Ne vadilerden geçtik,geçiyoruz..
Ne derin ne batak ne karışık bazen..
Göğe bakıyoruz..
Yorgun,zayıf bir binek bedenimiz artık..
Daglara çıkıyoruz..
Rüya bizim değil evet,kurban da..
Belki biz kurban olmak istiyoruz..
Senden gayrısından helallik isterken
Senden gayrısından kesilmek istiyoruz..
Vakit tamam..
Yola cikiyoruz..
Doğduğumuzda baslayan
Ölümümüzle son bulacak olan yolu anlamaya..24 .10.2014
24 Ekim 2016 Pazartesi
Hac
11 Ekim 2014 Cumartesi
Hayatımızın hangi ayetindeyiz?
Hıçkırıklı gözyaşlarımı hatırlıyorum o büyük mescidin yaz sonu son tefsir dersinde, eylule kadar bir fasila bahsinde. Ayetlerin fasilasi var mıydı? Kurana ara veriyor muydu hayat? Nasıl ihtiyacım var benim diyordu içim bedenimle de bu havayı solumaya, ilk anda gerçeği otelemeye meyyal bir mekanizma var içimde artık biliyorum. Kuran fasilasiz devam ediyordu ayetler tatilsiz iniyor hayatımıza , zamanın neligi felsefesine dalmaya gerek yok. Dehr..dem..vakit nakdi hayatın ,akıyordu. Ne ki hazmı lazımdı ayetlerin yasanmadan geçilmesi, kayanin üzerine yağan yağmur gibi..hissiz, üzerinden akıp giden değmeyen..Halbuki biz o büyük mescidde cennet bahcelerinin kokusunu aldık tadını hissettik görünmeyen güzelliğini duyulmayan sesini munbit bir toprağı olmak istedik o bahçenin..ağlamak elzemdi. Ağlamadan yumusamadi toprağı kalbimizin..
Tefsir dersi fasıla verdi tefsir olaylarla devam etti. Isa as havariler mucize sofralar canlandı geldi. Ağladık sıkıştık daraldık kah bu sırrı içimizde sakladik kah söylemeyi denedik.Agladik.Ayrilik vakti geldi.Bu sefer Mekke ye bambaşka bir hal içre geldik. Ozleyerek , gözümüz arkamızda kalmadan. Sırrı bu yaşayan tefsirin aciz akıl unutuyor belki baglamayi ama kalp yaşıyor ancak üzerine düşünmekle bulunuyor sonra bağlantısı benim gibi hayat acemilerinde olaylarla ayetlerin.
Birr diye bir kavram vardı kocaman..Bizim hayatımızda türkçe karşılığı olmayan onun için zorlamak zorunda olduğumuz sinirlarimizi.Her tavafin sonunda istediğimiz ebrardan olma fikri bunun yanında.
Bakara ve Ali İmran öyle iç içe ki..o iki çiçeğin kokusu birbirine öyle karışıyor ki..
Birre iyiliğe ermek dersek,
Şu halde yalnız iman, tam, kâmil hayra, iyiliğe ermek için yeterli sebep değildir. İman ve ilimden sonra amel ve özellikle (Allah yolunda) sarfetmek ve harcamak da gerektir. Hem de bu harcamak ne kadar sevgili şeylerden olursa, o kadar kıymetli olur. Allah, harcanılan hoş veya nâhoş (güzel olmayan) herhangi bir şeyi bilir ve ona göre sevabını verir. Fakat asıl iyiliğe, yüksek hayra ulaşmak, sevilen şeylerden harcamaya bağlıdır. Bundan dolayı Bakara Sûresi'nde geçen "birr" ve "infak" âyetlerini (Bkz: el-Bakara, 2/3, 44, 177, 189, 215, 219, 261, 264, 265, 267, 270, 272, 273, 274.) hatırlamalı ve ona göre İslâm'ın hükümlerini yerine getirmeye hazırlanmalıdır.
Birr: Bakara Sûresi'nde (Bakara, 2/177) âyetinde de açıklandığı üzere ihsan (iyilik etmek), geniş hayır, tam hayır demektir. "Birr" ile "hayır" arasında şöyle bir fark da göstermişlerdir: "Birr", hayra ulaşan ve kastedilmiş fayda; "hayır" ise -kasıtsız bile olmuş olsa muhakkak faydadır. Birrin zıddı ukuk (isyan etmek), hayrın zıddı şerdir. Bununla beraber "birr", hıns (günah) karşılığı da kullanılır. Burada birr'e erişmek, hayır ve iyilik etme sıfatıyla sıfatlanmış olmak veya "İyiler mutlaka nimet içindedirler." (İnfitar, 82/13) âyetinin delaleti üzere iyiliğe ve ilâhî sevaba ermek mânâlarından her biriyle tefsir edilmiştir ki, ikisi birbirinden ayrılmazlar. "Allah asla sözünden dönmez." (Âl-i İmran, 3/9) âyeti gereğince Allah'a söz vermek ve anlaşmada tamamıyla ayak direyerek ilâhî vaade tamamen kavuşmak, ermek mânâsı, her ikisini de içine alır. Buna göre iman, dinin temeli; birr, dinin gayesi demektir. Hak tevhid, hayra erişmek: İşte din, bu iki esasın mahsulüdür. Ve bu şekilde bu âyet, kendisinden önceki iman konularının bir sonucu, kendisinden sonraki hükümlere dair konuların da mukaddimesi (başlangıcı) yerindedir.
Elmalılı h.y.tefsiri
Bekke ayeti ve istataa, Mekke ,un ufak olmak ve kudret, üzerimizde Allah ın hakkı. Birr, infakin en sevdiğinden, canın rahatin , hijyenin ,malın, bedenin ve haccın. Kurbanın..Bu kelime obekleriyle anlatmaktan aciz olduğum bir sürü bağlantı.Ali imran ayetleri kelime taramasi ve temmuz-ekim gundemiyle beraber okunmasi gereken.Ibrahim as..ve haccın menasikleri. Kudüs ve Mekke..Filistin ve Türkiye..yevmi buas..kardeşlik ve fitne..Yahudiler ve biz..Allah ın ipi...
(bknz Elmalılı tefsiri Ali İmran 92-103)
Sarılmak
Sımsıkı sarılmak
Sarılmak sımsıkı
Allahın ipine.
Dağılan kalplerimize
Taşlaşan yerlerimize
Ayetlerin surelerin degmedigi yerlerimize
Şifa niyetine
Velhasıl tefsir değil tefsir dersi ara vermişti. Bir fırsat, ayetler hazmedilir mi acaba diye. Ben yutkunuyorum hâlâ..
Tek çaresi var kalbimin Ali İmran parolası Ya hayy ya kayyum...sen içimizde beğendiğin kökü canlandır Rabbimiz, sen tut ayakta mufid bitkileri, bagrimizdan güller yetissin hayalimiz, bir gül bahcivani öğretmenimiz ve elinde dikenler gülsüz..sen ayetlerinden muhkem kaleler yap içimize siginabilecegimiz, mütesabihler içerisinden senin sevdiğini seçmeyi öğret bize..Bizi yağmur gibi ayetlerinle yıka,besle, ipini tutmamizi nasip eyle..
Şu an tefsir dersi bitmek üzeredir belki de... Uzagi yakını hepimizi halkaya dahil eyle..
9 Ekim 2014 Perşembe
Perde
Perdelerle dolu bir yolda yürümeye çalışmak yaşamak, ışığa hasret..Işığın orda olduğunu hissederek. Zuhurunun şiddetinden gaib olana Nur gerisine zulumat derken kastetmiyor muyuz perdeleri...Nurun tam hissedilecegi yerde öyle çok perde var ki..Hayatın her anında. Her sabah güneşi görmek için perdeyi açmak gibi her olayda geceden çıkmış ,yeni doğmuş olayın üzerindeki perdeyi aralamak belki hayat enerjisi..Hayatta olma belirtisi..
Arafat meydanindasiniz. O mübarek an.Dualarin kabul olundu mu diye düşünmenin hata olduğu tek yer..perdesi yol yorgunluğu perdesi çadır açlık uykusuzluk taş toprak tuvalet sırası..
Gecenin ortasi seher..yok mu affedilmek isteyen sevilmek sevmek isteyen diye seslendigi Rabbin..Perdesi katıksız uyku..
Içinizde bir canlı yaratılıyor.Bir canlı büyüyor bir mucize olarak her an. Perdesi bulantı halsizlik hastalık hali.
Bir bebeğiniz oluyor. Kucağınızda , sizin kokunuzu tanıyor , içinizden sadece o zaman kaynayan sütü emiyor. Gözlerinize bakıyor. Perdesi bakım zorluğu, beslemek uyutmak fazla kilolar donulemeyen eski alışkanlıklar..
Aşık oldugunuz kişiyle evleniyorsunuz ya da hep istediğiniz o mesleğe kavuşuyor ya da en gitmek istediğiniz o şehre yerlesiyorsunuz. Perdesi sıradanlasma , günlük hayat, güzelliği kolay tüketmek...
Kabe'de tavaf ediyorsunuz. O en muhteşem zamanı bütün ibadetlerin. Etrafında dönüyorsun kalbinin ve bu beytin sahibinin. Perde mi? Yandakinin sana degen terligi, arkadakinin senin omzuna vuran eli, önündekinin namaza duruşu, otekinin konuşması berikinin cep telefonu, sunun fotoğraf pozu bunun kıyafeti kültürü kokusu vs...
Ravza dasiniz.Efendimizin cennet bahçesi dediği yerin hemen önünde , önünuzdeki bentin açılmasını bekliyorsunuz. Vefatimdan sonra ziyaret eden hayatımda ziyaret etmiş gibidir dediği yer kainatın rahmetinin. Perde mi? Acele, ben geçeyim cennet bahçesine önce, aman Afrikalılar geliyor:) sen beni tut ben seni ...
Dünyanın kuralı bu nimet+zahmet, zahmetsiz nimet cennette..cennet bile cenne ortulmus olan , sarılmış etrafi nefsin istemedikleriyle. En sevdiğimiz yemeğin bile öyle çok perdesi var ki.. O en sevgilinin perdesine hayal güç yetmiyor , tek perde açma gücü var O nda..La havle ve la kuvvete illa billah ta..
Parola:
Ya hayyu ya kayyum da...seçen hayat veren ayakta tutanda.
Ilim bile perde artırırken nefs basamaklarinda. Tek care aşk dilenmekte, aşka tutunmakta....
Neyin perde yirtan namelerini kainatta duymakta..
Kolay mı? Zor..zor mu? O na zor yok...
not:bu güzel pencere fotoğrafının perdesi de onu kirpamayan olduğu gibi koyan zât:ben:)
Kurban
Kurban olduk mu dersin sevdicegim?
Yaklaştık mı dersin yürüyerek kuyuya..
Başımızı koyduk mu toprağa ..
Sağ yanımıza..
Bıçağın sırtına..
Hani bizi en sıktığı yerde hayatın
Hani en dar yeri geçtiğimiz kapıların
Teslim ol dediği yer olayların
Tevekkülle karşılaştığı o ince çizgi çabanın
Haklı olduğunu ispattan vazgeçtigi yer mantığının duygularının..
Hiç bişeye gam yemem dediğimiz o yer sen bana değilsen dargın..
Ince bi sızı gibi aktı mi kanimiz gözümüzün önünde
Titredi mi vucudumuz acıyla..
Ve sekineyi yaşadı mi toprağa uzanmanin huzuruyla..
Sağ yanına..
O na kavusturacak bıçağın sırtına..
Yaklaştık mı dersin kuyudan semaya
Kurban olduk mu dersin sevdicegim..
8 Ekim 2014 Çarşamba
Taşlama
Taş topladik bir kayaliktan gece vakti..
Taşlamaya azmettik taslasmis birşeyleri..
Taşın büyüklüğü önemliydi.
Taşlananın da öyle..
Saatlerce yürüdük elimizde taşlarla
Saatlerce ve günlerce
Üç gün bir gece
Dillerde büyüklük hece hece
Saatlerce yürüdük ateşten izlere
Icimize cemre düşmüş cemreler düşmüş
Bunun için yürüdük
Ateşi su söndürür
Suyu ateş..
Bir gün elimize bir yağmur aldık da yürüdük..
Yağmuru ateşin değil kuyunun başında bulduk.
Bir gece vakti taş azığı topladık
Ille gece ille cephane
Aziksiz yola cikmadik.
Cadirlarda kaldık tavanimiz göktendi.
Suyu temizleyici kılan Allah a hamdettik
Ayagimizin altı temiz kılınmış çöllerdi.
Çöldü, sicakti, kalabalikti, uzaktı
Allah ın kulu çok, kulları elleri açık
Ayaktaydi, yan yatar, oturustaydi.
Kullar yola düşmüş, yol onlara akmisti.
Bir marifet bir şuurdan sonra taş atabilirdik
Bir bilgi bir bilincten sonra savasabilirdik
Bu yol öyle kendine has öyle bizceden uzaktı.
Bu talim
Bu terbiye
Bu tatbikatı ölüm
Işte yüz suresin
Iz suresin diye
Ibrahimin ismailin hacerin
Bütün peygamberlerin
Ve efendimin
Peşinde...
Izleri öyle mübarek izleri öyle apaçıktı.
1 Ekim 2014 Çarşamba
Ben yağmurda doğdum
Ben yağmurda doğdum
Ben yağmurda geldim bu dünyaya...
Ilk gençlik yıllarımdan 35 .ekimime uzanan bir ezgi. Sonbahar hep en sevgili..Eylül hüzün ekimi. Yapraklar ağaçlar ve yağmur..penceremde yağmur damlası, hüzündeki huzur..Nerden beslendiği bulunamayan çocukluktan taşınan bir faslı hazan..
Dua dua dile gelen kalp yükü..30 undan sonra "elhamdulillahi ezhebe annel hazen"dedirten , kalıplaşmış mutluluk avuntularindan, beklemekten, beklememekten, leylaktan ve sonbahar yapraklarindan bile vazgeciren bir hal..
Ama yağmur başka...Rahmet demişiz adına..yağmaz kendi başına, indirilir inzal edilir Hak tan..yağmuru beklemekten vazgecmesin kimse..Rahmetten umut kesmesin." La tey'esu min ravhillah"..Rahmetin kokusundan..Yagmurun kokusundan..Musa gibi varıp medyen suyunun bulunduğu yere "Rabbi inni lima enzelte min hayrin fakir" Katından indirecegin her hayra muhtacim ben desin içimiz ille içini dokecekse..
Dönüp dururken beytinin etrafında Allah ım bize efendimizin kevserinden içir, la nezmeu bagdeha ebeda , bir daha hic susamayalim,diyelim.
Allahım sevgini bana soğuk sudan sevimli eyle diyen sevgilinin kevserinden isterken, Kabe de altinoluktan kalbimize akan buzlu bir su hayal edelim. Edelim ki su hayattır. Ve cealnalmae külli şey in hay..herseyi sudan yaratana içli içli yakararak yağmur bekleyelim.Hic vazgecmeyelim.
Bugün benim doğum günüm.
Bir perşembe günü doğmuşum , diğer persembelerden farklı değil özel değil.
Ama bugün doğum günüm. Perşembe .Zilhicce 8..Ekim 2..yevmul terviye..Terviye günü bütün günlerden farklı işte. Yine yuruyelim kelimelerle, terviye suya kandırmak demekmis.Arafata gideceğiz arefeyle.su için , için için yalvaracak sonra marifetini isteyeceğiz. O nu bilmeyi. Rahmetini..ki
Suyuna kandirsin..
Susuzlugumuzu tek duyan..
Bizden iyi bilen çöllerimizi...
Çöle düşen yollarimizi..
Kuruyan dallarimizi..
Çatlak topraklarimizi..
Rahmetiyle sulasin..
Suyuna kandirsin..
O nun suyu ki, kandikca kandirmaz..
25 Eylül 2014 Perşembe
Zilhicce
Kelimeler adımları düşüncelerimizin..kuran ın kelimeleri ise hem kalbimizin hem kalbimizin düşüncelerinin..Hac yaklaşıp yürürken Arafat a muzdelifeye minaya kendi içimize, Zilhicce gelince,hilal görününce ve bütün hilaller hac için olunca ille(Bakara "sana hilallerden soruyorlar, de ki onlar hac vaktini belirlemek içindir), soruyoruz içimize hac ne?
Biriyle mücadele etmek diyor sözlük, kiminle? Ibrahim den kalma mucadele olsa gerek bu yine Kuran'dan delille, İbrahim onlarla mücadele ettiğinde diyordu Kuran.Mihrab da harp meydanı demek tevafuk mu?islam kiliclarin gölgesinde sözünden bunu anlamislar mı Humanistler. .içimizde bir düşmanla savaşıp durduğumuzu...
Neden dağlara çıkıyor insanlar üzerlerinde iki parça bezle, kalabalik sıcak toplu yaşamanın binbir türlü halleriyle, neden taşların üzerinde yatacak, neden saatlerce yol aşıp 70 taş toplayıp üç tastan direği taslayacak 3-4 gün boyunca..kendine bakmayacak saçını taramayacak koku surmeyecek tırnak kesmeyecek hakkını bile savunmayacak cedel yok diye, niye?modern zaman insanın gittiği yerin tam tersine..tavaf edecek dönüp duracak say edecek bir zemzem bulma umidiyle, modern zaman muslumaninin ismail i ne kurbanı ne şeytani ne zemzemi ne?
Zilhicce 4 bugun.gunlerdir birer cumle yazabiliyorum.Efendimizin zulhuleyfeden kokulanip ihramlanip çıktığı gün bugün. .hayali Mekke ye yaklaşıyor gibi gelse kalplerimize...zu.. zulcenaheyn cift kanatli peygamberim...zu ..sahip, bulunan..zulhicce Zilhicce...hacca sahip olan haccı olan ay..geldi..
Hem en somut..hem en soyut yerindeyiz mekanın ve zamanın..
Hilal göründü..sel olup akmaya başlayacak insanlar birikiyor şimdi harem bentlerinin önünde..cemerat..Savaş meydanı..Arafat marifet, meşar şuur mekanı..
Hac hayattır demiştik. Hayat hac..Her daim haccimiz mübarek ola..Haccı mebrur hepimize nasib ola...
21 Eylül 2014 Pazar
Mekke
Kendimden bahsetmeyi sevmiyorum. Saat on iki.gece.geceleri Mekke daha güzel. Mekke'den bahsetmek istiyorum .Mekke gelip kendiligime dayanıyor ,kendi kendine. Belki sırf bu yüzden Mekke den bahsedemiyorum. Tüm bahislerimin cevabı Mekke de biliyorum. (بحث ) Tüm bahsettiklerimiz aradiklarimiz bulamadiklarimiz buldugumuzu sandiklarimiz...Kendimizde kendimde..
Büyüyüp büyüyüp kalbimize bir çıban gibi batan hallerimizin -otururken ayaktayken ve yan yatarken ille- ufalanmasi toz duman olmasi Bekke de..fetholunmamis bir taş altı kalmayincaya kadar hicretimiz kendimizden (ففروا الي الله )kacisimiz Rabbimiz e..hirada yalnizligimiz ve melek kanadı tesellisi ille sıkarak ve bilmediğini itiraf ile...Sevr de dostlugumuz ve (لا تحزن )hüzün kovan dost kelamı.. yine bulusumuz kendimizi Medine de Medine de...
Mekke...
Ana..ummul kura..adına yeminler edilen belde...sende benim nem varsa..Toprağım Memleketim Mayam...Mucadelem sancım işaretlerim..tazimim faydam ikramim..fazlın fazlın fazlın...
Mekke...
Tozunu gözüme sürme diye çeksem yeridir demekligim..işte zayıf binegi ruhumun,ellerinde..işte ikramı Rabbimizin işte emni emani, işte kartallar güvercinler örümcekler..işte dağ taş...işte ihramini giymiş Kabe...
Iste hac...
Rabbi Rahîmimiz ikramini Esirgeme...
15 Temmuz 2014 Salı
Ramazan 16 yerleşik
Şu dünyada bir yolcu gibi ol
dese serin ellerin iki omzumdan tutarak
Kokunu içime çekerken her şey yerli yerleşik
Uzaklastiginda önüne düşüp agladigim eşik
Elimi tut ki
Erken doğmuş gibi bir his geç göçebelik
Civarında olduğun sereful mekan bil Mekin beyti Atik..
Evini boyamislar.
Önüne sofra kurmuş uzun uzak yollardan gelen vadi yorgunu atlılar adsizlar
Biliyorum komşusu olduğun şu evin yanından fışkıran su kadar görünmez ikramı var.
Ama iki buçuk yıl sütü bırakıp ihtiyacını gidermesi bir bebeğin,yükü ağır insanın, kendi, dağların da üzerinde bir hakkı var.
Bugün oturdum da baktım kara gözlerine uzunca
"Az"larin arasına girmek istedim.
Davud hanedanligina girmek hayal mi, dağlar ve kuşlara dedim, rüzgara dedim, beni de bakisiniza ekleyin..
Ve şakımaya başlayınca sesi en güzel sözün,
Evimi dedi,dönenler ve ayakta duranlar için temizle...
Dağlar kuşlar ve biz beraberdik de farkında bile değildik.
Yaşarken anlasilmiyor ki mahiyeti maiyyetin.
Kitap gibi durulunce gökler
Ey Bekke...
Ey kitabımı ilk okuyan şehir,
Ey küçük büyük her kelimeyi inceleyen murebbi
Ey kiyametten önceki kıyameti muminin
Ey hesaptan önceki hesap
Ey tazimi yüce şerefi büyük
Ey dağları dik yokuslari sarp belde
Ey insan üzerindeki Hakk ı yaratanin
Ey çöl ve deniz
Ey Nebi yi bağrında büyüten korunak
Ey magaralarina melek degmis sığınak
Ey cikarilmadan cikilmayacak anne kucağı Mekke..
Senin iklimin sureyi Hac iklimidir. Beni de bu iklime katman,yollar vadiler aşırman, kalpteki takvayi sinaman rahmettir rahmettir keramettir. Mücadele dir iklimin...Nidadir...Enbiya kervanidir..
Teslim olana kim bilir nasıldır,Verdiğin emniyetin tadı,kul olana nasildir şehadetin kalbe karışması...
Bugünün ganimeti Enbiya ve Hac..
Yerlesiklik,
Suyunun suyuna karışması havanın nefesine toprağın toprağına geleneğin damagina, dilin diline...kıldığın cenazenin tanıdık olmasi, içtiğin kahvenin helli,surmenin göze bakış olarak çekilmesi süs değil, buhurun içine od diye çekilmesi koku diye değil..ve gülümsemek küçüklüğüne, komikligine halinin, halkalar içinde bir zerre...ateş olsa curmu kadar yer yakan, ufleyince canı kalmayan kıvılcım..
"Biz her canlıyı su ile canlı kıldık"
Zemzeme çok muhtaciz...Tüm say'ımız tüm kosturmamiz bundan...
24 Ekim 2013 Perşembe
hacc
Hacc yönelmek demek ..
Yönünü ona çevirmek..
Pusulanı tam yerinde sabitlemek Sahibinin evinde
Hududu melek kanadiyla çizilmiş Hudutduz bir beldede..
Soyunmak tüm istek niyet ve dileklerinden
İllasi kalmak bir tek..
Hic bir yerde kalmamak demek
Hanci değil yolcu olmak..
Yerlesik degil göçebe..
Hacc bakmak demek kendine
Imtihanin icinde halin nice..
En detayli haritan ,
Ince ince
Neresindesin hayatin
sana gosteren
Apaçık öylece
Ve itiraf
Ve tanimak
Ve aşk
Ve korku
Ve umut
Ve sığınmak ellerine
Yorulmak biteviye..
Ölmeye çalışmak
Yasamak için gerçekce..
Ister isteyerek
ister istemeyerek
gelin dendiginde
Hacc
Isteyerek geldim
diyebilmek bir keresinde..
Taklitcinin hacci
tahkikcinin hacci
aşığın hacci
Hacci ekber..haccin da hacci
Her yıl
Her hilalde
Her gunes batisinda
Hatirlamak
Dağların dağını
Arafati..
Vadileri ovalari yarık
Gonulleri
Su zayıf bedenleri binekleri
Alistirmak ...
Hacc yolcu olmak daim..güzelce...
3 Aralık 2012 Pazartesi
Yol biter mi?
11 Kasım 2012 Pazar
öyle bir gün ki...
31 Ekim 2012 Çarşamba
yolda
dizlerin kadar olsun kapladığın yer..
gözlerini yum..
dinle...
ve bak nedir sana verilen yol azığı..
neyinle gideceksin menziline..
dünya yoldan başkası değil..
yolun kuralı bu...
sende olanı, olmayanı ortaya çıkarmak..
onun için bunca akmak
bunca durulmak
gözlerim yaşlanıyor..
gözlerin yaşlanıyor..
kirpiklerimiz dökülüyor...
gözlerimiz dökülüyor kirpiklerimizden..
gözleri ışıl ışıl..
O nun..
ışıl ışıl gözleri..
artık...zaman,
gökyüzünden takip edilen tek..
göğü müşahadeyle ayarlıyorsun kulluğunu,
ayın şekli şemali,güneşin ışığı belirliyor buluşma anlarını,
bedenin ruhla,ruhun sahibiyle..
gök başlı başına şehadet,
gök ki sevgiliden sonra el değmemiş tek hatıra..
ve gizemi göğün,nazı,
geceler..
on geceler,
kırk geceler..
rüyaların, sana özel filmlerin,
terliğini çıkar ki sen derin bir vadiden geçmektesin..
hayallerin,pınar başında bir ceylan,
ve tevbeler tevbesi..
sahi sen kimsin..
bir sefere çıkarıyor seni işte hilal,
kaybolsun tüm teknolojiler,
bize gözleri yeter..
Allah ın senin üzerindeki hakkı, sefer..
Yollara düşüyorsun,
üzerinde kefenin..
dağlara çıkıyorsun,
çadıra sığamıyorsun,
ille gök olsun tavanım diyorsun..
dünyanın ve dünyalığın tel örgülerini aşıyorsun..
güneşin batışını izliyorsun mesela..
Rabbin ne romantik..
sen ve O..
O ve bunca insan,sel,sen damla..
Hayret ya Rab,iki kişilik beraberlik nasıl mümkün bunca kalabalıkta..
Arafatta..
Annen ve babanın dünyada ilk buluştuğu yerde
Zilhiccenin dokuzunda..
Zamanla mekanın buluşmasında sen..
Seni dünyaya indirenle buluşuyorsun..
Dur diyor,şimdi güneş batana kadar konuş,
anlat bana nerelerdeydin aslında kimsin sen..
senin vakfen bu..varsa tek marifetin ..
battı mı güneş,sel ol ak,
coş anmakla seni en çok seveni..
uzun uzun yürüyeceksin..
yürümek düşünmek demek..
uzun düşünmelerle bileceksin şeytanın seni vurduğu yeri..
büyük cemreyi taşladığında arkana bakmadan gideceksin..
arkana bakmadan gitmenin anlamını bileceksin..
sana düşmanlık edene savaş ilan edeceksin..
h/iç savaş uğultusu duydun mu ..
dinle...
bitmeyecek,üç gün taşlayacak,
dört gün birleyeceksin...
her gününü bu on dört geceyle mayalamayı dileyeceksin..
sonra güzel bir düş isteyeceksin..
düşeceksin..
parçanı bulamayacaksın..
yola devam edeceksin...
bileceksin ne küçük ve aciz olduğunu..
yalnız olduğunu
yalnız olduğunu
yalnız olduğunu..
muhtaç olduğunu..
öylesine kul olduğunu..
bir garip yolcu olduğunu..
dostunu sevgilinin yanına gönderirken
yine
yeniden
gözlerini dökeceksin..
yıldızlara bakacaksın..
yaşayacaksın.
yaşlanacak gözlerin..
şükredeceksin dolu dolu..
sabrın tahammül değil şükür olduğunu bileceksin..
yaşayacaksın..
ölme sevincine ulaştıran bir yaşama sevinciyle..
şiir gibi yaşa yaşayacaksan..
ki yol,
ki sırat,
''salih ameller manzumesidir''...
''ıyd mubarek olsun''...
23 Ekim 2012 Salı
Döne döne durmaya...
Kabe ihramını giydi..
Sevgilinin peçesini açması gibi...
Sonrası tarifsiz..
İnsan sevgilisini kıskanır değil mi,
Kıskanmıyor,seviyor sevenleri..
Sevgilinin etrafı insan seli..
Akıyorlar,dönüyorlar,öpüyorlar..
Bu sel burada durmayacak,
İçi içine sığmayıp
Dağlara çıkacak..
Döne döne seyreylediği leylasını bırakacak,
Mevlasına koşacak..
Akacak..Taşlayacak..Yaklaşacak..
Koşacak ..Dönecek..
Dua edecek...
Hacc edecek..
Sonra inse de dağlardan kimisi
Dağı kendine yoldaş edecek,
Geçip neharı,dost edecek leylayı,
Oturup dizi üste ,Hu çekecek...
O selin içinde bir damla olmak hayali...
Tüm sevdiklerini o damlanın içine toplama gayreti..
Çabucak kuruyuveren,birden coşuveren bu damla..
Akibeti belli değil...
Minada..
Müzdelifede
Arafatta
Meşarul Haramda
Kabe i Muazzamada
Ateş olsa cürmü kadar yer yakacak olan bu damla,
Helallik ister,hepinizden..
Duyan duymayana söylesin..
Helallik ister ki
Burası mahşer..
Mahşer..
5 Kasım 2011 Cumartesi
Tarifsiz....
sevgili,ey sevgili,en sevgili,uzatma dünya sürgünümü....
