ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

hadislerle islam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hadislerle islam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Aralık 2022 Pazar

müellefei kulub

Müellefe/ ellefe/ yatıştırmak evcilleştirmek/ ısındırmak / 

Kalbin islama yatkın , teslim olmaya uygun hale gelmesi … 
Efendimizin muhabbetine teşne olması.. 

Herkesin kalbi farklı farklı.. Kimi bu yüz yalan söylemez diyerek teslim oluyor, kimi o söylüyorsa doğrudur diyerek , kimi işaret arayarak , kimi ahlakına şahit olarak, kimi öylece teslim olarak , öldürmeye gidip hayat bularak .. 

Kimi de mal, ganimet alarak… 

Biz İslamı , Ona ümmet olmayı meccanen, bir lütuf olarak bulduk, sınanmadığımız bir teslimiyetin hayali belki “ ben olsaydım “ dediğimiz yer… Buralar çok acı.. İnsanın kendinin farkında olmaması , benim kalbim neyle yatışır, isterim ki bir tebessümü bir bakışı, onunla beraber yürümek, onunla beraber olmak yanında neyin önemi var diyor içim, ama o ben miyim , içimden neler çıkar bilemiyorum, Allahtan çok korkmaktan başka bir yol bulamıyorum Biat bahsinden beri.. 
Çok sığınmak Allaha içinden çıkacak yüzlerden, nefsinden, kendinden … 
Büyümeye çalışmak , yaş aldıkça toyluktan kurtulmaya.. “ Kılıcımızdan kan damlıyor “ …. Dünyanın “ haklı “ lıklarından kurtulmaya … içindeki saf sevgiyi temiz bir örtü gibi korumaya… 

Kalp tasfiyesi nefis tezkiyesi… bir ömür boyu… tazecik kalmak için..

19 Ekim 2022 Çarşamba

Yol halleri

Yolda olmak ile halleri yaza söyleye bitiremiyoruz , çünkü yol bitmedi henüz. Çünkü bir rüzgarla yürünen bir yol bu , nefeslerimiz o yoldan beslenen.. Bir saba rüzgarına karışan ses, Efendimizin irşad hayatı , “samimi ve bilge “ başlığa zorlanmış kelimeler …
Serlevha Hadisler ;
Efendimizin rıfkı ve merhameti, 
İnsanın değiştirme gücü ve sorumluluğu ,
Efendimizin ikab ile inzarı, emri bil ma’ruf nehyi anil münker ,
Efendimizin nasihat tanımı ve vaaz, mev’ize konularıyla sıralanmış , bölümün içi ise O’nun adanmış hayatından nice sahneler , suyun akışı gibi doğal, suyun hayat verişi gibi mucize…
Böyle… su kasidesi dinler gibi dinlediğimiz ezberlediğimiz bir tebliğ ve irşad hayatı.. 
Hayatımız.. ve işte hayatımız… Günlük gündelik telaşlarımız , dönemlik sıkıntılarımız , daha müreffeh bir hayat için çabalarımız, bitmez ihtiyaçlarımız , canımız , iştihalarımız, tahammülsüzlüklerimiz, sadece kendimize bile yetemeyişlerimiz ve toplumdan sorumlu tutuluşumuz, ikabla karşı karşıya kalışımız… 
“ Münkeri eliyle , diliyle değiştirmek , yapamıyorsa kalbiyle uzak kalmak …”
“ Ya iyiliği emreder kötülükten sakındırırsınız ya da ikab gelir de duanız kabul olunmaz “ buhranlarımız , kabul olunmayan dualarımız … Tatsız tuzsuz zorlama bir dindarlık tanımıyız …
Oysa imanın halaveti gibi bir lezzet var. Damağımızı nerde aşındırdık da almaz olduk, başımızı kendi derdimize ne kadar gömdük de bir yaraya derman olma mutluluğu alındı elimizden … Hidayete vesile olmak çıktı ki dualarımızdan kendi dalaletimizle burun buruna yaşar olduk. 
Efendimizin gemi misali, kurayla belirlenen bir yer tayini birileri üste birileri alta, kura gönlün meyline göre belki , denî olana yakın olana alt , ulvî olana sevdalı olana üst kat.. Sonra sınav , denizin ortasında susamak.. Suya ihtiyacı bulunmak , üsttekileri “ rahatsız etmeden “ gemiyi delerek su almak.. Ya beraber kurtulmak , ya beraber batmak … Dertlenerek irşad.. Doğruya davet… Yerini yeniden belirlemek 💧
Şükür ki elimizi bırakmadı merhamet, bizi bir işrak vakti saba yeliyle sözüne muhatap etti, Bir Çağlayan gibi aktı çorak gönüllerimize ömrünü O nun gibi yaşamaya çalışmış ondan bir cüzle , bize değen abı hayatla… 
Şimdi yeniden, koordinat belirleme zamanı, rota belirleme zamanı, ben yolun neresindeyim, nerede kayboldum, nasıl yola revan olurum ,bir bedel istiyor imanın halaveti, bir vazgeçişe bin bahiş belki.. 
Günümü gecemi vaktimi Ondan esintilerle düzenlemek, gözümü kulağımı kalbimi midemi Ondan esintilerle beslemek, kendimi toplumdan mes’ul hissetmek, dışardaki yangına,evimizdeki yangına ne kadar su dökebilirsem, uğraşmak dua etmek… Dua etmek.. Dua etmek.. Ne büyük bir şeymiş dua etmek … 💧


12 Şubat 2022 Cumartesi

Duygularımız

Duygu, duymaktan fiilimsi …
Duymak aslında kulağa ait bir fiil , biz duymayı sesle ilintilendirmişiz. Göze görmek , dile tatmak, burna koklamak , deriye hissetmek demişiz. Kalbin algılayabildiği soyut durumlar için duygu demişiz. Derinin hissettikleri de soyut ya da soyuta yakın sıcak soğuk sert yumuşak pürüzlü pürüzsüz .. Bunun için belki duymaya yakın bulmuşuz hissetmeyi.. 

TDK şöyle diyor duygu için : 

“ Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. “

Duygunun Arapçası için شعر  ve حس kullanılıyor. İkisi de dilimize alıp kullandığımız kavramlar . Şuur bizim için daha bilişsel bir kavram, hissetmeyi birebir almışız , hassas kelimesi de dahil. Beş duyunun hissettiğini duymak ( şeare) beş duyunun ötesini sezgi  ( hasse) ile ifade edebilir miyiz bilmiyorum. 

Duyguların karşılaştığımız olay / durum/ kişilerin bir çeşit sonucu ve yeni olay ve  durumlarda “ben “ in davranışlarının bir sebebi olarak imtihan dünyamızda büyük rolü var. 

Bu açıdan duyguların doğru ifade edilmesi önemli. Bazen gerçek duygularımızın farkında bile olmuyoruz . Duygularımızı farketmek kabul etmek onlara izin vermek ruhsal dengemizi korumak için önemli. Bu dengenin nasıl kurulacağı ile ilgili pek çok psikoloji ekolü uğraşmış. Kimi duygu düzenlemeyle yani kişinin amaçlarını gerçekleştirmek için duygusal tepkilerini kontrol etmesi, izlemesi, değerlendirmesi ve değiştirmesiyle bu denge kurulabilir diyor. Buna göre ;

“Duyguların düzenlenebilmesi için öncelikle bireyin duygularını nasıl belirttiği, tepkileri, ifadeleri, yüz ifadeleri, farkındalığı, duygu ile davranış ve düşünce arasındaki tutarlılıklar dikkatlice incelenmelidir. Düzenleme yapabilmenin ön koşulu duyguyu anlayabilme becerisidir. Her birey hissettiği duyguyu yüzünde ya da davranışında yansıtmayabilir veya doğru yansıtmayabilir. Bu yüzden öncelikle duyguları incelemek ve kişinin hissettiği duyguyu ifade etmesi, hissettiği ile davranışının uygunluğunu fark etmesi ve düşüncesine bu durumun nasıl yansıdığını çözümlemesi gerekir “ 

Ne zor bir şeymiş değil mi duygunun doğru fark edilmesi ,doğru yansıtılması.. Son zamanlarda kabul ve kararlılık ekolüyle ilgili yaptığım bir kaç okumayla fark ettim bunu, şimdiye kadar pek çok duygumu bastırmış, birinin yerine başka birini koymuş , ya da bambaşka bir duyguyu yansıtmışım. Ve ben kendimi hep duygusal / hassas bir insan olarak tanımlamışım. Mantıkla değil duygularıyla hareket eden biri olduğum için kendime hep içten içe kah acımışım kah gururlanmışım. 


Ve aslında duygularını hissetmeye izin vermek ne kıymetliymiş. İzin ver gelsin o duygu sonuna kadar , yaşa hisset ama bil duygular gerçektir ama sebepleri gerçek olmayabilir. Hüzün kuşları konarsa omzuna hüzünlen , üzül gözyaşıyla , endişelen, titre korkudan, terle telaştan , gülümse mutluluktan … Ama duyguna sebep olan o “ şey “ mutlak gerçek değil… Ordan çıkarken tutunduğun şey senin için kıymetli olan değerin olan şey olsun.. Seni aşağı çeken değil, seni olmak istediğin olgunluğa götürecek değere tutun…



İnsan kısmı bir misafirhane, 
Her sabah yeni birisi gelir. 
Bir sevinç, bir bunalım, bir zalimlik, 
Aniden farkına varmak bir şeyin, 
Hepsi beklenmedik misafir. 
Hepsini karşılayıp eyle! 
Evini süpürüp, 
Bütün eşyalarını boşaltan 
Bir kederler kalabalığı bile gelse. 
Her geleni alnının akıyla misafir et. 
Olur ki yeni bir güzellik getirmek için 
Boşalttılar evini. 
Karanlık düşünce, utanç ve garez, 
Hepsini gülerek karşıla kapıda 
Ve buyur et içeri. 
Minnettar ol her gelene 
Kim gelirse gelsin. 
Çünkü bunların her birisi 
Öte taraftan bir kılavuz olarak gönderildi.

Mevlana Hazretleri… Sevinçten ve hüzünden azade bir iklimin müjdecisi … Kabul ve kararlılıktan yana sanki :) 

Ve duyguları hissetmenin izin vermenin yaşamanın bedenine doğru yansıtmanın onu bir değerle /Allah cc ile yaşamanın ve insanlarla doğru paylaşmamın kemali…

Efendimiz… selam olsun Onun hassas ve rakik kalbine …Nasıl yaşamış hüznünü kederini sevincini endişesini korkusunu sevgisini bağlılığını düşkünlüğünü öfkesini … Nasıl hiç çekinmeden, pek çok tabuya rağmen , nasıl kendi olmuş, nasıl emin kalbinden, hislerinden, çünkü hislerini de Allah için Allah ile Allah a arz ederek yaşamış. Ağlamış, gülmüş, tedirgin olmuş, atını düşmanın üzerine sürmüş, korkmuş sığınmış, korkma demiş , vefa göstermiş. Kızınca alnında bir damar .. Sevinince yüzü dolunay… Endişelenince kalbi kuş gibi, duada ısrarlı , korkunca Rabbine yalvar yakar… Yüzü sararmış fakir bir topluluk görünce, tebessüm edip pembeleşmiş infak edilince.. Siz de mi ağlıyorsunuz diyene, her şey yerli yerinde göz yaşarır kalp hüzünlenir, dil Rabbinin rızasına mugayir bir şey söylemez demiş. Azap mı diye endişenmiş kara bulutlara , merhamet etmiş yuvası yanan karıncaya, Şaka yapmış, dinlemiş , tebessüm eksik olmayan yüzü hiç varmamış kahkahaya…Gücenmiş dünya malında ısrar eden hanımlarına, cesaretle atını ilk o sürmüş herkesin korktuğu karanlığa , hiddetle kızmış namazı çok uzatıp namazdan birinin namazdan çıkmasına sebep olan Muaz’a …Kalbini yarıp baktın mı diye kızmış Üsameye…Hayasına bürünmüş genç kız gibi diyorlar, hoşlanmadığı şey yüzünden belli… Böyle şeffaf bir ayna yüzü, güzel kalbine…

Onun duygu dünyası… Nurlu dünyası.. Nasıl insani ve nasıl nurani… Kemal bu galiba… Erkekler ağlamaz, sevgisini göstermez , korkmaz, Peygamberin devesi dahi geride kalmaz gibi bir toplum beklentisine ve tabularına merhametle , hakikatle marifetle bakmak.. Böyle doğal böyle sade ve katkısız yaşamak… şiir gibi yaşamak nasıl eksik bir tabir burda.. Bir önceki bahisteki gibi Kuranı yaşamak…

11 Ocak 2022 Salı

Üsvei Hasene , En güzel hayat motifi örneği

Efendimizin kalbinin vahyin inişine hazırlanmasını tefekkür ediyoruz, Onun istifasında, temiz bir ced , babasız annesiz kalışla beraber şekillenen bir gurbet yalnızlığı var. Bütün bu acılarla şerh olunan sadrına bir de zahiren şerhi sadr var .. 
Allah Teala’nın bir muradı var , Efendimizin bir kulluğu ve ahlakı var , bu Murat ve ahlak birbirine öyle uyum gösteriyor ki , o kalp bir anten gibi vahyi kendine çekiyor. Çünkü O ‘ nu arıyor .. O’ nun ahlakına uyumlu bir ahlakla , temiz yaşıyor. 
Bu noktada cüzi iradeye bakmak gerekiyor, neyi seçtiğimiz , alıcılarımızı nereye çevirdiğimiz mühim. Efendimizin kalbi , aklı, duruşuyla toplum içindeki yeri, evvelen elEmin , sonra hulukin azim … 
Efendimizin hükümlerinde bir Allah mührü, vahiy , melek desteği, Cebrail’le istişare ,ashabına danışması ve kendi reyi var. “Ben de bir beşerim “açılımında , O nun Allah’a çok açık pekçok yerinin yanında bir de insani yanı var ki O nu Allah cc olmaktan ayırıyor . Kul peygamber … 
Yemesi içmesi hanımıyla münasebeti var. Bize üsvei hasene olacak o insan güzeli haliyle Allah a nasıl kul olunuru öğretiyor. “ Beşer “ bütün güzel anlamlarıyla beraber bize Allah a ulaşma yolunu müjdeliyor. “Yiyen içen çarşılarda gezen “bir insanla , Allah ile buluşan , Onun ayetlerine muhatap olan satıh olan bir insan , iki ucu hayırla takvayla birleştiren insan , muhteşem bir hayat motifi …
Oradaki o muhteşem motiften kendi hayatımıza nasıl bir örneklik çıkarabiliriz , bağlanma şeklini o motiften hareketle kuracağız . İçi Allah’la dopdolu olan Allah resulü bile ben bir beşerim diyorsa biz de insanlara Allahlık payesi vermeyeceğiz, güzel kula öykünmek olabilir ancak bizim muhabbet tabiiyetimiz …
“Sizin dünyanızın işlerini siz daha iyi bilirsiniz “ deki anlamı böyle anlayabiliriz , Efendimizin Allah la yaşadığı bir hayat var , O nun terbiyesinde O nunla yalnız kaldığı bir yer, diğer tarafta kocaman kalabalıklar … 
“Efendimiz de bir beşerdi. “
Sahabenin efendimize kendini anasını babasını feda ederek yaşadığı bir hayat var , ne derse canlarına Sefa bulan bir topluluk.. Başında kuş varmış gibi hareketsiz dinleyen.. Bir de bir hurma yetiştirme faaliyetindeki bir soru, böyle yapın dediniz düşük verim aldık. Ben de bir beşerim diyor Allah resulü .
Zamanımızda bir yanda da Efendimiz üzerine hiç muhabbet iklimi görmemiş , hiç bir sünneti hayatına geçirme gayreti yaşamamış bir yerden gelen cümleler , o da bir beşerdi , kendi dönemine kendi toplumuna hitap etti, şimdi olsa şöyle yapardı gibi nerden tutulsa tuz buz olan cümleler…

Ne kadar güzel bir sadelikte yaşamış beşeriyetini, mirac gecesi yaşadığı yakınlıkta gözünün gördüğünü gönlü yalanlamadı diyor Rabbi , düşünürsek hz Musa bir peygamberken dağa vuran tecelliden kendinden geçiyor, içteki veri gözün gördüğünü karşılayamıyor. 
Tasavvufta da buna çok dikkat edilir , sarhoşluk kendinden geçmişlik halinden sığınılıp istikamete çalışmak tavsiye edilir. İstikametin en temel direği de namaz , doğru dürüst kılınan bir namaz , Allah tan beslenme, şarj olma ve O enerjiyle şu dünya hayatını doğru düzgün yaşama.. Efendimizde gördüğümüz gibi.. 
Sizden biri bana derdini daha güzel anlatabilir , ben ondan yana hüküm verirsem ateş parçası vermiş olurum buyuruyor. Kendi içimizde  Allah ile kul hesabını dikkatli yapıp takva libasına bürünmemiz gerekiyor, insan kendi kendini bile kandırabilir , ama vicdan mekanizması Allahı hakkıyla bilmek için donatılmış içimize.. Bu vicdanı Allah için en güzel kullanan yine Efendimiz… Takvada en önde yine efendimiz, insan ilişkilerinde en önde yine Efendimiz, Kemal bu demekmiş demek,  iki ucu beşer olmakla rasul olmayı böyle güzel bir arada tutmak, dünyada böyle güzel yaşamak.. 
O güzel motiften örnekler çıkarmak için , Allah merkezli , peygamberine itaatli kullar olmak için istikamet isteyeceğiz Rabbimizden 
İhdinassıratel müstekim… 🌿

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...