ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

zıtlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zıtlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2014 Pazar

Ramazan 15 zıt

Dün yine kaybettim kendimi Kabe'nin içinde. /kalbimin icinde/
Oluyor bazen böyle..
Zaten yön kavramim zayıf..Kıbleyi zor bulurum kiblenin dibinde.
Her zaman açık olan bir kapıyı bulamadım. Kapı duvar olmuş.gercekten.
Ben inanırım böyle şeylere.
Namazı say alanında kıldım.
Oluyor böyle şeyler biz kosturup dururken giriyor ve çıkıyor vakti namazın , nerdeysen orda kılman gerekiyor.
Say alanı soğuktu. Önce güzel. Sonra biraz esinti. Sonra bildiğin içime işledi soğuk. Kıyam uzundu, sureler uzun yolculuk..efendimizin gece yürüyüşü İsra, Mescidi Aksa, Musa'nın Hızır la yürüyüşü Kehf, sabredemezsin dedi üşümüşüm. Dışarı çıkınca fırında yolculuk, taa cenneti ma'la ya kadar..incelikli Türk milleti ma'la ya Mualla diyor Hatice annemiz orda diye, yukarı mahalle bahcesi demek oysa cenneti ma'la...yürüdüm...Filistin sokaklarında Tevrat okuyan yahudileri de düşünerek..Bangladeşli kardeşlerden bişeyler aldım. Üşümem geçmedi.
2 ,5 saatlik soğuğa maruz kalmanın bedeli olarak 5 saattir sıcağa maruz bıraktım kendimi. Damla damla çıkıyor soğuk, saflasa saflasa , süzüle süzüle...Şimdi ey kendini 1.kattayken 2.katta zanneden ve yolunu bulamayan sen, buna,
Bedel de, her şey ziddiyla kaimdir de, ziddiyla temizlenir de, daire felsefesi de , ne dersen de...her yaşadığın zorluğu buna mukayese edebilirsin..zamanında maruz kaldığın zıddı na...
Inkisar ı yazmıştım halbuki dünün kelimesi, yok göndermiyor. Benim taslakta bekleyen yazılarımı genel de bunlar oluşturuyor benim gönderdiğim ama bloggerin gondermek istemedikleri)) Vardır bi hikmeti diyorum. Bunca terlemenin...

24 Mayıs 2014 Cumartesi

Uykuyu bölünce

Uykudan sonra
Elimde kalan
Hayatsin sen

Yeniden başlamaya
Değer ellerin
Icimde olunca
suya dokunmaya
alıp yüreğine serpmeye
bir karara varmaya
onu bulup barındırmaya
tutup cevrelemeye
güneş
ışığı beklemeye
böyle olunca

Ey leyl sultanı
Uykumu bölünce
Sen in nefesin
Duhaya yetişiyor
Bakışı kalbimin
Kabûl ettim
Acele ettikçe ben
Hiç
Yetisemedim..
kolaylaştırmana talibim
Sabah dar
Vakitlerimi
Gece kısa
Kelimelerimi
Gündüz ağır
Yüklerimi

Ruhundan bir nefes
Ruzgarindan bir ses
Rayihandan bir hisle
Sen HAYat
tut ellerimi
Bak kuyusunda bir gulam
Kalbimin
Daldır sarkit kovanı
Varsın kirilsin dikitlerim
Ben bu kokuya
Aşık değil miyim..

Her acı
daglanir da
Bir dağa yaslaninca
Bir hurma ağacına
Asılır
Unutmak istediğimiz
Adımız ya da
Yaşam agrimiz
Daglanmaz
Aşık olmayanın
Acısı
Onun için
Bir dağ başında
Yani yalnızlıkta
Yani bir başıma
Yani De ki ,O
Dediğin yerde
Bir tek
Ateşin lazım bana...

Uyandım
Suyun ve ateşin
Hatrına
Medyenle Turun
Tüm yürüyüşleri
Bilmediğim
Ruhumun
Hirayla Sevrin
Yalnizlikla zikrinin
Kokunla korkunun
Yolla refikin
Ve senin
ikiledigin ve tek bıraktığın
Ne varsa
Yemin ettiğin
Bir deve yavrusuna
Örneğin
Tan yerinin agarmasina
Zamana
Benim bilemedigim
Zamansizliga
Ermegi dilerim
Kolaylastirmani..

Ve leyl sırrına
Yürümeyi
Isra ile
Yükselmeyi
Kuyumdan
Uykudan sonra
Miracdan önce
Ölmeyi dilerim
Ölmeden önce...

11 Mayıs 2014 Pazar

Ayrılma vakti

Sevgili Günlük,
Madem her an bir yaratilistayiz her an bir firaktayiz öyle mi?
Öyle de bunu neden her an anlamaz da ille bir senaryoya replige aynaya fotoğrafa bir dizi resmi işleme muhtac oluruz.Acizlik budur sevgili günlük, ancak sözlerle bildiğin hakikattir aşk ise kuşları kiskanmaktan öte bir kalp acısı..anlamak anlayacağın..
Firaktan mi şikayet etmedesin günlerdir kendi kendine fefirru diyen ey, deme bana. Anın da hatırı vardır. Zamanın zamansizligin..nageh dedi bana zaman, zamansız bir apansizlik benimkisi sen bana bakmamayi öğrendin. Öyle yap o zaman.
Şehirlerin ulkelerin sur kapıları yok artık. Sembolik kalanlar bile nasıl kıymetli benim için bilsen buyucek bir kapının altından geçmek ve hıtta demek, siginmak af dilemek bir yerden bir diğerine geçmek ..ama kapıdan...burasını tam anlatamam. Belki ben de anlayamam çokça kendimi ,O bilir. Iste öyle. Modern zamanlar , pasaport tarihimiz dolmuş. Değişmek gerekiyormuş.

Kuşlar uçar kiskanirsin
İçin yanar geri dön.       

Ara fon olsun.Esgalimin tam bilinmesi gerekiyor kuşlar gibi değiliz işte pecesiz, biometrik hesaplamalarla ayırdedilen kimliklerimiz var.Kaslarimin ucu ve elmacik kemiklerim görünmeli ve tebessüm etmemeliymisim..Şimdi yeniden,

Kuşlar uçar kiskanirsin
Icin yanar geri dön.

Herşey tamam. Iki dizimde iki çocuk, yüzlerine güneş vurmuş karanlık bir oda, nasıl mutlular,  herkes birseyler dolduruyor boşlukta, kimbilir ne hikayelerle gelmiş bunca insan, yabancı bir tini gibi türkçe konuşuyorlar. Sekize sıra gelmedi mi diye  mutemadiyen bağırıyor bir amca, amca nerelisin sen diyor biri, urfali! Hay ağzını opeyim! Araplar bunu ceviremezler, ben de ceviremem ,bir dilin başka dile cevrilemedigini evrilemediğini gün be gün ogrenmekteyim. Sıra bize gelmiş. Ama bir sorun var. Nüfusa kayıtlı olduğumuz yerlerden en küçüğü ortadan kalkmış,  işte bir yabancilik hikayesi daha, baharli denen bir yermis, kim bilir nicedir orda bahar, kayisi agaclari da ortadan kalkmis midir, apartmanlara tirmanmis midir baharlililar asansor yapmis midir?  Degismesi gerekiyormuş kimliklerin, hiç gormedigim baharliyi mi geçen zamanı mi işlerin bitmesini mi dusunmeliyim..Akmaliyim..Bir fotoğraf daha..Ne kadar zaman olmuş acaba ben fotoğraf cektirmeyeli? Yabancilik 2..Kaşimi yanagimi cekistirmeden bir fotoğraf daha..Kimlik için 2001de çekilmiş bir halim var simdikinin üzerinde, verilme nedeni evlilik, ben kendimi o sanıyorum o da belki ben sanıyor ama ikisi de değilim biliyorum. Yabancılık 3.Şimdi bu eski fotograf nasıl uzak ve ne yakın..Yeni evliyim, bir tuhaf telaş var yüzümde bir beğenilme isteği, biometrik bile cekilse belki tutmaz şimdiki halimi, o kadar diyeyim..1 aylık bir alt yazı tamamlıyor fotoğrafı,- hocam bu siz misiniz? -Gençliğim mi desem?-Yok da hocam bakışlar değilmiş , ne kadar değişmiş!
Yeni ve telassiz ve rötuşsuz halimi satın aldım. Alan memnun satan memnun, demem o ki sevgili günlük insan ne karmaşık, hem memnun değilsin kendinden hem gençlik kayıp gidiyor ellerinden..
Bir de sevgili günlük, verildiği yer cidde yazıyor ya çok yakışıklı duruyor, bir de son pasaport tarihime 31 agustos 2017 yazdılar da içime dokundu. Mahdut süreler de insanı çok korkutuyor. Sayılı gün çabuk geçer diyorlar ya, saymaya korkuyorum. Demem o ki sevgili günlük karmaşık bir içten sesleniyorum. Bir yandan ezan sesi geliyor..Her şey yeniden başlıyor ya o zaman..zaman falan da gidiyormuş ya, bir ses şöyle diyor , son fon

Yağmur yağar islanirsin
Kapim açık geri dön
Kuşlar uçar kiskanirsin
Icin yanar geri dön.


28 Haziran 2011 Salı

Bizim Taifimiz Ne?

        Yusuf 'a sultanlık kuyudan gelir.Ayağa düşen başa gelir.Bu böyledir.Hayat bir dairedir.İnsan bulunduğu sınırın tam karşısındaki noktayla denenir.Fe etemmehün ayetinin sırrına,başı sonu birleştiren,iki zıttı bir noktada tutabilen erer.Yüzünden nur akan peygamberin ayaklarına Taif te taşlar değer.Ayağından kan akarken o zürriyet duası eder..Bir hüzünlü anış sırasında aynı ayaklar Kudüs e Sidre i münteha ya,ve bilinmezlere değer.Göz kabe kavseyn  yaklaşır da Rabbe ,şaşmaz,kaymaz,tıpkı ayaklar gibi.Göz ayağın istikametini belirler demek ki...
          Sahi,bizi miraca çıkaracak bir Taifimiz var mı bizim..Dertsiz insan olmaz derler de,nedir Taif imiz bizim..Derdi ivazsız garezsiz bir güzel hüzne çevirip,'eğer bana dargın değilsen çektiğim hiç bir şeyden gam yemem' diyebildik mi hiç?Hüzün ki kalbe konan güzel kanatlı kuş,kanatları duadan...Hiç kimse kendi kendine sorununu çözemez,beni bana bırakma duasından çıkamaz mı bu sonuç da,içerdeki Allah çözer,değil mi ya...Kimse kendi ayakları üzerinde duramaz diyordu ya bir psikolog,ve biz kabul ediyorduk o deyince,gece yatarken duayı düşünmeden efendimizin,yüzümü sana döndüm,sırtımı sana dayadım,işimi sana havale ettim,kendimi sana teslim ettim....Fem i saadetin ıslandığı dualar bizim terapi yağmurlarımızdı, bilemedik..Şimdi bir burak bir refref isteyen şu kafesteki ruhlarımıza,Taiflerle dokunacak mirac...Açalım yaralı kuşların kafeslerini,istiğfarla ilham alarak Adem e bahşedilen kelimelerden.''Allah ım biz kendimize zulmettik,sen bağışlayıp affetmezsen hüsrana uğrayanlardan oluruz..''Tahiyyat mayası olsun namazımızdaki miracın,namazımız miracımız olsun,gök penceresi,ilaç gibi günde en az beş defa..Haddimizi bilelim,derdi ortaya döktükçe,gizlice yalvar yakar,Amener resulu kolyesini takalım boynumuza,bize çekemeyeceğimizi yükleme....
           Sahi ne bizim Taif imiz,hayatın köşe imtihanları can,mal,evlat mı..Hastalık,borç,çocuk mu?Eş mi,eşsizlik mi,ayrılık mı ölüm mü,tutunulan tüm dünya dallarının kırılması mı..Tebliğ derdinden ne kadar da uzaklardayız değil mi,bir insan daha bulamadı hidayeti diye ne zaman ağladık acaba..Olsun kendi kendimize ağır dertleri yerine teslim edince,inşallah derdimiz Allah olsun..Ümmeti Muhammed e duamız kendimizden çok olsun.Efendimizin yaşamadığı hiç bir imtihandan geçmiyoruz,tesellimiz O olsun...
           Mirac gecemiz bereketli olsun.Bize de kabımızca miraç nasip olsun...

13 Şubat 2011 Pazar

Her İşaret Aynı Yönü Gösterdiğinde


Kadın-erkek-çocuk-sevgililer günü-aşk-kalp-elbise için bir de burası geldi.Ardından,sevgili,en sevgili için burası...Ne iyi geldi...

Çocuğun var mı?

Çocuğun mu var.............boşluk doldurma etkinliğinde aklıma ilk gelen çocuğun var mı etkinliği oldu...Çocuğu olan olmayan herkesi kapsayacak bir etkinlik bu çünkü.Çocuk,iki zıddın birleşmesinden ,yanyana muhabbetle tutulabilmesinden ortaya çıkan ürün çünkü...Amel çocuğu var mesela nefsle,ruhun,emekle niyetin birleşiminden ortaya çıkan..Her amel bir çocuk,her çocuk bir amel...Nereden anlıyoruz,Allah ın Nuh as.ın inanmayan ve dalgalarda boğulan oğluna duası üzerine,amelün gayrı salih,o senin ehlinden değil,o salih bir amel değil demesinden...Hatta mallarınız ve çocuklarınız sizin için ancak bir fitnedir demesinden.Fitne,ateşe tutma hali,rengimizi,madenimizi belli eden...Hayattaki her şeyi önem derecesine göre sıralamayı sağlayan,neyi öncelediğimiz ve neyi arkaya attığımızla ortaya çıkan...İyi bakalım bize sunulan nimetlere,şükür kapısı olup Rabbe mi götürüyor,oyalanma kapısı olup günümüzü mü tüketiyor?




Çocuklarımız salih bir amel mi,ya da amel çocuğumuz var mı gittikçe büyüyen,yanımızda,gelişen,emek verdiğimiz,her gece ihtimamla üstünü örttüğümüz,yemeyip yedirdiğimiz,aman zarar gelmesin dediğimiz..Zikir çocuğu var mı kalbimizde,emzirmeyi ihmal etmediğimiz,40ını,6 ayını,konuşmasını,yürümesini,koşmasını beklediğimiz...



Allah çocuğun var mı demeyecek,ama amelin var mı diyecek...Allah hepimize nur topu gibi amel çocukları versin...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...