ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
okul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Eylül 2012 Pazar

Arabistan'da egitim sistemi

Dun okula başladık..ilginç ama gercek ben milli egitim bakanlığının yurt dışındaki vatandaşlarına bir egitim hizmeti olarak açılan okullarından birinde ,Mekke turk okulunda bu yil 2.sinif öğretmeniyim.Araplar'ı hatta buraya umreye gelen Turkleri bile inandirmakta zorlanıyoruz :)1-8 sinif arası 90 civarı kız ogrencimiz var..müfredatımız,derslerimiz,akademik takvimimiz Ozel kutlamalarımız Türkiye'deki gibi...
Gelgelelim,bir lisan bir insan,iki lisan iki insan,Arapca ise bir insan,bir kitap bir kainat,ruha yazılan bir mektup diye cocuklarım bir Ozel Arap okuluna başladılar..biri anasinifina,biri birinci sınıfa...sonu hayir ola..Arap egitim sistemini derinden derine inceleyebilecek değilim ama üç haftalık gözlemlerim bana bişeyler kattı diyeyim:)Veli gözüyle ögretmen degerlendirmesiyle:)
Birinci siniflar bir hafta boyunca anneleriyle toplantı salonuna alındılar..sahnede yapılan kukla gösterileri,yarışmalar,ezgi söyleme resim yapma faaliyetleriyle cocuklar sahne önüne çekildiler.anneler Arap kahvesiyle tatlılarını yediler.bizim heyecanımızı cocuklarımızın endişesini ve cyogun duygu salınımlarımızı geciyorum:)ilk gün cocuklarımıza ilgili not tutabilecegimiz bir dosya ,ihtiyac listesi,okul programı bulunan bir dosya verdiler.2.gunden itibaren sınıfa geziler düzenlediler.bu sırada,gösteriyi yapan,kukla oynatan,dua ettiren,Ramazan'da neler yaptık diyerek çocuklarla sahnede sohbet eden 1.sinif ogretmenleriydi.bu ne ozguvendir,çizgi film mı seslendirdiler daha önce şaşırıp kaldım.elime mikrofonu alınca rahat hazır ol derken sesi titreyen ben,tabi hayran kaldım..her ögretmen kendi ogrencisinin boynuna farklı renk kurdelali bir rozet taktı,sınıfını tren yapti ve alıştırdı.heyecanlari yuzunden laftan zor anlayan 1.sinif velilerine ilaveten Arapca konusamayan,kem kum durmadan bir derdini anlatmaya çalışan biz çıktık bir de bizim abla mubinanin basına:))iyi idare etti,yakında türkceyi öğrenecek:)
Anne geldi,sen dur...filan diyor..:)
Sonraki günler aynı konforlu,kırmızı salonda beslenme egitiminden,derslerin ve ders öğretmenlerinin tanıtımına kadar bir cok saat geçirdik.meger her derse farkli bir ogretmen gelecekmis,onun icin bana sorup duruyorlar sinif ogretmeniyim deyince hangi dersin diye,burada 1.sinif ogretmeni sadece lugati,dil dersine giriyor,okuma yazma ogretiyor,gunde iki saat..diger dersler,matematik,fen,günlük görgü kuralları,tevhid,İngilizce,kuran,kaide,resim,muzik...sonunda hafle(parti)miz oldu da,bizimkiler su ödev olan elifun erneb yecri yelab,ezgisini hep beraber söylediler...ders programımızı ve haftalık ödev cizelgemizi alarak derslere başladık...bir vacibat,ödev kitabimiz var,orada her öğretmenin hangi derste ne işleyeceği ne ödev vereceği yazıyor..cok guzel değil mı..müfredat cok hafif,fazlasına zorlamıyorlar,cocuk yapabiliyorum hissini doyasıya yasıyordur herhalde bizimkiler hiç dil anlamadan yapabiliyorlar:)
Bu sırada ana sınıfları ilk hafta 2 buçuk saat sınıfta kalarak ,yarısında orada dağıtılan meyve suyu sandviçi yiyip kumda ya da Park'ta oynayarak günlerini geçirdiler.onlara hiçbirimiz müdahale etmedik ve ben bu durumu şaşkınlıkla izledim...2.hafta 10.30da,3.hafta da 12de çıkmaya başladılar.okul kıyafetleri ve kitapları daha bu hafta verilmeye başlandı.yigit i özgür bırakmalarının onu çok rahatlattigini düşünüyorum :)arkadas olmak istediği cocuğa her gün es ismuk diye soruyor cevap alamasa da..bugun ögretmen türkce öğrendi diye geldi sevinçle,evet öğretmenin ilk kelimesi,ya Muhammed yapma!!:)))3.haftanin basinda onlarda haflelerini yaptilar ki burada cocuklari sikbogaz
 eden provalar yapmadiklarini,gosterilerde hem ogretmenlerin hem ogrencilerin cok rahat olduklarini 
soylemeliyim...ve cocuklarimiz kendileri söyledikleri bir Arapca Şarkıyla bizi şaşırttilar.
Dersler 7 de basliyor.bunun için bizim cocukların 6 da evden çıkması gerekiyor,yani güneş
dogmadan kalkması..hayatlarına bu guzel bir alışkanlık olarak kalır ins.cok zorlanıyorlar:(anasiniflari hariç her sinif tören için okulun içindeki büyük alanda sıraya giriyor vefatiha,ihlas,felak,nas ve
koruyucu duayı okuyorlar,sınıflarına giriyorlar,ilk iki ders blok,sonra 20 dk kahvaltı molası,sonra
devam..sınıflarda elektronik egitim aletleri cok aktif kullanılıyor....bu da burada yeniden
heveslendigim seylerden biri..hafta bası cumartesi,son gün carsamba,gecen haftasonuna girerken
baktım ödev kitabı yok kızımın eyvah dedim...okulda unuttu galiba,hayır ögretmen almış,haftasonu
ödev yok!!!ogrenciler mutlu,veliler stressiz..:)
Velhasil amacımı yeniden kontrol ederek başladım bu yıla,bir cocugun hayatına bir pencere aralayabilir miyim egitim sistemi aynı kapıdan geçirmeye calisirken...
Yeni egitim öğretim yılı hepimize hayirli olsun...

24 Ekim 2011 Pazartesi

Dünyadaki Minik Yıldızlar

        

         Buruk içimiz..Ne zaman kabuklaşıp döküldü kalbimiz göğsümüzün yüksek dağlarından,caslavlak dağlar kaldı ortada,yeşili yok,karı yok,bulutu yok..Ne zamandır çocukların sesine tahammülsüz olduk,şşşşşşş diyerek masaya vurmaktan ibaret olan o garip hareket rutinimiz oldu?Sıranın en önündeki,Hakan Kavun,seni kaç günde bir farkediyorum ben...Sessiz Müberra'm...Hiç, sen ve ben olmadan çıkıp gidecek hayatımdan...Başını okşadığımda gülen Ömer....Ömer,annesinin c.p.rensi....cerebral palsi tanısı,7 yıl 7 ay,7 günlüktü imtihanı,bitirdi,görevini tamamladı önceki gün ve cennet kuşu olup gitti..Annesi,en çok babası ve uzaklardan biz..Neden bu kadar çok hadi diyorum oğluma,yetişemiyor işte dünyanın hızına,yemeği yavaş,giyinmesi yavaş,benim acele etmem ise eğlence, gerginiz...Buruk içimiz...

         Sahi ne oldu ideallerimiz,yaşlı ve diktayı dikte etmekte hiç zorlanmayan o yaşını tecrübesini eline almış sopa gibi sallayıp biz geçtik o yollardan diyen müstehzi öğretmenlere eğilmeyişimiz...Ne oldu?Dersler yetişmedi,öbür sınıf bizi sınavda geçti.Net sayısı felaket,müfredatın verdiğine bak bir de istediğine,50 kişi,bir derste birer cümle okutsan biter,bir günde birer kez bile söz almaları imkansız,ödev kontrolü sinir nöbeti,nöbetçiysen bir de bahçe de oğlum dedimmmm tırmanma demirlere,çabuk o havuzdan çık kızıııım,of..Ahmet!Yere bakma!Bir daha arkadaşlarına zarar verirsen.....bak en önde tek sıra....Sahi ne oldu ideallerimiz...

           Heyecanlıydım...Bir orman köyünde taşımalı ve tek sınıftı birinci sınıfım..Arabayla bir saat gidiyor,bir saat geliyordum,hiç uzun gelmedi!Kalem tutmayı bilmiyordu çocuklarım,okul kapısından en büyük ağaca kadar yarışırdık derste çocuklarla,sonra bir çubuk bulup çamura harf yazmaca,buluta yazmaca,deftere yazmaca,öğlen yemeklerini okul verirdi,burun akıntıları yemeğe damlamasındı en büyük temizlik isteğim,öperdim,ellerinden tutardım,hiç iğrenç gelmedi!Müfettiş beni camdan izlermiş,yere birleşikti nerdeyse pencereler,hayranım sana hocam derdi.Müfettiş o zaman,hiç korkunç gelmedi!Heyecanlıydım...

          Şimdi,bu film,Ömeri yeni kaybetmişken,çocuklarımı yeniden bulmaya,yanlarına başka çocuklar koymaya çalışırken,sınıftaki veletler gözümde canavara dönüşmek üzereyken,yine,her zaman ki gibi,merhametin ta kendisi tarafından özenle hazırlanarak bana gönderildi...Lütfen siz de size gönderilmesine izin verin...Yeniden annelik,yeniden öğretmenlik...İkisini birden verdiyse,beklediği çok şey var!!!Ellerim bomboş,bu arada filmdeki şarkı sözleri çok hoş...

17 Nisan 2011 Pazar

Annelik ve Canavarlık

Annelik kutsal,saf merhamet,canını canına katmak,onu kendine tercih etmek,Allah ile kul ilişkisine en benzeyen merhamet....Ama her şey gibi annelik de iki uçlu bıçak galiba...Allah ana babaya ihsanı emrederken her seferinde bir parantezle,benim emirlerime isyan dışında diye belirtiyor ya...İyi ucu ne kadar yüksekteyse anneliğin ,kötü ucu o kadar alçakta...Ne kadar ahseni takvimse yaratılışta,o kadarda tehlikede esfeli safiline yuvarlanmakta...

Gerçekleştirilememiş nefis hayallerinin deneme tahtası  bazen çocuk...İsteklerin uzantısı,kadın olmaktan mutsuzluğun hıncı bazen erkek çocuk,olamaz mı?Bunun için bunca istenişi,üstüne titrenişi,seninki kız bir kıymetliyse,benimki iki kıymetli dedirten..Bazen takmadıklarını takma,giyemediği mini eteği giyme,okuyamamanın hırsını yükleyip nasıl bu soruyu yapamazsın,bu rolü başkasına kaptırırsın diye hırpalama yeri bir kız çocuğu...

Ne acı,kabuğa baktırmak çocuğu,ne acı anneyle paylaşılan şeyin alışveriş zevki ya da dedikodu olması...Bir Peygamber şiirinin paylaşılamaması iki kızdan çok iki anne tarafından,güzel giyinen birinin dışlanması,bir annenin hayalinin kızını hostes yapmak olması,ne olduğunu bilmeden sırf 'güzel' olduğu için...

Evet,çok üzgünüm,gözümün önünde abartısız bir sürü anne,canavara dönüştü.Demek benim anneliğimde böyle bir potansiyel var..Kaç gündür bana ne oluyor ki,velilerim böyle yapıyor diyorum ve sığınıyorum....Nefis insana kötü şeyler fısıldar,ama anneyse bu, merhametliyse o fısıltıyı avazla çocuğuna söylemesin..Çocuğundan önce çocuğunun nefsini büyütmesin,büyütmeyelim...Abartmayalım Allah ım lütfen....

16 Aralık 2010 Perşembe

Çocuklar-Renkli Yünden Oyuncaklar........Aşure-Şükür 2

         
         Beden hapsinin dünyaya açılan pencereleri vardı,şükür ki..İnsan bu ten kafesine kanatsız hapsolmamıştı.Gözüyle,kulağıyla,teniyle,aldığı kokuyla,tatla,düşünce ve duygularıyla yedi yol açılmıştı kabuk içine sığdırılan koskoca ruha...Açılsın diye o görünmez kanatlar uçmağa,oruç bahşedildi bir de.Burası zıtlıklar dünyasıydı,bir tarafı tutanın diğer yanı kuvvetlenirdi,nasıl gözü görmeyenin hissi gelişirse,gözü göre göre bakmayanında ruh gözü açılırdı.Kendini yemekten alıkoyana başka tatlar verilirdi,şükür gibi,hamd gibi,paylaşmak gibi..Söz orucu bile  vardı.Zekeriyya dan,Meryem den yadigar..Hani insan susunca mucizeler konuşurdu.Oruç her gelip geçmiş toplumda vardı.Ve hepsinin ortak orucu aşure zamanıydı..
          Bir zaman,dünyaya gelen bedenlerin en güzelinin kalbine kelamın en güzeli nakşedildi.O en güzel sesten nice ayet dinlendi.Ramazan orucu gelince müminlere hediye,her eski yenisiyle değiştirildi..
          Bir sabah kalbi uyumayıp gözü uyuyan güzelin,güzel gözleri bir kez daha açıldı dünya manzarasına,ille ukbayı arayarak.Bir aşure sabahının aydınlığıyla,haber salındı her yana,oruca niyetlenenler oruçlarını tamamlasın,sabah imsak edenler akşama kadar iftar etmesin,herkes tuttu nefesini.Küçük yavrulara renkli yünlerden oyuncaklar yapıldı,acıkıp ağlayınca susturmak için,mescide koşuldu.Mescit rengarenk olmuştu oyuncaklarla,onları eylemeye çalışan anne gayreti,nasıl memnun ediyordu Rabbi kim bilir..Rivayet o ki,geyikler bile süt vermedi yavrularına bu görüntü ve avuntu sesine imrenerek..
          Bunları okudu anne,üzerinden asırlar geçmiş bir aşure sabahı.Çocuklarını giydirdi renkli yünlerden elbiselerle,oruç tutamayacaklardı çocuklar,okulda olacaklar,yanlarında onları eyleyecek bir anne bulamayacaklardı.Şükür ki aşureyi kutlayacaklardı.Bilmem kaç değişik tarif bilen anne bu akşam aşure yapacaktı,endişeliydi,şükretti..Şu hazır paketler de bu işin ruhuna gelmezdi.Olsun deneyecekti.Zaten aşure başlı başına şükrün tatlandırdığı yemekti,elde son kalandan yapılan,içine ne girse dışardan tahmin edilmeyecek derecede tatlanan,tufandan sonra sükuna daldıran,ayağı yere bastıran.Kaynasın aşure,kazan kazan...Dağıtılsın etrafa tanınan,tanınmayan..Komşular,hal hatır sorsun,bir çeşit bayram olsun..Bol çeşit alınsın bugün erzak ihtiyaçtan,bereketlensin diye,hediyeleşilsin,doğum günü yerine evlilik yıldönümü yerine...Olmaz mı ki?
          Bunları okudu bir öğretmen,çekiliş yaptı yeni yıl,aşure hepsi birleşti Tutum Yatırım ve Yerli Malı haftasıyla,paylaşılan mutlu günler konusuyla..Görsel sanatlar dersinde bir hediye yapsınlar,annelerine hediye etsinler,Yerli Malında aşure pişirsinler sınıfça yesinler..Görsel sanatlarda bir gemi yapsınlar mesela içine yırt yapıştırla hayvanlar birer çift,Nuh Nebinin gemisi olsun,masalı okunsun..Olmaz mı ya?
          Bunları okudu belki bir müdür,kara kaplı kitaptan,okuldaki müfettişlerin bugün yapacağı toplantıya aşure yaptırdı,bir de Mevlana yı anma haftası..Böylesine ruh doyurmak isterken zaman,aç kalınmasın ,neden olmasın?
          Tüm anlarımız bereketli olsun....
        
    

16 Eylül 2010 Perşembe

Neyim Var?

Neyim var..Sırtımı koca gövdeli koyu gölgeli bir ağaca yaslayasım var.Sonra başımı uzatıp toprağa için için ağlayasım var.Boşalamayan kalbimi toprağa döküveresim var.Neyi bu kadar dert ediyorum,bir benim mi çocuğum var?

Nasıl koyulur bir sandığa bebek,bırakılır nehre..Nasıl gönderilir gülyüzlü gül kokulu bebek süt anneye..Eğitim ve ortam ve genel kabuldur sebep hem de..Anneden ayrılan bebek asıl gözün önünde üzerine bırakılan bir sevgiyle düşmanı elinden dost lokmasıyla büyür hüküm sahibi isteyince..Ya da bereket taşınmalıdır yaylalara kırlara,memesi cılız koyunlara,dağlara..

Neyim var..Parmakları tek tek boynumdan sökülerek servise binen oğlumu kucaklayıp öperek,sonbahar rengi vurmuş bir pencere önünde yağmuru izleyesim var.Kardeşine bakarak ondan farklı olması gerektiğini hisseden ve gerçek hislerini en azından bugün söyleyemeyen kızımla,anne kız bir sokak boyu yürüyesim var..Eve dönüp ikisiyle beraber,her yere hamur döksek de kurabiye yapasım var..

Bir kadın olarak,dört duvarın arasına,sonra örtülerin altına,sonra bedenimden içre,ta kalbime gizlenesim,orada bekleyesim var...

Neyim var?Sayamayacağım kadar çok faydalanmam için önüme sunulmuş nimet var..Her şeyin ötesi,çözümü,Rabbim var...Hamdler senalar övgüler itiraflar kendimden şikayetler ve tevbeler O na...

9 Eylül 2010 Perşembe

Hissetmeden Yaşamak

Anne olmak mı bu kadar hassaslaştırıyor insanı..Dünyanın tüm çocuklarını yavrusu gibi görmeyi hedefleyen öğretmen olmak mı..Ya da fazla duygusal olmak,yavaş yaşamak,mantıklı olamamak,kendini boşuna üzmek,hayat karşısında güçsüz ve aciz olmak mı tüm bu hissettiklerim..

Gerçekten beni seven arkadaşlarımdan bazıları özellikle çocuklarımla ilgili hassasiyetlerime kızıyorlar,üzülmeme anlam veremiyorlar,onları 'görünmeyen manevi kurallarım'la baskıladığımı düşünüyorlar.Okul öncesine onca para mı verilir,israf değil mi,bu kadar üstüne düşüyorsun ne bekleyeceksin diyorlar sonuç mu,her nasılsa ben acabaya gelip kendimi suçlayıp biraz boşvermiş olmaya çalışıyorum.Ama hiç gerçekçi değil,aslında ortaya dökünce tek istediğim dayatmalardan uzak sevgiyi hissadebilecekleri bir ortamda,kendilerini keşfedecek bir ortamda olmaları,hatta tercihim benim yanımda kalmaları yani benim onların yanında kalmam..Uğraştığım şeyler bunun üzerine,okul saatinin ve onların gideceği okulun paylaşım zaman ve kalitemizi azaltmaması,ayrıştırmaması,benimle öğretmenlerinin verdiğinin arasında uçurum oluşmaması..Çok mu yani:))

Ne kadar önemli bir şeyi hissetmek halbuki..Hissetmek için yavaşlamak,bir çocuğun endişesinin sebebini anlamak,ya da ağlayan bir annenin.Anneler birbirinin yavaşlamasına ve ağlamasına izin vermeli..Hakkı ve sabrı tavsiye etmeli.

Ne yaşıyorsa anneyle çocuk,samimice paylaşmalı,neden demeli çocuk,bundan diye anlatmalı anne kendi nedenlerine de tekrar çeki düzen vererek.Çok yaşlı akrabalarımızın evine gidiyorduk bir ara oldukça sık,hastaydı,Irmak,orası kokuyor gitmek istemiyorum dedi,anlattık yaşlı ve gencin farkını anlayabileceği şekilde,ziyaretin bize kazandıracağını,hayatın içinde yaşlının olmasının bir zenginlik olduğunu,onunda bir zamanlar minicik bir çocuk olduğunu,neşeli elbiselerinin olduğunu,şeker sevdiğini,o gün çocukluğunu anlattı o yaşlı çift,hala gitmek ister oraya...Evet fazla duygusal,çoğu zaman gözü dolu dolu kızımın,Yiğit bile ablasının açıklamalarıyla ikna oluyor çoğu zaman..
Bayramlar mesela,niye kutlandığını bilinmeden,ne boş görünür düşünen insana,niye herkes birbirine gider gelir adı şeker bayramı olan bir bayram temizliği,kıyafeti sarması baklavası,eee?Günleri sevmeyen insan bayramları da sevmez tabi,bize anlatılmalıydı neyi niye yaptığımız,sevmiyorum demiş ya resimli günlük,haklı..Bu ,namaz için, oruç için,hac için cami için,fedakarlık için sadaka için ,sevdiğinden vermek için de böyle .İçi dolu olsun istiyorum bir şeylerin,önce bende sonra çocuklarda,öğrencilerimde,ama nasip,ben ne kadar anlayabildiysem....
İlle zaman lazım,ille yavaşlamak,ille düşünmek ve görünürde kendinden vermek,ama kendini kazanmak,çünkü hissetmek en büyük zenginlik.Çok şükür pedagogumdan da destek geldi.Ama ille tevekkülle dua,yoksa tepeteklak mazallah..

2 Eylül 2010 Perşembe

Anne işte...


Kadın ve çocuk dünya üzerinde farklı bir yerde duruyorlar.Birbirine sıkı sıkı sarılmış.Dayatmalı hayatsa bu ikisinin arasında.Çocuğu olan kadın,yani anne işte,beyni çocuğuna göre yaşıyor,başkalarınınki başka başka şeylere..
Dün gece bütün çocuklar huzursuzdu,bugün ağlıyorlardı çünkü anne işte.İş başladı,çocukların koynundan söküldü anne kokusu,annenin koynundan yavrusu.Bu gün yalnızca bizim okuldan yükselen sesleri duymak,annenin sesini duymaktı.Gözler dolu,herkes bakıcı,kreş,anneanne,ateşlenen,sabah uyanan,kapıdan içeri kaçırılarak ağlayan,dün altı değişmediği için pişen,çişini başkasına söylememek için bekleyip çatlayacak duruma gelen çocuklarını anlatıyordu.Bunların içinde benim en çok üzüldüğüm kandırılan ya da ayrılacağını bilmeden kendini hiç tanımadığı bir bakıcının yanında bulanlar ve gezmeye gidiyoruz diyip kreşe götürülenler,yani yalan söylenilenler,annelerince masum da olsa...Bir de kızdığım bir grup var ki servise koyun kapıyı hızlı bir biçimde kapatın,göz göze gelmeyin ağlasın biz bir ay ağlayan çocuk biliyoruz alışıyor diyen yuva,kreş görevlileri...
Tüm gece huzursuzdu Yiğit,kolumda böcek var diye bağırdı,anneee süt içsem diye ağladı,en son sabah gözleri kapalı hep gidiyosun zateeeen,hep,hep hep diye bağırıyordu.Sarıldım yanıma yatırdım,burdayım dedim,bana masal anlat dedi,nasıl geldi o saatte,öyle bir masal dilime,uyduruverdim bir pamuk tavşan hikayesi,ablasının adını hamuk koydu benim oğlum,birde kardeşleri yumak,iki kardeş olunca bu biziz diye kızıyorlar:) Öylece uyuyakalmışız,okula geç kaldım..Babaları yanlarında olunca daha rahatlar,ve anneanneleri dedeleri de aynı apartmanda,kızımda kardeşe bakan büyük abla havasında,çok şükür ki..
Çocuklar tedirgin çünkü anneler işte,anneler tedirgin çünkü anneler işte...

22 Aralık 2009 Salı

Güldüren şeyler...


Sınıfta,ünite tekrarı yapıyoruz,karşılıklı soru cevap,benim çalışkan öğrencilerim...
-Yusuf en yakın arkadaşın kim?
-Kerem
-Kerem en yakın arkadaşın kim?
-Halil
-Halil sen en yakın arkadaşın kim?(hepsi platonik arkadaş benimkilerin diye düşünüyorum)
-Emre
-Emre senin yakın arkadaşın?
-Meltem...(hoppalaa)
_Neden?
-Bize en yakın o oturuyo..Sınıfa bakıyorum evet öğretmenim en yakın meltem gerçekten..
-yakın,samimi,en iyi,kem küm...
..........
Evde hayvan beslenir mi?
Haayıııır
Neden
Beslenir öğretmenim
Hangi hayvanlar beslenir
Kuş
Ama uçmak ister yazık
Köpek
Bahçede daha mutlu olur
Kedi
Kedi olur
Balık
Evet,kedi balık evde güzel beslenir
Evde hayvan beslemenin faydaları nelerdir?
İrem:Kedi evdeki fareleri yer.
Emirhan:Zihnimiz açılır,balığı pişirir yeriz
Çocuklar,beni çıldırtmayın fanustaki balık yenir mi
Galip:Yemeyiz ,balıkçıya satar,para kazanırız
...........
Tüm bunlara gülebilen 3,5 öğrenci çıktı,şükür..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...