18 Nisan 2020 Cumartesi
Neden Efendimiz i tanımak
27 Ağustos 2017 Pazar
Profil
Beni anlatmasi umulan bir boşluğa ha demeden hayran olur yazdım.
Doğrudur harful ha' hayatımın tohumudur, sadrımdır, sırrımdır. Mevla bir gönül vermis bana deyince tıkanıyorum ama, kalakalmışım ben onunla diye tamamlıyor içim..
Su üstüne yazı yazar, diyorum. Elhak yazdığım ne varsa bakinca su üstünedir, yaşarken cam üstüne kazır gibi, ustelik her yazılan yeniden sağlamlanır kristallesir ,sayısı Rabbin merhametine kalmış elekden geçirir cam olacak kum tanelerini...
Su üstüne yazı yazar derken vazgeçiyorum. Korkudan mı, belki! Korkunun ecele faydası var mı, bu ayran torbasından bir yağ çıkar mı bilmiyorum. Bir türkü..
Dam üstüne çul serer.. Hah, simdi oldu diyorum.
Çıksın çulu çaputu gönlün dama da bir rahatlasın gariban.. çini islemelerini eski çeyizleri dantelleri antikalari duvar tabaklarını, Türkiye ye dönüşlerini dönemeyislerini değişmelerini ...
Bilmem yar kimi sever... işte geldik yeniden harful ha'ya.. Taa çörek otunda kalbimi kavrayan manaya, habbetussevdaya..
Bitmez... حي deyip geçelim.
Nereye ?
Yokuşun başına...
8 Kasım 2014 Cumartesi
Peki...
Ey tatlı canım
bildin ki kanadin
kırılması hayrin
Ister misin
kanayan yerinden
yeninin, yeniden
kanatların çıksın
görünmez bilinmez
belki isnan
selase ve rubağ...
o zaman tekrarla ki
sihirli kelimen
peki, peki, peki..
haremde gorevlilere yaptığın gibi..
bil ki birer görevli herkes etrafındaki...
ve harem kalbin, lübbünün tam merkezindeki...
5 Kasım 2011 Cumartesi
Tarifsiz....
sevgili,ey sevgili,en sevgili,uzatma dünya sürgünümü....
16 Ekim 2011 Pazar
Ankarada sonbahar ve pazar...
6 Ekim 2011 Perşembe
Işıl ışıl fer...
ben gözlerinde kendimi hiç görmedim ki...hiç...
ışıl ışıl bir bakışım var mı benim,sana baktığım içindir...Kendimin sandığım bu sevgi asıl senindir...Bana düşen sınırsız hudutsuz şükretmektir....
içime bu şarkıya benzer bir duygu doldurduğu için hamdetmektir,gerçekten şükür nimetten güzel midir...güzeldir...
seni yerlerde göklerde bulamazlarken...
bende gizli olduğunu sezenler olmuş...
dumlu dumluymuşsun yüreğimde..
kımıl kımılmışsın bileklerimde...
domur domur ter ışıl ışıl fer ellerimde gözbebeğimde..
aramızda dağlar yollar yıllar var iken...
beni sana sımsıkı sarılı görenler olmuş...
sargın yaprakmışım dallarına
yangın toprakmışım yağmurlarına...
türkü olmuşsun...
umudummuşsun
sevdama yarınlarıma...
24 Eylül 2010 Cuma
İstanbul dan Kalanlar...2
İdeal ,kamil insan olmanın temel ihtiyaçları gafletle karşılamamakla doğrudan ilgisi olduğunu daha iyi kavrıyoruz bu kez.Üç ihtiyaçla doğuyor insan.
1-Gıda
2-Öğrenme
3-Terbiye
1-Manen ilerlemek için yenilen lokmaya çok dikkat edilmesi gerekiyor.Maddi haram(Kuranda yasaklanmış gıdalar),manevi haram (faiz,haksız kazanç vs.) karışmayan gıda hiç bir aşamasında gafletle karşılaşmazsa,yine gafletsiz,besmele tefekkür ve teşekkürle yiyene şifa oluyor.Lokma öyle önemli ki üzerine bir başkasının gözü bile değmemesi gerekiyor.İnsanın canının isteyip yiyemediği şey diğer yiyene zarar veriyor,irkiliyorum..Kızgın veya muhabbetle yapılan yemek o ev halkının ya sıkıntısını ya huzurunu hazırlıyor,farkeden Allah dostları o yemeği yemiyor..Gıda psikolojisi bizi derinden düşündürüyor.
2-İnsanda öğrenme izleme ve takiple başlıyor,sorularla devam ediyor,tefekkürle yol alıyor.İdrak seviyesine göre hayrı ve şerri bol misalle telkin etmek gerekiyor.Çocuğu asla kendimizin bilmememiz,Allah ın bizi onun bu üç ihtiyacını karşılamak için memur ettiğini sürekli kendimize söylememiz gerekiyor.Sevgi yok mu ihtiyaçların içinde derken ben,bunların hepsi muhabbetle olacak deniyor.Muhabbet temel şiar...İlmin zemininde Allah korkusu ,sevgisi ve Kuran olacak..
3-Mürebbi önemli.Kökeni Rab çünki.Terbiye eden Rab olacak,onun terbiye ettiği resulu tanımak en büyük tahsil..Bunun içinde faniliğini bilmek,zikir ehli,sürekli hatırlayan olmak gerekiyor.Tamirci tamir ettiği eşyadan bilinir.İnsan şahsiyete hayrandır.Tüm davranışlar ekmel,en olgun,ecmel,ahsen,en güzel olana kadar terbiye olacağız,mürebbi olacağız,anne olacağız..İnsan olacağız,cenabı hak insandan kalbi selim istiyor,bu da ancak cömertlik ve insanlarla geçimle oluyor..
Dil eğitimi çok önemli.Mürebbi kalbin inkişadı için Kuran lisanıyla konuşup Kuran lisanını öğretmeli,zira Kuran,
Kavlen kerima,cömert söz
Kavlen mensura,yardımcı söz
Kavlen mağrufa,affedici söz
Kavlen leyyina,kolaya gelen söz
Kavlen beliga,ikna eden kalbe işleyen sanatlı söz
diyor.Her birinin muhatabını ayırmak gerekiyor.Ana babaya kavlen kerima,muhtaca kavlen mensura,kusuru örtücü kavlen mağrufa,çaresiz durumlarda kavlen leyyina,ve silahı söz olana kavlen beliga söz söyleyin diyor.Kullarım aralarında en güzel sözü söylesinler diyor..Hikmete güzel sözle davet etsinler diyor.Çünkü hikmetli söz ruhu dinlendiriyor,dinleniyor ruhumuz burada olmaktan çok mutluyuz.Tüm bu sözlerin sonuna gevezelik yok diyor,utanıyoruz..
Bir insanın bu üç ihtiyacının karşılanması hizmet oluyor,ve insan hizmeti ile değer buluyor.Hizmetiniz kadar değeriniz var diyor,Topluma hizmet derken,şeytan yalnızla beraberdir,takım ruhu oluşturacağız,mümin kardeşiyle çoktur deyip gerçek hizmet insanının dikkat edeceği hususları açıklıyor.
1-Toplum içinde bulunmak,insanların ihtiyaçlarını tespit etmek.
2-Öğretmenliği sevmek.
3-İslami hassasiyet sahibi olmak.
4-Motivasyon,ruha hitap edecek bir damar mutlaka bulmak.Problemli öğrenciyle özel ilgilenilecek.
5-Sıklete katlanmak.Kalp dergah olacak.herkesi sevecek,sıkıntıyı da sevecek,Mevlana gibi, ümitsizlik yok,bin kere bozmuş da olsan tövbeni yenile gel diyeceğiz.Anne olarak da öğretmen olarak da böyle diyeceğiz,anne olan şükredecek,olmayan üzülmeyecek,Peygamberimizin yoğun muhabbetinin olduğu ama çocuğunun olmadığı Ayşe yi düşünecek,onun gibi hizmet edecek.Çocuğu olan önce güzel isim koyacak,efendimiz yük koyacağı devenin bile ismini sorup güzel olana koyuyor.Çocuğun ortamı güzel tutulacak.Kabahat görmezden gelinmeyecek,güzel davranış ödüllendirilecek,cezayla arsız edilmeyecek,elden geldiği kadar çok misalle öğretilecek,sonra yapar denilmeyecek...Enes nasıl terbiye olundu,iyi bilinecek.
6-Manevi yolun kıymetini bilmek.
Aklıma kazınan cümle bu seminerden LEKAD MENNALLAH..Ne çok söylendi,aşkla,şevkle..Şüphesiz ki Allah sana çok cömert davrandı çok bol verdi,çok ihsan etti,Mennanlığını sana öyle sergiledi ki sana,bana alemlerin efendisini peygamber etti.
Lekad mennallah,elhamdülillah..
Tasavvuf kalbin safaya ermesi inşallah..
23 Eylül 2010 Perşembe
İstanbul dan Kalanlar...1
Sıcak dost sohbetinin ısıttığı telaşlı kalbimi ıslak ve soğuk görünen bir genişlikle karşıladı İstanbul..Karanlık daha hüküm sürerken indik Aziz Mahmud Hüdai nin alt sokağına,yanımızda bir köpek,türbede kediler..Kapı açılınca hemen aşağı indik.Ne güzel hücreler..Işıklar sönük..Yerler soğuk..Bir pencereyle benim adamlar zannettiğim kabirlere açılıyoruz.Kapanmıyor pencereler..Kapanıyor gözler..Sağımıza dönüp uzandığımızda duyduğumuz kilit sesi,ama kapanıyor gözlerimizle beraber her alıcısı insanın,teslim oluyoruz uykunun güçlü kollarına,uyandığımızda saat sekiz buçuk,sübhanallah diyorum ben gülüyor arkadaşlar,kapı kilitli,biz içerdeyiz..Tüm ağrılarım geçmiş,bir yanım buz gibi ama üşümüyorum,dışarda buluşacağımız biri daha var,dokuz buçukta açılacakmış diyor,ben çareler arıyorum,arkadaş teslim,burası çok güzel yat Nagihan...Biraz daha,arzu bir hadis okuyor,sırf muhabbetle ziyarete giden kişi...Zaman ayarlanmış,tam vaktinde gidiyoruz gideceğimiz yere...Yolculuktan nasibim ezgi ve bu tatlı uyku,bir bardak suyun idraki oluyor..Renksiz,kokusuz,tatsız,saydam,akan sadece hissedilen bir şey su..İnsana en çok lazım olan,şaşırıyorum bu tefekküre..
Bir anne şefkati ve merhameti var,Süreyya annede,kızlarıma öğütler başlığında anlatıyor sanki umre hatıralarını.Eşine böylesi aşık bir anne,nelerle dolduruyor kızlarının çeyiz sandığını.Ravzaya sadece bir kez gittim diyor,efendi edeple giden ecirle çıkar,kalabalıkta girmeyin dedi,diyor..Söz dinleyen huzur bulur diyor..Efendinin bir gün kızdığını görmedim diyor,ve eşine beni ahirette unutmazsın değil mi diye soruyor,aşk bu diyorum..

