Dün akşam çocukların dualarını dinledim.Yiğit önce teşekkür etti,bana oyuncak verdiğin için çok teşekkür ederim Allah ım,Irmak büyük ve bahçeli bir ev istedi kedi almak için,ve tabiki kedi istedi.Bunu duyan Yiğit unutmuşum ben de köpek istiyordum dedi.Başka,deyince Irmak anladı galiba,bütüüün bebeklere,hastalara,müslümanlara yardım et Allah ım,dedi..
Geçen gün bir oyuncakçıyı dolaştım.Bir ev kursak ve içini döşesek oyuncaktan,bir ay sonra modası geçer yetişilmezdi herhalde.Bütün ev aletleri,sesleri,işlevleriyle ve o kocaman halleriyle oyuncakçıyı beyaz eşyacıya dönüştürmüştü.Fırın bile mikro ve ankastre olarak iki taneydi.Zavallı çocuk,bunların karşısında ne kadar savunmasızdı.Hayal gücü nasıl pıstırılmış,alanı ne kadar daraltılmıştı.Mikserle kekini çırpıp,fırınına koyan eviyesinde bulaşıklarını yıkayan çocuk,hiç hayal kurmadan 3.gün aynı işi yapabilir mi?Ama istemeden de yapabilir mi,altını ıslatan bebek istiyormuş Irmak,bunlar güzel değil di mi,barby iyi değil sevmiyorum diyor ama..Çocuklar da oyuncak istiyor gizli gizli,biz de oyuncak, kendimce gizli gizli...Dualardan belli..
Dünya bir oyun ve oyalanma yeridir dedi,dünyayı yaratan Allah..Gerçek hayat ahiret hayatıdır dedi dünyayı dışarıdan seyreden peygamber.Oynamak,eğlenmek,oyalanmak istiyorum dedi insan...Allah ın ,peygamber in dediğini duyanlar bile oyunsuz kalamadı,sıkılır da yenisini ister ya oyuncağın çocuk,insan da öyle yaptı,sıkıldı ve bir değişiğini istedi.Evinin,mobilyasının,arabasının,kıyafetinin,saç renginin,kaş şeklinin,işinin,yemeğinin sürekli değişmesini istedi.Çocuğunu bile belki değişirse diye istedi,kızsa erkek,erkekse kız,oyuncağı değişsindi,o hep eğlensin,hep gülsün hep mutlu olsundu.Ama öyle olmadı.En mutsuz çocuklar en çok oyuncağı olanlar oldu,oynamayı bilemediler bir türlü,her yer doluydu,hareket imkanı yoktu,oyuncakların çokluğu meşgale demekti.Öyleydi,bebeğin bile önüne ikiden fazla oyuncak verseniz ikisine de bakmaz,ağlardı...Ama oynanmasa bile alınmalıydı oyuncak,gün gelir oynanırdı..
Bir de herkesin kendine özgü oyuncakları vardı,içinde toplu duada saysan bitmezdi,oğlana iş,hayırlı ve sarışın gelin,ev,kredi borcu,araba,3 oda ev,kilerli ev,onun için ümmeti Muhammed e edilen duadan,pakistanda sel altında,nijerde çöl altında olan insanlara duadan sonra ve buradaki amin diyen din kardeşlerimizin gönlündeki murat denilince ses dalgalanır,aminler çoğalırdı.Çokluktu istenen,her yerimiz çokluktan görünmez olmuştu bizim.Ne çok kıyafet,ne çok mutfak eşyası,ne çok ondan ne çok bundan..
Halbuki azı sevmek kolaydı.Azı sevmek güzeldi.Güzel olan azdı.Efendimizin eşyalarının isimleri vardı,az olunca isim konulabilir ancak,biz hangi eşyamıza isim verebiliriz ki,Ayşe nin uçan atına binbir kanat takamadık,kanatlarını kopardık oyuncakların,eşyanın sırrını unuttuk,çoğalttıkça horladık,onlar da üzüldü...
Oyuncak istiyoruz.Oyun..Korktuğumuzdan emin,umduğumuza nail eyle diyoruz ya,korkuyorum,neden korkuyor neyi umuyoruz acaba...
ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...
4 Kasım 2010 Perşembe
3 Kasım 2010 Çarşamba
ANSIZIN
Durunca
Öylece durunca
Bekleyip durulunca
Hızlıca akıp giden hayat
İçinde durdurulunca
Saatler susunca
Vakitsiz bir an olunca
O an içinde uzayınca
Ve olunca ansız tüm anlar
Ansızın
Düşününce
Ağır ağır gelince
Bekleyerek gelişince
Ansız hislere düşünce
Hareketler durunca
İçinde herkes susunca
Ve ölünce kıpırdayan canlılar
Ansızın
Bakınca
Gözlerini ayırmayınca
Görüldüğünün farkına varınca
Göz göze gelmenin hayali sarınca
Bakışlar ansızlaşınca
Lisanlar yetmeyince
Akıl erişemeyince
Ve daldıkça derine tüm bakışlar
Ansızın
Görünce
Göremeyince
Görmeyi düşünemeyince
Düşünceyi göremeyince
Yüzünden başka her şeyi
Yokluğa gömünce
Ve mavi bir denizde yüzünce tüm varlar
Ansızın
Sevince
Tüm bahaneler silinince
Sevgilinin evine usulca girince
Tüm kapılarını açınca
Sır perdelerini yırtınca
Sevince sevilince sevince
Ve dönünce sevince tüm gamlar
İncir ve zeytinden tat alınca
Ansızın
Dururmuş zaman
Yok olurmuş mekan
Görünen herşey yalan
Kafesler viran
Elif,he,bir an
Bir düş eskilerden kalan
Na...an
Ansızın
Bir de pervazlara konan güvercinler
İçimden kalkıyorlar gibi, kanat sesleri
Bir ışık huzmesi
Diz dize,göz göze
Anlatamadım ki,
Anlamadım da aslında,
Şimdi dilsiz
Şimdi lisansızım...
Öylece durunca
Bekleyip durulunca
Hızlıca akıp giden hayat
İçinde durdurulunca
Saatler susunca
Vakitsiz bir an olunca
O an içinde uzayınca
Ve olunca ansız tüm anlar
Ansızın
Düşününce
Ağır ağır gelince
Bekleyerek gelişince
Ansız hislere düşünce
Hareketler durunca
İçinde herkes susunca
Ve ölünce kıpırdayan canlılar
Ansızın
Bakınca
Gözlerini ayırmayınca
Görüldüğünün farkına varınca
Göz göze gelmenin hayali sarınca
Bakışlar ansızlaşınca
Lisanlar yetmeyince
Akıl erişemeyince
Ve daldıkça derine tüm bakışlar
Ansızın
Görünce
Göremeyince
Görmeyi düşünemeyince
Düşünceyi göremeyince
Yüzünden başka her şeyi
Yokluğa gömünce
Ve mavi bir denizde yüzünce tüm varlar
Ansızın
Sevince
Tüm bahaneler silinince
Sevgilinin evine usulca girince
Tüm kapılarını açınca
Sır perdelerini yırtınca
Sevince sevilince sevince
Ve dönünce sevince tüm gamlar
İncir ve zeytinden tat alınca
Ansızın
Dururmuş zaman
Yok olurmuş mekan
Görünen herşey yalan
Kafesler viran
Elif,he,bir an
Bir düş eskilerden kalan
Na...an
Ansızın
Bir de pervazlara konan güvercinler
İçimden kalkıyorlar gibi, kanat sesleri
Bir ışık huzmesi
Diz dize,göz göze
Anlatamadım ki,
Anlamadım da aslında,
Şimdi dilsiz
Şimdi lisansızım...
Etiketler:Çocuk etkinlikleri,tefsir notları,
çarşamba,
güvercinli odada,
işte öyle,
şiirsel esinti,
tasavvuf,
zaman
1 Kasım 2010 Pazartesi
Sarılmak ve Okumak
Ve sen yine öylece kalakaldığında
Kelimelerin susmaya durduğunda
Gözündeki yaşları saklamaya çalıştığında
İçinden ağlayıp,zorlandığında
Kalabalıkları delen yalnızlığınla
Biri olmalı,seni sıkıca saran
Kemiklerini hissetmelisin ,seni ayakta tutan
Ve çıkınca içinden o tuhaf ses ölümü hatırlatan
Bırakmalısın artık ne varsa taşıdığın,hazan
Hala sıkmaktadır seni,sıkan
Sıktıkça can suyun çıkmaktadır,rahatlatan.
Ve tamam deyip bıraktığında
Ve sen artık biraz önceki sen olmadığında
Dizlerinin bağı çözülüp,kalbin yarıldığında
Şükret,hamd et,an ilk emri,Hirayı,Yaratanını
Sıkarak ferahlatanını
Cebrailin kucaklayışını
Bilmem de,sarılsın daha sıkı
Okumak zor
Sarılmadan.....
Kelimelerin susmaya durduğunda
Gözündeki yaşları saklamaya çalıştığında
İçinden ağlayıp,zorlandığında
Kalabalıkları delen yalnızlığınla
Görünmez olmayı dilediğin o anda
Biri olmalı,seni sıkıca saran
Kemiklerini hissetmelisin ,seni ayakta tutan
Ve çıkınca içinden o tuhaf ses ölümü hatırlatan
Bırakmalısın artık ne varsa taşıdığın,hazan
Hala sıkmaktadır seni,sıkan
Sıktıkça can suyun çıkmaktadır,rahatlatan.
Ve tamam deyip bıraktığında
Ve sen artık biraz önceki sen olmadığında
Dizlerinin bağı çözülüp,kalbin yarıldığında
Şükret,hamd et,an ilk emri,Hirayı,Yaratanını
Sıkarak ferahlatanını
Cebrailin kucaklayışını
Bilmem de,sarılsın daha sıkı
Okumak zor
Sarılmadan.....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
