kalkmış,  işte bir yabancilik hikayesi daha, baharli denen bir yermis, kim bilir nicedir orda bahar, kayisi agaclari da ortadan kalkmis midir, apartmanlara tirmanmis midir baharlililar asansor yapmis midir?  Degismesi gerekiyormuş kimliklerin, hiç gormedigim baharliyi mi geçen zamanı mi işlerin bitmesini mi dusunmeliyim..Akmaliyim..Bir fotoğraf daha..Ne kadar zaman olmuş acaba ben fotoğraf cektirmeyeli? Yabancilik 2..Kaşimi yanagimi cekistirmeden bir fotoğraf daha..Kimlik için 2001de çekilmiş bir halim var simdikinin üzerinde, verilme nedeni evlilik, ben kendimi o sanıyorum o da belki ben sanıyor ama ikisi de değilim biliyorum. Yabancılık 3.Şimdi bu eski fotograf nasıl uzak ve ne yakın..Yeni evliyim, bir tuhaf telaş var yüzümde bir beğenilme isteği, biometrik bile cekilse belki tutmaz şimdiki halimi, o kadar diyeyim..1 aylık bir alt yazı tamamlıyor fotoğrafı,- hocam bu siz misiniz? -Gençliğim mi desem?-Yok da hocam bakışlar değilmiş , ne kadar değişmiş!
Yeni ve telassiz ve rötuşsuz halimi satın aldım. Alan memnun satan memnun, demem o ki sevgili günlük insan ne karmaşık, hem memnun değilsin kendinden hem gençlik kayıp gidiyor ellerinden..
Bir de sevgili günlük, verildiği yer cidde yazıyor ya çok yakışıklı duruyor, bir de son pasaport tarihime 31 agustos 2017 yazdılar da içime dokundu. Mahdut süreler de insanı çok korkutuyor. Sayılı gün çabuk geçer diyorlar ya, saymaya korkuyorum. Demem o ki sevgili günlük karmaşık bir içten sesleniyorum. Bir yandan ezan sesi geliyor..Her şey yeniden başlıyor ya o zaman..zaman falan da gidiyormuş ya, bir ses şöyle diyor , son fon

Yağmur yağar islanirsin
Kapim açık geri dön
Kuşlar uçar kiskanirsin
Icin yanar geri dön.


15 Mart 2014 Cumartesi

Yaşamak

Yine kelimeler ve kavramlar uçuşuyor zihnimde.karsiliklarini arıyorlardır büyük ihtimalle. Yok.
Arap misafirlerime yaptığım "cheesecake"den kalan son dilimi yedim biraz önce.acaba ben mi onu yedim o mu beni bilemedim.suud ve amerika birleşti gözümde peynirle tatlinin birleştiği gibi..Tuzla şekerin birleşmesi mesela.iyi geldiği haller var onu geçelim güzel geldiği zevkler de ben çok severim kunefeyi çizkeki mesela.
Suud ve amerika deyince mısır geldi filistin kapısı amerikanin dünyaya bakışı sudeysinin mısır a bakışı.duasindan bile cikarisi imamlarin mısır i.aglayarak dua edilen Filistine ne yapıldığı. Filistinlilere mavi kanlı diyorlar burda.
Ben de kaneviceyle işlemek istiyorum bir sumbulu, sumbul duran bir sehpanin üzerine..balkonumu kış bahçesi yapıp çiçek yetiştirmek kenarında köşesinde. .kitabım kahvem güzel renklerim şiirim sessizliğin içinde..Evimin bir teması olsun..gül olsun orda burda olmadık yerlerde..eskiler bulunsun Gülle bulussun..ama olmuyor işte..zaman çok şeye bolusturulemeyecek olan...bir hedeften fazlası yoruyor işte.."huzur islamda" ya ısrarla karşı çıkıyor Cündioğlu islamda huzur yoktur ey talip, yola düşene gamdir azik...
Yaşam hayatın eş anlamlisi diyoruz.degil. yaşamak yaş almak demek yillanmak,yaşa dan türetiliyor yaşam,  hayatın bir fiili yok hayatta olmaktan başka hayy olmak diri olmaktan..
Yaşıyoruz ama hayatta değiliz galiba..mümin ibnulvakttir diyor Mevlana. .Hayatta olmanın belirtileri canlanıyor zihnimde..yazmak benim devâm..gece uzun uzun yazılarımı okudu bir hocam..acidi büyük ihtimal. Acısın..merhamet şifam..
Peki ben şimdi ne yapıyorum;
Geç kalmış asla tümüne yetisemedigim bir temizlik..salonumda yarı arali hangi ilim bahsi açık ihyam, sifayi serifim, rehberim mesnevim, kalemim defterim, ütülenecek çamaşırlar, surei tevbe, aliimran..
Şimdi toz bezimi elime alıyorum..içime niyetimi yeniden..
Neydi baki kalacak olan..
Ya hayy ya Kayyum...

5 Mayıs 2011 Perşembe

Kirli Kaplar

        
          Kalp de bir kap diye öğrenmiştik...Kimi pırıl pırıl kimi paslı,kimi kalaylı,kimi zararlı...Kalaycılar olurdu eskiden,kapları alır ateş yakar,kalaylar teslim ederdi.Kalpleri kalaylayanlar da veliler besbelli..Ama şartı var,teslim edeceksin kabı,yakacak,karalayacak,aklayacak,teslim edecek geri...
          Bugün mutfağımda bir koku hissettim,kötü..En sevmediğim şey kötü koku,cehennemin kötü koktuğunu duyunca nasıl da irkilmiştim,hele ki uğultular,gürültüler..Elimde bez ve yağ sökücüyle aramaya başladım,fırının etrafındayım,düğmeler,yanı,arkası,birşey mi düştü...Kapağı açtım,sızan deterjanı silmek için,zor dayanılacak bir koku...Fırın tepsisini kirli unutmuşum...Ne kadar zaman on gün?Onu bile hatırlamıyorum. Islatmışım, yumuşasın, kolay çıksın kiri..Hemen sonrasında temizlenmediği için unutulup gitmiş..Ve kokmuş,kokuşmuş kalmış...
          Aklımda dün geceki sohbet ve söylenilenler..Unutulup gidenler,hayata geçirilmeyenler...Sohbet kalbe dökülmüş su yumuşatsın,kolay temizlensin diye..Ama ona uygun hareket edilmezse sonrasında,kokuşup kalmamak zor.Duran her şey bozuluyor.Akmak lazım.Hareket lazım...Her şey üstüste anlatır ya bir şeyleri,çocuklara verdiğim testteki metin,hareket eden bisikletin ancak dengede durabildiğini,dünya döndüğü için yörüngesinde gidebildiğini,tüm gezegenler sadece bir merkezden yönetildiği için birbiriyle kaos yaşamadığını söylüyordu..Herkes yolunda yürüdüğü sürece ne kavga,ne telaş,ne kokuşma,ne kir pas...
         Yatsı okunuyor şimdi,bugün hayatımızdan bize binlerce şey söyleyen kaç ayet geldi geçti...Belki,bugün hıdırellez diyen bir sürü insanın kalbi hürmetine,Hızır as.yanımızdan geldi geçti.Belki bir gül dalından,gül bize muhabbetin sırrını söyledi,daha açmadan,belki bir serçe yağmur suyu içişiyle içimize işledi...Belki nikahımızın üstünden tam on yıl geçti...Belki dualarımızdan,bütün çocuklar geçti.Bir gün daha geçti.İnşallah,deftere hayır geçti....

6 Şubat 2011 Pazar

Yaş Yazısı

        Ne kadar yaş var gözünde akabilecek daha,derinlerde...
        Ne kadar yaş var önünde yaşanabilecek,kaderde...
        Ne kadarını öğrenir insan yaşamanın tavsiyeyle..
        Ne kadar güzel olur yaptığım yaş pasta sakın kıvamını kaçırma tavsiyesini iyice dinlediğimde..
        Ne kadar yürüyebilir bir genç yaş tahtaya basmadan,ıslak,kaygan zeminde...
        Yaş ilerledikçe farklı bir renge bürünüyor insan..Sıbgatullah her dem ayrı bir renk olabilir diyor İbrahim Canan.Bir gün ergenlikteki isyan halinin hikmetinin her şeye karşı çıkarak,tek başına Allah ı bulma imkanı olduğunu söylemişti Can...Beyaz-siyah-beyazla buluyor insan belki kendini.Çocukluk,gençlik,ihtiyarlıkla.Daire tamamlıyor.Ve sonra inşallah renksizliği..Hayatın bir yerine artık bir şekilde oturmuş,fırtınaları dinmiş,çoluk çocuğuyla artık mavi yeşil bir renk tutturmuş birinin,hayatının en fırtınalı yerindeki mavi siyah tonlardaki birine,bu renk kötü,ne çektim çıkana kadar,zıpla bu tarafa gel demesi ne kadar doğru...
        Yaşlanıyorum/z.Her an bir an daha biriktiriyoruz heybemizde.Dilimizde yaşlanmakla ihtiyarlamak eş anlamlı olarak kullanılıyor.Halbuki değil..Yaş aldıkça yaşlanılıyor,yaşayıp çok seçenek arasından doğruyu seçebilene ihtiyar deniyor.İhtiyarlamak için yaşamak,yaşayarak öğrenmek,yaşamını okumak,nasihat dinlemek,tecrübe edinmek şart...Kemal yaşı var Kur anda,peygamberlere bile kitap 40 yaşında veriliyor.Kitapta en güzel bilgi verildiği halde,yaşam tecrübesinden geçiyor insan...En büyük dersi yaşamak veriyor..
        Yanlış yapıyorum.Sorulmadan söylediğim her cümleyle.Ablalık ve öğretmenlik ve dolayısıyla bilgelik yaptığım herkesten özür dilerimmmm...Valla kötü bir niyetim yoktu,düştüğüm yere düşmesinler istedim,halbuki düşmeden anlaşılmaz...Bir de düşme anısı...İlkokul 2 ya da 3. sınıftayım.Üzerimde mavi mantom,kırmızı atkım,robot gibi giydirmiş annem.Güzel zamanlar,sokaktaki tüm çocuklar el ele verip okula yürüyerek gidiyoruz.Yolda siyah bir sıvı görüyorum,çocuklardan ayrılıp,sırf ne olacak diye o kaygan siyah sıvının üstüne basıyorum,tabii ki sonradan kamyon yağı olduğunu öğrendiğim şeye resmen bulanıyorum.Ağlayarak anneme koşuyorum,annem teselli veriyor,üzülme kızım çamurdur yıkarız çıkar.Arkadaşımın abisi sesleniyor,teyzee babamın da gömleği olmuştu,gaz yağıyla yıka,çıkmaz!!Annem artık kızdı,ne diye gidip basarsın bilmediğin yerlere...Bu merak...Sonra gençlik dönemi hep bir hüzün fırtınasıyla geçti.Yazdığım yazılar okul dergisinde çıkmakla beraber,ailem,acılarım araştırıldı,öyle bir şey bulunamadı.Sevdim ben hüznü,hep hüzünlenecek bir şey oldu hayatımda,gerekli gereksiz...Oldu,zamanla ayıklandı,gereklisi,gereksizi birazcık da olsa...Oluyor demek ki..Yaşanıyor her tonu hayatın ille fıtrata göre,kimi yaz gibi kimi kış insanların,kimi bahar...Ve her birinin renkleri farklı...Her yaş rengarenk..Her yaş güzel...Her yaş bir tünel...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...