ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

26 Ocak 2011 Çarşamba

Kalp Elbisesi ve Güzellik 2

''Kalp Yusuf unun gömleği cennet libasıdır.Cemalinin nurlarından olan bu gömleği Allah giydirmiştir.Ama ruh Yakub unun gözleri ancak bununla açılır.Bu sırdan dolayıdır ki kalbi uyanık kimseler gafletle dünya sevgisinden hasıl olan körlüklerini bununla izale etmişlerdir.''M.Sami Ramazanoğlu-Ruhul Beyan

Allah her an kadehiyle binbir sır sunuyor bize.Onun için dehre sövmeyin,dehr Allahtır diyor peygamber..Anın kıymetini bilene hiç bir şey boşuna gelmiyor.Her şeyin bir sırrı var,konuşuyor..Ama biz zerrenin zerresi miktarınca,gözümüzün içine sunulunca belki,birazcık anlıyoruz.Allah lütufkardır,güzellik ve kalp elbisesi üzerine düşündürdüğü kulunun önüne güzellik timsali Yusuf u çıkarır,her hafta başka bir rolla çıkardığı gibi..Yusuf a kalp dedirtir haftalarca Mürşid in sesine..Kalp elbisesine ise Yusuf un gömleği..Körlermiş ruhlara bir rayiha da verir bir gün kim bilir...
 
Klap elbisesi Yusuf un gömleği ise,nefis Züleyha nın tekamülü gibi,önce kana bulanacak yalandan paramparça olacak,sonra yırtılacak arkasından,yine paramparça,sonra göze sürülesi olacak,cennet kokusu saçan,ama göze şifa olan,yalnızca arayanların bulduğu....Kalp elbisesi...Yusuf un gömleği...

Kalp Elbisesi ve Güzellik


       Her sözcük,çıktığı kalbin elbisesini giyinir...miş...
       Ya da kalbimize elbiseler giydirir hislerimiz.Kimi ziynetlerle süslü uçsuz bucaksız atlas giyer,kimi aba..Kimi  kılıfla kaplı benim kalbim der...Neler der neler...
  
       Ben o kadar sıkıya gelemem.Başımı örtünce boğazım sıkılıyor.Her şey çocuklukta,bize öğretmediler.Bak bilgisayarı öğrendim.Sudoku çözerim,bunamayı engelliyormuş,ama Kuran öğrenemedim.Eciş bücüş harfleri.Bazıları müslümanlık diye çok abartıyorlar zaten.Bence İslam dini mantık dini.Mantığıma uyuyorsa tamam...Zaman sana uymuyorsa sen zamana uyacaksın.Bu zamanda peygamber yaşasa deveye mi binecekti...İnsan olmak lazım önce,islam değil.(Alkışlar)
       Ben müslümanım.Ayete hadise bakarım.Ne diyorsa onu yaparım!Peygamberimiz çok uyumlu giyinirmiş mesela.Başörtümü çantamı,ayakkabımı uydururum.(Yani birşeyi öbürüne uydurmakta iyice ilerledim)Yamalı da giyinmiş yeni öğrendim,Zara dan buldum yamalı bir elbise,bu yıl modaymış,biraz pahalı ama olsun,bir taşla iki kuş!!!Sonra tatlıyı açken yermiş,(Tok olur muymuş acaba)ben de öyle severim..Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalış diyor(Hadisin diğer tarafı uymadı)..Dünyadan sırt çevirmek yok tabiki,öyle anlatıldığı gibi değil bizim dinimiz.Bunu herkese duyurmak istiyorum.Gitar çalıyorum.Sosyal faaliyetlere katılıyorum.Peygamberimiz yüzün demiş,haftada üç gün yüzüyorum...Kayak yapıyorum..(Var mı birine faydası yaptıklarının,bir insan tebessümü sağlıyor mu,diğer müslümanlar bu sünnetlere neden uyamıyorlar acaba)Yaani müslümanlar evde tesbih çekme imajından kurtulmalı.Bence...
       Ben temizliği şöyle yaparım.Ütüsüz çamaşır giymem.mutfak havlusuyla banyo havlusunu aynı yere koyulur mu?Perdeleri,önce şöyle yapar sonra böyle yapar öyle yıkarım.Ispanağı böyle pişiririm.Ben bir de kıyma koyarım.Ben kıyma koymam,havuç koyarım.Daha güzel.Akşam yemeğinde şu olmadan oturmam.Benim çocuklarım asla böyle yapmazlar,ya da mutlaka şöööyle yaptırırım.Anneme bunu,kayınvalideme şunu yaparım.Bana göre her şeyin sınırı vardır.Kurallarımı çiğnetmem.Eşim bana mümkün mü şunu desin....bitmez...
        Ben li cümleler problem var.Güzelliğe olan hırsta problem var,iştiyakta değil..Her benli cümle kalbe bir kılıf dikiyor çünkü.Kılıf nedir?Sıkı sıkıya saran..Tam şekli neyse o nesnenin,tam hatlarıyla etrafını çeviren sıkı sıkı.Büyütmeyen,hareket ettirmeyen,genişletmeyen...
        Her ben le, her benin iyelik ekiyle daraltıyoruz içimizi.Bir güzellik varsa onu kendimize has kılıyoruz.Bizde yoksa bir güzellik,onu yok sayıyoruz,etraftan o güzellik kabul görüyorsa belki kötülüyor,belli ki kıskanıyoruz.İnsan hisleri turnusol kağıdı gibi...Varsa bir güzellik üstümüzde,iyilik yapmak gibi,kendimizden daha çok iyilik yapan birini görünce ne hissediyoruz.Mutluluk mu,şükür mü,kızgınlık mı,hırs mı?Kızgınlık,küskünlük ve hırssa eğer iyiliği kalbimize kılıf yapmışızdır.Artık içerdeki taze duygular,iyilikler kokuşmaya başlayacaktır.Kuyudur artık girdiğimiz yer.Ve laneti kendine çağıran yegane duygudur,güzelliği kendine hasretmek,şeytan gibi,ben ateşten yaratıldım Adem topraktan,ben güzelim,hayırlıyım ondan,demek.İsrailoğulları gibi,tamam bu zat peygamber belli,ama bizden değil,sakla değiştir ayetleri,demek.Hakkın üstüne perde çekmek.Kendi güzelliğiyle avunup durmak...Yok eğer güzelliği Kendimizden üstten bize lütfedilmiş buluyorsak,ki açılır binler mutluluk kapıları o zaman kuyu kaybolur,hisler ırmak olur,ummana yol bulur.Rabbe giden en güzel yol şükür...
          Ablamın sorduğu gibi,elimizdeki bir bardak suyu birine verdik.Ne hissederiz?
-Mutluluk
-İyilik
-Sevinç
          Ne temiz hislerimiz var.
-Ben verdimm.
-İyilik yaptımm.
-Sevap kazandımm.
-Zaten iyi biriyim ben,geçende şunu yapmıştımm...
          Oysa,şükürle bakan insana,
-Allah bana su verdi..
-Tutacak el verdi
-Susayacak ve tat alacak sağlık verdi
-Onu vereceğim bir insan verdi.
-Verme hissi verdi.
-Benim elimle birine su verdi....vs.vs.
-Şükürler olsun...
           Bu kadar konuşma sonrası,biz kalbimize bakmaktan yorgun..
-Kurabiyeyi sen mi yaptın Nagihan?
-Evet ben yaptımm:))
           Ani tepkiler,gerçek tepkiler!!Halbuki daha önce hiç yapmamıştım.İlk defa bulduğum bir tarifi,dua ederek yapmıştım.Sakin ve telaşsızdım.Gecenin bir vaktiydi,güzel olmazsa diye bile geçmedi içimden.Yani O yaptırmıştı.O beğendirmişti.Şükürler olsun...

        Mutlak güzel Allah....
       Allah güzelliğinden cüzlerle güzelleştirsin içimizi,kılıflarımızı itiraf edip kabullenmek yerine,takva libasıyla giydirsin kalplerimizi...

Bağlantı:Bakara 88-Bizim kalplerimiz kılıflıdır dediler...

24 Ocak 2011 Pazartesi

Korkunca..Daralınca..




       Hayat kararlardan ibaret..Kader seçeneklerine verilen kararlardan.Ve biz seçimimiziz.Her an, içini neyle doldurduğumuza şahitlik ediyor.Onun için insan vel asrın söylediği ziyandan kurtulamıyor.Çünkü her işin daha iyisi var,her sözün daha güzeli,nispetle bir güzeline hüsranda bizimki..Bazen salim kafayla alınan bir karar tüm hayat kelebek etkisi,amel niyete göre,ne büyük kredi... 
        Ama rahat insan..Şu ünlü ihtiyaç piramidine göre her şeyi tamam.Barınağı,yiyeceği ve giyeceği,seviliyor,sayılıyor dahası,makamı,mevkii,mesleği,hatta zevkleri...Neyi seçiyor o zaman,neye göre seçiyor?Zevkine,keyfine ve rahatına göre,şimdi burada,ben diyerek yapıyor an seçimlerini.İçi dolmuyor anın,zaman geçiyor.Ama Rab bırakmıyor kulunu,silkeliyor bazen,gönlünü hüzün sarıyor,nedensiz!her şeyi olsa da mutluluğu olmuyor.Ya da ölüm geliyor,yakınlarda bir yerlere,ateş düştüğü yeri yakıyor.Ya da sadece bir rüya sahne ediliyor gecenin o muhteşem uyku salonunda..Korkuyor insan...Korktukça dönmek istiyor,bir kurtulayım diyor,o zaman çok başka olacağım,iyi olacağım,erdemli olacağım,giymediğim şu gömleğimi vereceğim,mesela!Düzenli olacağım,tertipli olacağım,evrak tutacağım diyor bir öğretmen mesela,müfettiş telaşıyla...Bir kaza sonrası ölümle burun buruna gelen biri,başladığı namazı bırakıverir işler yoluna koyulunca..Hastalıklar iyileşince,borçlar ödenince,aşık olunan kişi ile evlenince,sınav kazanılınca,muratlar alınınca gider duanın tılsımı hayatlardan.Ayaklar yere sağlam basıyordur çünkü artık,yürek dalgalanmaları bitmiştir.Fırtınalı denizde boğulma ihtimali uzaklardadır artık,gemi karaya yanaşmış,insan,mesken tutmuştur taşlaşmış bir yeri.Dahası onu karaya bizzat çıkarmıştır lütuflar sahibi Rabbi....


6:63 -De ki: "Bizi bu tehlikeden kurtarırsa elbette şükredenlerden olacağız" diye gizli ve aşikâr O'na yalvarıp dururken, karanın ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır?


10:22 -Sizi karada ve denizde gezdirip dolaştıran O'dur. Hatta gemilerde bulunduğunuz ve o gemiler, içindekilerle beraber hoş bir esinti ile akıp gittikleri ve tam keyiflendikleri sırada o gemilere şiddetli bir fırtına gelir çatar ve her taraftan onlara dalgalar gelmeye başlar. Bütünüyle kuşatılıp artık bittiklerini sanırlar. İşte o vakit tam ihlas ile Allah'a yalvarır ve dindar olurlar: "Eğer bizi buradan kurtarırsan, andolsun ki, şükredenlerden olacağız." derler.


17:67 -Denizde başınıza bir felaket geldiği zaman, Allah'tan başka yalvardığınız bütün putlar kaybolur. Allah sizi tehlikeden kurtarıp karaya çıkarınca da yüz çevirirsiniz. Zaten insan çok nankördür..



Nankördür insan,en büyük handikapı vefa ve şükür olan,bir yanı nisyan olan insan...Tek çözümü anmak,zikretmek,hatırlamak,Rabbiyle ünsiyet kurmak olan insan.Bilecekki vefalı olacak ya ahmak.Bilecek ki akıllı insan karada karar verir,her yerde uygular,denizde korkmamak için,karada karar vermeye muhtaç insan...
Ne güzel anlatıyor Mevlana HZ.
İçinde üç balık bulunan gölcüğün hikayesini duydun mu sen? Belki “Kelile” de okumuşsundur ama, o kabuktan ibarettir, bu anlatışımız ise canın da içidir, bak dinle...

Bir kaç balıkçı o gölcüğün yanından geçerken balıkları gördüler, üç tane idi, lakin üçü de bir birinden güzel ve iştah açıcıydı... Derhal koşup ağ getirmeye gittiler. Balıklar anladılar durumu. İçlerinde akıllı olan yola düştü; gidilmesi gönüle hiç de hoş gelmeyen yola koyuldu. Aklından dedi ki:

“Bunlara danışmayayım, türlü türlü fikirler ileri sürerek azmimi gevşetirler. Yurtlarının sevgisine kapılırlarda , tembellikleri, bilgisizlikleri bana da sirayet eder. Danışmak, akıl almak için diri kişi lazım ki, baş vurasın amma... nerede öyle bir diri.. Bunlara danışmanın zamanı değil!. Kendine gel, yola düş. Bu gölcükten denize doğru git,denizi ara... Şu girdaplara kapılma.”

Göğsünü ayak yaptı o akıllı balık , yollara düştü. O tehlikeli yerden ta nur denizine kadar yüzdü... yüzdü!... Nihayet ulaştı koca denize. Ardına köpek düşen ceylan, hayatında bir damarı dahi kalsa koşar ya!.. İşte o da; onun gibi koştu , pek uzun olan o yolda zahmetler çekti; fakat sonunda emniyet ve afiyet makamına erişti. Kendisini uçsuz bucaksız, hiç bir yandan kıyısı görünmez denize attı!...

Derken balıkçılar ağ getirdiler... ikinci balığın, yarı akıllının ağzının tadı kaçtı. Dövünmeye başladı:

“Eyvahlar olsun, fırsatı teptim... Nasıl oldu da o yol gösteren akıllı diriye arkadaş olmadım, ona uymadım!.. Ansızın gitti, lakin; benim de hararetle ardına düşmem gerekirdi!.. Fakat geçene acınmak, dövünmek hatadır. Gitti mi, gider!.. Gayrı onu anmanın hiç bir yararı yoktur. Şimdi denizlere, emniyet yurduna ulaştı o, bize düşen de onun yolundan yürümektir. Bir çare bulmalıyım, en iyisi kendimi ölmüş gibi göstereyim, suyun üzerine çıkıp karnım yukarıda , sırtım aşağıda olduğu halde kendimi salıvereyim. Su nereye götürürse, gideyim. Yüzen kişi gibi değil de, âdeta bir saman çöpü gibi su üstünde sürükleneyim ..”
Dediği gibi de yaptı. Ölü taklidi ile su yüzüne çıktı, sürüklenirken aynı çöp gibi, kendini tamamen suyun akışına bırakmış öylece gidiyordu, bata çıka. Balıkçıların biri gördü:

- Eyvah, dedi, en iyi balık öldü!...

Balıkçıların hepsi kederlenirken, balık onların “eyvah” demelerine sevindi. “Galiba kurtuluyorum...” dedi içinden. Balıkçılardan biri suya girdi,yakaladı onu, fırlattı kıyıya. Balık; çırpına çırpına gizlice suya fırladı, gitti.

Üçüncü balık, o ahmak ıstıraplar içinde kalakaldı. Kurtulmak için sağa sola çırpındı durdu, fakat avcılar ağ attı yakaladılar. Ateş üstündeki tava içinde ahmaklıkla eş oldu. Ateşin hararetiyle kızıp kaynadıkça akıl ona:

- “Sana hiç korkutucu bir zat gelmedi mi?..” diyordu.

O da işkence ve belanın içinde kafirlerin dediği gibi:

“Evet geldi!...Eğer bu sefer , şu boynumu kıran mihnetten kurtulursam ; denizlerden başka yeri yurt tutmam. Bir gölcükte oturmam artık. Uçsuz bucaksız bir su arar, emniyette ve sıhhat içinde ömür sürerim...” demekteydi ahmakça!...

Ahmakların; ahde vefası olmaz!...Tekrar dünyaya döndürülseler yine yapma denen şeylere bulaşırlar, onları yaparlar.

Can korkusuyla değil,Rab haşyetiyle titreyerek,umutla,az da olsa devamlı,içten,yalvara yakara anmaktan başka yol yok ummana,üst katlara çıkmaya,sınıf atlamaya....Vesselam...



       
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...