ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yol etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Eylül 2017 Cuma

Akabe 2

Bugün perşembeydi. Iyi ki.. Oruçtum. Üşüdüm. Ben kendi üşüyünce çocuklarının da üşuyecegini düşünen annelerdenmişim.Anladim. Hadi dedim yeşil sabunlu, ağlamaklı banyosundan sonra kızımın, dışarı çıkalım ısınalım.
Dışarı çıktık. Yokuşu indik. Dün selam uzerine taze bir ruzgarı vardı içimin. Emanet uzerine hadisle derin bir sızısı.. Mustafa kutludan bir şehir yazısı husrev hatemiden kuşlar bahsi ile tatlı bir acı. Ne diyor Rasim Özdenören, derdi  olan okur, derdi olmayan okuyarak dert sahibi olur. Iste biz de böyle yokuşu indik. En dik yerine yokuşun kaldırmaz karo zemin döşemişler. Yavas yavas yürürken, yanımızdan hizla geçen hanımın uzun ve bereketli selamına kulak verdik, cevap verdik sevindik.
Cadde boyunca esnafı seyrettik. Daracık kapı önlerine çiçek diken, fesleğeninin başını okşayan sulayan, yeni açtığı dükkanı için dua eden , kapıda müşteri bekleyen, müşterinin çocuğunu seven , hizmet ederken mutlu olan insanlar gördük.
Yokuşu indik. Farklı bir yol denedik çıkarken. Müstakil bir anaokulu binası gördük ahşap pencereli, içeriye erzak taşıyan bir oğlanla babası..Gülümsediler.. Bizi içerdeki hoca hanımların yanina davet ettiler. Parktan gecti yolumuz, güvenlik görevlisi süs bitkilerin meyvelerini yiyen kızıma yaklaşıp bana döndü, bunlar yenir mi abla dedi. Yenmez diyorlar dinletemiyorum dedim. Olsun abla sevmiş çocuk sifa olsun dedi :) Bugün herkes selam giyinmişti.
Bize de yokuşu inmek iyi gelmişti. Isındık. Her anlamda..
Akşam radyoyu açınca.. surei beled..akabe..

30 Nisan 2016 Cumartesi

Taş ve kuş

Yola çıkmak gerek. Kervan yolda düzülür. Niyetle kardeş yol. Nicedir yola çıkamama sebeplerimi düzdüm. Kaç kere de niyetlendim sebeplere yenildim.
Herşey vakitle belki onun için. Yaralar kabuk baglasin özlem artsın ki kendini seyret için..
Hep yoldaydik. Yolda olduğumuzdan gaflet belki anı bunca parcalayan, ruhumuzu tirmalayan ,şu hayat telaşı dediğimiz şey, günlük rutin, bizi yere göğe, güneşe aya bakıp hayat bulmamiza engel ettiğimiz..
Yol..sınırları, yönü, kıvrımıyla içimizde bir ucu..Kenarda oyalanmaktan ,dunyanla yorulmaktan vazgeçip yolda yorulmayı göze almak,öncelemek ipucu...
.....
Sebepleri susturdum. Nisan yağmuruna tutuldum. Haremine girerken tanıdık bir titreyis . Avluda Şemsiyeler,yeryüzünde bir gölgelik.. Hutbesinde ölüm, namazında hitab... Ikindi.. kapatın şemsiyeleri, rahmet var.. Sırılsıklamız işte, içimiz dışımız.. Nasıl iri taneleri, nasıl oynatiyor içimize dizdigimiz taşları..
...
Yolda, sana bir taş getirdim demişim, bakışınla kuş olacak...

Umut..dua niyetine..
Umut kesilmez bir yağmur
Umut afvı Rabbin..
Tenine kendiyle bağı taze su degdirmesi...

28 Kasım 2014 Cuma

Ravha...

Hayatımızı film izler gibi izlediğimiz zamanlar olur ya, öyle dışında ..işte öyle bir anda vardık bi'ru ravhaya. Ravha kuyusuna..Bedir de..Medine yakınlarında..Küçük bir belde Bedir..Bu ülkede gördüğüm ilk şehit anıtı var kabristanin önünde..yolda bu dağ meleklerin indiği dağ midir diye baktığım yücenin eteklerinde, Bedir e hoşgeldiniz yazıyor, tüm küçük beldelerin girişindeki sevimli renkli tabelalara benzeyen yazıyla...Haberimiz yok yol üstünde nerelere gidecegimizden, rehberimiz bir ogrenci velisi, takılın peşime demiş, düşmüşüz yola...Alelacele..ziyaretten çıkıp yola cikmisiz istemeye istemeye...arabalar taşlı Kayalı engebeli yollardan atlayarak zikzaklar ciziyorlar, uyku bekleyen gözlerime güneş doluyor, neresi burasi diye bir iz arıyorum, el yazıları görüyorum kayaların üstünde, ok işaretleri: bi'ru Ravha...
Ravha ruhumu serinletiyor rayihalarla...
Ama beden çok ruhun yanında, beden kesif, aciz, uykulu, yorgun, aç...
Kuyunun yanına çektik arabalarimizi, üzerinde depo mu su tankeri mi bir şey var, iki musluk...suyu aciymis kuyunun, Bedir ashabi icsin diye bir yudumuyla tatlanan su bu..Hala akıyor ne mutlu...arkadaşlar resim çektiler, çocuk pozları, eskisi kadar sinirlenmiyorum diye sevindim. Suyu içtim, kulaklarimi kapadim..şifa diye cocuklarin elini yüzünü yikadim, sanki bunları ben yapan ben degilmisim gibi, o hissi biliyoruz yapıyoruz ama farkında olmadan...
Sonra işledi içime , bi'ri ravha...

Medyen suyuna varmış gibi..Bir Medine yolunun mührü gibi..Iki dudaginin arasında hayatimin tadı gibi...

16 Kasım 2014 Pazar

Ünvansız

Gelişin de bir sokak önümde
Hiç bilmediğim
Sevişin sevilişin bana bakışın gibi
Gitmek istediğim hep
Gidemedigim
Iki yani agacli geniş caddesinde
kaşlarinın ortasi
Kalabalık ama yalnız
Çok ama yok
Yüzün de haritası kalbimin
Gözbebeklerin noktayı sevdası
Kara delik gözlerin
Gözlerin
Uzun yol
Tut elimden...

Sokakları karanlık
Sokak lambaları kırık
Dökük kaldırım taşları
Yer yer yürüdüğüm yerin
Levhası yok
Leylasi sessizse
Toprağı kaygan
zeminin
Zeminimin...

Üstüne sen
yokluğa uzanan
Bu elemsagma yolunda
Bir an bile
Aynı adreste değilsin
Yürümem
elzem
Hiç durmadan
hem
Tokezleyen ayaklarım
Ne kadar uzaklasiyorlar
Bulunduğun
Mevkiden...

uzatacakken
Madenine
Zümrüt mu elmas mı
Ellerimi ellerine
Kömür karası
Gözlerim
Tonlarca
Ellerime ellerini
Su diye
Yu leyla
Üzerimden kaldır
Bu dağ karası
Dil yarası
Kömürü
Al beni ateşimden
Eriyen madeninin...

6 Kasım 2014 Perşembe

Kuş gibi..

İçim dışım senin...
Elim yüzüm..
Gözbebeğim..
Kavuşma ümidim.
Ayrılık korkum.
Her kavuşma arefesinde
Burkuluşu içimin
Ellerinde
Senin..
Zulcenaheyn bir sultanin
Ummetindenim..
Bu büyük an dedigimde
Hep
Bir kanadımı kırışın..
Anlayamayisim...
Her yıkışın hayır..
Halimi mahcub seversen
Hep mahcub olurum.
Elimde mi...
Ellerinde
Senin
Kanadı kırık
kuş gibiyim...

9 Eylül 2014 Salı

Konya Medine arası Mekke ...

Şimdi içimden ayrılıp yol olan bir damar
Ilık ılık yatağını yapıyor
Bir gök elvanı sarhoşu dağlar
Yolların önünü gök yüzünden kapıyor
Ve dağlar sırf bu aşkla yok oluyor,
Nice ruhun yüzü suyuna ova oluyor,
Rengi atıp boz oluyor..
Sapsarı kesiliyor aşkından toprak
Yolu Medine oluyor, Konya oluyor...

Şimdi bütün ince damarları sızlıyor yeryüzü ikliminin
Sızlamayan damardan kan akmıyor
Titremeyen yaprağa su yürümüyor
Can...öyle bir abı hayat ki
Ne gelesi ne çıkası acısız değil
Can...işte şerha şerha yarıp içimi
Bir minibüsün arka kenar koltuğuna yerleşiyor..
Göğü deniz yeri gök olan bir yolda tekerlekler dönüyor...

Şimdi on sekiz beyit Yasin e karışıyor
Bu damarların karismamasi mümkün değil
Taze temiz kan yürüyor gövdeme
Gövdemıze gelen kan gözümüze gelen yaştan ayrı değil..
Lokmalarindan nasibimi arıyorum sevgilimin
Bir kaşık çorba bir dilim peynir ekmek çay
Dediysem anla beni lokmanin hepsi yemek değil, içmek değil..
Bu yolun nasibi riza lokmasindan başkası değil...

Bütün damarların sıratı mustekimi hablullahtan başka bir gök ipi değil...

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Yolluk yoksunluk

Nereye sürsek gönlümüzü cocuklugumuza çıkıyor yolumuz. Annemiz Babamız cocuklugumuzun direkleri. Kimi kırık dökük kimi masum çocuk anılar..Sıla vasil eden geçmişe..kirdigin kabuğun parcalarini yapistirip kabul etmek...Bu benim kabugum Özüm köküm deyip zurriyetine dua etmek, istafasina senden sonra gelecek neslinin...
Şimdi...hem olduğun hem öldüğün an...
Çocukluk...acisina ve tadına asla ulasamayacagin vakti hayatın..
Yaşlılık...cocukluktan gençliğe erginlige onaramadigin farkedemedigin kiriklardan sızan kokular...
Evlilik..bir de onun çocukluğunu yuklenmek omzuna. Onun muhtemel yaşlılıgini kendininkine ilaveten. Düğümleri çözmek , sökülmüş bir ipten yeniden birseyler örmeye çalışmak..çocuklarının çocukluğuna iyi izler bırakmak istemek..
Elmalı pasta ve cilek receli kokusu
Pazar günleri merdaneli makine sesi
Yaprakları zikreden çiçekler
Kazan sincan otobüsleri
Hasta annane bakim sıraları
Çamurdan mutfak takımı
Taştan bebek
Dağdan gelen çiçek kokusu
Uzun sayılar
Kızlar kayasi yürüyüşü
Kesik kesik zamanlar...
Onunki ise bambaşka , el işi, yedi kat yabanci..

Malatya'da...
Keban yolunda..her yolda çocukluğunu arayan 40 yaşında birinin yanında bir iç yanginiyla bogusuyorum. Binbir türlü endişe bir kaç damla kanım. Insanım..dışarıdan bakınca gayet normalim, içeriden kendime bile gurbet..

24 Haziran 2014 Salı

Eşik

Hayat dümdüz yürüdüğümüz bir yol değil.Dag bayir vadiler dolaniyor yollarimiz, dilimizdeki ezgiler tutuyor kalbin ritmini, makamını ve biz bazen az gidip uz gidip dere tepe düz gidip bir de bakıyoruz ki bir arpa boyu yol gitmisiz. Bir bakıyoruz dönüp dönüp  kendi etrafimizda aynı yere gelmisiz. Daha kötüsünu zikretmeden geçelim. Tali yollar çıkmaz yokuslar. Rab yürüyüşleri boşa cikarmayandir. Mutlaka bir yere koyar Kulunun adımlarını. O değil mi bir adıma 10 adım gelen , yürümeye karşılık koşarak gelen Rahmet...
Yolda olduğumuzu her hissettigimizde _topal karınca-misali yola dair bir çok işaretle karşılaşıyoruz. Bize düşen okumak ...okumak yolu...işaretini...oku emri bunun için...ve farkettiyor ki yolun sahibi bu yol cuzlere, parçalara ayrılmış. Zorlandığımiz bir eşik var..yani benim var..orda sebatla durunca vazgecmeyip yürüyünce açılacak bir yol.
Kilo verirken bir yerde durmak gibi...60 in altına yeniden inmek için ne kadar uğraştığımi hatırladım bugün 8 yıl önce...
Ezber yaparken bir yerde takilmak gibi...Leyl süresini bir türlü verememek gibi aradan daha uzun sureleri ezber etmeme rağmen, daginikligimin ispatı, düzensiz gecelerin, sırrını cozemeyisim belki kadın ve erkeğin, belki herbirimizin farklı farklı olmasını amelinin, belki güzeli tasdik edemeyisimin..

Velhasıl. ..Ramazan mübarek ramazan kerim. .Ramazan, bir eşik atlar mi kulu bu yolda diye sunulan imkan...Kul olma yolunda , okuma kursu, yeme içme, uyku,azik hazirlama temel ihtiyaç duygu takva eğitimi...
Sonunda vaad edilen varış:fe inni karib....yakınlık....

Bu arada eskiler eşikte beklemeyi iyi saymazlar, mazallah...
Herkese O na giden yol kolay gele.....

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...