ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

Kur'an etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kur'an etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Kasım 2017 Pazar

Nisa...

Bir dünyaya iniş hikayesi nisada, bir bölünme.. bir çoğalma.. Bir gurbet dunya bir gurbet kadın.. Bir sıla, nefsi vahide..
Vahdetten kesrete adım adım insanlar arası düzen, haklar.. Yaşarken ve ölürken hukuk.. Hiç bir boşluk kalmaksızın..Ve hep takdir edilen bir nasiple...
Önce nefsi vahide..vahdet..
Sonra besse.. dalga dalga yayılma.. kesret
Sonra düzen, insanlar arasındaki haklar, hukuk..
Insan muhtaç bir varlık ,
Iki şey için birbirinizden istersiniz dedi Allah,
- Allah için
-Erham - Akrabalık hakkı için
Sonra hükümler, yetim hakki,kadın hakkı, miras, evlilik, boşanma, kimseyi kimsesiz bırakmadı. En zayıfın hakkını tuttu önce.. Kalbi hasyetle titreten ayetlerle korkun,taa niyetlere iç seslere takva dedi ..
Yaşadığımız hiç bir şey basit değildi, sözün ağırlığı niteliği , akti ve bir tutuculuğu vardı.
Nikâh sözlü bir akitti, gönlü almak için mağruf,kerim; bir açığı kapatmak için sedid, kalbinde sıkıntı olanlar için belig bir söz gerekliydi.
Toplumsal düzenlemelerden sonra Allah beyan ederek, hidayet ederek  tevbe nasib ederek hafifletmek istiyor dedi ayetler..
Şehvet ehli ise,dünyanın  kendilerine süslü gösterdiği mal, mülk, zinet,ev, araba, lüks rahat konfor statü karşı cinsle münasebet batağına kendi battiklari gibi herkesin de batmasını büyük bir meyille ister..
Demek ki ehli şehvet, yani şunlar bunlar değil sadece benim bir cüzüm, Allah ın istediği yerde değil.. o cüz benim kacta kaçım, işte tüm bu beyanat beni şehvetimden, hakkı batıldan ayırmak için..
Üzerimde ağırlık, sebepsiz sıkıntılar buhranlar, ibadet ettirmeyen ye's, teheccüde kaldırmayan uyku, tahammülsüzlük sabırsızlık varsa, o zaman  yeniden bir bakmalıyım kaçta kaçım namaz kılıyor, kacta kaçım gercekten tevekkülle iman ediyor benimm..
Enfüsî, içsel düzenleme böyle iken yeniden insanlar arası bir düzenlemeyle
Mallarınızı batıl yolla yemeyin , ancak rızayla...
Nefislerinizi öldürmeyin
Allah'ın her alana ayrı kuralı yok demistik.
Kun fe yekûn... ol der olur..
Bu kuralların hepsi maddi hayatta geçerli olduğu gibi manevi hayatta da geçerli.. Bakış mimik vermek almak fedakarlık ya da istek hepsi bir alışverişten ibaret.. vererek de alarak da zulmedebiliriz , zulmederek hem kendimizi hem o kişiyi içimizde ya da onun içinde öldürebiliriz.. Ya lillah vermek ve vakar, ya istiğna ve tevekkül..
Zulüm ve aşırılıkla böyle yaparsanız ateşe yaslanisinizi kolaylastirirsiniz dedi.. Kolay mı bu ince çizgide yürümek.. şehvet tuzaklarına basmadan incitmeden incinmeden yürümek..
Işte Rahmeti yetişti, kim de yasaklanan şeylerin büyüklerinden sakınırsa , niyet ve gayret gibi kocaman bir alan açtı bize sakınma takva karşılığında, Kerîmce bir yer vaad etti..
Yürüyoruz.. hayat bu yürüyüşten ibaret , takva dikenlere takılmadan, sırat rikkatle yürümek.. Yürümezsek yurutulecegiz.. Yüz üstü düşmek, emeklemek sürünmek de var , hem burada zillet hem orada yorgunluğu geçirecek kerim bir yer değil varılan, yaslanılan bir ateş...
Mutlu evlilik araştırmaları var mesela.. Bütün araştırmacılar evlilikle baslayan süreçten alıyor  veriyi.. Halbuki kaç vaka gösterdi Allah , mutlu evlilerin öncesine dair bir temizlik var.. Haram bakıştan bile sakınmış olmak , bir rahmet olarak dönüyor hiç tanımadığın biriyle aynı evde yaşamaya başladığında, Allah'ın  katındaki bir ahitle..Aşık olmak başka türlü bir temizlik, burundan gelir cinsten :)
Sonra ... Allah'ın bazınıza verdiği fazlı temenni etmeyin. Allah'ın fazlından isteyin dedi Allah...
Bütün hayatım bir sabun köpüğü oldu bu ayetle.. Zaten su üstüne yazı yazıyordum. Hayatım bir film şeridi gibi geçti gözlerimin önünden..
Ilkokuldaki süslü kızın dantelli çorabı, kuzenin sarı saçları, öbürünün yeşil gözleri , arkadaşın  mülayim babası, kendinden emin annesi, birinin dersleri, diğerinin özgüveni, kıyastan geçmeyen bir zerremi bırakmış mıyım acaba, ya ellerin eşleri........ "
Herkes kendi ilmihalini kulluğunu okusun dedik. Kendi kulluğunun nerede durduğunu, kâfir nefsini  yani.. Kâfir deyince neden ağır gelsin.. Kâfir gerçeği örten demek.. Eline avucuna doldurduğu boyunu aşan nimeti görmeyip beğenmeyip ben şunu hak ediyordum diye bilmediğini temenni etmek zaten kelime anlamıyla desteklenen boş hayal , hüsran ,hayal kırıklığı, isyan..
Onun karşısında Allah'ın fazlından istemek var.. Ah vah etmek degil, bu ne büyük güzellik Rabbin sunduğu  .. Ben varım ben burdayım karîbim yakınım diyor..
Kula düşen şeytan gibi mey'us olmak değil,odun  gibi kırılıp kalmak değil, cılız olup saga sola savrulsa da boynu egik bir ekin gibi  umutla ve bütün halini Allah a götürerek dua etmek,yağmur günes yaz kış O nunla olmak, çalışmak çabalamak.
Bütün dünya bize çalışırsan başarırsın diyor..
Çalışırsak kazanır mıyız..?
NASIB...
Surenin en başında fırlatılmış bir ok her ayetle , razı mısın diye soran..
Süre herkesin hakkını teslim edip yerine koydukça, içimizde kaynayan binbir fitneye tabi duygu.. yerini beğenmemek bizim melekemiz haline gelmiş..
Allah en temel ayrılık yeri olarak kadın ve erkeği koyuyor önümüze.. Her şey çifter çifter eş ya..
Kadın için de erkek için de herkese kesbettigi vardır demedi. Kesbettiginden çalıştığından emeğinden bir nasibi vardır dedi..Nasib Allahın elinde , kesb kulun , kesbetme becerisi yine Allah vergisi ve vehbeden yine Allah.. Kul ne ile övündüğüne baksin.. "Çalıştım emek verdim dişimle tirnagimla kazandim."
Ehlektu malen lubeda...

Süreyi ilk okudugumda tefsirine başlarken her ayet , nasib... demişti.. Şimdi kuvvetle tamamlıyor nasib ne rızan var mı...

9 Haziran 2017 Cuma

Aşk ı mecazi

Bir şeyin hakikatinin mihenk taşı nedir?
Kuran ve sünnet, öyle değil mi..
Bilmiyor muydum, yoo elbet öyle biliyordum..Bu bilgi kadim, kaim de , işte insan, bir gün birden hiç bilmediği başka bir bilgiyle biliyor ya onu, o bilgi onun oluyor sonra, oluyor da bitiyor mu , bilakis yeni başlıyor, bilginin derecesinin tespiti ve tahlili ve dahi tahkiki gerekiyor, ilmel yakin aynel yakin hakkel yakin...
Aşk -ı mecaziyi biz Kur'an da nerede görüyoruz?.. Canım sure-i yûsuf u dinlerken bu yıl teravihte,- ille teravihte çünkü kıyamda dinlenen Kuranın başkaca bir etkisi var-ki ben dünyanın bütün acıları dedim Rabbim bütün herseyin tafsilati dedi, aşk neredeydi?
Yusuf ve züleyha kıssalarımız destanlarımız menkıbelerimiz hatta romanlarımız var.. Ama Rabbin kelaminda
قد شغفها حبا
dan başka ne var?
همت به و هم بها
var...
"Kadını aşk sarmış " diyor şehrin kadınları..
"O ona o da ona meyletti" diyor Allah, velev ki Rabbin burhanını görmeseydi..
Bu kadar.. Ve Rab , koruyor ihlaslı kulunu, ihlas mı aşk ı mecazi mi?
Zindan bana daha sevimlidir diyor yûsuf...
رانيه و اكبرنه
diyor kadınların Yusufu görünce tepkilerine, onu gördüler, gözlerinde büyüttüler, bu bir insan değil melektir dediler.. Bir insanın dış görünüşü, Rab yaratmış ahsen bir biçimde, ama ahsen dediği yusuf değil, onu büyüttü gozlerinde elini kesen kadınlar diyor,ahsen dediği kıssa..
Rabbin anlatması muradı güzel..

Sonra... sonra düşündüm Süleyman ile Belkıs.. Eski evimin kütüphanesindeki aşk kitapları:) geldi aklıma, yusuf ile züleyha, süleyman ile Belkıs, ferhat ile şirin, kerem ile aslı...
Farkettim ki ben güzel ülkemin bir çok genç kızı gibi , hayatın en büyük hakikatini aşk zannederek bir 30 yıl geçirmişim,  aşkı hakikiye aşkı mecazi ile ulaşılır ancak demişim..
Belkısın cümlesi şöyleydi aslında :
"Ben Süleyman ile birlikte alemlerin rabbine teslim oldum..."
Bu kadar.. Gerisi belkısın Rabbini buluşu..

Şuayb as kızının Musa as ile evliliği var.. Babasına onu yanına almasını tavsiye ediyor, Şuayb as kızı, ve bu sahnelerde en çok "edebli kız " nasıl olur sorularının cevabı var...

Velhasıl bizde büyük bir yanılgı var.. Aşkı anlayışımızda yaşayışımızda ve kitaba bakışımızda..

Ve Allah aramıza mevedde ve rahmet koyan, sevgi ve merhamet.. mevedde, ve rahmet..

Isra, kehf

Bir gece yürüyüşü, içimde hayali, ille dolunay , "seninle yürüsek
Dünyayı geçsek " diyen bir nur..
Kuranın tam ortası, sırrı.. Başı ortası sonu..
Bu defa koşar gibi yürütüyor bizi imam.. Ruhum mu hantal ben mi yetişemiyorum .. Bir dağı tırmanmak gibi hissediyorum israyi bugün, nefes nefese koşarak ..
Dua dua yalvararak,Mahmud makamı 'na ulastirilsin diye dua ettiğin bir sevgilinin yanına varmak için teheccüd kılarak, sana teheccüdü öğreten büyüklerine uyarak, işaret iz sürerek..
Fecr vakti Kur-an
Sabahın şehadeti
Makamı mahmud duası
Sıdk duası
...
...
...
Ve kehf.. işte gece yürüyüşünün sonu, bir mağaraya sığınıyoruz şimdi, imamda da o dinginlik.. sanki yani başımızda bir su kaynıyor usulca, yüksek bir dağın doruklarına doğru tırmanmışız, içimizdeki o gizli mağaraya sığınmışız, sevr mi nur mu .. yoksa adsız bir kuytu mu, yoksa heva işgalinden kurtardığımız bir toprak parçası mi burası..
Su sesi gibi Kur'an.. işte gençler işte duaları işte imanları, işte Hızır, işte Musa as, işte delik gemi, yıkık duvar ve katl.. işte hikmet işte sır...
...
...
...
Dün kunut duası yapmadık.. Kunut  can suyu..Bugün işte kaynağına yaklaşmışçasina.. Ama sonu.. krala dua.. ah ümmet.. ah ümmet ah ümmet...

8 Haziran 2017 Perşembe

Yûsuf, Ya esefa

Ayın on üçü..
Dolunay parladı..
Üzerimizden sağanak sağanak bir surei yûsuf gecti, ahsenul kasas, bu yıl Yâ esefa! Dünyanın bütün acıları bu sürede dedirtti, büktü belimizi ama derdi verenin dermanı kendi içinde, hem gizli hem aşikar, hem bir meyvanın özü gibi tatlı, ruhu gibi kokuluydu..
والله المستعان على ما تصفون
فصبر جميل
اني أشكو و بثي إلي الله
Sonunda her şeyi tafsilatiyla açıkladık dedi Rabbul âlemîn...

11 Şubat 2015 Çarşamba

Uhud...

Şimdi uhuddayiz..
Okcular tepesine yerlestirilenleriz belki , belki denenecegimizin bile farkında değiliz. Yay gibi eğri miyiz ok gibi doğru mu..Kalbimiz ganimet karşısında yamulur mu..ölüm korkusunda savrulur mu..
Elif gibi dimdik durmustuk oysa, savunmadan çok savasmayi seçmiştik. Kalplerimizi telif etmişti birbirine Rab, acaba ehillesmis miydik, birbirimize düşer miydik..
Uhud..herkesin bi ayrı yere savruldugu dağ. Efendimizin sığındığı yarık..Diş düşünce rüyada bir yakını kaybetmeye yorarlar ..feminden sızan gül kokusu bizim yüzümüzden mi..
Uhud artik sehidlik..Uhud şahitlik..kendimizin , sabitligi ve kaypakligi kademimizin..Denenmesi elifligimizin..
Acı...
Istigfar...
Tevbe...

25 Eylül 2014 Perşembe

Zilhicce

Kelimeler adımları düşüncelerimizin..kuran ın kelimeleri ise hem kalbimizin hem kalbimizin düşüncelerinin..Hac yaklaşıp yürürken Arafat a muzdelifeye minaya kendi içimize, Zilhicce gelince,hilal görününce ve bütün hilaller hac için olunca ille(Bakara "sana hilallerden soruyorlar, de ki onlar hac vaktini belirlemek içindir), soruyoruz içimize hac ne?
Biriyle mücadele etmek diyor sözlük, kiminle? Ibrahim den kalma mucadele olsa gerek bu yine Kuran'dan delille, İbrahim onlarla mücadele ettiğinde diyordu Kuran.Mihrab da harp meydanı demek tevafuk mu?islam kiliclarin gölgesinde sözünden  bunu  anlamislar mı Humanistler. .içimizde bir düşmanla savaşıp durduğumuzu...
Neden dağlara çıkıyor insanlar üzerlerinde iki parça bezle, kalabalik sıcak toplu yaşamanın binbir türlü halleriyle, neden taşların üzerinde yatacak, neden saatlerce yol aşıp 70 taş toplayıp üç tastan direği taslayacak 3-4 gün boyunca..kendine bakmayacak saçını taramayacak koku surmeyecek tırnak kesmeyecek hakkını bile savunmayacak cedel yok diye, niye?modern zaman insanın gittiği yerin tam tersine..tavaf edecek dönüp duracak say edecek bir zemzem bulma umidiyle, modern zaman muslumaninin ismail i ne kurbanı ne şeytani ne zemzemi ne?
Zilhicce 4 bugun.gunlerdir birer cumle yazabiliyorum.Efendimizin zulhuleyfeden kokulanip ihramlanip çıktığı gün bugün. .hayali Mekke ye yaklaşıyor gibi gelse kalplerimize...zu.. zulcenaheyn cift kanatli peygamberim...zu ..sahip, bulunan..zulhicce Zilhicce...hacca sahip olan haccı olan ay..geldi..
Hem en somut..hem en soyut yerindeyiz mekanın ve zamanın..
Hilal göründü..sel olup akmaya başlayacak insanlar birikiyor şimdi harem bentlerinin önünde..cemerat..Savaş meydanı..Arafat marifet, meşar şuur mekanı..
Hac hayattır demiştik. Hayat hac..Her daim haccimiz mübarek ola..Haccı mebrur hepimize nasib ola...

18 Temmuz 2014 Cuma

Ramazan 19 karınca-örümcek-kuş

0...و أن اتلو القرآن...
Bütün dünyam bu tilavetten❤ oluşsa, bütün yalancı golgelerden çeksem başımı...
Iste zemzem sırası, ezan okundu okunacak. Kenarda bekledigimi gören ihramli delikanli dolduruyor su kabımı..
Ona ecri Mûsâ diyorum. Iste yariliyor dünden bulutlar, kimi yüzler aydinlaniyor kimi karariyor beynel havf verreca..işte bir karınca vadisi önlemini alıyor suleymana İlm veriliyor " her sey" den önce..mektuba vurulan mührü dudagima kalbime istiyorum:
Bismillahirrahmanirrahim..
Iste Belkıs işte tahtı , köşkun avlusuna giriyor pacalarini sivayarak, say alanında yürüyorum mermerlerin altında balıklar mi var...
Iste Mûsâ..sandığa koyulusu, annesinin kalbi bomboş oluşu şu sinemde tasidigim, adım adım takip ettiğim, işte delikanlı işte yumruğu işte pismanligi işte affı işte yedi beyza...
Nil yanımdan akıyor bazen şerbet bazen kan...işte bir örümcek emek emek oruyor yuvasını bir uflemeyle yok olacak en zayıf korunagi...işte birakilmayisim denenmeden..işte merhameti ummeti vasata Rabbin..
Iste çabam gayretim ve işte ataletim iki elinin arasında zilletim..
Iste açım, susuzum katindan gelecek her hayrin fakiriyim. Iste yanımda ehlim, bir dağ basindayim bir kor hissetmeye içimde nasıl muhtacim...
Iste Firavun işte kuleler...
Iste nefs işte heva işte bahaneler...
Iste Yûsuf işte zindani kendimin işte tevili hadiselerin..işte kuyular kinimiz benim ve  kardeslerimin. Iste rüya işte bedeli aşk işte Burhan. Yanibasimda her muztar anımda duası Yakub as in..
أني أشكي و بثي حزني الي الله
Ve iki kuş uçuyor her ikindi sonrası ille,konuyorlar Kabe'nin köşelerine, kalbimin dört köşesi var mı? Mantikuttayri bilen bu kalp ne mahzun ellerimde...
Senden sana siginirim...Dua bu ya..
Ayetlerini göstereceksin ve biz taniyacagiz değil mi?

Lütfen keremen tanıt bize kendini, kavlini, hikmetini, sesini.. cahili olduğum seni...marifetini... magfiretinle...
Tilavet edebilseydim benim olurdu Kudüs benim olurdu Mekke , Medine..ya da ben onların olurdum...

❤ TİLAVET: Takip etmek, arkasına düşmektir. Râgıb'ın açıklamasına göre özellikle Allah Teâlâ'nın indirilmiş kitaplarını ya okumak veya içindeki emir ve yasağı, teşvik ve sakındırmayı dikkatle takip etmektir. Demek ki tilavet okumaktanbir yönden daha özeldir. Burada ise Cebrail aracılığı ile okumak ve indirmekten mecazdır.

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Ramazan 17 kesik

Bir yerim kesik de kanıyor gibi... Umre hayat..umre yara sarmak..Allah ın ipine sarılmak selamat..özgürlük kardeşlik ve barış için islam...
Ali Imran dan.. (Elmalılı tefsiri)

Şemmas b. Kays isminde bir yaşlı yahudi varmış. Küfrü ve müslümanlara karşı hiddeti, kini ve çekememezliği pek şiddetliymiş. Bir gün Evs ve Hazrec kabilelerinden birtakım ashab-ı kiram bir mecliste oturmuş konuşurlarken bu yahudi yanlarından geçmiş, cahiliyye zamanında aralarında şiddetli düşmanlık ve hasımlık bulunan bu kimselerin İslâm'dan sonra aralarındaki bu ülfeti, toplanmayı, düzelmeyi ve sevgiyi görünce: "Allah'a yemin ederim ki bunlar böyle toplandıkça, bizim buralarda rahatımız kalmaz." demiş ve yanındaki bir yahudi delikanlısına: "Haydi şunların yanlarına otur, yevm-i bûâsı (buas gününü) ve daha öncekilerini hatırlarına getir ve o zaman söyledikleri şiirlerden bazı parçalar da okuyuver." diye tenbih etmişti. "Büas günü" ise İslâm'dan önce yüzyirmi sene kadar birbirleriyle düşmanlık ve hasımlık üzere yaşamış olan Evs ve Hazrec kabilelerinin savaş yaptıkları ve Evs'in Hazrec'e galip geldiği son bir gün idi. Delikanlı dediğini yapmış ve derken bir münakaşa kapısı açılmış, iki taraf öğünmeye başlamışlar, nihayet bir çekişme, ağız kavgası olmuş, Evs'ten Evs b. Kayzî, Hazrec'den Hübar b. Sahr sıçramışlar, birbirlerine söz atmışlar, birisi diğerine: "İsterseniz bugün yine öyle bir gün yaparız" demiş. İki taraf öfkeyle gelmiş: "Haydi yaptık, silâh silâh, haydi zahireye, harre meydanına!" demişler, sözün kısası Evs kabilesi birbirleriyle, Hazrec de birbirleriyle birleşmişler, o sırada durum Peygamberimize ulaşmış, O

da yüce huzurlarında bulunan Muhacir ashab-ı kiramla birlikte onların yanlarına gelmiş: "Ey müslümanlar topluluğu!.. Allah Allah! Ben aranızda bulunurken de cahiliye davası mı yapıyorsunuz? Cenab-ı Allah sizi İslâm'a hidayet ettikten ve küfürden kurtarıp kerem (cömertlik) ve yardımıyla cahiliyyenin kökünü kestikten ve aranızı bulduktan sonra, yine eski küfre mi dönüyorsunuz?" diye nasihat edince, hepsi düştükleri tehlikenin bir şeytan tuzağı olduğunu anlayarak derhal ellerindeki silahlarını bırakmışlar, gözlerinden yaşlar dökerek birbirlerine sarılmışlar, kucaklaşmışlar ve Resulullah'a itaat ederek beraberce gitmişlerdi. Cenab-ı Allah bu şekilde Şemmas'ın fitne ateşini söndürmüş, bu sebeple hem Ehl-i Kitab'a bir öğüt, hem de müminleri onlardan herhangi birine uymaktan yasaklama maksadıyla hükmü âmm (genel) olan şu âyetleri indirmiştir:

Meâl-i Şerifi

98- De ki: "Ey kitap ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?"

99- De ki: "Ey kitap ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz hâlde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir".

100- Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar.

101- Size Allah'ın âyetleri okunup dururken ve Allah'ın elçisi de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle doğru yola iletilmiştir.

15 Temmuz 2014 Salı

Ramazan 16 yerleşik

Şu dünyada bir yolcu gibi ol
dese serin ellerin iki omzumdan tutarak
Kokunu içime çekerken her şey yerli yerleşik
Uzaklastiginda önüne düşüp agladigim eşik
Elimi tut ki
Erken doğmuş gibi bir his geç göçebelik
Civarında olduğun sereful mekan bil Mekin beyti Atik..

Evini boyamislar.
Önüne sofra kurmuş uzun uzak yollardan gelen vadi yorgunu atlılar adsizlar
Biliyorum komşusu olduğun şu evin yanından fışkıran su kadar görünmez ikramı var.
Ama iki buçuk yıl sütü bırakıp ihtiyacını gidermesi bir bebeğin,yükü ağır insanın, kendi, dağların da üzerinde bir hakkı var.

Bugün oturdum da baktım kara gözlerine uzunca
"Az"larin arasına girmek istedim.
Davud hanedanligina girmek hayal mi, dağlar ve kuşlara dedim, rüzgara dedim, beni de bakisiniza ekleyin..
Ve şakımaya başlayınca sesi en güzel sözün,
Evimi dedi,dönenler ve ayakta duranlar için temizle...
Dağlar kuşlar ve biz beraberdik de farkında bile değildik.
Yaşarken anlasilmiyor ki mahiyeti maiyyetin.
Kitap gibi durulunce gökler
Ey Bekke...
Ey kitabımı ilk okuyan şehir,
Ey küçük büyük her kelimeyi inceleyen murebbi
Ey kiyametten önceki kıyameti muminin
Ey hesaptan önceki hesap
Ey tazimi yüce şerefi büyük
Ey dağları dik yokuslari sarp belde
Ey insan üzerindeki Hakk ı yaratanin
Ey çöl ve deniz
Ey Nebi yi bağrında büyüten korunak
Ey magaralarina melek degmis sığınak
Ey cikarilmadan cikilmayacak anne kucağı Mekke..
Senin iklimin sureyi Hac iklimidir. Beni de bu iklime katman,yollar vadiler aşırman, kalpteki takvayi sinaman rahmettir rahmettir keramettir. Mücadele dir iklimin...Nidadir...Enbiya kervanidir..
Teslim olana kim bilir nasıldır,Verdiğin emniyetin tadı,kul olana nasildir şehadetin kalbe karışması...

Bugünün ganimeti Enbiya ve Hac..
Yerlesiklik,
Suyunun suyuna karışması havanın nefesine toprağın toprağına geleneğin damagina, dilin diline...kıldığın cenazenin tanıdık olmasi, içtiğin kahvenin helli,surmenin göze bakış olarak çekilmesi süs değil, buhurun içine od diye çekilmesi koku diye değil..ve gülümsemek küçüklüğüne, komikligine halinin, halkalar içinde bir zerre...ateş olsa curmu kadar yer yakan, ufleyince canı kalmayan kıvılcım..

"Biz her canlıyı su ile canlı kıldık"

Zemzeme çok muhtaciz...Tüm say'ımız tüm kosturmamiz bundan...

10 Temmuz 2014 Perşembe

Ramazan 11-cenne

Bir bez parçası hayal edin
Yok öyle pacavra değil
Dörtgen kesilmiş, çift taraflı dikilmiş
Kosegenlerinden birer dikişi daha var
Her renk olabilir ama sarı degil
Benimki mavi
Yok öyle parlak değil
Soluk bir petrol mavisi
Annem öyle dikerdi el bezlerini
Mikrofiber değil tabi, havlu degil
Bir penye etekten mi bluzden mi artmış kumaşı  kim bilir..
Dikiş dikilen evlerin halıları iğne, dolapları artık kumaş dolu olur..
Çikolata kutularinda düğme..
İşte öyle bir bez,ama ille bez, kumaş değil
Agartici bir sey yagiyor üstüne ama doğal, yapay değil..
Ya da her gece yüz agartan bir yağmur,
Sırıl sıklam ıslanıyor ıslanıyor da,
Her selamda sıkılıp yeniden ipe seriliyor gibi..
Rüzgar tüm yakiciligiyla esiyor esiyor da
Islakligindan eser kalmıyor gibi..
Üzerinde mandal izleri, iki üç kelime
Sanki yere serilecekken tam
Biri ,dur bitmedi diye yıkayıp yıkayıp asiyor gibi..
Teravih böyle...Ramazanın ruhunu bedene bile işliyor gibi...
Ha cenne mi?
Görünmemek kaybolmak
Annemin diktigi el bezinin instagramda fon olarak kullanılamaması gibi...

1 Temmuz 2014 Salı

Ramazan 3 Buharlaşma

Aşka aşık olmak nicedir
Nicedir terki dahi terk
Menzili olmayan durak
Sonu olmayan yol kul olmak
Anlamak ki O Samed dir
Sen topal karınca
Ateş olsan yakacagin
Curmun bile değildir
...
Her şey yok olduğunda
Kalacak tek vechin
Zamana mekana değen tek nisanesi
Sözüdür
Okunan
Tilavet olunan
Kuran Sesidir..
...
Belki biz kendisine alistirdigi kuslariz, dört dagbasina bırakılmış parcalarimiz, ölüyüz, cagirinca dirilecegiz..cagirinca uçup gideceğiz..Kuşlar gibi özgür olunca Kalbimiz...

24 Haziran 2014 Salı

Eşik

Hayat dümdüz yürüdüğümüz bir yol değil.Dag bayir vadiler dolaniyor yollarimiz, dilimizdeki ezgiler tutuyor kalbin ritmini, makamını ve biz bazen az gidip uz gidip dere tepe düz gidip bir de bakıyoruz ki bir arpa boyu yol gitmisiz. Bir bakıyoruz dönüp dönüp  kendi etrafimizda aynı yere gelmisiz. Daha kötüsünu zikretmeden geçelim. Tali yollar çıkmaz yokuslar. Rab yürüyüşleri boşa cikarmayandir. Mutlaka bir yere koyar Kulunun adımlarını. O değil mi bir adıma 10 adım gelen , yürümeye karşılık koşarak gelen Rahmet...
Yolda olduğumuzu her hissettigimizde _topal karınca-misali yola dair bir çok işaretle karşılaşıyoruz. Bize düşen okumak ...okumak yolu...işaretini...oku emri bunun için...ve farkettiyor ki yolun sahibi bu yol cuzlere, parçalara ayrılmış. Zorlandığımiz bir eşik var..yani benim var..orda sebatla durunca vazgecmeyip yürüyünce açılacak bir yol.
Kilo verirken bir yerde durmak gibi...60 in altına yeniden inmek için ne kadar uğraştığımi hatırladım bugün 8 yıl önce...
Ezber yaparken bir yerde takilmak gibi...Leyl süresini bir türlü verememek gibi aradan daha uzun sureleri ezber etmeme rağmen, daginikligimin ispatı, düzensiz gecelerin, sırrını cozemeyisim belki kadın ve erkeğin, belki herbirimizin farklı farklı olmasını amelinin, belki güzeli tasdik edemeyisimin..

Velhasıl. ..Ramazan mübarek ramazan kerim. .Ramazan, bir eşik atlar mi kulu bu yolda diye sunulan imkan...Kul olma yolunda , okuma kursu, yeme içme, uyku,azik hazirlama temel ihtiyaç duygu takva eğitimi...
Sonunda vaad edilen varış:fe inni karib....yakınlık....

Bu arada eskiler eşikte beklemeyi iyi saymazlar, mazallah...
Herkese O na giden yol kolay gele.....

16 Haziran 2014 Pazartesi

Maide

Hayatin önümüze kurulmuş bir sofra olduğunu fisildadi bugün süre i Maide.. Misafiriz, sefere dahil olan yani. Icimize düşen kelimelerin peşine düşmeliyiz.Sofra diyeli 3 gun oldu mu içim, bir kapı açılıyor önünde beklemek lazım, ayrılmadan.Kapinin tokmagini tutmak lazım ısrarla okuyarak, Kuran'dan, sofra içimizdeki kelimelerden kuruluyor an be an..Kelime, ali imrandaki kelime, tüm anlamlariyla. Sofra taa Bakara da yemek ve adımla başlayan helal ve haramla..
elyevmu ekmeltu lekum dinikum..sofra hazır gibi geldi bugün bana, önünüzde bir hayat , tamirle sürecek yedikce payiniza düşeni buyuyeyeceksiniz , kucuklugunuzu anlayarak..elinizi ayağınızı yıkayın tüm hayatı abdestli yaşamayı salık veren büyükler gibi her anı temiz yaşamaktan, her lokmayi temiz yemekten bahsediyor gibi..hırsızlık yapanın elini kesin, sofrada lokma calma edepsizliginin ağır önlemi..Gökten istenen sofra , önündeki sofrayi gormeyerek mucizeler istemek, aşk için..acı..
Halbuki aşk gönülle kurulan sinilerde değil midir, çayın ya da corbanin yanına bir katik daha değil midir..
Fotoğraflar için hazırlanan özenli sofralar aşk için mi begeni için midir..incecik bi çizgi hayatla aramızda, ya içindeyiz ya dışında..bir sofra örtüsü ihtiyarimiz var , dokmeden sacmadan yemek için, siz bunu isterseniz kanevice işleyin ister putukareli bir fon seçin, üzerinde payiniza düşeni besmeleyle hamdle yiyeceksiniz. Riza lokması denen lokma bu..sofrada yanınıza kim dustuyse onunla beraber..
Hayat razi oldukça razi edecek bir sofra...Hayy dan ...
Evet muracea yapalım..
Bakaranin sonunda elimizde kalması istenen bahçe, Ali imranda ürün vermesi istenen bahçe maidede sofraya gelecek Allah u alem..
fikrun ve hissun kebir ve fiğlun ve amelun sagir fi hayati..
Havvil hali ila ahsenil hali ya Hayyu ya Rabbi

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...