ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

Medine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Medine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2016 Cumartesi

Taş ve kuş

Yola çıkmak gerek. Kervan yolda düzülür. Niyetle kardeş yol. Nicedir yola çıkamama sebeplerimi düzdüm. Kaç kere de niyetlendim sebeplere yenildim.
Herşey vakitle belki onun için. Yaralar kabuk baglasin özlem artsın ki kendini seyret için..
Hep yoldaydik. Yolda olduğumuzdan gaflet belki anı bunca parcalayan, ruhumuzu tirmalayan ,şu hayat telaşı dediğimiz şey, günlük rutin, bizi yere göğe, güneşe aya bakıp hayat bulmamiza engel ettiğimiz..
Yol..sınırları, yönü, kıvrımıyla içimizde bir ucu..Kenarda oyalanmaktan ,dunyanla yorulmaktan vazgeçip yolda yorulmayı göze almak,öncelemek ipucu...
.....
Sebepleri susturdum. Nisan yağmuruna tutuldum. Haremine girerken tanıdık bir titreyis . Avluda Şemsiyeler,yeryüzünde bir gölgelik.. Hutbesinde ölüm, namazında hitab... Ikindi.. kapatın şemsiyeleri, rahmet var.. Sırılsıklamız işte, içimiz dışımız.. Nasıl iri taneleri, nasıl oynatiyor içimize dizdigimiz taşları..
...
Yolda, sana bir taş getirdim demişim, bakışınla kuş olacak...

Umut..dua niyetine..
Umut kesilmez bir yağmur
Umut afvı Rabbin..
Tenine kendiyle bağı taze su degdirmesi...

28 Kasım 2014 Cuma

Ravha...

Hayatımızı film izler gibi izlediğimiz zamanlar olur ya, öyle dışında ..işte öyle bir anda vardık bi'ru ravhaya. Ravha kuyusuna..Bedir de..Medine yakınlarında..Küçük bir belde Bedir..Bu ülkede gördüğüm ilk şehit anıtı var kabristanin önünde..yolda bu dağ meleklerin indiği dağ midir diye baktığım yücenin eteklerinde, Bedir e hoşgeldiniz yazıyor, tüm küçük beldelerin girişindeki sevimli renkli tabelalara benzeyen yazıyla...Haberimiz yok yol üstünde nerelere gidecegimizden, rehberimiz bir ogrenci velisi, takılın peşime demiş, düşmüşüz yola...Alelacele..ziyaretten çıkıp yola cikmisiz istemeye istemeye...arabalar taşlı Kayalı engebeli yollardan atlayarak zikzaklar ciziyorlar, uyku bekleyen gözlerime güneş doluyor, neresi burasi diye bir iz arıyorum, el yazıları görüyorum kayaların üstünde, ok işaretleri: bi'ru Ravha...
Ravha ruhumu serinletiyor rayihalarla...
Ama beden çok ruhun yanında, beden kesif, aciz, uykulu, yorgun, aç...
Kuyunun yanına çektik arabalarimizi, üzerinde depo mu su tankeri mi bir şey var, iki musluk...suyu aciymis kuyunun, Bedir ashabi icsin diye bir yudumuyla tatlanan su bu..Hala akıyor ne mutlu...arkadaşlar resim çektiler, çocuk pozları, eskisi kadar sinirlenmiyorum diye sevindim. Suyu içtim, kulaklarimi kapadim..şifa diye cocuklarin elini yüzünü yikadim, sanki bunları ben yapan ben degilmisim gibi, o hissi biliyoruz yapıyoruz ama farkında olmadan...
Sonra işledi içime , bi'ri ravha...

Medyen suyuna varmış gibi..Bir Medine yolunun mührü gibi..Iki dudaginin arasında hayatimin tadı gibi...

22 Kasım 2014 Cumartesi

Huve...

Açılışı ve kapanisiyla uyku cicegine benzeyen semsiyeler..
Kokusuyla gül sebnemleri içmiş toprağa benzeyen dağ yarığı...
Dağlar kurbanın olam nedir renginin bu ateş kizilligi dedirten kayalar.. 
Nur mavi kubbenin nur yeşil kubbesi...
Yudumuyla tatlanan kuyu suyu..
Mekanı la mekan ve zamanı la zaman, mefhumların yokluğu...
özledigi yerde olanların gönlü..
Gönlü burda olanların hatırası
Biz...hepimiz..en büyük mujdemiz, tesellimiz:
Ve huve meakum eyne ma kuntum....
Ravha.....

9 Ekim 2014 Perşembe

Perde

Perdelerle dolu bir yolda yürümeye çalışmak yaşamak, ışığa hasret..Işığın orda olduğunu hissederek. Zuhurunun şiddetinden gaib olana Nur gerisine zulumat derken kastetmiyor muyuz perdeleri...Nurun tam hissedilecegi yerde öyle çok perde var ki..Hayatın her anında. Her sabah güneşi görmek için perdeyi açmak gibi her olayda geceden çıkmış ,yeni doğmuş olayın üzerindeki perdeyi aralamak belki hayat enerjisi..Hayatta olma belirtisi..

Arafat meydanindasiniz. O mübarek an.Dualarin kabul olundu mu diye düşünmenin hata olduğu tek yer..perdesi yol yorgunluğu perdesi çadır açlık uykusuzluk taş toprak tuvalet sırası..

Gecenin ortasi seher..yok mu affedilmek isteyen sevilmek sevmek isteyen diye seslendigi Rabbin..Perdesi katıksız uyku..

Içinizde bir canlı yaratılıyor.Bir canlı büyüyor bir mucize olarak her an. Perdesi bulantı halsizlik hastalık hali.

Bir bebeğiniz oluyor. Kucağınızda , sizin kokunuzu tanıyor , içinizden sadece o zaman kaynayan sütü emiyor. Gözlerinize bakıyor. Perdesi bakım zorluğu, beslemek uyutmak fazla kilolar donulemeyen eski alışkanlıklar..

Aşık oldugunuz kişiyle evleniyorsunuz ya da hep istediğiniz o mesleğe kavuşuyor ya da en gitmek istediğiniz o şehre yerlesiyorsunuz. Perdesi sıradanlasma , günlük hayat, güzelliği kolay tüketmek...

Kabe'de tavaf ediyorsunuz. O en muhteşem zamanı bütün ibadetlerin. Etrafında dönüyorsun kalbinin ve bu beytin sahibinin. Perde mi? Yandakinin sana degen terligi, arkadakinin senin omzuna vuran eli, önündekinin namaza duruşu, otekinin konuşması berikinin cep telefonu, sunun fotoğraf pozu bunun kıyafeti kültürü kokusu vs...

Ravza dasiniz.Efendimizin cennet bahçesi dediği yerin hemen önünde , önünuzdeki bentin açılmasını bekliyorsunuz. Vefatimdan sonra ziyaret eden hayatımda ziyaret etmiş gibidir dediği yer kainatın rahmetinin. Perde mi? Acele, ben geçeyim cennet bahçesine önce, aman Afrikalılar geliyor:) sen beni tut ben seni ...

Dünyanın kuralı bu nimet+zahmet, zahmetsiz nimet cennette..cennet bile cenne ortulmus olan , sarılmış etrafi nefsin istemedikleriyle. En sevdiğimiz yemeğin bile öyle çok perdesi var ki.. O en sevgilinin perdesine hayal güç yetmiyor , tek perde açma gücü var O nda..La havle ve la kuvvete illa billah ta..
Parola:
Ya hayyu ya kayyum da...seçen hayat veren ayakta tutanda.
Ilim bile perde artırırken nefs basamaklarinda. Tek care aşk dilenmekte, aşka tutunmakta....
Neyin perde yirtan namelerini kainatta duymakta..
Kolay mı? Zor..zor mu? O na zor yok...

not:bu güzel pencere fotoğrafının perdesi de onu kirpamayan olduğu gibi koyan zât:ben:)

9 Eylül 2014 Salı

Konya Medine arası Mekke ...

Şimdi içimden ayrılıp yol olan bir damar
Ilık ılık yatağını yapıyor
Bir gök elvanı sarhoşu dağlar
Yolların önünü gök yüzünden kapıyor
Ve dağlar sırf bu aşkla yok oluyor,
Nice ruhun yüzü suyuna ova oluyor,
Rengi atıp boz oluyor..
Sapsarı kesiliyor aşkından toprak
Yolu Medine oluyor, Konya oluyor...

Şimdi bütün ince damarları sızlıyor yeryüzü ikliminin
Sızlamayan damardan kan akmıyor
Titremeyen yaprağa su yürümüyor
Can...öyle bir abı hayat ki
Ne gelesi ne çıkası acısız değil
Can...işte şerha şerha yarıp içimi
Bir minibüsün arka kenar koltuğuna yerleşiyor..
Göğü deniz yeri gök olan bir yolda tekerlekler dönüyor...

Şimdi on sekiz beyit Yasin e karışıyor
Bu damarların karismamasi mümkün değil
Taze temiz kan yürüyor gövdeme
Gövdemıze gelen kan gözümüze gelen yaştan ayrı değil..
Lokmalarindan nasibimi arıyorum sevgilimin
Bir kaşık çorba bir dilim peynir ekmek çay
Dediysem anla beni lokmanin hepsi yemek değil, içmek değil..
Bu yolun nasibi riza lokmasindan başkası değil...

Bütün damarların sıratı mustekimi hablullahtan başka bir gök ipi değil...

4 Mart 2012 Pazar

Mekke i Mükerreme de..

Bize gönül kabesi gösterildi şimdiye dek,dostlarının batnında kalp atışlarını dinledik hep..Bebek kalmak iyicesiydi,kolay olanı hem,hem de anne karnında...
Sütten yeni kesilmiş bebek gibiyim...

Alışacağım ek ve değerli besinlere...Nasıl manevi gıdalar seriyor Rabbim önüme,laf anlamaz bebeğim,annemin sütünü istiyorum diyor kalbim,yutkunamıyorum lezzeti.Bir kar tanesi olup ağzında eriyip gitmek istiyorum bir mübareğin...Yeşil kubbesinin karşısında sevgilinin böylece görünmek istemiyorum...yok olmak istiyorum.....gerçekten çok ,yok olmak istiyorum....

Medineye gittik iki gün için ,görünce nasıl deşildi içim,cennet orası,nasip olur mu bana,ravzasından içeri giremedim daha...Burası mahşer,çekim alanı,merkez,karadelik,duanın bile dile dökülmediği,kalbin bile utançla sükut ettiği bir yer burası,ama orasına bile izin çıkmıyor daha ...nasibime düşen Nur Dağı,diz çökmüş oturuyor iki büklüm,murakabe halinde,nasibim bu,elhamdülillah,daha önümde çetin dağlar var...Mekkenin dağları,dağa çıkaracak bir inziva lazım bana,sonra mağarayı aydınlatacak bir ışık,nur,sonra Kabe,dön artık yok olarak,öyle ki kurtul varlığından uç medineye....göğünün renkli farklı medineye,ruhun yeterse...ömrün yeterse....

Kapsama alanımın ne kadar düşük,ruhumun ne kadar zayıf olduğunu ilk kez bu kadar net anladım galiba..Dağlara çıkmak lazım Mekke de,dağa çıkaracak bir uzlet,sevgiliyi dağın eteklerinde bırakacak kadar,ben gece çıkamadım terasa,halbuki Nur dağını seyretmek var ucunda,korkuyorum ya kertenkele çıkarsa...Nerde efendim,nerde ben dağ yolunda ağaçların hayvanların secde ettiği peygamber,dağa bakmak için terasa çıkmaktan korkan zavallı...mesnevide anlatılan tekkedeki derviş,hani elleri bağlı düşmanın bakışıyla yere yıkılan...kendimi ufalayasım var....içimde biriken şarkılar...7 tane öğrencim var,ikisi özel eğitim isteyen,ikisi yazamayan,yorulmaktan fena korkan bir bünyem var...

Burası bir iksirli belde,gönlünde ne varsa ortaya dökülen,Geylani hz takvayı gönlünü tabağa koyup utanacak hiç bir şey bulamayacak halde gezdirmek diyordu,burası takva yeri demek ki,Medine aşk yeri edep yeri takvanın aşka dönüştüğü yer...Ama her yer lütuf dolu da,birinin selamıyla el üstünde tutulma bahtiyarlığını burada sunduğu gibi,ahirette de sunmasını Rabbimden dilerim....Hepimize...Ümmetçe...

6 Haziran 2011 Pazartesi

Gönülle Hasbihal


-Nasılsın?
-Hamd duasında..
-Nasılsın?
-Ne asılsın,aslın ne halde,halin nasıl?Soruyorum,ağırlığına talip olarak halinin,bedelini ödemek üzere soruyorum nasılsın?Aslını bildiysem halinin,dermanını aramam gerek derdinin,soruyorum nasılsın?
-O zaman sorma,kaldıramazsın..Kim yüklenir gönlün yükünü,dağlardan kuvvetli misin,az mı emanetin?
-Sensin benim anlamım,anlat nasılsın?
-Bir Medine gülü kokusu isterim,ararım bulamam,içime çeksem koklayamam,bataklığa alışmış burun gül koklayınca bayılır kalırmış,korkarım..Hanımeli,iğde kokuları karşır şehrimin ısınan akşamlarına,sevsem de alışamam..Burnumu sızlatan o kokuyu hiç bir yerde bulamam..Avcuna düşen yağmur damlası değer taa içime,onun için mutlu olursun sen,bir haber alt üst eder toprağımı heyecanlanırsın,çatlarım da bazen kuruluğundan,daralır kalırsın.Nereleri çeker içim,hangi şehirlerde gezerim her dem,bilemezsin,kah bir İstanbul şiiri dökülür dilinden,kah bir Medine havası solursun,kah Mekke nin çekimine kapılırsın iki leylekle gökte dönen,kah nemli bir kızıldeniz hayali soluklanırsın,el Halil de dolanırsın da cesur bir ürkeklikle bazen,Kudüs le bayraklaşırsın,tümden dünya silinir bazen,bir avuç toprakla umutlanırsın...
 Renk olursun,yeşile meftun..Renksizliğe hayran..Kırmızıya giryan..Son mavidir yine de,umut ve ölüm,gök ve deniz..Söyle şimdi medinenin göğü başka bir mavi,kubbesi başka bir yeşil değil mi?Haydi çözebilirsen çöz derdimi...
-Allah ın verdiğini men edecek,men ettiğini verecek yoktur.Lekad mennallah..
-Hamden kesiran tayyiben mübareken fih...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...