Bugün perşembeydi. Iyi ki.. Oruçtum. Üşüdüm. Ben kendi üşüyünce çocuklarının da üşuyecegini düşünen annelerdenmişim.Anladim. Hadi dedim yeşil sabunlu, ağlamaklı banyosundan sonra kızımın, dışarı çıkalım ısınalım.
Dışarı çıktık. Yokuşu indik. Dün selam uzerine taze bir ruzgarı vardı içimin. Emanet uzerine hadisle derin bir sızısı.. Mustafa kutludan bir şehir yazısı husrev hatemiden kuşlar bahsi ile tatlı bir acı. Ne diyor Rasim Özdenören, derdi olan okur, derdi olmayan okuyarak dert sahibi olur. Iste biz de böyle yokuşu indik. En dik yerine yokuşun kaldırmaz karo zemin döşemişler. Yavas yavas yürürken, yanımızdan hizla geçen hanımın uzun ve bereketli selamına kulak verdik, cevap verdik sevindik.
Cadde boyunca esnafı seyrettik. Daracık kapı önlerine çiçek diken, fesleğeninin başını okşayan sulayan, yeni açtığı dükkanı için dua eden , kapıda müşteri bekleyen, müşterinin çocuğunu seven , hizmet ederken mutlu olan insanlar gördük.
Yokuşu indik. Farklı bir yol denedik çıkarken. Müstakil bir anaokulu binası gördük ahşap pencereli, içeriye erzak taşıyan bir oğlanla babası..Gülümsediler.. Bizi içerdeki hoca hanımların yanina davet ettiler. Parktan gecti yolumuz, güvenlik görevlisi süs bitkilerin meyvelerini yiyen kızıma yaklaşıp bana döndü, bunlar yenir mi abla dedi. Yenmez diyorlar dinletemiyorum dedim. Olsun abla sevmiş çocuk sifa olsun dedi :) Bugün herkes selam giyinmişti.
Bize de yokuşu inmek iyi gelmişti. Isındık. Her anlamda..
Akşam radyoyu açınca.. surei beled..akabe..
ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...
güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
güzellik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Eylül 2017 Cuma
Akabe 2
19 Mayıs 2014 Pazartesi
Zamanlar
Bahar gelmişse çiçekler neselenmisse affet Allahım ölmek istemez kimse demiş biri. .
Ne demek bu..sebebin güzelliğine kapılıp musebbibi unutmak golgenin peşine koşup gerçeği unutmak değil mi ..
Tam da böyle bir zamanda ölmek isterim Allah ım affet beni..içim seninle bir hoş ser hoş ..dünya bezenmisken senin emrinle ..
Kaab bin malik geldi aklıma..acidi içim
Uyuyoruz nicedir bir acıyı bitirmek için..sanki bir muddeti var da acının uyuyunca bitecek için için..
Gel gör ki rüya var ..acının sonu yok..Bir tek O var acının son bulduğu..hem dert hem derman..
Uyku ölümün kardeşi..uyku geçici deva ölüm kalıcı..çiçeğe bahara toprağa insana...ah son nefesi güzel bir kokuyla alabilmek..
Hitamuhu misk..
Iste buna imrensin imrenenler...
24 Eylül 2012 Pazartesi
Zuleyha ablacilik..
Madem ki yalniziz ve derdimizi sevmekten de aciz..Hatta yalnız olsak iyi bir de en büyük düşmanımız kendimiz..mekan oyun ve oyalanmadan ibaret olan gezegenimiz.oynayacagiz..rol yapacağız belki .kisi adı kul,rolü anne es komşu arkadas gelin vs..olacak.kendimize bir oyun geliştireceğiz ,kendimizle bir seviyeli iliski kurup arkadas olabileceğiz..düşmanla arkadas olmak kolay mı,ayet var,sen kötülüğü iyilikle karşıla ,o zaman bir bakarsın sana düşman olan yakın bir dost oluvermiş.Buna ise ancak sabredenler eriştirilir.Bu gerçekten azim bir iştir
Polyannacilik oynamak dedik ama adı husnuzandi şükürdu.Basladik başladık beceremedik.zuleyha abla aramızda ya,yaşıyor ya kitaptan çıkmış gibi değil .nasil özledim bir kez gördüğüm odasını sesini akarsu gibi konuşmasını..beni de gönlünde götürenlere söyle demiş bu ziyarette:Nefsimden bir ses geldigi zaman ona ona söyle diyorum,bı namazımı kılayım sonra senin dediğini de düşüneceğim.namaz bitince geliyor,dur duamı edeyim tamam,sonra hala gelirse 1000 ihlasım vardı onu bı okuyayım sonra görüşürüz ,yine gelirse 1000 fatihadan sonra artık gelmiyor...
Böyle guzel yalnızlık gördünüz mü ?
Tavanda manzara seyrettiniz mı?
Ruhunuzla seyahat ettiniz mı?
Zuleyha ablacilik oynasak kabımıza göre ,payımıza ne düşerse ,.ne guzel olur değil mı...
20 Eylül 2012 Perşembe
Görünmez Olmak
Mekke ye yeni geldiğim günlerdi..Bunu yazmalıyım dediğim ne çok cümle yazdım kalbime...Bir şehre yeni gelmek..Daha önceden geldiğin bir şehre,geldiğin ve özlediğin bir şehre,şehirlerin anasına,ummul kuraya,Rabbinin isimlendirmesiyle,tüm şehirleri doğurana gelmek,artık sakini olarak hem de..
''ene eskun fil mekke''mekke de oturuyorum diye çevrilebilir,benim için öyle değil,mekke de sukun buldu yüreğim,yani tüm çığlıklarımı burda duydum,yani burda susmaya geldim,burda tek birine derdimi anlatmaya geldim,yalnız olduğumu,her defasında acıyarak hem de öğrenmeye geldim demek..
Dar,küçücük sokakları var eski Mekke nin,uzun görkemli ve lüks otellerine inat,dağ tepesinde yarı yıkık evleri,minicik dükkanları da,taze süt dükkanı var mesela,tabelası okunmuyor,ama zencefil katıyorlar sıcak süte geceleri..burda uyunmuyor geceleri...yürümek hareme doğru herhangi bir sokaktan..ancak hareme yürüyebilirsiniz,yürümenin en doğru menzili...orada yürüyeceksin,ayaklarının o yürüyüşte sabit kalmasına dua edeceksin..
Her şehrin kendine özgü bir kokusu var,bir havası,bir ruhu,tıpkı her insan gibi,şehirler canlı,diri...Onun kurallarına uymalısın,giysisine insanlarının,kokusuna,ritmine,''la müşküla''sorun yok deyişlerine,sabır deyişlerine,acele etmemelisin,ayakkabılarını çıkarmalısın belki,öyle durduğun yere secde edebilmelisin...farklı olana farklı bir paradigma geliştirebilmelisin...Tadını çıkarabilmelisin,yediğinin,giydiğinin,içtiğinin....
Hurmayla doyabilmelisin mesela,zemzemle kanabilmelisin,dinleyerek sadece iyileşebilmelisin,bir mektup bekler gibi namaza durabilmelisin,peçeyle görünmez olabilmelisin,özgür olabilmelisin,sıradan,ya da hiç,sen nasıl iyi dersen,ağlayabilmek için,gülebilmek,için,kalabalıkların içinde kaybolmak,bir Rabbinin gözüne değmek için,görünmez olabilmelisin,gözünden tanınıyor insan öğreneceksin....
''ene eskun fil mekke''mekke de oturuyorum diye çevrilebilir,benim için öyle değil,mekke de sukun buldu yüreğim,yani tüm çığlıklarımı burda duydum,yani burda susmaya geldim,burda tek birine derdimi anlatmaya geldim,yalnız olduğumu,her defasında acıyarak hem de öğrenmeye geldim demek..
Dar,küçücük sokakları var eski Mekke nin,uzun görkemli ve lüks otellerine inat,dağ tepesinde yarı yıkık evleri,minicik dükkanları da,taze süt dükkanı var mesela,tabelası okunmuyor,ama zencefil katıyorlar sıcak süte geceleri..burda uyunmuyor geceleri...yürümek hareme doğru herhangi bir sokaktan..ancak hareme yürüyebilirsiniz,yürümenin en doğru menzili...orada yürüyeceksin,ayaklarının o yürüyüşte sabit kalmasına dua edeceksin..
Her şehrin kendine özgü bir kokusu var,bir havası,bir ruhu,tıpkı her insan gibi,şehirler canlı,diri...Onun kurallarına uymalısın,giysisine insanlarının,kokusuna,ritmine,''la müşküla''sorun yok deyişlerine,sabır deyişlerine,acele etmemelisin,ayakkabılarını çıkarmalısın belki,öyle durduğun yere secde edebilmelisin...farklı olana farklı bir paradigma geliştirebilmelisin...Tadını çıkarabilmelisin,yediğinin,giydiğinin,içtiğinin....
Hurmayla doyabilmelisin mesela,zemzemle kanabilmelisin,dinleyerek sadece iyileşebilmelisin,bir mektup bekler gibi namaza durabilmelisin,peçeyle görünmez olabilmelisin,özgür olabilmelisin,sıradan,ya da hiç,sen nasıl iyi dersen,ağlayabilmek için,gülebilmek,için,kalabalıkların içinde kaybolmak,bir Rabbinin gözüne değmek için,görünmez olabilmelisin,gözünden tanınıyor insan öğreneceksin....
15 Aralık 2011 Perşembe
Hatırlatma..
Yazmak istedim,hayat güzel..
Sık sık hatırlatmalı kendine...
Yazın çiçekleri konuk eden saksıların kışın kuşları ağırlaması..
Hatta okulun bahçe giriş kapısında nöbetçi olmak..
Ve muhakkak ki güzel,sıkıntıdan sonra gelen..
Bir özel eğitim öğrencisinin seni itmesinden,üstüne yürümesinden sonra,
Kalbine değebilmek, oğlum ne güzelsin sen,neden,deyince eline sarılması...
Yalnız kalan bir çocuğun diğerlerine katılması..
Kafana düşmek üzere gelen topu pasla karşılamak,
Bunları yaparken başında bir ayetin şahit olması,
Ne güzel...
Sıkıldıkça içinin ferahlaması..
Geçecek,diyebilmek..
''O bir mesaj yazar sen kırk kez okursun''u okumak,
İçin kıpır kıpır olmak,
sonra utanmak,
en büyük mesajı okumaya durmak,
O yazmış sen kırk kez okumamışsın,
aynı heyecanla,eksiksin,seviyorum diyemezsin,
ama yine yeniden bir ucundan tutmak ne güzel..
veşşems...güneş açılımının devam etmesi...
Güneşe aya,gökten inen bir damla suya,onunla biten bitkiye,onun yiyen hayvana,sevilmeye sevmeye ve dahi ''insan''a ihtiyacı olan,bununla rızıklanmasan yaşayamayacağını bilmek..
Hatırlamak,anmak...
Hiç unutmasam ya....
Şimdi ağlayan çocuğun yanına koşmalı:))
Sık sık hatırlatmalı kendine...
Yazın çiçekleri konuk eden saksıların kışın kuşları ağırlaması..
Hatta okulun bahçe giriş kapısında nöbetçi olmak..
Ve muhakkak ki güzel,sıkıntıdan sonra gelen..
Bir özel eğitim öğrencisinin seni itmesinden,üstüne yürümesinden sonra,
Kalbine değebilmek, oğlum ne güzelsin sen,neden,deyince eline sarılması...
Yalnız kalan bir çocuğun diğerlerine katılması..
Kafana düşmek üzere gelen topu pasla karşılamak,
Bunları yaparken başında bir ayetin şahit olması,
Ne güzel...
Sıkıldıkça içinin ferahlaması..
Geçecek,diyebilmek..
''O bir mesaj yazar sen kırk kez okursun''u okumak,
İçin kıpır kıpır olmak,
sonra utanmak,
en büyük mesajı okumaya durmak,
O yazmış sen kırk kez okumamışsın,
aynı heyecanla,eksiksin,seviyorum diyemezsin,
ama yine yeniden bir ucundan tutmak ne güzel..
veşşems...güneş açılımının devam etmesi...
Güneşe aya,gökten inen bir damla suya,onunla biten bitkiye,onun yiyen hayvana,sevilmeye sevmeye ve dahi ''insan''a ihtiyacı olan,bununla rızıklanmasan yaşayamayacağını bilmek..
Hatırlamak,anmak...
Hiç unutmasam ya....
Şimdi ağlayan çocuğun yanına koşmalı:))
25 Eylül 2011 Pazar
İstanbul
Elimde Beş Şehir'in İstanbul u,muhteşem tasvirlerle şehri İstanbul,mimarisi,musikisi ve kendisi,ille sahabeler,veliler,sultanlar barındıran kendisi,açtı kendini bambaşka bir bakışla yine...
Menzile varmamız ise bambaşka bir hikaye,bu insanlar lütuftan,himmetten başka hangi sebepten hizmet eder bize..Nedir bir otobüs servisini en az yedi kişiye sorarak bir Kuran Kursunu aramaya iten,patronundan zar zor izin alarak..Bir dolmuş şoförü neden son durağı geçip ticari taksi gibi kapının önüne getirsin ki,ücret talebine dua edin yeter desin...Varınca kapıda Valide Sultan karşılasın,Baba evinde yüzlerce kişi ağırlansın,''Kızım'',''İslam Ordusu'' denilsin..İstanbul her seferinde bir başka ya,baba da her seferinde bir başka,bir kız her ziyaretinde başka bir kapısından giriyor baba evine demek ki...Babasının bambaşka bir hususiyetini görüyor,belki evden ayrıldıktan sonra tanıyor,belki çok özlüyor,belki senede bir gün yeniden gözgöze geliyor,ve tüm dertlerini okuyor da baba yüreği,kavuşma sevinciyle yükselen yüreğine sesleniyor:
-Efendimiz'e miracda soruldu,''Seni neyle mükafatlandırayım?''
-Efendimiz çok çilelerden geçtim,kullukla dedi...
Kulluk en büyük mükafat,kızım..Nasıl kul olursun...Menfaat için eğilme,ben deme ,kulsun...
Tüm azaların göz kulak kesildiği an,kaç zamandır müthiş bir iştiyakla,canın uyandırmasıyla düşünüp durduğum şehadet canlanıyor,
-En zor imtihan,Allah ın şahidi olabilmek...
Benim denizim,göğüm,martım,istanbulum...Ve içime ne zamandır düşürdüğünü tasdikliyor,imandan ihsana giden yolun vasıtası şehadet...Şahit olanın kendiyle işi ne,çıkıyor kendinden ve hizmet...
-Diğergam olmayan kalpte inkişaf başlamıyor...
-Herkes problemini Efendimizde çözer,fiili kıstas..ve onu tanımanın tek vasıtası takva. .Büyük netice isteyenler,gaye büyük vasıta küçükse ne ala...Ve dudaktan bal damlar,ahla eyvahla nedametle kalplere bazen kan damlar...
-Tazim bil emrillah,şefkat ala halkıllah..
-Hanım,iki sonsuz,-sonsuz,+sonsuz arası...Örnek alacaksak:Hatice...
-Benim sağlığımda vefatımda sizin için hayırdır,amelleriniz bana ulaştırılır diyor efendimiz,O nu amellerimizle ziyaret edelim...
-Sizden bir kişi yirmi kişiye bedeldir,ve hafifletme bir kişi iki kişiye bedeldir.Enfal...Bu ayet düşünme ödeviydi...
***
Eyüp Sultan da sonbahar..Sabah da şahit Eyubun zikrine,duasına kuşlar bir olmuş imamlarla,çınarlar duaya durmuş,bir ağlamaktır almış herkesi pencere önlerinde...Yere düşen yapraklar,İstanbul da sonbahar...Simit ve çay..Bir sürü farklılığın rengiyle sevmek birbirini..Rabbin sevdiği birini ziyarete gitmek ve duymak Rabbini çok seven birini,bu kadar yakın hissetmek ilk kez gördüğü birini,koklamak artık o koku sümbül müdür yoksa reyhan mı,gül mü?Naz makamı nasıl bir yerdir,aşkla bedenden düşmek züleyhaların kaderi midir?Tek istediğim cemali,daha ne olsun diyen ve bu kadar da mutlu kalabilen başka kim bilir kaç veli vardır?Muhabbetin bedeli herkeste aynı mıdır?Dönemeçlerde bize düşen kararlar yolu uzatır mı,insanları idare etmek yol aldırır mı,ana baba kardeş neresinde gönlün,nereye koymalı?Bir kadının günü ayı yılı nasıl olmalı?Yatalak bir insan geceleri yorulur mu?Bu başka aleme bir geçit var mı?Kabe her zaman yerinde mi,yoksa ona varamayanlara o koşmakta mı?......
Bir vapurda dalgalanan griye giydirmek hüznü,ve giyinmek İstanbulu,sübhanallah zikriyle,günde en az yüz kez hayran olmalı...Ve acıkmak..Ve ayrılmak,kapısından geçerken içinin kaldığı caminin şadırvanında bakışlarını yıkamak,ve saat...Yetişmeye çalışmak...Ve dönmek..İstanbula gitmekten memnun,Ankara ya dönmekten memnun,halinden memnun iki gün iki aya,iki yıla bedeldir...Dönünce haberini almak müthiş perşembenin,eh napalım biz demedik mi,
Bir tatlı tebessümün bin vuslata bedeldir..
Gözlerin,gözlerin,gözlerin hayat verir..
14 Eylül 2011 Çarşamba
Dolunayla Gelen...
Dün gece gökte dolunay vardı.''Orada,narin,zarif,alımlı...''Karşımda biri vardı.Burada,derin,incelikli,dolunay kadar değerli...Sevmek ne garip şey..Sevilen için bir şey yapmaya çalışmak ne hoş..Ay ışıklarının titreştiği gibi yanımızdaki suyun yüzünde,titredi içim,titredi bakışları yüzümde...Yüz yüze gelmekti aslında yaptığımız,bunca beraberliğe rağmen ne kadar zamandır yüzeyden akıp gidenin derinine inmeye çalışıyorduk belli ki..Yüz yüze gelmekti kendimizle,çünkü baktığımız yüzde kendimizi görüyorduk içten içe,yüz sihirli bir ayna...Ama ötesinde ben ayın büyüsü altında,özel bir randevuyla 21 yaşındaki halimle,bazen 11,bazen 31 ve bazen 41 yaşındaki halimle buluşmuştum...Dert aynı,istidat aynı,şifa aynı,his aynı,olaylar ve isimler farklı,bir de farkındalık...
Dün geceden bana kalanlar:
*Arkadaş seçilmiş kardeş,kardeş seçilmiş arkadaş:)
*Biri için yaptığın iyilik aslında kendine yaptığın iyilik,gerçekten:)
*''Kendim için yapacaklarım''sıkıntılı,başlığı değiştirmekle başlamalı''Allah rızası için''kendine en çok dönecek iyilik:)
*Kendinden çıkmak,çıkarak yazmak,yazarak başkalaşmak,dönüşmek,dönmek..
*Zihin gücüyle zayıflmaktan yola çıkılarak,zihin gücüyle ''iyi''olmak..Bunun için ''seb a teraik,yedi yolu kullanmak...
*En yakınımızdakilerle ikili,kaliteli,özel ve nitelikli zamanlamalarla buluşmak,derinleşmek..
Teşekkürler medcezir......Teşekkürler ay.......Teşekkürler Rabbel Alemin....
Dün geceden bana kalanlar:
*Arkadaş seçilmiş kardeş,kardeş seçilmiş arkadaş:)
*Biri için yaptığın iyilik aslında kendine yaptığın iyilik,gerçekten:)
*''Kendim için yapacaklarım''sıkıntılı,başlığı değiştirmekle başlamalı''Allah rızası için''kendine en çok dönecek iyilik:)
*Kendinden çıkmak,çıkarak yazmak,yazarak başkalaşmak,dönüşmek,dönmek..
*Zihin gücüyle zayıflmaktan yola çıkılarak,zihin gücüyle ''iyi''olmak..Bunun için ''seb a teraik,yedi yolu kullanmak...
*En yakınımızdakilerle ikili,kaliteli,özel ve nitelikli zamanlamalarla buluşmak,derinleşmek..
Teşekkürler medcezir......Teşekkürler ay.......Teşekkürler Rabbel Alemin....
24 Ağustos 2011 Çarşamba
Kuş Gibi...
Cennete girecek bir kısım insanlar vardır ki onların kalbi kuş kalbi gibidir...
Efendimiz...Rıyazüssalihin-tevekkül-yakin....
Şimdi semada kuşları tutana tutunma zamanı..
Şimdi burada,anı yaşama bir an ötesini düşünmeme tevekkül zamanı..
Şimdi hafifleme,
Şimdi içi pır pır bir heyecanla dolma,
Şimdi özgürleşme zamanı...
Kuş gibi yer,kuş gibi içer,kuş uykusu uyursan,kuş kalbi gibi titrerse kalbin rahmeti soluklayamamaktan,ve kuş kalbi gibi mütevekkil olur doyurulursan,kuş gibi havf ve reca kanatların çıkar,uçup gidersin belki buralardan...
Şimdi itikaf vakti...
Efendimiz...Rıyazüssalihin-tevekkül-yakin....
Şimdi semada kuşları tutana tutunma zamanı..
Şimdi burada,anı yaşama bir an ötesini düşünmeme tevekkül zamanı..
Şimdi hafifleme,
Şimdi içi pır pır bir heyecanla dolma,
Şimdi özgürleşme zamanı...
Kuş gibi yer,kuş gibi içer,kuş uykusu uyursan,kuş kalbi gibi titrerse kalbin rahmeti soluklayamamaktan,ve kuş kalbi gibi mütevekkil olur doyurulursan,kuş gibi havf ve reca kanatların çıkar,uçup gidersin belki buralardan...
Şimdi itikaf vakti...
14 Haziran 2011 Salı
Hayat ve İnsan
“Dost sevgüsin gönülde cânıla berkitmeyen/ Tûl-i emel defterin dürmeyen âşık mıdır
Hayat güzeldir..İnsana bizatihi güzelleşmesi için verilmiştir.Güzelleşip geçilen kapı,ne kadar karanlık görünse de,hayattan da güzeldir.Ölüm güzeldir.Ölüm hayatın tesellisidir,hayat ölümün değil..Yani aslında hiçbir şey göründüğü gibi değil..
Anlamak zor,duvarın ardını görmek kadar.Soyuttan somuta geçilemeyen bir dönemden çıkamadık,emmeyi beceremeyip sütten kesilsek de,sulandırılmış sütle oyalanılan bir evredeyiz hala,Fatıma dan çok uzaklarda.Somutlaştırmak için çizilen çizgiler var bir de dimağımızın hayal kumlarına,mübarek parmaklarla..İnsan ve hayatı bir çizgi...Bir akarsu,ırmak gibi,onu saran ölüm çerçevesi,bentler gibi,istekleri var insanın,arzuları,bendini yıkan seller gibi,bir de bu suyu kesen duvarlar,tükenmez musibetler,biri bitse diğerini çağırır gibi..Ak gün ağarıp kalmamış,kara gün kararıp dermiş anneannem,nesıl üzülürdüm annem söyledikçe,hayatın ilk elden anlamı bu,besbelli...Enerjiye çevirip,bentlerin ardında musibetleri,ölüme çağıldamak en güzeli,güzelleşmek tul-i emel güzellemesi...
Hayat güzeldir..Gündüzle gecenin ardarda gelmesi, güzeldir..Siyahla beyaz,mutlulukla hüzün,gözyaşıyla tebessüm güzeldir.Hayatla ölüm,ve dahi ölümle hayat güzeldir.Yalnız doğar,yalnız ölürüz,yapayalnız yaşarız da kalabalıklar arasında anlatamadıklarımızla,ancak 'yaş'landıkça anlarız,bir yoğun bakım odasında yaşar gibiliğimizi..En çok sevenlerin bile,en yakınının camekan ötesindeliğini,ne yapsa etse acımıza gözleriyle ve gözyaşlarıyla,dualarıyla dokunabileceğini...Yaşlanmak güzeldir.Madem her canlı ölümü tadacaktır,ölüm tatlı bir şeydir.Ağzınızın tadını kaçıran ölümü bolca anınız,tadını kaybetmeye yüz tutmuş damaklar içindir,bizim içindir...Cennet gibi bir sofrada ne yediğinden çok neyi seyrettiğini ve neyi duyduğunu kalbine kaydetmek güzeldir.Sevdiklerinle cennet hayali güzeldir.Cemal hayali güzeldir.Cemal güzeldir.Celalinden Cemal ine kaçsak da Celal dahi güzeldir.Çizgiler güzeldir,toprak güzel,çizen el hepsinden güzel,anlatan dil de güzel..
Hayat için kurulabilecek en güzel cümle:
İnna lillahi ve inna ileyhi raciun..
Allah ınız...ve O na dönücüleriz...
Sahibimiz ne güzel,döneceğimiz yurt da..Sahibimiz Selam,yurdumuz Darüsselam..Sözümüz selam,işiteceğimiz sadece selam..Özgürlük kim bilir ne güzel...
Bugün ne hüzünlüydü ve ne de güzel:)
10 Mart 2011 Perşembe
Kar Duası
Kar yağdığından beri çölleri gülistana çeviren birinin,alemlerin efendisinin ,Allah ım günahlarımı karla buzla yıka duası, var aklımda.Sudan öte bir şey kar..Hem yumuşak,hem sert,hem dokununca eriyiverecek kadar naif,hem büyüyünce çığ olup yıkacak kadar güçlü,hem yolları kapatacak kadar..
Dün gece bir mesaj geldi bir dosttan.Bir kar tanesi avcuma düşer gibi.Öyle latif,öyle meleki,kudretli,okadar katından yani...
''Üzerimize cemaliyle yumuşacık ve şeker tadında karlar indirip,Celaliyle dağları ve yolları kara bürüyen Rabbim..Kalplerimize kar tanesinin paklığını indir.Mutluluklarımızı kar taneleri sayısınca çok eyle.Hüzünlerimizi rahmetinin dokunuşuyla kar tanesi gibi erit..Dostluklarımızı her bir kar tanesi gibi özel ve güzel yap.Bizi senin rızan yolunda uçuşan kar taneleri eyle..Günahlarımızı gufranının karında yıka ve temizle...Amin...''
6 Mart 2011 Pazar
Bir Kelebeğin Anlattıkları
İlkbahar gülümsemek üzere..Bir bakıp bir kaçan hayat dolu sevgili gibi..Bugün ağlayan yüzüyle canım hüznü verse de,takvimlerde kelebekler uçuşmaya başladı,ve de gönüllerde zihinlerde..Bir kelebek bir gün bambaşka bir şekilde bilinir mi?Bambaşka bilgiler verir de buna marifetül kelebek denebilir mi?Neden olmasın..Marifetullaha giden yolda her eşya bir evrad..Her eşya bir ayna nasılsa...
Bir kelebek gelip zihnime, fısıldadı kalbime:
* Yaratılış hikayemi biliyorsun,üzerime yazılan onlarca hikayeyi..Neden bir tırtıldan dönüştüm kelebeğe..Var mı benim gibi iki hayatlı bu alemde?Yaratılamaz mıydım o enfes kanatlarımla birdenbire kün emriyle..Ne diye bunca çaba,yardımsız tek başıma,ille bir örtünüş içerisinde,ille dokuyarak bir yerleri,bir nevi halvet gibi koza..Tırtılken hayatımın sonu sandığıma kelebek demiş ya usta...Ölmeden önce ölmek,tam da bu demek değil mi,sürünürken kanatlanmak,çirkinken güzelleşmek aynı varlıkla..Var mısın?
* Ömür hikayemi biliyorsun,bir gün biçildiğini güzel bedenime,çiçekten çiçeğe konup,hafif naif o halimle,etrafa letafet dağıtan o halimle,mutlu sona nasıl uçuştuğumu da...Sonra ateşe müştak bir aşık olduğumu,ömrün benim için verilesi olduğunu,benim için aşkın yok olmak olduğunu,ışıkla aşkı bir tuttuğumu nura yoldaş olduğumu,nur için dönüp durduğumu,yanıp durduğumu,ölüp durduğumu,döne döne yandığımı da bilirsin..Adımın pervaneliğini de...Var mısın?
* İnsanın hayatına girişimi bilirsin.Ötelerden haberler getirenler gizlenirler kanatlarımın altına.Konuveririm haber bekleyen insanın omzuna teselli olur benimle,yüreciği..Bazıları hapseder tablo yapar koleksiyon yapar güzelliğimi..Bir kız duydun daha yeni,bir kız bilge olana haset duyan,kelebek olup uçamadığında kelebeğe düşman olan.Hani avuçları arasına almış beni ve sormuş bilgeye,bu avcumdaki ölü mü,diri mi?Niyeti belli,bilge ne derse yapacağı tam tersi....Bilgenin cevabı...Her şey senin elinde...Değil mi?
* Beni ne çok sevdiğini bilirim,ve nasıl korktuğunu da,kelebekten korkulur mu?Kanat çırpsam çırpınırsın korkudan..Kuşlarla da böylesin.Uçuşlarına hayran,aralarında olmaya cesaretsiz,çırpınınca kelimeler kifayetsiz...En sevdiklerin en çok korktukların mı senin...Var mı başka bir örneğin...Susma,var değil mi?
* Ne çok şey anlatıyorum bir bilsen,bunlar sadece duyabildiğin..Bahar geldi geliyor,atılan tohumlar sürgün verdi verecek,ağaçlar sabretmelerinin karşılığını aldı alacak,soğuk vurmadan,toparlan.Var mısın?
Bir kelebek gelip zihnime, fısıldadı kalbime:* Yaratılış hikayemi biliyorsun,üzerime yazılan onlarca hikayeyi..Neden bir tırtıldan dönüştüm kelebeğe..Var mı benim gibi iki hayatlı bu alemde?Yaratılamaz mıydım o enfes kanatlarımla birdenbire kün emriyle..Ne diye bunca çaba,yardımsız tek başıma,ille bir örtünüş içerisinde,ille dokuyarak bir yerleri,bir nevi halvet gibi koza..Tırtılken hayatımın sonu sandığıma kelebek demiş ya usta...Ölmeden önce ölmek,tam da bu demek değil mi,sürünürken kanatlanmak,çirkinken güzelleşmek aynı varlıkla..Var mısın?
* Ömür hikayemi biliyorsun,bir gün biçildiğini güzel bedenime,çiçekten çiçeğe konup,hafif naif o halimle,etrafa letafet dağıtan o halimle,mutlu sona nasıl uçuştuğumu da...Sonra ateşe müştak bir aşık olduğumu,ömrün benim için verilesi olduğunu,benim için aşkın yok olmak olduğunu,ışıkla aşkı bir tuttuğumu nura yoldaş olduğumu,nur için dönüp durduğumu,yanıp durduğumu,ölüp durduğumu,döne döne yandığımı da bilirsin..Adımın pervaneliğini de...Var mısın?
* İnsanın hayatına girişimi bilirsin.Ötelerden haberler getirenler gizlenirler kanatlarımın altına.Konuveririm haber bekleyen insanın omzuna teselli olur benimle,yüreciği..Bazıları hapseder tablo yapar koleksiyon yapar güzelliğimi..Bir kız duydun daha yeni,bir kız bilge olana haset duyan,kelebek olup uçamadığında kelebeğe düşman olan.Hani avuçları arasına almış beni ve sormuş bilgeye,bu avcumdaki ölü mü,diri mi?Niyeti belli,bilge ne derse yapacağı tam tersi....Bilgenin cevabı...Her şey senin elinde...Değil mi?
* Beni ne çok sevdiğini bilirim,ve nasıl korktuğunu da,kelebekten korkulur mu?Kanat çırpsam çırpınırsın korkudan..Kuşlarla da böylesin.Uçuşlarına hayran,aralarında olmaya cesaretsiz,çırpınınca kelimeler kifayetsiz...En sevdiklerin en çok korktukların mı senin...Var mı başka bir örneğin...Susma,var değil mi?
* Ne çok şey anlatıyorum bir bilsen,bunlar sadece duyabildiğin..Bahar geldi geliyor,atılan tohumlar sürgün verdi verecek,ağaçlar sabretmelerinin karşılığını aldı alacak,soğuk vurmadan,toparlan.Var mısın?
26 Ocak 2011 Çarşamba
Kalp Elbisesi ve Güzellik 2
''Kalp Yusuf unun gömleği cennet libasıdır.Cemalinin nurlarından olan bu gömleği Allah giydirmiştir.Ama ruh Yakub unun gözleri ancak bununla açılır.Bu sırdan dolayıdır ki kalbi uyanık kimseler gafletle dünya sevgisinden hasıl olan körlüklerini bununla izale etmişlerdir.''M.Sami Ramazanoğlu-Ruhul Beyan
Allah her an kadehiyle binbir sır sunuyor bize.Onun için dehre sövmeyin,dehr Allahtır diyor peygamber..Anın kıymetini bilene hiç bir şey boşuna gelmiyor.Her şeyin bir sırrı var,konuşuyor..Ama biz zerrenin zerresi miktarınca,gözümüzün içine sunulunca belki,birazcık anlıyoruz.Allah lütufkardır,güzellik ve kalp elbisesi üzerine düşündürdüğü kulunun önüne güzellik timsali Yusuf u çıkarır,her hafta başka bir rolla çıkardığı gibi..Yusuf a kalp dedirtir haftalarca Mürşid in sesine..Kalp elbisesine ise Yusuf un gömleği..Körlermiş ruhlara bir rayiha da verir bir gün kim bilir...
Klap elbisesi Yusuf un gömleği ise,nefis Züleyha nın tekamülü gibi,önce kana bulanacak yalandan paramparça olacak,sonra yırtılacak arkasından,yine paramparça,sonra göze sürülesi olacak,cennet kokusu saçan,ama göze şifa olan,yalnızca arayanların bulduğu....Kalp elbisesi...Yusuf un gömleği...
Kalp Elbisesi ve Güzellik
Her sözcük,çıktığı kalbin elbisesini giyinir...miş...
Ya da kalbimize elbiseler giydirir hislerimiz.Kimi ziynetlerle süslü uçsuz bucaksız atlas giyer,kimi aba..Kimi kılıfla kaplı benim kalbim der...Neler der neler...
Ben o kadar sıkıya gelemem.Başımı örtünce boğazım sıkılıyor.Her şey çocuklukta,bize öğretmediler.Bak bilgisayarı öğrendim.Sudoku çözerim,bunamayı engelliyormuş,ama Kuran öğrenemedim.Eciş bücüş harfleri.Bazıları müslümanlık diye çok abartıyorlar zaten.Bence İslam dini mantık dini.Mantığıma uyuyorsa tamam...Zaman sana uymuyorsa sen zamana uyacaksın.Bu zamanda peygamber yaşasa deveye mi binecekti...İnsan olmak lazım önce,islam değil.(Alkışlar)
Ben müslümanım.Ayete hadise bakarım.Ne diyorsa onu yaparım!Peygamberimiz çok uyumlu giyinirmiş mesela.Başörtümü çantamı,ayakkabımı uydururum.(Yani birşeyi öbürüne uydurmakta iyice ilerledim)Yamalı da giyinmiş yeni öğrendim,Zara dan buldum yamalı bir elbise,bu yıl modaymış,biraz pahalı ama olsun,bir taşla iki kuş!!!Sonra tatlıyı açken yermiş,(Tok olur muymuş acaba)ben de öyle severim..Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış diyor(Hadisin diğer tarafı uymadı)..Dünyadan sırt çevirmek yok tabiki,öyle anlatıldığı gibi değil bizim dinimiz.Bunu herkese duyurmak istiyorum.Gitar çalıyorum.Sosyal faaliyetlere katılıyorum.Peygamberimiz yüzün demiş,haftada üç gün yüzüyorum...Kayak yapıyorum..(Var mı birine faydası yaptıklarının,bir insan tebessümü sağlıyor mu,diğer müslümanlar bu sünnetlere neden uyamıyorlar acaba)Yaani müslümanlar evde tesbih çekme imajından kurtulmalı.Bence...
Ben temizliği şöyle yaparım.Ütüsüz çamaşır giymem.mutfak havlusuyla banyo havlusunu aynı yere koyulur mu?Perdeleri,önce şöyle yapar sonra böyle yapar öyle yıkarım.Ispanağı böyle pişiririm.Ben bir de kıyma koyarım.Ben kıyma koymam,havuç koyarım.Daha güzel.Akşam yemeğinde şu olmadan oturmam.Benim çocuklarım asla böyle yapmazlar,ya da mutlaka şöööyle yaptırırım.Anneme bunu,kayınvalideme şunu yaparım.Bana göre her şeyin sınırı vardır.Kurallarımı çiğnetmem.Eşim bana mümkün mü şunu desin....bitmez...
Ben li cümleler problem var.Güzelliğe olan hırsta problem var,iştiyakta değil..Her benli cümle kalbe bir kılıf dikiyor çünkü.Kılıf nedir?Sıkı sıkıya saran..Tam şekli neyse o nesnenin,tam hatlarıyla etrafını çeviren sıkı sıkı.Büyütmeyen,hareket ettirmeyen,genişletmeyen...
Her ben le, her benin iyelik ekiyle daraltıyoruz içimizi.Bir güzellik varsa onu kendimize has kılıyoruz.Bizde yoksa bir güzellik,onu yok sayıyoruz,etraftan o güzellik kabul görüyorsa belki kötülüyor,belli ki kıskanıyoruz.İnsan hisleri turnusol kağıdı gibi...Varsa bir güzellik üstümüzde,iyilik yapmak gibi,kendimizden daha çok iyilik yapan birini görünce ne hissediyoruz.Mutluluk mu,şükür mü,kızgınlık mı,hırs mı?Kızgınlık,küskünlük ve hırssa eğer iyiliği kalbimize kılıf yapmışızdır.Artık içerdeki taze duygular,iyilikler kokuşmaya başlayacaktır.Kuyudur artık girdiğimiz yer.Ve laneti kendine çağıran yegane duygudur,güzelliği kendine hasretmek,şeytan gibi,ben ateşten yaratıldım Adem topraktan,ben güzelim,hayırlıyım ondan,demek.İsrailoğulları gibi,tamam bu zat peygamber belli,ama bizden değil,sakla değiştir ayetleri,demek.Hakkın üstüne perde çekmek.Kendi güzelliğiyle avunup durmak...Yok eğer güzelliği Kendimizden üstten bize lütfedilmiş buluyorsak,ki açılır binler mutluluk kapıları o zaman kuyu kaybolur,hisler ırmak olur,ummana yol bulur.Rabbe giden en güzel yol şükür...
Ablamın sorduğu gibi,elimizdeki bir bardak suyu birine verdik.Ne hissederiz?
-Mutluluk
-İyilik
-Sevinç
Ne temiz hislerimiz var.
-Ben verdimm.
-İyilik yaptımm.
-Sevap kazandımm.
-Zaten iyi biriyim ben,geçende şunu yapmıştımm...
Oysa,şükürle bakan insana,
-Allah bana su verdi..
-Tutacak el verdi
-Susayacak ve tat alacak sağlık verdi
-Onu vereceğim bir insan verdi.
-Verme hissi verdi.
-Benim elimle birine su verdi....vs.vs.
-Şükürler olsun...
Bu kadar konuşma sonrası,biz kalbimize bakmaktan yorgun..
-Kurabiyeyi sen mi yaptın Nagihan?
-Evet ben yaptımm:))
Ani tepkiler,gerçek tepkiler!!Halbuki daha önce hiç yapmamıştım.İlk defa bulduğum bir tarifi,dua ederek yapmıştım.Sakin ve telaşsızdım.Gecenin bir vaktiydi,güzel olmazsa diye bile geçmedi içimden.Yani O yaptırmıştı.O beğendirmişti.Şükürler olsun...
Mutlak güzel Allah....
Allah güzelliğinden cüzlerle güzelleştirsin içimizi,kılıflarımızı itiraf edip kabullenmek yerine,takva libasıyla giydirsin kalplerimizi...
Bağlantı:Bakara 88-Bizim kalplerimiz kılıflıdır dediler...
22 Aralık 2010 Çarşamba
Aya Bakmak...
Tuhaf geliyor,bir insanın 30 yaşından sonra aya müştak olması..Hatta kendine yetişkin bir insan gibi yaklaşması insanın,gerçekten tuhaf.Yaşlandığını farketmek tuhaf,artık çocuk olmadığını kabul etmek tuhaf.Aya bakarken yaşı yok ki insanın,küçük bir kız çocuğu oluvermesi tuhaf .Gizli gizli ona bakması birileri onunla konuşmaya çalışırken..Trafiğin en kalabalık halinde,far ışıkları gözlerini alırken dikiz aynasından göğe bakmak,görünce ayın o sarı kocaman halini,önüne bakmayı unutması,yolun terse dönmesini beklemeyi bile akıl etmemesi,arkadan sağdan soldan ışık izlemesi,yol bilgisi zayıf aynı insanın,biraz tepeye çıkıp tam karşısında görünce şaşırıp kalması..Arabayı durdurması.Öyle bakıp kalmak istemesi..Ara sıra etrafındakilere gösterip aya baktınız mı,diye sorması,onların hıı,deyip devam etmesi..
Gökyüzüne böyle bir ışık asması ne büyük bir lütuf,güzellikler sahibinin..Her an başka başka güzelleşmesi ne hoş..Ay terapisini okumak istedim Mustafa Ulusoy un,kıskandım mı ayı ondan bilmem,okuyamadım,daha yoğun bir geçmişi vardır herhalde,daha yoğun bir düşüncesi,ne bileyim,dur şu dolunay bitsin,içim durulsun,okuyayım inşallah..Ay ışığında yürüyeyim inşallah.Hilaliyle heyecanlanıp,dolunayına gün sayayım,son demini bekleyip,ışığını içeyim...Sonra İbrahim as. gelsin hatıra, ondan çok hatırası olan var mı yıldız,güneş ve ayla...Aya bakıp dururken ben yeni yeni yoğunca,ki ilk gençlik yıllarımda yıldızlara bakardım uzun uzun,zühreye ille,o yıldızdan,aydan,güneşten geçiyordu çocukken daha..Rabbini buluyordu,parlayıp sönen her noktayla..
Olsun...Gecemiz aydın olsun,gönlümüz ayla dolsun..Şimdilik...Yüzü aya benzeyen sevgiliyi düşünerek.Cemalullah a ulaştırır belki cemalinden yansıyan her sebep...
12 Kasım 2010 Cuma
Susmak Ne Yapıyor?
Saklıyor sarmalıyor,bir kale gibi kuşatıyor,içinde varsa iyi birşey,bir his,bir mana..
Tutuyor,örtüyor,zarar verdirmiyor,yangın üstüne bir battaniye oluyor hiddetliysen..
Sana kalıyor,işine yarıyor,kullanılıyor ve böyle yaşıyor kelimeler susup gözden akınca,bakışına bile sukut terbiyesi öğrettiysen..
Kuşu evcilleştiriyor,renkleri güzelleştiriyor,eşi sakinleştiriyor,yemeği lezizleştiriyor,misafirleri ağırlıyor,kaktüsleri fışkırtıyor sessizliğin güzel sesi..
Çiçekler bile sağ elini kaldırıp sol elini daldırıyor,kimi dimdik durup boy verirken,kimi yere bin boyun büküyor,yarım yamalağım deyip susarken..
Hayat sukun buluyor,hayat çetrefilli,hayat zor,hayat güzel,hayat kolay demeyip,hayat...deyip susarken..
Dün susan birine gittim ben..İyi ki..Artı eksi ne çok şeyimi gösterdi....
Tutuyor,örtüyor,zarar verdirmiyor,yangın üstüne bir battaniye oluyor hiddetliysen..
Sana kalıyor,işine yarıyor,kullanılıyor ve böyle yaşıyor kelimeler susup gözden akınca,bakışına bile sukut terbiyesi öğrettiysen..
Kuşu evcilleştiriyor,renkleri güzelleştiriyor,eşi sakinleştiriyor,yemeği lezizleştiriyor,misafirleri ağırlıyor,kaktüsleri fışkırtıyor sessizliğin güzel sesi..
Çiçekler bile sağ elini kaldırıp sol elini daldırıyor,kimi dimdik durup boy verirken,kimi yere bin boyun büküyor,yarım yamalağım deyip susarken..
Hayat sukun buluyor,hayat çetrefilli,hayat zor,hayat güzel,hayat kolay demeyip,hayat...deyip susarken..
Dün susan birine gittim ben..İyi ki..Artı eksi ne çok şeyimi gösterdi....
17 Ekim 2010 Pazar
Ziyaret ama Nereye?
Dün bir ziyarete gittik.Türkiye şartlarında çok çok güzel bir evin lokum kadar tatlı sahibesinin ikizlerden sonraki yani üçüncü bebişine dua etmeye...Ne zamandır ilk kez bu kadar herkes vardı.İkizlerimiz artmış,benimkiler diğerlerine nispeten ne kadar büyümüş duruyorlardı.Ev,sahibi,bebekleri,ikram,yağmur her şey çok güzeldi,gürültülü ve telaşlı aynı zamanda..
Kulağıma bir ara Hira takıldı,hiradan başlanmalıydı anlatmaya,neydi kalabalıklardan mağaraya çeken şey bir insanı,inzivanın kattığı ruha..Herkesin bir hirası olmalı hayatında.Tam da bu sırada,içimizden büyük yürekli,yüreğine mağara sığdırabilen arkadaşımız bu çokluktan sıkılmış belki,durgunlaşmış,o neşeli bakışları yere düşmüştü.Yiğit in matkap darbeleriyle topladıysa da kendini,yine de içerde,o küçük halı seccadeli,perdesi açık,içeriye yağmur sesi girebilen loş odada buldu kendini.Onun hirası orasıydı belki...
Ziyaretin sonuna doğru,buraya gelince hani ev çok güzel ya,düşündüm acaba ne giymiştik diye,kıyafetimiz halimiz buraya uygun mu diye,sonra cennet geldi aklıma,orası çok çok güzel ya,oraya gidince gariban kalır mıyız acaba,kalmayız inşallah,dedi ablam.Ziyaret güzel oldu.Ziyaret hep öbür yüze,madalyonun arkasını görmeye..
Kulağıma bir ara Hira takıldı,hiradan başlanmalıydı anlatmaya,neydi kalabalıklardan mağaraya çeken şey bir insanı,inzivanın kattığı ruha..Herkesin bir hirası olmalı hayatında.Tam da bu sırada,içimizden büyük yürekli,yüreğine mağara sığdırabilen arkadaşımız bu çokluktan sıkılmış belki,durgunlaşmış,o neşeli bakışları yere düşmüştü.Yiğit in matkap darbeleriyle topladıysa da kendini,yine de içerde,o küçük halı seccadeli,perdesi açık,içeriye yağmur sesi girebilen loş odada buldu kendini.Onun hirası orasıydı belki...
Ziyaretin sonuna doğru,buraya gelince hani ev çok güzel ya,düşündüm acaba ne giymiştik diye,kıyafetimiz halimiz buraya uygun mu diye,sonra cennet geldi aklıma,orası çok çok güzel ya,oraya gidince gariban kalır mıyız acaba,kalmayız inşallah,dedi ablam.Ziyaret güzel oldu.Ziyaret hep öbür yüze,madalyonun arkasını görmeye..
13 Ekim 2010 Çarşamba
Güzellik Nedir?
Birisi var,çok seviyorum,çok seviyor.Birini kıracaksa,kendisini kırıyor,kızacaksa kendisine kızıyor.Onunla ilgili çok şey olsa da kalbimde şu an dile dökülmüyor.Ha bir de iyi ki felsefe grubu okuyor.Cumartesi arkadaşım,kalbime ekstra pencereler açıyor..
Felsefede, güzel,diyor amacına uygun olandır.Bir kalemden bahsediyorsak güzel yazandır.Koltuktan bahsediyorsak en iyi oturulandır.İnsandan bahsetmeye gerek var mı?Güzel kadından?
Felsefede, güzel,diyor amacına uygun olandır.Bir kalemden bahsediyorsak güzel yazandır.Koltuktan bahsediyorsak en iyi oturulandır.İnsandan bahsetmeye gerek var mı?Güzel kadından?
8 Ekim 2010 Cuma
Ne Güzel...
Ne güzel ev ehlinin,misafirin eşinin geceden sabaha çıkışını karşılamak..
Ne güzel çiçeğe su vermek,vazonun suyunu değiştirmek..
Ne güzel her yer darmadağın ama sakin herkesi teker teker uğurlamak..
Ne güzel servis şöförüne hayırlı cumalar demek...
Ne güzel misafirin çarşafımı yıkama,geri geleceğim demesine gülümsemek..
Ne güzel yavruları beyaz giydirmeye çalışmak..
Ne güzel yavrunun beyaz değil sarı giyinme gayreti..
Ne güzel dostun senin muhabbet tellerini titretecek bir şey işaret etmesi..
Ne güzel evi ısıtan olmak..
Ne güzel bulunduğun yere bir şey katmaya çalışmak..
Ne güzel cuma günü evde olmak..en azından öğlene kadar..:)
Ne güzel çiçeğe su vermek,vazonun suyunu değiştirmek..
Ne güzel her yer darmadağın ama sakin herkesi teker teker uğurlamak..
Ne güzel servis şöförüne hayırlı cumalar demek...
Ne güzel misafirin çarşafımı yıkama,geri geleceğim demesine gülümsemek..
Ne güzel yavruları beyaz giydirmeye çalışmak..
Ne güzel yavrunun beyaz değil sarı giyinme gayreti..
Ne güzel dostun senin muhabbet tellerini titretecek bir şey işaret etmesi..
Ne güzel evi ısıtan olmak..
Ne güzel bulunduğun yere bir şey katmaya çalışmak..
Ne güzel cuma günü evde olmak..en azından öğlene kadar..:)
6 Ekim 2010 Çarşamba
Aşık Olmak Neden Güzel?
Dünyada en zor yakalanılan hislerden biri aşk.Milyon kez kızabilir,milyar kez sevebiliriz.Kızabilir,küsebilir,hayran olabilir,gıpta edebilir kıskanabiliriz.Tüm organların sınırı var,sınırı olmayan tek organ kalp.Beynim doldu,hiç bir şey anlayamıyorum deriz de,aslında çok güzelsin ama kalbim doldu,bir kişiyi daha sevecek halim yok demeyiz.Kalp engin deniz.Sevdikçe genişleyen,ilahi emirle şerha şerha muhabbete hazırlanan...
Neden aşk ömürde en fazla bir kaç kez ele geçen bir duygu.Tüm duyguları içinde topladığı için mi,hepsinden aşkın hepsinin üstünde olduğu için mi,neden güzel peki aşık olmak..Apaçık acı akar içinden,tüm aşk şarkıları,romanları şiirleri bir tatlı acıyla bezenir.Kendinden geçmek zordur çünkü.Zor olan güzel.
Biz bir şey için bir şey yaparız.Umarız,korkarız,sorumlu hissederiz,ne derler deriz,acıkırız,susarız,keyif almak isteriz,dinlenmek isteriz ve tüm bunlar için bir şeyler yapmakla geçer günümüz.Aşık,yerken içerken,her hangi bir iş yaparken,yürürken,gülümserken ya da ağlarken hep sevdiğini düşünür.Sevdiği korktuğu,umduğu,hayalini kurduğu,kaybetmekten çekindiği tektir.Tüm yaşam kanalları teke inmiştir.Ve tek kanaldan beslenmek insana huzur verir.Kendinden başka birini düşünmek insanı zenginleştirir,özgürleştirir.Muvahhid olmak bu demektir.Tekliğe inememiş hayat,korkularla doludur,gelecek,hastalık,sevecek sevmeyecek,ölüm vs korkusu,bırakmaz insanın yakasını...Prangalardan kurtulur aşık,çünkü hayatını beslediği her ayrı kanal prangadır ayağına.Mevlana diyor ya,kanatları göğe sevdalı ayakları prangalı bir kuş insan,aşık oldu mu uçtu bil...İş aşk hissini israf etmemekte,tüm bu acının ve zevkin,sevginin ve korkunun boşuna gitmediği terbiyeye dönüştüğü merciyi bulabilmekte...
Dipnot:(Ya eyyühellezine amenutteku rabbekum)
Neden aşk ömürde en fazla bir kaç kez ele geçen bir duygu.Tüm duyguları içinde topladığı için mi,hepsinden aşkın hepsinin üstünde olduğu için mi,neden güzel peki aşık olmak..Apaçık acı akar içinden,tüm aşk şarkıları,romanları şiirleri bir tatlı acıyla bezenir.Kendinden geçmek zordur çünkü.Zor olan güzel.
Biz bir şey için bir şey yaparız.Umarız,korkarız,sorumlu hissederiz,ne derler deriz,acıkırız,susarız,keyif almak isteriz,dinlenmek isteriz ve tüm bunlar için bir şeyler yapmakla geçer günümüz.Aşık,yerken içerken,her hangi bir iş yaparken,yürürken,gülümserken ya da ağlarken hep sevdiğini düşünür.Sevdiği korktuğu,umduğu,hayalini kurduğu,kaybetmekten çekindiği tektir.Tüm yaşam kanalları teke inmiştir.Ve tek kanaldan beslenmek insana huzur verir.Kendinden başka birini düşünmek insanı zenginleştirir,özgürleştirir.Muvahhid olmak bu demektir.Tekliğe inememiş hayat,korkularla doludur,gelecek,hastalık,sevecek sevmeyecek,ölüm vs korkusu,bırakmaz insanın yakasını...Prangalardan kurtulur aşık,çünkü hayatını beslediği her ayrı kanal prangadır ayağına.Mevlana diyor ya,kanatları göğe sevdalı ayakları prangalı bir kuş insan,aşık oldu mu uçtu bil...İş aşk hissini israf etmemekte,tüm bu acının ve zevkin,sevginin ve korkunun boşuna gitmediği terbiyeye dönüştüğü merciyi bulabilmekte...
Dipnot:(Ya eyyühellezine amenutteku rabbekum)
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
aşk,
bakara,
cumartesi,
güzellik,
işte öyle,
sade hayat,
tefsir notları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







