ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

ali imran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ali imran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2016 Çarşamba

Dem

Her gece
uykunun toprağına eğilir
çiçek
yağmur kokusunu
özleyerek

Her gece
göğün yaprağına seslenir
toprak
ayrılık korkusunu
unutarak

Her gece
gündüzün ortasına düşer
insan
melekut alemine
sızan

Bir damla kan...

11 Şubat 2015 Çarşamba

Uhud...

Şimdi uhuddayiz..
Okcular tepesine yerlestirilenleriz belki , belki denenecegimizin bile farkında değiliz. Yay gibi eğri miyiz ok gibi doğru mu..Kalbimiz ganimet karşısında yamulur mu..ölüm korkusunda savrulur mu..
Elif gibi dimdik durmustuk oysa, savunmadan çok savasmayi seçmiştik. Kalplerimizi telif etmişti birbirine Rab, acaba ehillesmis miydik, birbirimize düşer miydik..
Uhud..herkesin bi ayrı yere savruldugu dağ. Efendimizin sığındığı yarık..Diş düşünce rüyada bir yakını kaybetmeye yorarlar ..feminden sızan gül kokusu bizim yüzümüzden mi..
Uhud artik sehidlik..Uhud şahitlik..kendimizin , sabitligi ve kaypakligi kademimizin..Denenmesi elifligimizin..
Acı...
Istigfar...
Tevbe...

25 Ocak 2015 Pazar

Uçurumun kenarında

Yürüyoruz durmadan.
Kah ağır aksak kah bir ileri iki geri kah koşar adım, bazen aslî yolda bazen tali, ama Yürüyoruz..
Yolumuz denizlere uğruyor kimi zaman ağaçlara kırlara çöp alanlarına izbelere harabelere saraylara dağlara, ve tikaniyor adimlarimiz bazen bir uçurumun kenarında..
Bitecek bir yerde bu yol biliyoruz. Ölümlüyüz..elimizde bir levha sakin ha ölmeyin başka türlü , ancak müslümanlar olarak ölün..Teslim miyiz bilmiyoruz. Yürüdüğümüz yol bizden razi mi biz yoldan razi miyiz elimizdeki haritaya uyduk mu harfi harfine, bir güzel sona varanin ayak izini takip ettik mi?
Müslüman ol demiyor levha olun diyor bir topluluk olarak yurumemizi istiyor üstelik birbirimizi sevmemizi ..
Her seferinde üstümüzde bir rahmet eli, sevinirken uzulurken karada ve denizdeyken dağ başında ve çöldeyken de..
Kelimeler bir yara gibi düşer içimize bazen. Yaralaniriz da anlamını bilmeyiz. Ala şefa hufra var nice zamandır içimde.
Geldi zamanı..biz ..ayrışan adimlarimiz ve kendimizce tuttugumuz yollarimizla yine bir yön sorgulamasina giristigimizde , benim kiblem Nerede, gördük ki bir uçurumun kenarında toplanmisiz belki de...şimdi...Gökten sarkitilan ip..kim sarilirsa sımsıkı...sarilmanin tek çaresi bahaneleri terk..bahaneler adım düşmanı..Babamız a bakıp Âdem tevbesi getirmenin zamanı ve sonrası güllük gulistanlik mi, hayır ispat bedel zamanı...
Ali Imran 102-103-104 üzerine...

22 Ocak 2015 Perşembe

Sımsıkı sarıl

İçimde bin bir sanciyla devam eden günümde hazmina ugrastigim bir sürü mesele, desilmis yara ve beden halsizligiyle ulaştım hala isinamadigim evime...
Yanımda aynı benim gibi yaralı bir küçük modelimle yürürken,dik durmaya çalıştım en çok , vizirdanmamaya, anne gibi durmaya, "beraber uyuyalim mı" dedi , başka hiç bişey istemiyorum"
Sarıldik, beraber uzandik. Onu tamir edici bişeyler için dışarı çıkardık. Günlük yazmasını önerdim duygularını en açık haliyle yazmasını. Heyhat ki insanın tavsiye ettiğini yapması güç...kendimi okunacak yazı google aramasi blog yazılarıyla avutmaya çalıştım olmadı. Su iyi gelir dedim kendimi suya sürükledim. Evet...Mesnevi nin kapısını çaldım. Kalbimin payını aldım. Sonra bu evi ısıtacak şeyi buldum deyip tefsir kaydını kurşun kalemimi ve ajandami alıp masaya geçtim. Hatirlatici olsun, burnumda Hindistan cevizi kokusu var, kulagimda sivrisinek Viziltisi..
Yaza yaza okunuyor insan, kulak kesilmeden duyamiyor. Nerde ısıttin içini nerde sardın yaranı tüm mesele bu...
Vegtesimuu...sımsıkı sarildigin Allah ın ipi olsun...kendine açmaya çalıştığın bin türlü pencere değil, bil ki kendini avuttugun hersey vuracak seni, üşümeye kanamaya razi ol...O ndan razi olmaya, ve çekişmeye kendinle kavgaya ,hazma , hoslanmadiklarina, seni sen yapan şeylerin terkine...
Ve sarıl sımsıkı...sadece O na..gerisi fani, yerin , en sevdiğinin yanındaki...kapının kenarına iliş ama O na sımsıkı sarıl...

17 Aralık 2014 Çarşamba

Birr

İyilik değil çünkü ziddi kötülük..
Hayr değil çünkü ziddi şer..
Iman değil çünkü ziddi kufr..
Birr...yeminini yerine getirmek demek ziddi ukud yeminini bozmak...

Birri şahsiyet haline getirmiş insana ebrardan deniyor. Ebrarin yeri ise Naim..
Sözlük kilavuzumuz yine..Birr için dışta bariz olmasi demek..Sözlükte kara, berr ve bahr, hadiste dış, Allah içini(curraniyye) guzellestirenin dışını (berraniyye) guzellestirir..Koyun ve keçi sürüsünü sürmek, karada yolculuk etmek, evladı çok olmak...

"Len tenalul birra " birre nail olamazsınız ayetinde kalmıştık Ali imranda...
Birr öyle soyut ki anlamı ne olmadığını anlatmıştı önce Bakara..şimdi ona ulasamazsinizin şartı geliyor.
Sevdiginizden vermedikce...
Çok sevdiklerimizden..
Soyut somut her sevdigimizden..
Zaman mekan...
Insan ...
Mal..
Menfaat..

Yürüyoruz Ali Imran da..kalbimizde kelimeler..kalbimizde Kudüs le Mekke, Meryem le Hatice birleşiyor, tüm peygamberlerle Efendimiz...Yürüyoruz..kalbimizde kelimeler..
Hayy, kayyum, istafa, savvera, ravha, kelime, muhkem, mutesabih, şahitlik, zeyg, hubbussehevat, rasihun, hub,hub, hub,lüb,ittiba, tevil, din, İlm, kanitin, muharraren, hasuren,cem...

Yürüyoruz, meyilli bir zeminde..zorunlu meyiller var yolun başında. Tıpkı anne karnında olduğumuz gibi..vücudumuzun oluşması gibi..ölerek canlanmak sekillenmek gibi..ifratla tefrit arasında kıvamı bulmak gibi..

Islamin beş şartı
Imanin altı şartı
Üstüne ihsan ve birr kavramı...

Yürüyoruz kalbimizde kelimeler, yaralar...Dilimizde dualar, Rabbim kalbimizi kaydırma diyerek hidayetinden sonra, yolumuzu buldurduktan sonra...

Uzaktan gibi yürüyorum bazen sizinle..
Bazen pesinizden kosuyorum..
Bazen yetişemeyip düşüyorum..
Bazen hub kabini öyle dolduruyor ki lub, içim içinizde oluyor...
Öyle..
Ali İmran...Benim için Meryemin Doğu tarafina yürüyüşü gibi, bir ağaca yaslanisi gibi devam ediyor...

11 Ekim 2014 Cumartesi

Hayatımızın hangi ayetindeyiz?

Hıçkırıklı gözyaşlarımı hatırlıyorum o büyük mescidin yaz sonu son tefsir dersinde, eylule kadar bir fasila bahsinde. Ayetlerin fasilasi var mıydı? Kurana ara veriyor muydu hayat? Nasıl ihtiyacım var benim diyordu içim bedenimle de bu havayı solumaya, ilk anda gerçeği otelemeye meyyal bir mekanizma var içimde artık biliyorum. Kuran fasilasiz devam ediyordu ayetler tatilsiz iniyor hayatımıza , zamanın neligi felsefesine dalmaya gerek yok. Dehr..dem..vakit nakdi hayatın ,akıyordu. Ne ki hazmı lazımdı ayetlerin yasanmadan geçilmesi, kayanin üzerine yağan yağmur gibi..hissiz, üzerinden akıp giden değmeyen..Halbuki biz o büyük mescidde cennet bahcelerinin kokusunu aldık tadını hissettik görünmeyen güzelliğini duyulmayan sesini munbit bir toprağı olmak istedik o bahçenin..ağlamak elzemdi. Ağlamadan yumusamadi toprağı kalbimizin..
Tefsir dersi fasıla verdi tefsir olaylarla devam etti. Isa as havariler mucize sofralar canlandı geldi. Ağladık sıkıştık daraldık kah bu sırrı içimizde sakladik kah söylemeyi denedik.Agladik.Ayrilik vakti geldi.Bu sefer Mekke ye bambaşka bir hal içre geldik. Ozleyerek , gözümüz arkamızda kalmadan. Sırrı bu yaşayan tefsirin aciz akıl unutuyor belki baglamayi ama kalp yaşıyor ancak üzerine düşünmekle bulunuyor sonra bağlantısı benim gibi hayat acemilerinde olaylarla ayetlerin.
Birr diye bir kavram vardı kocaman..Bizim hayatımızda türkçe karşılığı olmayan onun için zorlamak zorunda olduğumuz sinirlarimizi.Her tavafin sonunda istediğimiz ebrardan olma fikri bunun yanında.
Bakara ve Ali İmran öyle iç içe ki..o iki çiçeğin kokusu birbirine öyle karışıyor ki..
Birre iyiliğe ermek dersek,

Şu halde yalnız iman, tam, kâmil hayra, iyiliğe ermek için yeterli sebep değildir. İman ve ilimden sonra amel ve özellikle (Allah yolunda) sarfetmek ve harcamak da gerektir. Hem de bu harcamak ne kadar sevgili şeylerden olursa, o kadar kıymetli olur. Allah, harcanılan hoş veya nâhoş (güzel olmayan) herhangi bir şeyi bilir ve ona göre sevabını verir. Fakat asıl iyiliğe, yüksek hayra ulaşmak, sevilen şeylerden harcamaya bağlıdır. Bundan dolayı Bakara Sûresi'nde geçen "birr" ve "infak" âyetlerini (Bkz: el-Bakara, 2/3, 44, 177, 189, 215, 219, 261, 264, 265, 267, 270, 272, 273, 274.) hatırlamalı ve ona göre İslâm'ın hükümlerini yerine getirmeye hazırlanmalıdır.

Birr: Bakara Sûresi'nde (Bakara, 2/177) âyetinde de açıklandığı üzere ihsan (iyilik etmek), geniş hayır, tam hayır demektir. "Birr" ile "hayır" arasında şöyle bir fark da göstermişlerdir: "Birr", hayra ulaşan ve kastedilmiş fayda; "hayır" ise -kasıtsız bile olmuş olsa muhakkak faydadır. Birrin zıddı ukuk (isyan etmek), hayrın zıddı şerdir. Bununla beraber "birr", hıns (günah) karşılığı da kullanılır. Burada birr'e erişmek, hayır ve iyilik etme sıfatıyla sıfatlanmış olmak veya "İyiler mutlaka nimet içindedirler." (İnfitar, 82/13) âyetinin delaleti üzere iyiliğe ve ilâhî sevaba ermek mânâlarından her biriyle tefsir edilmiştir ki, ikisi birbirinden ayrılmazlar. "Allah asla sözünden dönmez." (Âl-i İmran, 3/9) âyeti gereğince Allah'a söz vermek ve anlaşmada tamamıyla ayak direyerek ilâhî vaade tamamen kavuşmak, ermek mânâsı, her ikisini de içine alır. Buna göre iman, dinin temeli; birr, dinin gayesi demektir. Hak tevhid, hayra erişmek: İşte din, bu iki esasın mahsulüdür. Ve bu şekilde bu âyet, kendisinden önceki iman konularının bir sonucu, kendisinden sonraki hükümlere dair konuların da mukaddimesi (başlangıcı) yerindedir.
Elmalılı h.y.tefsiri

Bekke ayeti ve istataa, Mekke ,un ufak olmak ve kudret, üzerimizde Allah ın hakkı. Birr, infakin en sevdiğinden, canın rahatin , hijyenin ,malın, bedenin ve haccın. Kurbanın..Bu kelime obekleriyle anlatmaktan aciz olduğum bir sürü bağlantı.Ali imran ayetleri kelime taramasi ve temmuz-ekim gundemiyle beraber okunmasi gereken.Ibrahim as..ve haccın menasikleri. Kudüs ve Mekke..Filistin ve Türkiye..yevmi buas..kardeşlik ve fitne..Yahudiler ve biz..Allah ın ipi...
(bknz Elmalılı tefsiri Ali İmran 92-103)
Sarılmak
Sımsıkı sarılmak
Sarılmak sımsıkı
Allahın ipine.
Dağılan kalplerimize
Taşlaşan yerlerimize
Ayetlerin surelerin degmedigi yerlerimize
Şifa niyetine

Velhasıl tefsir değil tefsir dersi ara vermişti. Bir fırsat, ayetler hazmedilir mi acaba diye. Ben yutkunuyorum hâlâ..
Tek çaresi var kalbimin Ali İmran parolası Ya hayy ya kayyum...sen içimizde beğendiğin kökü canlandır Rabbimiz, sen tut ayakta mufid bitkileri, bagrimizdan güller yetissin hayalimiz, bir gül bahcivani öğretmenimiz ve elinde dikenler gülsüz..sen ayetlerinden muhkem kaleler yap içimize siginabilecegimiz, mütesabihler içerisinden senin sevdiğini seçmeyi öğret bize..Bizi yağmur gibi ayetlerinle yıka,besle, ipini tutmamizi nasip eyle..
Şu an tefsir dersi bitmek üzeredir belki de... Uzagi yakını hepimizi halkaya dahil eyle..

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Ramazan 17 kesik

Bir yerim kesik de kanıyor gibi... Umre hayat..umre yara sarmak..Allah ın ipine sarılmak selamat..özgürlük kardeşlik ve barış için islam...
Ali Imran dan.. (Elmalılı tefsiri)

Şemmas b. Kays isminde bir yaşlı yahudi varmış. Küfrü ve müslümanlara karşı hiddeti, kini ve çekememezliği pek şiddetliymiş. Bir gün Evs ve Hazrec kabilelerinden birtakım ashab-ı kiram bir mecliste oturmuş konuşurlarken bu yahudi yanlarından geçmiş, cahiliyye zamanında aralarında şiddetli düşmanlık ve hasımlık bulunan bu kimselerin İslâm'dan sonra aralarındaki bu ülfeti, toplanmayı, düzelmeyi ve sevgiyi görünce: "Allah'a yemin ederim ki bunlar böyle toplandıkça, bizim buralarda rahatımız kalmaz." demiş ve yanındaki bir yahudi delikanlısına: "Haydi şunların yanlarına otur, yevm-i bûâsı (buas gününü) ve daha öncekilerini hatırlarına getir ve o zaman söyledikleri şiirlerden bazı parçalar da okuyuver." diye tenbih etmişti. "Büas günü" ise İslâm'dan önce yüzyirmi sene kadar birbirleriyle düşmanlık ve hasımlık üzere yaşamış olan Evs ve Hazrec kabilelerinin savaş yaptıkları ve Evs'in Hazrec'e galip geldiği son bir gün idi. Delikanlı dediğini yapmış ve derken bir münakaşa kapısı açılmış, iki taraf öğünmeye başlamışlar, nihayet bir çekişme, ağız kavgası olmuş, Evs'ten Evs b. Kayzî, Hazrec'den Hübar b. Sahr sıçramışlar, birbirlerine söz atmışlar, birisi diğerine: "İsterseniz bugün yine öyle bir gün yaparız" demiş. İki taraf öfkeyle gelmiş: "Haydi yaptık, silâh silâh, haydi zahireye, harre meydanına!" demişler, sözün kısası Evs kabilesi birbirleriyle, Hazrec de birbirleriyle birleşmişler, o sırada durum Peygamberimize ulaşmış, O

da yüce huzurlarında bulunan Muhacir ashab-ı kiramla birlikte onların yanlarına gelmiş: "Ey müslümanlar topluluğu!.. Allah Allah! Ben aranızda bulunurken de cahiliye davası mı yapıyorsunuz? Cenab-ı Allah sizi İslâm'a hidayet ettikten ve küfürden kurtarıp kerem (cömertlik) ve yardımıyla cahiliyyenin kökünü kestikten ve aranızı bulduktan sonra, yine eski küfre mi dönüyorsunuz?" diye nasihat edince, hepsi düştükleri tehlikenin bir şeytan tuzağı olduğunu anlayarak derhal ellerindeki silahlarını bırakmışlar, gözlerinden yaşlar dökerek birbirlerine sarılmışlar, kucaklaşmışlar ve Resulullah'a itaat ederek beraberce gitmişlerdi. Cenab-ı Allah bu şekilde Şemmas'ın fitne ateşini söndürmüş, bu sebeple hem Ehl-i Kitab'a bir öğüt, hem de müminleri onlardan herhangi birine uymaktan yasaklama maksadıyla hükmü âmm (genel) olan şu âyetleri indirmiştir:

Meâl-i Şerifi

98- De ki: "Ey kitap ehli! Allah yaptıklarınızı görüp dururken niçin Allah'ın âyetlerini inkâr ediyorsunuz?"

99- De ki: "Ey kitap ehli! Gerçeği görüp bildiğiniz hâlde niçin Allah'ın yolunu eğri göstermeye yeltenerek müminleri Allah'ın yolundan çevirmeye kalkışıyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir".

100- Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden herhangi bir gruba uyarsanız, imanınızdan sonra sizi döndürüp kâfir yaparlar.

101- Size Allah'ın âyetleri okunup dururken ve Allah'ın elçisi de aranızda iken nasıl inkâra saparsınız? Kim Allah'a sımsıkı bağlanırsa, kesinlikle doğru yola iletilmiştir.

30 Haziran 2014 Pazartesi

Ramazan 2 tesbih taneleri

İbadetin özü ölmektedir diyebilir miyiz?

Her ibadet bizde ölüme kapı aralamiyor mu? Herbiri farklı renk bir kapı..
Oruç açlık ve susuzlukla ölüme degdirmiyor elimizi..
Hac büsbütün kefen giydirip elimizi etegimizi çekmiyor mu hayattan,hatta güzel kokudan ..
Zekat yaşamak için toplayıp duran insanın hesaplayip taksimat yapması, disiyle tirnagiyla kazandığını vererek azalması benzemiyor mu hiç bir şey goturemedigimiz ölüme degmeye. .
Namaz huzura çıkmak, konuşmak arzu hal değil mi..Divanina gitmek ölüm değil mi..
Şehadet başlı başına perdelerin kalkması baş ve son , Şehitlik makamı değil mi...

Evet ibadet abdiyet kulluktur ve bizatihi yaşamaktadır ama ölüme guzellemedir. Sevdiğini sevildigini iddia edene acık davettir Bakara dan bir ayet "o zaman ölümü temenni edin"
Mutu kable en temutu...
Ölmeden önce ölünüz tam da buraya denk gelmektedir.
Ölmeden önce ölmek karalar bağlamak toprağın altında gibi gulmez soluk bir yüz ile yaşamak değil, bilakis tebessümle tevekkulle yolda yürüdüğünü bilmektir belki..

Aklımda teveffa, vefat etmek toplanıp gitmek anlamıyla..vefa ile baglantisiyla..

Tüm ibadetler kulun Rabbe vefasidir diyebilir miyiz?
Hepsi Rabbin elestu bi rabbikum , ben sizin Rabbiniz değil miyim sorusuna cevabı değil mi?
Bize verdigi nimetlerin cinsinden şükrü değil mi?

Her günü değil her ani ayrı bir deva canım Ramazanın ikinci günü parcalarimi hissettirdi. Paramparçalarimi..
Yavrular oruç tuttular. Yıllardır duymadigim sorular sordular. Gazetelerde her ramazan , ramazan sayfası adı altında yazılan mevzulardan, tırnak yiyince oruç bozulur mu , abdest alırken ağzımda kalan suyu yuttum bozuldu ,kaç saat kaldı, cok açım..çok açım. Kızım solmus bir çiçek gibiydi. Bir küçük termosa çorbalarını küçük kaplara
Çikolatalı ekmeklerini koyarak yola koyulmaya ikna ettik..
Yavrusunun karnını doyuramamak , oyalamak ne zor..Dünyadaki tüm anneler toplandı başıma, acikmasi mumkun degildi bir annenin çocuklarının yanında..
Biz sizi muhakkak açlık korku ve eksilmeyle deneriz ayeti yetişti teravihte sabredenlere mujdeyle...acziyet...

Her an başka bir roldeyiz, koyduğu yerde, anne, çocuk, hanım, öğretmen, gelin, öğrenci, arkadaş, kardeş, abla... Her birinin gereği başka hepsi bir tesbihin tanesi gibi, imamesi kulluk olan, ipi O nu hatırlamak..içimizde başka tesbihler. Başka başka parcalarimiz. ..

Toplanıp gideceğiz , gidiyoruz..her bir parcamiz O nda birleşerek..imameden ayrılmasın, ipi kopmasin, kalp hizasinda vefaliyken yerde pul boncuk olmasın. .

Ömrümüz kul olmaya vefa etsin...vefat etsin canımız ancak Muslim olarak...

29 Haziran 2014 Pazar

Ramazan 1 ..zerre

Kendi içinde yolculuk..
Bu ramazan böyle..
Içindeki akıntıya bırakmış kendini, disardan bakinca biraz vazgeçmiş bile sanilabilecek bir kabullenme kucuklugunu, küllügünü..Belki calkalanan recebdir Şabandır yorgunluktur, belki m.ulusoydur, k.sayardir sebebi, belki bir ruyadir yikadikca badanasi dökülen duvarları evimin, eski, ama çokça Mevlana dir...Mevlana mdir...
"Mağlup ol" demiştir..
Rabbi inni maglubun fentesir..
Maglubiyet merhamete cagridir..merhametine siginmisimdir. Haremine girerken çıkarken dururken dün ilk rahatlama, ilk ruhunu yayisi özü rüzgarı-ilk teravih-bir zerre gibi kalakalmisimdir..
Kulu çok..
Azameti çok. .
Ihtiyaci yok..
Zerre ise muhtaç , zayıf, ne yapsa da tek geçerli akcesi "yok"...
İçimde iki kelime "istafa-teveffa" secilmek süzülmek ve vefat etmek toplanıp gitmek..
Ramazan Böyle bir mevsim..sonunda iyd el fitr ..fitrata erme bayramı, fıtrat üzere doğar, kaç mecraya akariz, cabamizla ve yonelisimizle ve merhametiyle ve ipiyle secile suzule bizi biz yapan şeylere ulaşırız. Ve tüm topladiklarimizi bir sekliyle vermekle vefamizi tamamlariz, her şeyin kemali ve zevali, aşkın başarının gücün yeteneğin hevesin, ve bitince süre , toplanıp herseyimizle Rabbe variriz. .ömür vefa ederse den kasıt bu galiba...
Ramazan süzülme ve Vefa ayı...
Gelişme ve ölme..
Ölme ve gelişme...
Ölme hayat bulma..
Hayat güzeldir evet muhakkak ölüm daha güzeldir.
Ya hayy ya kayyum....
Dünden  ayetler:
"Sakın ola başka türlü can vermeyin ancak müslümanlar olarak can verin"
"Rabbi ibrahim e teslim ol dedi.O da teslim oldum âlemlerin Rabbine dedi."
Eslemtu..

21 Mart 2014 Cuma

Imran ın ailesi...

Eskisi gibi yazamıyorum , kabul ettim..dağınıkligimi toplamasini dileyerek Rabbimizden bir kelime bir cümle daha derken daha fazla kayıtta beklemesine gönlüm razi olmadı Ali imranin. ..

İnsandan insan süzülüyor aileden aile...
Imranin ailesi geliyor bakaranin hemen yan dalına..iki çiçek..kokusu hafizadan hiç silinmeyecek ..birinin başlattığı hissi biri bir üstten devam ettirecek..Deyip uyuyorum uyuyamiyorum. Avutup duruyorum kendini suret ve kelimelerle..

Kalemi bir alıp bir bırakmak,ruh dalgalarıni ölçme testi.. Müthiş bir deniz dalgalaniyor içimde ..

Kalbimin sayfaları çevriliyor an an.. Şu anne merhametine boylesine Muhtaç hissin Ali imranla bir ilişkisi var mi..
Annem nerde benim .. Ben nerdeyim.. Şehirlerin annesinde değil miyim.. Meryem .. Sensin içime dokunan yasemin kokusu.. Ben anne değil miyim?

Tefsir notlarını yazarken içine bunca sızmam kanıtı, biraz uzaktayım. Ruh nanca yaklaşsa da beden kesif bir kafes işte..

Dalgaların taşları sefkat tokatlarıyla yonttuğu bir yerin hemen yanındayım.. İçime dalgalar vuruyor .. Bütün ailemi kaybetmiş gibiyim..

Kah türküler duyuluyor derinlerden kah gazeller:
Meşeler gövermiş varsın göversin,
Varmasin kotuye asilsin ölsün,dedi sabah biri ,
Ebterim gönülden evladım yoktur
yuvasız bir kuşum biladım yoktur
Senden gayri sahip irşadim yoktur
Ben bu yola sadıkane gelmişem.. diyor şimdi biri..
Bu sekerat hali. Belli dalga etkisi.. Bu da geçer ya HU..

Halbuki ben şimdi , Şimdiye kadar bana ali imranın en çok değen yerine gelmiştim . Taşlar yerine oturmaya başlamıştı. Ne olduysa bu deniz yüzünden..

Elif lam mim.. işte bomboş ellerim.. Hayatım sefer, daim yolcuyum.. Bu içsel yolculuklarda gördüğüm köylerden gecekondu­lardan bizarım şikayetçiyim, yorgunum..Bakara yarmaktı toprağı ekime hazırlamaktı .. Yarıldı içim. Şerha şerha ayrıldı Kalbimizin Şubeleri.. Kul ve Rabbi .. Bir hayat kitabının fihristi .. Ben kimim burda işim var,ne yapacağım.. Kalbim kimin, yüzümü nereye döneceğim, nedir rengim ve nedir cennetin rengi? Rabbim sen nerdesin..  iste bu yer bu gök sığamadiğın ve işaret ettiğin benim küçük kalbim.. Kürsin iznin ismin azametin ve benim içimden geçenler .. Utaninca siginisim ezilince yalvarisim, unutursam pismanligim, amentum..amenerrasule baglansin amentum..Tut beni ya hayy ya kayyum...
Diri olan sensin diri tutan sen..ayağa kaldıran sensin ayakta tutan sen..

Bir hafta sonra...son dersi dinlemeden önce, o ince damara sizmaya, ruhen beraber olmaya heveslenen bir kalp ile..yaz denince yazılanlar. .yazdirilanlar işte dem bu demdir dem bu dem...

Kalbi arsi Rahman olmaya tesne ruhlara çekiliyor besmele sanki Ali imranda. Bakarada kul ve Rabbi arasındaki hukuk hüküm kalbe sinmiş şimdi kul muamelata yonlendirilmis gibi..aileye karışacak artık, teklikten çokluğa gidecek , bir doğum olacak mesela Allah ın keremi mucizesiyle buna kelime denecek ve vuracak beni mesela..yağmur gibi ille indirecek Rabb furkani , kurana furkan diyecek belki bize hedef cem makamından önce fark makamını verecek..
Şehirlerin annesinde kitapların annesini dinletecek inş kalbimize içerecek..ummul kitab diyecek muhkemine, ve mutesabihati koyacak yanına..hayat, biz ve secimlerimiz. .
Bahçe metaforu yerleşecek zihnime işte tohumlar hepsi birbirine benzeyecek ilkin bize furkan olacak muhkem bir kale gerekecek , ki esen tüm rüzgarları birlestirirsek bu belki noktayı suveydadir, seçtiğimiz muhkemin Menşei ni belirlememiz gerekecek..sonra kendimizi tanimamiz için sondaj..nerelere sondaj vurmusum ben, nedir ilgim hayalim mesguliyetim , neye vakit ayirirsam çünkü o konuda zenginlesir ilmim..ne secersem ona donusurum ..iki uclu bıçak...
Dua dua. ..rabbena la tuzig kulubena bagde iz hedeytena ve heblena min ledunke rahmeh. ..
Kalbimizi hidayete erdirdikten sonra saptirma, kaydırma paslandirma. ..nimetine sukredemeyip nikmetine ugratma. Sakindirdigin kendinden yine sana siginiriz ..hubbumuzu sehevatla zayi ettirme, eldeki tek sermayeyi zarar ettirme...daha güzelini haber ver bize ya Rabbi bu haberle içimizdeki hubba can ateşi ver hayat ver , onu tut kaldır Ya hayyu ya Kayyum, daginikligimi topla. .

...........

Surenin can damarı
Innallahestafa. ...
Sehidellahu bakara daki âyet el kursi gibi yer makam işaret ediyor iste. Sahit olun. .kaimen bil kıst olun diyor..sonra din geliyor  tüm manalariyla teslim olmamızı isteyerek ..hep cibril hadisi geliyor içime...elinde evrilip cevrilmeye teslim olacağız. Yusavvirikum fil erham diyecek ,bana ömür boyunca merhametiyle şekil verecek Rahim ve Rahman. ..sonra soruyla teyid ediyor teslim oldunuz mu..benim sehrimin kapısında yazıyor teslim olmayan başka yola gitsin, tariki gayri Muslim. ...
Hacce...bakarada sibgatullahla beraber geçmişti mücadele. .yüzümü Allaha teslim ettim de..
Yüz ki ayinesi kalbin, Kıble yönü bedenin, nereye donukse yüz ordan besleniyor. Inikas ve insiba demiştik Kıble bahsinde, çiçeğin meyvenin renklenmesini , ışıkla beslenmesini söylemiştik. .ah saklı bahçe kalp... .ama burda ve menittebean gelmiş.tabi olanla beraber..ittiba ne güzel bir yüzümüzü dönmek. .
Eyyamen magdudat kısmı ise takvim bahsiyle hilallerle birleşti Bakara ali İmran dalı yaprağı..zaman sadece kulluk için akıyor onu zikretmek için, vakit muhaddid değil...
Sonrası cem makamı..kalbi arsurrahman olana içinde yakini la raybe fih olana o gün bu gün..Kesret vahdete dönüşmüş. .orda artık zulum de yok. .kaimen bil kist zulmün ziddi. .ve kendini elinde hissetmek Rabbin..mülk senin malik sensin dilediğini aziz dilediğini zelil edersin.geceden gündüz gündüzden gece çıkarırsin ölüden diri diriden ölü. .efendimizin birinin Hidayeti karşısında bu ayeti okuduğunu hatırlıyorum ve sukrettigini .buralar hep yusavvirukum fil erhama bağlanıyor sürgün sürgün. . Hesapsız rızık Hz. Meryem i çağırıyor artık. ..onda mucessem olacak hesapsiz rızık. .hedef yüksek. .
Önce dostluk gözden geçiriliyor sonra niyet sadirlarda gizli olan, ve kendinden sakindiriyor Allah iki kez hemde sevgi ayetine kadar ..azizun zuntigam o...delailde bir dua:
Allahumme inni euzu bike faciatunnikme..
Bütün bu giriş sevgi hub için gibi sanki.. .bakarada aklı oncelemisti Rab burda dostlukla maiyet ve niyet hatta sır. .seyru suluku andıran bir yolculuk. .
hub ki bizim ana tanemiz. .Bu kadar tohumu konusturdu Allah hub deyince en kıymetli tohumumuz bu dedi. .hem sevgi hem buğday tanesi. .bakarada bire bin veren başak. .
hub ve ittiba...taneyi yetistirme çabası. .sünneti seniyye... tuzla yemeğe başlamak denilince,o kadar uzağiz ki yapsak bile tuz biyerde biz biyerde görünüyor. ..
Ama çaba ...innallahe gafurun rahim. ..Allah affedici adım adım takip. .Abdullah bin ömer gibi. .

20 Şubat 2014 Perşembe

Birr ve maun

En sevdiginizden vermedikce birre eremezsiniz dedi Ali imranda Rab..Birr hayrin tamami esmasindan Berr i rahmanin, ust çizgi..
Onlar maundan, en sevmediklerinden bile men ederler  dedi maunda Rab..maundan bile verememek alt çizgi..
Aralarda gezinip duransa bikarar, mutmain olamamış, eşyanın hikmetini gorememis, hevasi ile Rabbi arasina, nefsi ile ruhu arasina asılı kalmış araf insani..ahir zaman insanı...
Vererek hafifleyen bir ruhun karşısında agirlastikca sevinen bir nefs..
Sevmek neydi gerçekten..
Neleri seviyor insan..
Süslü gosterileni mi, kendine göre ve özel olanı mı,hatirasi olani mi, pahali olani mi..bunlar sadece mal cinsinden..
Kendinden veremez mi insan canimdan çok seviyorum diyerek, ödün vererek, ,candan vererek, bir hakkından feragat ederek..
Evladinin yanına bir çocuk daha katamaz mi,Türk ekmegi buldum diye sevinip yiyen çocuğunun yanına ekmek diye aglayan suriyeli çocuğu koyamaz mı..
En sevdigini paylas isimli bir kampanya varmış. Yeni gördüm. Ne güzel dedim.Bu ego çağında en sevdiğini vermesi insanın, sonra farkettim en sevdigimizin ne kadar değiştiğini..
Ronaldo posteri, fb atkisi..
Sen derseniz..bulamadım..arıyorum..her kategoriden toplam 100 eşyaya sade hatta çooook sade olmak denilen bir zamanda her kategoriden bir sey secsem diyorum...yani inşallah..ne buldugum çok korkunc olmazsa yazarim..))

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...