Bir duru suya benzer özümüz bir damla bulanık sudan yaratılsak da..
Bir duru suda görünür yüzümüz, yunur yıkanır dahası bir duru suda..
Aynımız ayinemiz, gözümüz göz göz olan gönlümüz bir duru su arar ömrü boyunca..
Ömrüme bir duru su değdi, fazlindan suyla hayat verenin..umre diye davet ettiği beytine ikram diye zemzem verenin..Musa yı nice korku yolundan sonra medyen suyuna eristirenin fazlindan..
Ömrüme bir duru su değdi. Çölde serap gibi. Karışıklığıma düzen, bulanıklığıma berraklik, hirsima kanaat, isteğime tevekkül, sesime suskunluk, körlüğüme göz, zayifligima kuvvet, ofkeme huzur, isyanima şükür, yumusakligima sertlik, sertligime yumuşaklık gibi bir duru su...zemzem gibi..ne için icilirse sırrınca..
Bir duru su ki zemmeden kendimden beni, durduran içimdeki koşturan atları, yelelerini okşayan sabah yeli, akşam güneşi...
Bir duru suda saklı sevginin hakikati..Sevgi ne degildirden gide gide bulunan saf özelliği, renksiz kokusuz acı değil tatlı değil,bulanık değil, asitli değil alkali değil, bir duru su sevgi, karşılığı hamdden başka bir şey olmayan..
Bir duru su durgunluğu lazım hayatta akmak için, su gibi aziz ..kendi ritmince ..su akışını bozar mı hiç..hiç acelesi olur mu, telaşı, gerginliği..
Bir duru su sesi lazım gürültülere cevap, düşsün pesisira aşıkları suyun su sesinin kevserin...
Bir duru su gibi kanaatkar olmalı gönlü insanın, tüm hirslardan azade, ibadetten bile..kendinden gelen tüm aksi sebeplerle mücadele eden ama dışardan gelen her sebebe teslim musebbibe hurmeten...
Bir duru su gibi muratsiz olmalı gönlü dervisin..isteklerini hak yularinin bağladığı..her döndüğü kapıdan razi, kapıyı çalmaktan mesut..
Bir duru su gibi kirlenebilecegini bilmeli insan, üzerine gelen topraktan çamurdan kirden kacmamali , ellerini göğe açınca yukselip bulut olacağına yine dupduru su olacağını bilmeli, yanındaki çamuru toprağı dikeni kiri diriltmeli...
Bir duru su , saf süte benziyor en çok. Kan ve kir arasından tertemiz çıkarılan..zemzemin esyadaki kokusu anne sütü kokusuna benziyor sonradan
..Bundan mı acaba..Kâbe nin ana oluşundan mi?
Bir duru su ayna aslında..Sırrı kendinden kurtuluşunda..her kimse karşıdaki o olmasında..
Bir duru suyun en büyük özelliği mütevazı oluşunda..bile bile kaybolmasinda...
Bir duru su değdi içime Rebiulevvelle birlikte..O ndan gelen her şeyi öpüp başına koyan, ekmek gibi nimet gibi...
Bir duru su..
Bi'ru ahlaki sallallahu aleyhi ve sellem...
Cuma mübarek
Mevlid mübarek
Rebiulevvel mübarek.
''Ve bir kadın konuşarak, bize Acı'dan söz et dedi.
Ve o dedi ki:
Acınız idrakinizi saran kabuğun kırılmasıdır.
Nasıl meyvenin çekirdeği kırılmak zorundaysa canevinin güneşi görmesi için, siz de acıyı tanımak zorundasınız.
Ve eğer yüreklerinizi yaşamlarınızın gündelik mucizeleri karşısında merak ve hayranlıkla tutabilseydiniz, acınız da en az sevinciniz kadar harikulade görünürdü.
Ve yüreğinizin mevsimlerini kabullenirdiniz, tıpkı tarlalarınızdan geçen mevsimleri her zaman kabullendiğiniz gibi.
Ve hüznünüzün kışlarını dinginlikle seyrederdiniz.
Acılarınızın çoğu kendi seçiminizdir.
Acı, içinizdeki hekimin hasta nefsinizi sağlamakta kullandığı acı bir ilaçtır.
Onun için hekime güvenin, ilacını sessizce ve dinginlikle için.Çünkü eli ağır ve sert olsa da Görünmeyen'in müşfik eliyle yönlendirilmiştir.
Ve uzattığı çanak dudaklarınızı yaksa da, çömlekçinin kendi kutsal gözyaşlarıyla ıslattığı kilden yapılmıştır.''
Ayetler bir silsileyle ilerliyor,zikir,şükür,ve ey iman edenler istiane ile sabır...Zikreden şükrediyor,şükreden istiane ediyor ve Allah ın yardımı sabrettiriyor,sabreden zikrediyor ve bu daire böyle deveran edip gidiyor hepsinin ortasında en somut duran ise namaz...Onun için namazla yardım dileyin deniyor...Allah sabredenlerle beraberdir..Sabretmek tahammül etmek değil,orada bir hissi yok etmek,ölmek iyiden iyiye,ama bu yolda ölene ölü demeyin diyor ayet biz şuurunda olmayanlara,onlar rızıklanırlar,Allah ı yanında bulmak sabredene en büyük rızık değil mi?Allah...Allah..Mutlak güzel,mutlak kudret,sözünden cayması mümkün olmayan,rahmeti gazabını aşmış olan Allah açıkça,tenkitle söylüyor:
Belalar,ibtilalar vereceğim...Büyüğe büyük,küçüğe küçük,İbrahim gibi hepsinden geçmek var,bi şey'in,birazından birinden eksilmek var,hepsinden sorulmak var bir konudan sorulmak var...Konular şunlar,
Korku..Hislerimiz,sevgi,nefret,kızgınlık merhamet,hepsi bir duygunun içine korku katılmış hali
Açlık..Gündelik hayatımızı hasrettiğimiz yeme çabamız
Mal eksikliği..Alma ve verme üzerine yaşanılanların tümü
Can eksikliği..Hastalıklar,bağlılıklar
Sonuç,ürün eksikliği..Neticesiz çabalar.. olabilir mi?
Hepsinin karşısında sabır ve müjde...Kime,bunlardan biri ya da birkaçı isabet ettiğinde,biz zaten ALLAH ınız,O na döneceğiz,zararı yok,geçici dünya, diyenlere,onlara Allah ın salavatı ve rahmeti de var,ve hidayete erenler,yolda ilerleyenler de onlar...
Şimdi tefsirde,bu nefsi emmareden nefsi mutmainneye,raziye ve marziyeye geçişin anlatıldığı,haddini bilmenin esas duruş olduğu bu ayetlerin içimize işlemesini istemekten başka payımıza ne düşer...Ne hakkıyla zikretmeye,ne şükretmeye,ne sabretmeye,ne istemeye gücü yetemeyecek bizler acizliğimizi tekrar,ısrarla ve istiğfarla itiraf ederiz..Ve yeniden fısıltıyla idrak ederiz ki,İslam bu acziyetten Mutlak Kudrete istianedir....
İncir ve zeytin sendendir...
Acı ve tatlı sendendir...
İncir de zeytin de güzeldir..
Ve senin tat verdiğin acı da tatlı da güzeldir..
Acının tatlının tadını alamayan bizin kusuru bizdendir....





