ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

yiğit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yiğit etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Şubat 2014 Cumartesi

Ne olur

Akşam olur mesela
Güneş bakır olur
Bir gül pencere kenarında
Kurur
Sürur olur mesela
Kitap önümde
Dilimde adın
İçimde umudun ve korkun
Umudun,bir pencere kenarında
Durur
Huzur olur mesela
Çocuklar hasta olur
Ben, senin...
Amin..

27 Ekim 2010 Çarşamba

Geriye Dönüş Yeniden Küçük Prens

       ''Öyle ya, Küçük Prens'in gezegeninde, her gezende olduğu gibi, faydalı otlar da, zararlı otlar da vardı. Elbette ki faydalı otun tohumu faydalı, zararlı otun tohumu zararlı olur. Ama tohumlar görülmez, toprağın altında uyurlar mışıl mışıl, ta ki günü birinde birinin aklına eser, uyanır. O zaman da gerinir, güneşe doğru incecik, sevimli ve zararsız bir filiz sürer ürkekçe. Bir turp ya da bir gül filiziyse bu, varsın istediği kadar büyüsün. Ama zararlı bir bitkiyse, onu görür görmez koparmak gerekir. Küçük Prens'in gezegeninde korkunç tohumlar da varmış.. Baobabsa öyle bir bitki ki erken davranmazsan, bir daha baş edemezsin onunla. Gezegenini baştan başa sarar, kökleriyle delik deşik eder. Hele gezegen küçük, baobablar da çok olursa, çatlatır gezegeni.


        Küçük Prens daha sonra: "Bu, bir kendini disipline etme işidir. İnsan her sabah elini yüzünü yıkadıktan sonra, gezegenine çekidüzen vermelidir. Baobablar filizlenirken gül fidanlarına çok benzerler. Onun için, birini öbüründen ayırt etmez, hiç vakit kaybetmeden baobabları söküp atmayı iş edinmeli. Oldukça sıkıcı bir iş bu, ama çok kolay."Küçük Prens


        Yiğitin yavru yılanları ve ne çizdiğini anlayamayışım,yüzüme şaşkın bakıp uzun uzun akan suları gökyüzünden geçen yolları anlatışı,her olaya bambaşka,bizce akla gelmez ve hatta saçma yaklaşımları hatırlattı bana yeniden,o benim küçük prensim,bambaşka bir gezegenden gelmiş gibi..Bugün onlara da okudum ilk beş bölümü,bu ne resmi dedim,önce dağ dediler,sonra fil,yılanın içinde...6 yaşındakilerin çözebileceği bir mesele..Yiğit için gayet sıradan bir resimdi bu.Büyüklere anlatman gerekir yoksa anlamazlar cümlelerine gelince ama gerçekten dedi Irmak,muzip gülüşüyle..Bense düşünceli, yukarıdaki paragraflara takılı kalarak...

        Herkes artık bir büyük olduğunda yeniden dönmeli çocukluk ya da ilk gençlik yıllarına, hatırlamalı ,anmalı hangi sulardan geçtiğini.İlle kitaplarını,simyacıyı,martıyı,hatta şimdi uzaktan tebessüm ettiği pembe dizi tadında huzur sokağının Bilalini,küçük prensi...Ve sabah uyandığında çeki düzen vermeli kendi gezegenine,ayırmalı gül ve baobab filizlerini,gezegen küçük, baobablar çoksa bir de,çatlatır gezegeni..Küçük prens ne çok şey söylemiş değil mi?

26 Ekim 2010 Salı

Çocuk Kitapları

           Anne olduktan sonra çocuklar için en çok ilgimi çeken şey çocuk kitapları oldu.Kıyafetten ve oyuncaktan  daha çok .Sağolsun kızım da benden daha düşkündü.Hiçbir şeyle değil kitapla oyalanıyordu.Oyuncakçılar değil D&R dikkatini çekiyordu,cama yapışıp kalıyordu:)Tabi oğlum kitapları önünde hazır buldu.Çocuklar evdeki kitabı değil,beraber aldıkları kitabı seviyor benimsiyorlar;)Şimdi o da buldu şükür,ama fazla yormadan kendini,Iymak,şunu bana okuy musun?diyor,Irmaksa tüm gücüyle bağırarak okuyor...
            Anne cafe,bana dememiş,olsun annem hep bir şeyi söylemeden yapmamızı söylerdi:)Konu da bizi açınca,ona sorulan sorulara cevap vereyim.Çok çalışkanım çok....
 1. Çocuğunuza kitap seçerken en çok önem verdiğiniz kriterler neler?

      En önem verdiğim kısmı konusu, dili.Metnin orjinalliği,şaşırtıcılığı,dilin kullanılışı.İlle bir ders vermese de farklı bir düşünce akışına kaptırması güzel bence,bakınız Tostoraman.Resimler ve kağıt kalitesi de önemli,ne çok kriter varmış...Ha bir de bize yabancı ögeler içermemeli.Bir dönem hayvanları çok sevdiler,mesela remzi kitabevinin Kutup hayvanları,Çiftlik hayvanları,saklambaçlı kitaplar..Ama içinde o yabancıların pembe pembe sevimli albenili çizdikleri meşhur ve bizce haram hayvanları olunca almıyorum.Evde köpek yaşıyorsa,anne baba modelleri bizimkiyle uymuyorsa falan filan..Kitap buldum mu,evet...hem de çok...
2. Bir kitabın kapak tasarımı sizi cezbeder mi?
     Kapak tasarımından çok iç tasarımına dikkat ediyorum.Ama kapağı beğenen çocukları ikna etmek zor oluyor..
3. Çocuk kitaplarının didaktik yaklaşımlarını nasıl buluyorsunuz?
     Hayır,ille bir şeyi öğretelim diye parmak sallamasına çok kızıyorum hatta.Mesela eşim bir Tali serisi almış,isim vermek gibi olmasın...Oyuncaklarını topla,kardeşini kıskanma diye salık vermesin kitap,bıraksın da çocuk düşünsün...

4. Çocuk kitaplarındaki resimler nasıl olmalı sizce? Hikayesini beğendiğiniz bir kitabı ilüstrasyonlarından dolayı almamazlık ediyor musunuz veya tam tersi oluyor mu? Hikayesi uyduruk olan bir kitabı grafiklerine aşık olarak aldığınız oldu mu? Grafiklerde aradığınız temel özellikler var mı? Varsa nedir?
     Resimler hayal kurmaya müsait olmalı,her şeyi çizmesi gerekmez,çocuk kendi birşeyler katmalı kitaba.Renkler canlı,şekiller çocuksu olmalı,evet Hilal sade olmalı bir de..Hikayesi güzel olan kitabı resminden dolayı almadım evet,sadece resimleri çok güzel diye de kızım bir kitap aldı,Sütçü Kız,bence ona farklı bir hikaye uyduruyor...

5. Çocuğunuzun şu anda en çok sevdiği 3 kitap hangileri? Bu kitapların bir ortak yönü var mı?

    Veee,gelelim TOSTORAMAN a,ve ille bu kitabı bize hediye eden,bana kitabı,evi kaplayan bir kitaplığı,edebiyatı sevdiren İnci Hocama teşekkürlere...

   Mutlaka okuyun,sınıf sınıf gezerek okudum.Öğretmenler bile eğlendi,o kadar yani...Yiğit in favorisi...
     Bu kitap resimsiz bile diyebiliriz,Irmak çok beğeniyor ama..Ben de....
Bir de Yiğit bu kitaptan sure dinliyor.İyi çünkü başka kimseyle çalışmıyor.


Bu kitabın da bir serisi var,Yunus Yoyosu,Deve Hörgüçü güzel,hem hayvanlarla ilgili bilimsel verileri veriyor masal içinde hem de Esmayı.Dil daha güzel olabilir ama,kolaysa kendin yaz değil mi....Bunlarsa  ikisinin de kazanmış beğenisini....
    
6. Bir çocuk kitabı yazsanız hangi temayı işlemeyi düşünürdünüz, ya da temasız öylesine bir masal mı uydururdunuz?


      Tabiki Küçük prens,şeker portakalı gibi bir kitap yazmayı isterim ama nerdee,hiç değilse Balkız gibi bir seri yazabilmeyi isterdim.Kur anı kerimdeki hayvanları çocuk kitabı olarak yazmayı çok isterdim.Karıncayı,arıyı,örümceği,sivrisineği...Ama çocuk kitabı bambaşka bir alan...


          

16 Eylül 2010 Perşembe

Neyim Var?

Neyim var..Sırtımı koca gövdeli koyu gölgeli bir ağaca yaslayasım var.Sonra başımı uzatıp toprağa için için ağlayasım var.Boşalamayan kalbimi toprağa döküveresim var.Neyi bu kadar dert ediyorum,bir benim mi çocuğum var?

Nasıl koyulur bir sandığa bebek,bırakılır nehre..Nasıl gönderilir gülyüzlü gül kokulu bebek süt anneye..Eğitim ve ortam ve genel kabuldur sebep hem de..Anneden ayrılan bebek asıl gözün önünde üzerine bırakılan bir sevgiyle düşmanı elinden dost lokmasıyla büyür hüküm sahibi isteyince..Ya da bereket taşınmalıdır yaylalara kırlara,memesi cılız koyunlara,dağlara..

Neyim var..Parmakları tek tek boynumdan sökülerek servise binen oğlumu kucaklayıp öperek,sonbahar rengi vurmuş bir pencere önünde yağmuru izleyesim var.Kardeşine bakarak ondan farklı olması gerektiğini hisseden ve gerçek hislerini en azından bugün söyleyemeyen kızımla,anne kız bir sokak boyu yürüyesim var..Eve dönüp ikisiyle beraber,her yere hamur döksek de kurabiye yapasım var..

Bir kadın olarak,dört duvarın arasına,sonra örtülerin altına,sonra bedenimden içre,ta kalbime gizlenesim,orada bekleyesim var...

Neyim var?Sayamayacağım kadar çok faydalanmam için önüme sunulmuş nimet var..Her şeyin ötesi,çözümü,Rabbim var...Hamdler senalar övgüler itiraflar kendimden şikayetler ve tevbeler O na...

2 Eylül 2010 Perşembe

Anne işte...


Kadın ve çocuk dünya üzerinde farklı bir yerde duruyorlar.Birbirine sıkı sıkı sarılmış.Dayatmalı hayatsa bu ikisinin arasında.Çocuğu olan kadın,yani anne işte,beyni çocuğuna göre yaşıyor,başkalarınınki başka başka şeylere..
Dün gece bütün çocuklar huzursuzdu,bugün ağlıyorlardı çünkü anne işte.İş başladı,çocukların koynundan söküldü anne kokusu,annenin koynundan yavrusu.Bu gün yalnızca bizim okuldan yükselen sesleri duymak,annenin sesini duymaktı.Gözler dolu,herkes bakıcı,kreş,anneanne,ateşlenen,sabah uyanan,kapıdan içeri kaçırılarak ağlayan,dün altı değişmediği için pişen,çişini başkasına söylememek için bekleyip çatlayacak duruma gelen çocuklarını anlatıyordu.Bunların içinde benim en çok üzüldüğüm kandırılan ya da ayrılacağını bilmeden kendini hiç tanımadığı bir bakıcının yanında bulanlar ve gezmeye gidiyoruz diyip kreşe götürülenler,yani yalan söylenilenler,annelerince masum da olsa...Bir de kızdığım bir grup var ki servise koyun kapıyı hızlı bir biçimde kapatın,göz göze gelmeyin ağlasın biz bir ay ağlayan çocuk biliyoruz alışıyor diyen yuva,kreş görevlileri...
Tüm gece huzursuzdu Yiğit,kolumda böcek var diye bağırdı,anneee süt içsem diye ağladı,en son sabah gözleri kapalı hep gidiyosun zateeeen,hep,hep hep diye bağırıyordu.Sarıldım yanıma yatırdım,burdayım dedim,bana masal anlat dedi,nasıl geldi o saatte,öyle bir masal dilime,uyduruverdim bir pamuk tavşan hikayesi,ablasının adını hamuk koydu benim oğlum,birde kardeşleri yumak,iki kardeş olunca bu biziz diye kızıyorlar:) Öylece uyuyakalmışız,okula geç kaldım..Babaları yanlarında olunca daha rahatlar,ve anneanneleri dedeleri de aynı apartmanda,kızımda kardeşe bakan büyük abla havasında,çok şükür ki..
Çocuklar tedirgin çünkü anneler işte,anneler tedirgin çünkü anneler işte...

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Çocuklu mu Sorunlu mu Normal mi

Uyarıyorum anne olmayana iğrenç ve zor gelecek bir yazı bu.Bugün çocuklarım,en olumsuz davranışlarının doruklarındaydılar.Ve ben velilerimin,öğrencilerimin,öğretmen arkadaşlarımın yanındaydım,elimden geldiğince sabırlı ve olumlu davranmaya çalıştım,en son olay ise sorunun bende olduğunu ele veriyordu,çocuktu,elinde değildi tutamadı.Yazmak iyidir.Belki uzaktan bakmamı sağlar,ve belki siz çocuklarım bu yazıyı okuyunca naapmışız ki diye düşünmezsiniz..

Önce ikinizde bana şiddetle sarılıp,üzerimi bile çıkarmama izin vermediniz.
Hoşgeldiniz diyenlere bağırdınız.
İlk 15 dakika insanlarla göz teması kurmama bile izin vermediniz.
Öğrencilerimi yanıma yaklaştırmadınız.
Biriniz tuvalete gitmek istedi,diğeri hem tuvalete gitmek istemedi,hem de bensiz kalmak istemedi.Yani beraber ağladınız.
Oyuncakla biraz oyalanınca aynı oyuncak için kavga ettiniz.
Çocuklar için hazırlanan masaya oturmadınız.
Ben namaz kılarken,evet oğlum sen kusura bakma söylemek zorundayım (ilk defa yaptın)iç çamaşırını indirmiş pipini tutuyordun,selam verdiğimde ne yapacağımı şaşırmıştım,velilerim gülüyordu:)
Birinizin ayakkabısını giydirmeme yardımcı olduğum için diğeri küsüp evin en ücra köşesine gitmiş gelip beni burdan alıcaksın..diye bağırdı.Kızım bu da sensin.
Bana bağırdınız.
Birbirinize vurdunuz.
Sizi sevmek isteyen herkesi garip bir ses çıkararak uzaklaştırdınız.
Sonra,normal,öğrencilerimi kıskanmış olabilirler,yorgun olabilirler,hasta olabilirler dedim sizi uyuttum,uyandırdım,güzelce konuştum.Neye,neden,ne hissettiğimi anlattım.Akşam yine çıkacaktık,arkadaşlarınızda vardı,mutlu olursunuz dedik,ve Şenay Teyzenize gittik.(O da zümrem)
Karnım ağrıyor diye ağladın oğlum.
Midem bulanıyor diye ağladın kızım.
Etrafa kötü kokular saçtın oğlum.
Veeee,misafir bulunduğumuz özenle dekore edilmiş,tertemiz evin halılarını paçandan akan kakalarla bezedin.(Bunu da ilk kez yaptın.)Anne özüy dileyim biyas altıma kaka kaçıydım.Bidiya yapmicam diye beni çağırdın.Genelde yapamadığın bir şeyin akması ilginç oldu herhalde.Herkes dondu.Sonra farkettik ki bir kaç kişinin ayağı batmıştı bile.Herkesi olduğu yere mıhladım.Seni yıkadım.Süslü kurdelalı bir kız şortu bulup giydirdim.Seni babanla eve yolladım,yani anneannene.Çıkarken elindeki kuzuyu gösterip,bak anne,bu kuzu da kaka yapmış ama bidiya yapmaz diyordun.Yine beni gülümsetiyordun.Bütün halıları ve yerleri sildim.Çocukların ayaklarını yıkadım.Artık o suçluluk psikolojisiyle bulaşıkları filan da hallettik.Yeni geldik.
Kızım ,kapıdan çıkınca su istiyorum geri dönelim diye ağladın,evimiz yakın diyince,aman ne de yakın diye bağırdın..
Oğlum uyumuş,ben annemi öpcem diye diye..:(
Şimdii,ben acaba bir annenin ya da çocuğun zamanın birinde beğenmediğim bir davranışını yaşıyor olabilir miyim?Yoksa sabırlı davranıyorum diye çocuklarda olumsuz davranışlar geliştirmiş olabilir miyim?Ya da aslında sabırlı davranmamış olabilir miyim?Ya da artık büyüttüm,rahatım moduna girmiş olabilir miyim?Acaba ben çocuklarım için son zamanlarda özel dua etmemiş olabilir miyim?vs.vs.vs.

23 Temmuz 2010 Cuma

Hayat...Ailem...

Başlayan her şey bitmeye mahkum.Bebek yaşlanmaya,tomurcuk solmaya,güneş batmaya,kıyamet kopmaya mahkum,tüm ara başlangıç ve bitişleriyle...
Çocuklarım büyüyorlar.Biri 5,biri 3,5 olmuş.Artık kendileri bir oyun kurup saatlerce oynayabiliyorlar.Çamurdan eşya yapıp içine yaprak bile sarıyorlar.Yiğit bugün ilk kez tuvalet ihtiyacını yardımsız karşıladı.Anlaşılması zor resimlerini,hayret verici bir şekilde açıklıyor,Küçük Prens misali..Mesela bugün rengi üstüste boyamaktan bozarmış bir yuvarlak,altında uzunca bir kıvrık çizgi,topun altına saklanamamış yılan!:)Irmak mektup yazıyor,kocaman harfleriyle.Ne görse okuyor.Mesela 'Neslihan eczanesi'okumuş,buraya sadece Neslihanlar geliyor galiba diyor:)Artık 6 oldum diye daha önce duyduğu esprileri filan yapıyor.Onlara her bakışımda kendi küçüklüğüme yolculuk yapıyorum.Ne gülen yüzü hayatın çocuklar,insan çocuğuna akıyor..
Sonra 20 yaşında bir genç kız küçük kardeşim,benim gençliğime göre 10 yaş daha yaşlı ve üstelik emekli bir baba ve meşgul,yorgun hayat yetişemeyen bir anneyle yaşıyor.Ne fırtınalar kopuyor içinde,neler hayal ediyor kim bilir ve ne kadar benziyor bana,içinden coşan o deli müzik,o sıradana karşı duruş,kendine rağmen Rabbe dönmeye durma,düşüp düşüp geri kalkma,ona her bakışımda,30 yaşın rahatlığıyla beraber,ahh şimdi olsaları yaşıyorum..Geçecek.
27 yaşında yeni bir anne diğer kardeşim,evliliğin ilk yıllarının çalkantılı hali,düzene oturmamış bir bebeğin uyku,yemek,ağlama ve etrafın bebeği hep annesinden iyi bilme nöbetleri,ve yanı başında mecburen ondan 3 yaş önde ve mecburen tecrübeli gıcık:) bir abla,ve o hep her yerde ......nın kardeşi..Geçecek
35 yaşında,yolun neresinde olduğunu bilemeyen,hayalperest,hep dorukta ve uçuruma yakın,Allah ın kendisiyle beni aynı eve koyarak,kendimi seyrettirdiği eşim.Erkek ve kadının yaratılış ve birbirini tamamlama ve hayatı sürdürme sırrını sezdirdiği,zıt ama kuvvetli,farklı ama renkli,zor ama ecirli ikilinin erkek yüzü..bana en yakını, ona bakınca uzaklara gidemiyorum,ancak şimdimin aynası..
Yorulmak nedir bilmeyen,koşan hizmet eden annem,toprağı,ve yamak yapmayı misafir ağırlamayı çok seven hayatının evlenene kadar benim şahit olduğum her anında mutlu olmayı başaran annem..Bacağını kıvıramadı,koşturamadı ve sandalyede namaz kıldı,sadece bedeni değil,gönlü de yorgun düşmüş,o mutlu genç kadın gitmiş..Yaşlanmış annem..Şaşkınım,çocukluğa gençliğe dönmek kolay zevkli,ama yaşlılığına bakmak ne tuhaf,ne zor yaşanan anın ahirini görmek..İnşallah geçicidir,Allah imanını kuvvetli,vucudunu sıhhatli,ve onu annem yapan aşkını daimi kılsın..Ama bu da geçecek..
Unutma nedir bilmeyen ,tedbir abidesi,dakik,tahmin edebileceğiniz her alanda müthiş kurallı ve katı babam..Allahın verdiği fikir zikir şükürle :)herkesin yaptığı hataları yapmayan babam,unutmaya başlamış.Yorulmaya,kurallarını farketmeden esnetmeye başlamış.Daha da çok beklemeye ve yalnız olduğunu düşünmeye başlamış.Annemle aynı şeyi söyleyerek tartışabiliyor,ve bir konuyu aynı cümlelerle iki üç kez konuşa biliyorlar..Şaşkınım,endişeliyim.Bu da geçecek..
Beş gündür hepsiyle beraber kalma fırsatı buldum..Gece kalmak farklıymış.Anne evi,anne evinden çıkmış kızların başkalaşmaları,ve yanlarında çocuklarının da olması değişikti.Hayallerin planların düşüncelerin farklılığını,aynı ailede olsak bile böylesi farklılığını görmek başka başka kapılar açtı içime.Geçmişe,geleceğe ve en çok şimdiye kapılar..Ne yapmak lazım,nasıl yaşamak,nasıl yaşlanmak,nasıl çocuk yetiştirmek,nasıl eş,kardeş,anne olmak...nasıl kul olmak velhasıl..geçmişe istiğfar,geleceğe dua,şimdiye çaba tek formül..
Sevgili ailem sürçü lisan ettimse affola..Hepiniz benim için nimetsiniz,en yakın dairem,okumam için konulmuş birer değerli kitapsınız.Hepinizi çok seviyorum...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...