ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

dua etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dua etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ağustos 2020 Pazar

Davet ve İcabet

Dua ve isticab ..

*İsticabda* bir sır var , nedir *acaba* ? 

🍃

Şimdiye kadar duyduğumuz tüm *sesler* bir sesi daha iyi duymak için bazen , hissediyorum.. 

*Eğer gerçekten bir soru sorarsanız cevabını muhakkak alırsınız* diyor içimdeki ses, duyuyorum .. 

*Ben sana dua etmekten hiç bir zaman bedbaht olmadım* , diyor içimdeki ses radyodaki sesle beraber .. 
zaten *kaf ha ya ayn sad* ile bütün sesleri susup için bir sessiz *nida* başlıyor .. 

*Duymak için susmak gerekiyor* , ~ancak susunca farkediyorum~ .. 

Tapınakta dua eden Meryem’i özlüyorum.. 

Hayat her şeyiyle akıyor , senden ne çıkarmak istiyorsa onları vererek .. Amaçsız değil hiç bir *hadise* .. 

Hadise.. hds.. hem kelimelerle hem bir çıktı olarak bütünce hayatımızda işte .. 

Namazı kılınca içime bakayım diye karar vermiştim , efendimiz gamımı kederimi gider diye dua ediyor , benim içimde ne var , neyi gider diye *çağırayım* Rabbimi diyorum .. 

Bugün hayat öyle bir garip aktı , kızgınım.. kızgınlık var içimde üzüntüyü bastıran , Allahım benden gamı kederi gadabı gider diyorum bütün içtenliğimle .. 

Sonra bir ses ... sohbet diyor .. sohbet kalbi ,kalbi yükseklerin yanına taşır , hali hale devşirir , bilinmez manalar taşır .. bir uyku huzurlu dingin başka bir yere seyahat gibi .. 

Arkası dingin ve nasipli .. Göze gönle çeşit çeşit nasipler veriyor Allah , *icabet* bu mudur diyorum .. 

Gece oluyor , sabah oluyor .. 
*Hatmimin kaldığım yeri* , her zaman cevap oluyor , her seferinde *cevap* gelince anlıyorum.. 

Nida nida enbiya suresi.. 

وَاَيُّوبَ اِذْ *نَادٰى* رَبَّهُٓ اَنّ۪ي مَسَّنِيَ الضُّرُّ وَاَنْتَ اَرْحَمُ الرَّاحِم۪ينَۚ ﴿٨٣﴾
*فَاسْتَجَبْنَا* لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِه۪ مِنْ ضُرٍّ وَاٰتَيْنَاهُ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرٰى 
لِلْعَابِد۪ينَ

وَذَا النُّونِ اِذْ ذَهَبَ مُغَاضِباً فَظَنَّ اَنْ لَنْ نَقْدِرَ عَلَيْهِ *فَنَادٰى* فِي الظُّلُمَاتِ اَنْ لَٓا اِلٰهَ اِلَّٓا اَنْتَ سُبْحَانَكَۗ اِنّ۪ي كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَۚ ﴿٨٧﴾
*فَاسْتَجَبْنَا* لَهُۙ وَنَجَّيْنَاهُ مِنَ الْغَمِّۜ وَكَذٰلِكَ نُنْجِي 
الْمُؤْمِن۪ينَ 

وَزَكَرِيَّٓا اِذْ *نَادٰى* رَبَّهُ رَبِّ لَا تَذَرْن۪ي فَرْداً وَاَنْتَ خَيْرُ الْوَارِث۪ينَۚ ﴿٨٩﴾
*فَاسْتَجَبْنَا* لَهُۘ وَوَهَبْنَا لَهُ يَحْيٰى وَاَصْلَحْنَا لَهُ زَوْجَهُۜ اِنَّهُمْ كَانُوا يُسَارِعُونَ فِي الْخَيْرَاتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَباً وَرَهَباًۜ وَكَانُوا لَنَا خَاشِع۪ينَ ﴿٩٠﴾



Kimi balığın karnından istiğfarla sesleniyor , isticab ediliyor .. 
Kimi hastalığın derin yerinden , isticab ediliyor ... 
Kimi zürriyet istiyor , isticab ediliyor .. 
Her kula kendinden soru soruluyor , kendini okuyan ve Rabbe sunan , bir *nidası* olan kula *isticab* ediliyor Allahu alem .. 

Dua acemisi birinin emekleyişleri 
Cevap : 1

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Akabe

Bir şubat soğuğuydu. Hiç bu kadar üşümemiştim. Bahtına düşmüştüm. Üsküdar da Hudai yokuşunun başında kaç gün kaç gece kaç vakit içimi dökmüştüm.Icim bazen bir yagmur kadar su, bazen fırtına kadar ağrıydı. Geçti. Bu da geçer ya hu demezler mi , derler.. Derler ki edeple gelen lutufla gider..
Bahtına düşmüştüm. Bahtım beni bir yokuşa sürmüştü. Kara kış geçti yaz geldi.
Şimdi bir yokuşun başındayım. Zahiren de! Hiç bu kadar bahsetmedim bir yokuştan. Bu kadar duymadım bir yokuşla ne yapılırlı sohbetler..
Yokuş..yokuş..çok yokuş..çok dik yokuş..Küçücük görünüp gitgide çığlaşan bir YOKUŞ..ve cumartesi ... YOK-OLUŞ
Bir yokuşla ne yapılır?
Bol bol felsefe yapılabilir, yaptım..
Sarp yokuş hatırlanır, akabe , Rabbin soruşu hatırlanır hatırladım.
و ما ادراك ما العقبة؟
Içimden konusmaya alışkınım. Ama dışardan duyulan seslerin yankısı bir başka.. Hersey sarpa sardı mesela, bir yokuşu tırmanarak yuvarlanarak yeniden iterek tekleyerek işleyen bir dünyaya hoş geldim. Unutarak geldim. Bu sefer ne istedigini bilerek ki istemenin tek ise yaradigi yer o seyin olmaması, bende böyle - :) bir tür farkindalikla geldim. Mobilya isleri ters gidince mesela , siz akabe mobilyaya gidin dedi bir adam, orda bulursunuz, yankı..akabe... gittik bulamadık ama ordan aldık. Yokuşun huyu bu..
Bu huy bir aksi sedası belki icimizde bir yerlerin, belki yol hali..
Bir yokuşla ne yapılır düşünmeye devam ettim.Yolun burasında dönecek yer yok, mecburen ilerleyecek sabredeceksin çünkü evet , yokuşta geri dönemezsin inişi çıkışından zordur, yürüyeceksin. Yokuşun huyuna gideceksin. Rabbini dinle,
Köle azat edeceksin
Senden ala köle mi var, azat ol, kurtul..
Zor zamanda yemek yedireceksin
Miskini yetimi gözeteceksin
Hakkı ve merhameti tavsiye edeceksin..
Ağlayacaksın... Çünkü sure-i beled..
Yutkunacaksin.. Mekkede ilk ezber ettiğin sureyi iliklerine kadar hissedeceksin ,kendini "hil" saydığın haremden ayrı düşeceksin.  Sevgili de perdesinin ardindan izleyecek seni..Bakalim ne edeceksin..
Cumartesi.. hiçlik.. yok oluş..efendimizin gözyaşları ve duası.. tevbe edeceksin, yokuşunu severek eve döneceksin. Yokuşunu ve yokuş ehlini seveceksin. Için sımsıcak olacak. Sohbet olarak sana fecr yetecek de hiç seni yok edecek..
Veee patlama...
Yine yeniden yeniden deneneceksin. Çünkü sarp yokuş bunu gerektirir.
Dizlerinin bağı çözülmüş ve öylece düşmüşken elinden tutan bir dua gelecek.. sen o duayı bilirsin denecek...Bileceksin..
Dersini alip da ezber edeceksin..

اللهم اعوذ برضاك من سخطك
و بمعافاتك من عقوبتك
و اعوذ بك منك
لا احصي ثناءا عليك
انت كما اثنيت علي نفسك

Not: Akabe عقب: nesil, son, sonuç,engel, yokuş,torun, dip...
Akibet, yakub,  duadaki ukubet (ceza, sonuç) aynı kök...
Ve binlerce bağlantı...

10 Aralık 2014 Çarşamba

Tazelik ve dahası

Dalından yeni toplanmış kiraz tazeliginde bazı duygular.rengini öyle güneşten almaya alışmış, al yanağı parlak. Coşkulu neşeli, kökünden koptugu için ürkek. O tazelikle geçen günleri var, bir kirazdan fazla belki , belki eksik.
Sonra bir buzdolabı gerçeği var.serinde muhafaza zorunluluğu, önce besleyen güneşin şimdi çürütme durumu. Hayat. Her şey bir miktarla tayin edilmiş. Bir ton solar rengi kirazın, neşesi bir dem kaçar. Poşette mi kalsa cam kasede mi tapperwarede mi..ne yapmalı kirazı yemeye kiyamayan doyamayan için...

Iste böyle duyguları var kalp toprağının, nasıl olsa da solmasa, çürümese, tükenmese..

Yazmak sesli düşünmek belki. Nasıl koruyalım kalbimizi ve kalp meyvesi hislerimizi.
"Bir kalbiniz vardır onu hatırlayınız. "
Hatırlamak..yani anmak ..zikir..korumanın en iyi yollarından hissi..belki en önemlisi.
Başka...serinde saklamak fikrinden ziddina maruz bırakmak hissi, sevince coşkuya istiğfar, korkuya endişeye, sığınma..
Hani nazara karşı nazarı degmesi muhtemel kişiden hizmet almak diyordu bir bilen kişi..Onun gibi..
Başka, vermek..Dalından toplanan kirazi en iyi koruyan birine vermek, tattirmak...ve ehsin kema ehsanallahu ileyke..sana verdiginden sen de baskasina ver...
Bir nuru var her yaratılanın, yaratandan aldığı.
Ve nur ...kat kat fanus içinde...

6 Kasım 2014 Perşembe

Kuş gibi..

İçim dışım senin...
Elim yüzüm..
Gözbebeğim..
Kavuşma ümidim.
Ayrılık korkum.
Her kavuşma arefesinde
Burkuluşu içimin
Ellerinde
Senin..
Zulcenaheyn bir sultanin
Ummetindenim..
Bu büyük an dedigimde
Hep
Bir kanadımı kırışın..
Anlayamayisim...
Her yıkışın hayır..
Halimi mahcub seversen
Hep mahcub olurum.
Elimde mi...
Ellerinde
Senin
Kanadı kırık
kuş gibiyim...

24 Ekim 2014 Cuma

Dua arası

İki cuma arası
Karanlık rüyalar
Sığınan dualar
Yorulan uykular
Uykulu sabahlar
Iki cuma arası
Umudumuz cuma
ezan kamet
Öğle ikindi
Umudumuz dua
Iki salavat arası

Nahnu beyne yedeyk ya  Rabbi...

1 Ekim 2014 Çarşamba

Ben yağmurda doğdum

Ben yağmurda doğdum
Ben yağmurda geldim bu dünyaya...

Ilk gençlik yıllarımdan 35 .ekimime uzanan bir ezgi. Sonbahar hep en sevgili..Eylül hüzün ekimi. Yapraklar ağaçlar ve yağmur..penceremde yağmur damlası, hüzündeki huzur..Nerden beslendiği bulunamayan çocukluktan taşınan bir faslı hazan..

Dua dua dile gelen kalp yükü..30 undan sonra "elhamdulillahi ezhebe annel hazen"dedirten , kalıplaşmış mutluluk avuntularindan, beklemekten, beklememekten, leylaktan ve sonbahar yapraklarindan bile vazgeciren bir hal..
Ama yağmur başka...Rahmet demişiz adına..yağmaz kendi başına, indirilir inzal edilir Hak tan..yağmuru beklemekten vazgecmesin kimse..Rahmetten umut kesmesin." La tey'esu min ravhillah"..Rahmetin kokusundan..Yagmurun kokusundan..Musa gibi varıp medyen suyunun bulunduğu yere "Rabbi inni lima enzelte min hayrin fakir" Katından indirecegin her hayra muhtacim ben desin içimiz ille içini dokecekse..
Dönüp dururken beytinin etrafında Allah ım bize efendimizin kevserinden içir, la nezmeu bagdeha ebeda , bir daha hic susamayalim,diyelim.
Allahım sevgini bana soğuk sudan sevimli eyle diyen sevgilinin kevserinden isterken, Kabe de altinoluktan kalbimize akan buzlu bir su hayal edelim. Edelim ki su hayattır. Ve cealnalmae külli şey in hay..herseyi sudan yaratana içli içli yakararak yağmur bekleyelim.Hic vazgecmeyelim.
Bugün benim doğum günüm.
Bir perşembe günü doğmuşum , diğer persembelerden farklı değil özel değil.
Ama bugün doğum günüm. Perşembe .Zilhicce 8..Ekim 2..yevmul terviye..Terviye günü bütün günlerden farklı işte. Yine yuruyelim kelimelerle, terviye suya kandırmak demekmis.Arafata gideceğiz arefeyle.su için , için için yalvaracak sonra marifetini isteyeceğiz. O nu bilmeyi. Rahmetini..ki
Suyuna kandirsin..
Susuzlugumuzu tek duyan..
Bizden iyi bilen çöllerimizi...
Çöle düşen yollarimizi..
Kuruyan dallarimizi..
Çatlak topraklarimizi..
Rahmetiyle sulasin..
Suyuna kandirsin..
O nun suyu ki, kandikca kandirmaz..

4 Temmuz 2014 Cuma

Ramazan 6 yalınız

Yalın kat bir gömlek gibi üzerimizde ağırlığı hayatın, sen dokununca ya Hayy...
Yalın ayak yürür gibiyiz ipek kumsalların üzerinde sen tutunca ya Kayyum..
Okuyunca okuyunca başka pencerelere bakınca ve bakınca başka pencerelerden kendimize, nasıl küçücüğüz, sen Ekber..
Teslim ol sesin ne güzeldir senin...
Ve biz Yalın kat yapayalniz da olsak hep seninleyiz..
Müslüman yalnız olmaz
Yalnız olsa muslim olmaz

Ve huve meakum eyne ma kuntum...
O sizinledir, nerde olursanız olun...

Ve huve akrebu min hablil verid...
O size şah damarinizdan daha yakındır...

Rabbi la tekilni ila nefsi tarfetu ayn...
Rabbim beni bir göz açıp kapama bile olsa kendi kendime bırakma...

16 Haziran 2014 Pazartesi

Maide

Hayatin önümüze kurulmuş bir sofra olduğunu fisildadi bugün süre i Maide.. Misafiriz, sefere dahil olan yani. Icimize düşen kelimelerin peşine düşmeliyiz.Sofra diyeli 3 gun oldu mu içim, bir kapı açılıyor önünde beklemek lazım, ayrılmadan.Kapinin tokmagini tutmak lazım ısrarla okuyarak, Kuran'dan, sofra içimizdeki kelimelerden kuruluyor an be an..Kelime, ali imrandaki kelime, tüm anlamlariyla. Sofra taa Bakara da yemek ve adımla başlayan helal ve haramla..
elyevmu ekmeltu lekum dinikum..sofra hazır gibi geldi bugün bana, önünüzde bir hayat , tamirle sürecek yedikce payiniza düşeni buyuyeyeceksiniz , kucuklugunuzu anlayarak..elinizi ayağınızı yıkayın tüm hayatı abdestli yaşamayı salık veren büyükler gibi her anı temiz yaşamaktan, her lokmayi temiz yemekten bahsediyor gibi..hırsızlık yapanın elini kesin, sofrada lokma calma edepsizliginin ağır önlemi..Gökten istenen sofra , önündeki sofrayi gormeyerek mucizeler istemek, aşk için..acı..
Halbuki aşk gönülle kurulan sinilerde değil midir, çayın ya da corbanin yanına bir katik daha değil midir..
Fotoğraflar için hazırlanan özenli sofralar aşk için mi begeni için midir..incecik bi çizgi hayatla aramızda, ya içindeyiz ya dışında..bir sofra örtüsü ihtiyarimiz var , dokmeden sacmadan yemek için, siz bunu isterseniz kanevice işleyin ister putukareli bir fon seçin, üzerinde payiniza düşeni besmeleyle hamdle yiyeceksiniz. Riza lokması denen lokma bu..sofrada yanınıza kim dustuyse onunla beraber..
Hayat razi oldukça razi edecek bir sofra...Hayy dan ...
Evet muracea yapalım..
Bakaranin sonunda elimizde kalması istenen bahçe, Ali imranda ürün vermesi istenen bahçe maidede sofraya gelecek Allah u alem..
fikrun ve hissun kebir ve fiğlun ve amelun sagir fi hayati..
Havvil hali ila ahsenil hali ya Hayyu ya Rabbi

1 Nisan 2014 Salı

Kayış gibi

İçimde tasidigim şey ne yer ne göktu dün gece..
Sert ama kaya değil ..
Kara ama gece değil. .
Uzun ama yol değil...
Kesik ama yara değil. .
Güçlü ama mutlu değil..
Kayış gibi bişey ..
Nasıl uyurum içimde bir kayisla,
Ne erir ne yumusar
Dudagindan kalbine uzanmış
Eli sıkar..
İmdat istedim  içimde tasidigim şeye dün gece..
Sonra tuttu elimden uykum
Besmelenin muhru varmış
Muhrun de kokusu
Evinin yedi katı
Yanımda sevdicegim..
Çok şükür
uyumaktan uyumlu
ölmekten ölümlüyüz..
Ölümü ve uykuyu yaratana hamd olsun...

3 Aralık 2012 Pazartesi

Yol biter mi?

Ne varsa yol ve yolculuğa dair,hayata dahil..Yürümekse düşünmeye muadil..Daimi bir yolcu olduğumu farkettiğim andı bakaranın başı..Uzun bir yolculuğa çıkıyor gibi hissetmiştim,tamamlayabilir miyim demiştim de,kılavuzum herkes neredeyse orada tamamlar inşallah demişti... Galiba iki yılı geçti..Uzun bir yolculuk nasip oldu surenin içinde,her surenin başka bir alemi vardı aynı anlam içinde..Tevbenin getirdiği yer başkaydı,enbiyanın,nurun furkanın başka..şuara,neml kasas başka...Üçleme kitaplar çıkarıyorlar sevdiğim yazarlar,kitaplarla şehirlerle anlatabilirim bir nebze belki..Ama hiç birine benzemiyor surelerinki... Bakaraya başlarken,elif dedik lam ve mim...En derinden,göğsün en derininden dile dudağa..İçten dışa bir yapılanma demiştik.Sona doğru elif en gizlimizde olan,ALLAH ın olması gerektiği yer,belki noktayı süveydanın nurlanması,lamın çengeliyle çıkaracak ne varsa,la diye diye nehyede nehyede teke inecek en gizli en derin yer,mimle dudağa dökülecekmiş,inlemekle..efendimizin ismiyle...Bakara yarmak demekti zaten,başta bir hedef gösterildi,hani tezhiplerle fatihanın yanına yakıştırılan aşrı şerif,elif lam mimle..Ortasında ayetel kürsi,sonunda amenerrasulu ile,arada benim için kema erselna fikümle bir ramazan,ayetel kürsiyle bir,sıbgatallahla bir daralma,içinizden geçenlerden sorulacaksınızla bir..Fezkuruni ezkurkumla umit...ölüm..hayat..feinni karible aşk...çağrı,çağıran,çağrılan..çağıldayan aşk.. Kelimeler...kelimeler..şifreler..kalpler ve kalıplar..Ahkam ve his..surei bakara,iki çiçekten bir çiçek..Kim onu hıfzederse,başa geçiren..Bir çiçek nasıl hıfzedilir?Aklınıza küçük prens geldi mi...Ne kadar dolu dimağımız..Bir çiçeği hıfzetmek..Çok sevmek..Bir çiçeği ne korur, su toprak sevgi,madde mana..iç dış..Surei bakara hep bu ikilemle bütünledi bizi..Namaz dua ,bedenin sallanması,oruç yeme disipliniyle hayat tarzı,bedenin zayıflarken ruhun güçlenmesi,şehadet,dil ve göz kalp arası yakınlık,hac rukunları ise başlı başına maddeyle mananın birleşmesiydi.Adem ve Havva ile zıtların birliği,dünyaya inişle dünya ahiret evliliğinden beklenen ukbaya götürecek amel çocuğu..Ve ne formüller,ne çok birikmiş kavanoz kavanoz hisler..Elime son kez aldığımda bakarayı okumak için Taif yolundaydım,her satır,her sayfa bölüm,an an yaşatır mı geçmiş zamanı..Koku değil,tat değil,mekan değil,ses değil,ayet ayet his biriktiriyoruz içimizde ,müteşabih,cennet ayeti....İnsan bir dağa tırmanırken Ganime cebecinin yeşil halısına oturur,camı acar,tül havalanır mı... Benim içimde bakara,bir toprak fenomeni..Cennetten bu toprağa pişmanlıkla inilen yerde..Üzerine 99 yıl hüzün yağan,1 yıl surur yağan toprak.. En başlarda iş makineleriyle kasklarla çalışılan yıkık dökük,israiloğullarıyla,her enkazın altından bambaşka birşeyler çıkan,hep yan çizen,idare eden,böyle de olur deyip yapılmış,ama olmamış da yıkılmış binalar,bozuk mimariler,gecekondu ibadetler,estetiksiz ameller,süreksiz yollar,çıkmaz sokaklar..Başımda fenerli bir kaskla yürümeye çalıştım,maden ocaklarımda..Hani süt filminden bir sahne,yusuf maden ocaklarına bakarken..acı..Toprak altında çift taraflı yolun adı nifak..Derinlerden çıkan bir sey münafıklık..Hem öyle hem öylelerimiz,zaten böylelerimiz..Cumartesi yasaklarına cuma çözümlerimiz..Şimşekler çaktı,yağmur yağdı,gök gürledi,ruh sübhanallah dedi,nefis kulaklarını tıkadı,ne çok gidip geldik.. Hükümlerden önce aşk geldi,Rab kendini tanıttı kuluna,ağır ağır..Ben hükümleri soğuk sanırdım.Namaz,oruc,hac,umre,şehadet aşkın ilanlarıymış..Çağrı çağırma ve yakınlık oruçla gelirmiş.Gökyüzünün romantik yüzü ay hilaliyle hac için varmış.Zaman başka türlü akarmış.Say benim bıkıp usandığım koşturmalarımın oturup kalmalarımın,gayreti terketmelerimin karşısındaymış.Tavaf O nda olmak,kıble öper gibi muhabbetle dönüp durmakmış..Hidayet her an alınan ,dalalet satılanmış,ticaraten len tebur,zarar etmeyen ticaret buymuş..Faizi Allah tan bekleyecekmişiz....Hani semereden bahsetti sona doğru sure,bire yediyüz veren başak..Ve bu toprakta yetişen semereden infak,en sevdiğinden..Bir avuçla iktifa etmek önüne çıkan nehirlerden,yalnız kalmak,Allah demek,üzerime sabır yağdır demek... Toprağım harmanlandı sandım,artık sürüldü,belki tohum ekildi,ayetel kürsi tanımlanamayan Ramazan bilgisiydi...Hayy,Kayyum ellerindeyim,dizlerimin dermanı yok..Sen tut ayakta dedim,acizim acıkıyorum uykum geliyor yoruluyorum,ama göğe bakıyorum..sana bakıyorum..yağmur yağıyor cama koşuyorum..ben merhametine koşuyorum..Sen münezzehsin..Sen başkasın,bildiğim hiç bir şeye benzemiyor varlığın..Yer ve gök..Ayaklarım ve başım kadar anladığım,gözlerim, çakıl taşları ve yıldızlar kadar.Senin kürsün benim anlamadığım kadar,kalbimin genişleyebileceği kadar..Senin lütfun kadar..Senin iznin olmadan yardım edilemeyen yer,şefaat senin merhametin,uzattığın elin,benim bildiğim yer gök,kalbiminki ancak,dışarda gördüğüm kendimim...Ve sen..Önüm arkam,üstüm altım sağım solum,içimi dışımı kuşatan..Hıfzından başka zırh yok..Kendimce sığındım kalbimin köşesinde Rabbime..Gözlerim göğe takılı tavaf ederken,yürümüyor gibiydim..acı bile lokma lokma yutulur gibiydi.. Hilaller büyüyüp küçülürken Hac geldi,mücadele yani..Uzun uzun yürümek,ardına bakmadan şeytanı taşlayıp ilerlemek,bir dosta tutunmak,ellerini açmak bir akşam üstü,gün batmasın istemek..Yorulmak,bitmek,ama bitmemek..Yürüdükçe yürüdükçe içine içine,bunlar da nereden çıktı demek...Bir çiçek bir başak büyür mü derken,hayal ederken,hayallerin tevbesi..tevbelerin tevbesi..istemsiz hayaller,düşünceler tevbeler,düşünceler tevbeler,düşünce tevbeler..Ve ayet...İçinizden geçenlerden sorulacaksınız......Her yer tarumar..Ne toprak var,ne çiçek ne başak..Ancak bir avuç killi kum o kadar... Şimdi..amenna,ben buyum anladım.semiğna ve etağna demek zorundayım,üstünü örtmemeliyim..İtiraf etmeliyim,babam Adem gibi almalıyım şifa kelimelerini,mazeret üretmemeliyim,ben zulmettim..Edepsizlik ettim.Ben hayallerimin kabulunden sana,senin hayır planlarına sığınırım...Sen ört setret merhametinle,gufranınla..Çekemeyeceğimi yükleme...Ben unutanım,sen unutmayansın,benim vus um ne ki..Ve sonunda bakaranın,kabenin kapılarını açtılar,nefes aldı yüreğim..İçini zemzemle yıkamışlar,affedildiğimize işaret olsun deyip ümitlendim.Etrafında dönen yüzlerce insandan sadece izinli,davetli olanları aldılar,kalbimize izinsiz hiçbir düşünce giremesin artık diye dua ettim...Yoldaki işaretlere dikkat etmeli..Kuşlar ve kavimleri,tavafta hazır bulundular..Gök toprağını şenlendirenler onlar.. Ey merhamet,şimdi ben,ruyamdaki haliyle elimde bir bitki saksısını değiştiriyorum,bakıyorum ki içinde toprağı yokmuş,bir tabakla yükseltmişler,dışardan var zannediliyor,içerden yok...işte ey toprağı yaratan ve yaran,yağmur indiren ve merhamet eden,merhamet et mevlamızsın..ki bir bitki yetiştirebilelim ki infak edebilelim yüreğimizden... Kaç can karışacak bu toprağa daha ki humuslu olsun,kaç yağmur,kaç dua,kaç sabır,yol bitmez...Ve ben iste,nefis.. daha elindekine bakmadan gözünü öbür çiçeğe diker,onunla heyecanlanır yeniden,ali imran...zehraveyn... Yol bitmez,yakin gelene kadar, Vesselam...

12 Ekim 2012 Cuma

ve güç ver taşıyabileyim taşıyabileceğimi..

Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana Yarabbi
Taşınacak suyu göster
Kırılacak odunu
Kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
Bileyim hangi suyun sakasıyım ya Rabbelalemin
Tütmesi gereken ocak nerde?
İsmet Özel

24 Eylül 2012 Pazartesi

Zuleyha ablacilik..








Madem ki yalniziz ve derdimizi sevmekten de aciz..Hatta yalnız olsak iyi bir de en büyük düşmanımız kendimiz..mekan oyun ve oyalanmadan ibaret olan gezegenimiz.oynayacagiz..rol yapacağız belki .kisi adı kul,rolü anne es komşu arkadas gelin vs..olacak.kendimize bir oyun geliştireceğiz ,kendimizle bir seviyeli iliski kurup arkadas olabileceğiz..düşmanla arkadas olmak kolay mı,ayet var,sen kötülüğü iyilikle karşıla ,o zaman bir bakarsın sana düşman olan yakın bir dost oluvermiş.Buna ise ancak sabredenler eriştirilir.Bu gerçekten azim bir iştir 
Polyannacilik oynamak dedik ama adı husnuzandi şükürdu.Basladik başladık beceremedik.zuleyha abla aramızda ya,yaşıyor ya kitaptan çıkmış gibi değil .nasil özledim bir kez gördüğüm odasını sesini akarsu gibi konuşmasını..beni de gönlünde götürenlere söyle demiş bu ziyarette:
Nefsimden bir ses geldigi zaman ona ona söyle diyorum,bı namazımı kılayım sonra senin dediğini de düşüneceğim.namaz bitince geliyor,dur duamı edeyim tamam,sonra hala gelirse 1000 ihlasım vardı onu bı okuyayım sonra görüşürüz ,yine gelirse 1000 fatihadan sonra artık gelmiyor...
Böyle guzel yalnızlık gördünüz mü ?
Tavanda manzara seyrettiniz mı?
Ruhunuzla seyahat ettiniz mı?
Zuleyha ablacilik oynasak kabımıza göre ,payımıza ne düşerse ,.ne guzel olur değil mı...

10 Eylül 2012 Pazartesi

Kuş gibi...

Tas gibi yuklenmisken yüreğini sırtına,
Huzura varıyorsun...
Gözünü yummuş biri,
ilk bakışım sen ol diye yürüyor..
Ağlıyorsun ...
Ağladıkca hafifledigini yüreğinin,
Artık biliyorsun...
Sırtını bir sütuna yasliyorsun..
Ağaca değil duvara değil daga değil,
Duaya yasliyorsun...
Diyelim ki acsın susuzsun hasretsin gunahkarsin,yorgunsun,dil bilmezsin,yalnizsin...
Sesleniyorsun sessizce,
Rabbi ınni lima enzelte ileyye min hayrın fakir...
İtiraf ettin mı..
İlan ettin mı..
Kuş gibisin...

Sahi kuşlar neden sıcak ülkelere göçerler bilir misin...


28 Nisan 2012 Cumartesi

Seç(me)me özgürlüğü

Seç ki hürsün,akıl sahibi..
Seçme ki acizsin,yalnız gönül sahibi...

Kalabalık olmak zor,yalnızlık da..
Evli olmak zor,yeniden..
Bekar olmak da,taa eskiden..
Çocuklu olmak da zor,çocuksuz olmak da..
Misafir olmak zor,mukim olmak da..
Öğretmen olmak zor mesela,öğrenci olmak kolay mı..
Sade kalmak zor,süslenmek de..
Konuşmak da zor bazen,susmak da..
Sevmek de zor bazen,sevmemek de..
Kul olabilmek çok zor anladım,
Rabliğe oynamak hayat memat meselesi..
Başka türlüsü yok,itiraf..aczi itiraf..
Yaşamak zor...
Ölmek zor..
Zorlardan zorluk beğen ki kolaylaşsın..

Bir abdest al ki hiç bozulmasın..
Bir namaz kıl ki hiç bitmesin..
Aşığa beş vakit yetmez,5000000 vakit ister..

Aşık ol ki zorlar gönle kolay gelsin..fe inne meal usri yusra...
Ne verirse hoş gelsin...

8 Eylül 2011 Perşembe

Canım Ellerinde...

Fikrimdeki onlarca alternatifin avantaj ve devantajları arasında boğulmaktan kurtulmak için kendimi attığım Hacı Bayramı Veli de,içimden gelip çağırsam dediğim arkadaşımı,sürükleyip getiren,o kalabalıkta tam yanıma oturtan Latif,Habir,Sübhan....
Türbede kalbimi bir sahraya çevirip,altın kumları avucumda hissettiren,sessiz hareketsiz hatta duasız öylece bekleten,akşam hiç de adetim değilken bir film seyredelim dedirten ve müthiş replikleriyle kalp sahrasını önüme seriveren Bab'aziz i karşıma çıkaranVekil,Garib,Halik,Bari,Musavvir..
Sesimi duyduğunu hissettiren Semi,Her hareketimi gördüğünü hissettiren Basir,bir pazar sıkıntımı beytinin yanındaki kulunun karşısına suretimi  çıkarıp dua ettirerek çözen Erhamerrahimin,sebebe ihtiyacı olmayan Müsebbibel esbab,tevekkül semasından düştüğüm çukurlardayken ben,elimi tutan Sabur,Şekür,Hamid,Mecid...
Canım ellerinde...Ve canıma emanet olan her şey de...

''Sen sadece yürü...''
''İmanı olan kaybolmaz...''

28 Ağustos 2011 Pazar

Sona Doğru



Sona bir kala.. Son teravih...
Ellerinde Kuran taşıyan teyzelerin son günüydü 26 sı...
Bugün yatsı vakti koşuşanlar da kaybolacak camilerin önlerinden..
Bir dosttan ayrılır gibi buruk içimiz..Hilali tutup durdurmak ister gibiyiz.Bir oturup halleşemedik,sarılıp doyamadık,senle geçen zamanın kıymeti bilinmiyor der gibiyiz,uzun yoldan gelen dosta,bizi Hacca hazırlamaya gelen dosta..Arkası şevval,zilkade zilhicce çünkü,başlıyor hac/mücadele ayları.Dün Kabe imamı söyledi,akşam ezanının ardından eski alimler altı ay,ramazana kavuşmak için dua ederlermiş,diğer altı ayda ramazanın kabulu için...Annemin sesi geliyor çocukluğumdan kulağıma,kim ramazanın gelişine sevinir,gidişine üzülürse...devamı bile yok,gerisi müjde,yetiyor bu kadarı ümidi giyinmeye..Fotoğraf beni aldı götürdü hilali tutup zamanı durdurmaya,kime ait bilmiyorum derken burada nicesi de varmış..


Ramazandan payımıza,ömrü ramazan gibileştirecek,hadis ve tefsiri ile Kuran okumaları,gece uyanıklığı,kıble-kabul mukabele üçgeninde hissiyatlı adımlar,gönül yapıcı ziyaretler,rahmet ve mağfiret kalsın ki bayramımız bayram,ölümümüz bayram olsun inşallah,
Allah hayırlı Mekke Medine Ramazanlarına erdirsin efendim.....
Ömrü ramazan olanın ölümü bayram olur/muş...Allah nasip etsin...


Zarif bir şiir,yakarış tadında:


Seçkin bir kimse değilim
ismimin baş harfleri acz tutuyor
Bağışlamanı dilerim

Sa 
na zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme

Hayat bir boş rüyaymış
Geçen ibadetler özürlü
Eski günahlar dipdiri
Seçkin bir kimse değilim
İsmimin baş harflerinde kimliğim
Bağışlanmamı dilerim

Sana zorsa bırak yanayım
Kolaysa esirgeme

Hayat boş geçti
Geri kalan korkulu
Her adımım dolu olsa
İşe yaramaz katında
Biliyorum
Bağışlanmamı diliyorum 

Cahit Zarifoğlu


18 Ağustos 2011 Perşembe

Kayıp Parça

Aslında hepimiz kayıp parçalardan ibaret değil miyiz..
İnsan Kuran ve Kainat üçgenindeki kayıp parçaları birleştirip şifreyi çözmekle görevli değil miyiz...
Biz,insanlar kimimiz biraz eksik,kimi biraz fazla kimi teslim ve hiçlik makamında ''yuvarlanmakta''ve daire tamamlamakta değil miyiz...
Köşelerimizden kurtulmak,renksiz şekilsiz,aziz olmaya talip değil miyiz...
Kendi hikayemizde ''düşe kalka'' yontulmaya,şifreyi içten tekrarlaya tekrarlaya yürümeye mecbur değil miyiz..
Ölmeden olmaya istekli değil miyiz..
Kendi küçüklüğümüzle bir köşede acaba sizin parçanız olabilir miyim,derken ne kadar da çaresiziz..
Ve yalnız kala kala Kim'imizle kimsesiz...
Bence kendin halletmelisin diyene,önce küskün sonra müteşekkir...
Rab elimizden tutmazsa ne kadar aciziz...
'But I have sharp corners'mazeretlerimiz..
atrective and flashy gayretlerimiz...
a missing piece cant roll by itself,yersiz kabullerimiz...
Olmamak için onca gayretimiz,birine yamanma isteğimiz...
Ve biz üsve i hasenenin izinde ahseni takvimiz...
ACİZİZ..
Beni bu düşüncelere gark eden,ama hayatın kitabını okumuş gibi hissettiren kısa video:



Hayatımın tam da şu döneminde,ummadığım yerlerden beni tamir eden,ömrümü ömür eden Rabbi Rahimime sonsuz hudutsuz hamdler...Evlere kapılarından giriniz ayetini Allah a velileriyle yaklaşınız diye açıklıyor Mevlana,karşıma çıkarılan heybetli huzur kapıları için şükürler...Biz kapı çalmayı bilemezdik,kapı içerden açılmasaydı,biz beklemeyi nerden bilirdik,Rab zamanı yaratmasaydı,teselliyi coşturmasaydı...18 Ramazan 1432

7 Ağustos 2011 Pazar

Tuhaf Bir Dua

Bir davet...
Tuhaf bir rehavet..
İçim kıpır kıpır hem,
Hem buz gibi bir haşyet..
Her şeyi sen ayarlarsın madem:
Ya Hak,
üzerime indiriver Rahmet...
Cümlelerim 
uzuyor gitgide,
yok açılmak 
değil bu
sen sırlardan hoşlanırsın,
geç de 
olsa
 anladım
o zaman 
bana 
yardım et!!!

1 Ağustos 2011 Pazartesi

Şehr-i Ümmet-1



Ramazanla ilgili söz dizilmiyor dilime,yutkunuyorum..Pınar ne güzel anlatmış,Allah hepimize yaşatsın.Gecesi,gündüzü,iftarı sahuru teravihi sabahı kah kızgın bir alevle yaksın içimizi,kah rahmet yağmurlarıyla serinletsin,kalp yansın,göz ağlasın...Ramazan mübarek olsun ümmet i  Muhammed e.....Hilal de bir ramazan yürüyüşünden bahsetmiş ki,ümmet sınavı...

Bir laboratuvar ramazan,insanla namaz,oruç,sadaka,fitre hatta mümkünse umre birleşsin ortaya kul çıkar mı,kul fıtrata ulaşıp da fıtrat bayramı kutlanır mı?Tepkimeye bırakıldık bu vesileyle,tefsir derslerimiz de yok,ramazan boyunca,elimizde fezkuruni ayetleri,ağır...İçimizde resul açlığı,hasret...Bilemediği bir tada mübtela,müştak...Allah nasip etsin sonuna mağfiretle erişmeyi....Ne güzel cümle beden ruhun avuçlarının içinde,ne güzel olur gerçek olsa...Duayla....
Ramazan Duası:


BİSMİLLÂHİRRAHMÂNİRRAHIYM,
Allâhümme inni es’elüke bismikel hüsna. Yâ Allâh, fa’lem ennehû lâ ilâhe illallâh
Yâ Rahmân, errahmânü allemel Kur’an
Yâ Rahiym, ve kânellâhü Ğafûrar Rahıymâ
Yâ Mâlik, mâliki yevmiddin
Yâ Kuddûs, el Melikül Kuddûsüs Selâm
Yâ Müteâl, fe teâlellâhül melikü hakk
Yâ Selâm, vâllahü yed’û ilâ dâris selâm
Yâ mü’min, el Mü’minül Müheyminül Aziyz
Yâ Aziyz
ve kânellâhü Aziyzen Hakiymâ
Yâ Cebbâr, el Cebbârül Mütekebbir
Yâ Hâlik, fe tebârekellâhü ahsenül hâlikıyn
Yâ Musavvir, hüvellezi yüsavviruküm fil erham
Yâ Bâriül Musavvir
Yâ Evvel, hüvel evvelü vel âhiru vez Zâhiru vel Bâtin
Yâ Şekûr, inne Rabbenâ le Ğafûrun Şekûr
Yâ Vedûd, ve hüvel Ğafûrul Vedûd
Yâ Zâhir, vez Zâhiru vel Bâtin
Yâ Kâimen bil kıstı lâ ilâhe illâ hû
Yâ Hayy, Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm
Yâ Aliym, Yâ Basıyr, innellâhe basıyrun bil ıbâd
Yâ Haliym innehû le aliymün haliym
Yâ Hakiym, ve kânellâhü aziyzen hakiymâ
Yâ Keriym, innellâhe le Ğaniyyün Keriym
Yâ Kâdir, kul hüvel kâdiru alâ en yeb’ase
Yâ Muktedir, ınde meliykün muktedir
Yâ Bâis, innellâhe yeb’asü men fil kubûr
Yâ Râzık, vallahü hayrür râzikıyn
Yâ Vâris, Ve LillÂhi miyrâsüs semâvati vel ard
Yâ Kaviyy, innellâhe le kaviyyün aziyz
Yâ Şehiyd, innellâhe alâ külli şey’in şehiyd
Yâ Mübdiü, innehû hüve yübdiü ve yüıydü
Yâ Razzâk, vellâhü yerzüku men yeşa
Yâ Tevvâb, innellahe kâne tevvâben rahiymâ
Yâ Vehhâb, inneke entel vehhâb
Yâ Celiyl zül celâli vel ikrâm
Yâ Cemiyl, fasbir sabran cemiylâ
Yâ Vekiyl, ve kefâ billâhi vekiylâ
Yâ Kâfi, ve kefallâhül mü’miniynel kıtâl
Yâ Veliyy, vehüvelveliyyül hamiyd
Yâ Rabbi, fe tebârekellâhü rabbül âlemiyn
Yâ Ğaniyy, vellâhül ğaniyyü ve entemül fükarâ
Yâ Şâkirü, innellahe şâkirun aliym
Yâ Hallâk, vehüvel hallâkul aliym
Yâ Muhsin, vellâhü yuhibbül muhsiniyn
Yâ Kadiyr, vellâhü alâ külli şey’in kadiyr
Yâ Mufaddil, vellâhü zül fadlil azıym
Yâ Mütimm, ve yütimmü ni’metehû aleyk
Yâ Müızz, tüızzü men teşâü ve tüzillü men teşâ
Yâ Refiy’u, refiud deracâti zül arş
Yâ Şefi, men zellezi yeşfeu indeh
Yâ Kebiyr, innellâhe kâne aliyyen kebiyrâ
Yâ Hakk, fe teâlellâhül melikül hakk
Yâ Berru, innehû hüvel berrür rahıym
Yâ Vitr, veş şef’ı vel vetr
Yâ Ğaffâr, innehû kâne Ğaffârâ
Yâ Ğafir, ve ente hayrül ğafiriyn
Yâ Hamiyd, tenziylün min hakiymin hamiyd
YâMennân, be lillâhü yemünnü aleyküm
Yâ Bâki, ve yebkâ vechü rabbike zül celâli vel ikrâm
Yâ Vâhid, kul hüvellâhü ehad
Yâ Metiyn, innellâhe, hüver razzâku zül kuvvetil metiyn
Yâ Hâdi, innellâhe yehdi men yeşâ’
YÂ Bedi’, bediy’as semâvâti vel ard
Yâ Aliym, âlimül ğaybi veş şehâdeh
Yâ Fettâh, ve hüvel fettâhül aliym
Yâ Muhıyt, vellâhü bi mâ ta’melûne muhıyt
Yâ Kâdi, vellâhü yakdi bil hakk
Yâ Samed, Allâhüs samed
Yâ Hasib, ve kânellâhü alâ külli şey’in hasiba
Yâ Nasıyr, ni’mel mevlâ ve ni’men nasıyr
Yâ Vâsiu, ve kânellâhü vâsian hakiyma
Yâ Kâhir, ve hüvel kâhiru fevka ıbâdih
Yâ kebiyr, kebiyrul müteâl
Yâ men leyse lehû veledün, lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad
Yâ Men Leyse kemislihi şey’ün ve hüves semiul basıyru ni’mel mevlâ ve ni’men nasıyr
Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azıym.


4 Nisan 2011 Pazartesi

Konya....

     Mesnevi nin kapağı bir farklı açıldı,cumartesi gecesi,çekingen,ürkek,Mevlana m yarın sana gelmek istiyoruz,ama nasıl bilmem...Bir güzel dostun geniş gönlü,daveti senin gibi deryaya varmaya vesile olur mu ki...
El cevab:Öl!Hiç değilse ölmüş gibi yap,yarı akıllı balık ol...
....
     İnsan bir günde bu kadar dinlenir huzur bulurmuş.Tatile günlerin ayrılması ve kifayetsizliği,huzur bulamayan aç ruhların huzursuzluğuymuş.Büyük ruhların yanında yöresinde dolaşmak tarif edilemezmiş..
     Aynur Anne..Huzuruna kendinden daha layık nicesini önüne dizme,hatıra biriktirme,ah etme,yad etme,kuzum nidası isteme...
     Şems i Tebrizi..Bambaşka,gizemli,güneş gibi aydınlık ve sıcak,Mevlana nın son kademi,güneşi,batan güneşi,pencere önünde bir Kur an,hoca usülü bir tefeül,parmağın işaret ettiği kelam...Şems..
     Mevlana..Huzur u pir..Korkarak girilen,anı kapıları,ve o ne heybet,ve karşısında liyakatsizlik,küçüklük,acziyet...Ney,bişnev...ney...
     Düğün..Şeb-i Arus..Ölüm..Düğün de en az ölüm kadar dua içermesi gereken bir ritüel belki,ölüm de düğün olsun diye..Bu düğün ne ah ettirdi,geçmişe..Evliyalar,kızı damada emanet eden bir manevi babanın himmeti var düğünde,bol bol dua...
     Dua...Yanına isim isim sevdiklerini alma,onların yerine içilen birer yudum sudan,kanma..Ve bir telefon hisseden kalpten:Hangi camidesin?Şems desem...
     Üçler..Bir medeniyetin tüketilemeyen izleri..Hacı Veyis Efendi,ve muhsinesi Fatıma,Veyiszadeler,Büyükkörükçüler,Ali Ulvi Kurucular...Kabristan,Yeşillik ve Hızır..Tanımadığımız bir cenaze,namazı,teşriği,arkasından yürüyüşümüz ve toprağa girişi bir insanın,ıslak toprak,soğuk toprak,ölüm dersi devam etmekte...
     Ladik...Hızırla sohbet hayali,köşede eski bir sandık,o tatlı oda,kendi köyü gibi insanın,uzakta kuyu,Hızır ın açtığı,hala buz gibi kaynıyor suyu..Ağaçlar çiçeklerini sığdıramamış dallara,hava ise buzdan berrak..
     Hoca,yolda yanımızda sesi...Ölüm ve ölmek üzerine..İhtiyaca binaen,etem ve İbrahim üzerine,kabe,hatta çekirdek ve hizmet üzerine...Her kelime ayarlanmış,ezelde...Şems in yanına girerken,imam vaazdaydı,kapıda duyduğumuz ilk cümle,şu latifenin güzelliğine bakın:))
     Çok olan şeyler hiç anlatılamıyor,şimdi fark ettim bir kez daha...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...