Şu yaşadığımız garip dünyanın sayısız hazineleri var. Görünen. Görünmeyen. Kırlangıçlar var mesela. Martılar var. Gökyüzünün süsleri. Göğe bakanlar var. Başını ille semaya çevirenler. Kalbine dönebilenler. Kız kardeşler var mesela. Kızıldeniz ötesine ulaşarak sadece Kırlangıçlardan söz edebilen. Kırlangıçlardan ve yağmurdan. Kırlangıçlardan ve elektrik tellerine dizilislerinden. Kırlangıçlardan ve kalbinden. Iste böyle bir güzelleme hayat.
Bir halı desenine bin hatıra biriktirmek. Martılarla simitini paylaşmak deniz kopukleri kadar hayran olmak. Ellerinde yağmurunu hissetmek Eylül'ün. Başında kirlangiclarini. Cocukluguna dönmek birdenbire saçlarını tutmak kırlangıç sürüleri gibi uzun olsunlar diye. Akşama yakın bir ikindi vakti. Dönerken kuşlar semada başını semaya cevirenlerle huu da..
Ahir zaman evet.kalbimizi yoran binbir isle hemhaliz binbir atesle fitnede..Atese tutulmakta madenlerimiz.
Bütün vakitler ikindi. Bütün mevsimler hazan. Ama hüznün hüsnle bir alakası var..esefin bile..Yusuf un cemaline Efendimizin siretine sinmiş bir güzellik hüzün...
Bütün vakitler ikindi sarısı, bütün hüzünler sonbahar..Allah ın kalbimize sunduğu ne tükenmez hazineleri var...
ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...
hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hüzün etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Eylül 2014 Pazar
Kırlangıç güzellemesi
13 Eylül 2012 Perşembe
Bir kuş kalbiydi arzulanan...
Mümin kalbini kus kalbine benzeten güzeller güzeli..
Öyle ürkek,öyle narin,öyle mutevekkil..
Öyle cok..ve az..
Kus siirleriyle avunuyor kalbim..
Kus gibi çırpınıyor..
Kus kalbi olana kadar ,
Avunsun biraz...
Ulu Orta
seyrek gülüş sen negüzel bir şeysin
nazlanırsın ama bir gün gelirsin
düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı asker miyim neyim ben
ekleyip duruyorum sabahları akşama
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki buhem kadim
hem de mayhoş elma tadında.
kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.
sorma
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.
kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe benim için dua et;
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr şükrü öncüoğlu ndan
üç ayda bir reçete.
acıyan bir şeyim ben
burdan çok uzaklarda
ve koskocaman bir hansın sen
uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl birşey biliyorum
itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.
sorma
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.
yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
yolundaydı her şey
ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda
kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.
şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçücük odadan
acımı duy sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.
sorma
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.
İbrahim Tenekeci
Öyle ürkek,öyle narin,öyle mutevekkil..
Öyle cok..ve az..
Kus siirleriyle avunuyor kalbim..
Kus gibi çırpınıyor..
Kus kalbi olana kadar ,
Avunsun biraz...
Ulu Orta
seyrek gülüş sen ne
nazlanırsın ama bir gün gelirsin
düşen bir yaprağa bağladım hayatımı
olsun artık diyorum ne olacaksa
paralı asker miyim neyim ben
ekleyip duruyorum sabahları akşama
ve kendimi arıyorum meşgul çalıyor
gerçi söylenmez böyle şeyler uluorta
aşk diyor başka bir şey demiyor kalbim
nasıl bir dostluk ki buhem kadim
hem de mayhoş elma tadında.
kendimi de koysam ayağımın altına
yine de yetişemiyorum ey aşk
omzunun hizasına.
çünkü bende birikiyor her şeyin tortusu
ve ayağını kaldırıyor dünya konuşurken benimle.
budanan oğullar gibiyim sessiz ve narin
nereye konsam geri sayım başlıyor
kurcalıyor beni bir çırağın elleri
ah unufak olsam ve desem ki
ağzın tat görmesin hayat
kandırdın beni.
sorma
elim kırılsın bir daha
dokunursam güneşe.
kılpayı kaçırılmış bir şeyin
bıraktığı ardında
neyse oyum ben.
yaralı serçe benim için dua et;
gök bir kayalık gibi şimdi üstümde
dr şükrü öncüoğlu ndan
üç ayda bir reçete.
acıyan bir şeyim ben
burdan çok uzaklarda
ve koskocaman bir hansın sen
uğraşma bu çocukla
çünkü nasıl birşey biliyorum
itin taştan korkması
bir yastık arıyorum kuş seslerinden
mühim değil sonrası.
sorma
yangın sönseydi suyla
denizler her akşam böyle yanmazdı.
yakartop oynayan melekler gördüm güneşle
ve büyük çiftçiler gördüm dağları biçen
yolundaydı her şey
ben bile yolundaydım
ama
kıyıya vardığımda
kendimi unuttuğumu anladım
karşı kıyıda.
şiirler söyledim belki duyarsın diye
çığlığıydım içinde dilsiz bir şehzadenin
sana seslendim durdum bu küçücük odadan
acımı duy sensin pusulam benim
ki dünya
silinmiş bir harita
gibi yabancı bana.
sorma
usulca uzandığında
bir ceset oluyorsun öpüldükçe şımaran.
İbrahim Tenekeci
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
hüzün,
içime düşen,
kuş sesleri
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)