ve kelimeler....kelimeler, seni istediğin şeyi aramaya teşvik etmeleri açısından yararlıdırlar ancak aradığını kelimelerle bulamazsın. Eğer bulabilseydin, bu kadar çabaya ve nefs mücadelesine gerek kalmazdı...

29 Mart 2019 Cuma

Namazla zaman ...

Her gece başka bir "oluş " a gebe.. Her sabah başka bir müjdeci.. Iyi ve kötü tanımları bizim deni aklımıza ait, kalp semasına bakan göz için her şey yerli yerinde ..

Bu sabah hava buz. Içim kırık dökük. Halbuki cuma. Neşeyle duayla cem olma vakti , oruç vakti değil mesela, yemek yeyip yedirip şükretme vakti .. Bilip acizliğini bir yudum çayla hamd etme vakti .. Zamanı salavatla bereketlendirme vakti.. Temizlenme kokulanma özenle giyinme vakti .. 

Hava buz. Cuma gibi değilim ,cumaya muhtacim. Toparlanmaya.. Sürüklüyorum kendimi yola, dilimi duaya , vel fecr.. gün aydınlanıyor birazcık, esbahna ve esbahal mülkü lillah .. 

Her sabah başka bir sayfası açılıyor kalbin , her gün başka bir his demeti bırakılıyor sayfaya , rengi kokusu etkisi şifası farklı..Hiç açmadan çıkmayayım evden mushafı, açıyorum: sure-i kehf.. Kuranın hikmetli sığınağı.. mağara..

Hisler renk yumağı,misafir diyor Mevlana hz.. Sen o misafiri agirlamayi bil .. Bugün misafirim , ağır yüklü bulutlar, buz gibi bir ayaz .. 

Senaryo da ona göre şekilleniyor,fon da, figuranlar, replikler de..

Bugün öyle, otobüsü, dolmuşu taksisi trafiği, herkes o insanı insan olmaktan çıkaran bencillik ve kendini üzmek/ acımak/ haklı görmek arasında gidip gelen iletişim engellerini kullanmanın dayanılmaz kolaylığına kapılıp.. 

Vakti duha .. güneş biraz yükseliyor, hava buz.. Nasıl berrak güneşle rüzgârın buluşması.. Bir sığınak bulmalı.. duha ve inşirah, hiç pes etmek yok , o zaman isteyene ver , o zaman yorulunca başka işe koyul..

Bitmiyor , geliyor dalgalar .. 

La havle ve la kuvvete illa billah ..

"Sen sana geleni en güzel şekilde sav "

Evet, neşeyle aşkla değilse de zorla, tav'an değilse de.. 

Eve dönüş.. Yolda ezan , amcalar camiden çıkıyor. Çok yorgunum . Açım . Çocukluğumdan gelen bir tostla iyileşme anısı var zihnimde , üşüyünce mi , hasta olunca mı, duygusal açlık mı diyorlar , bir şeye iyi geliyordu , sonradan öğrenilen bir " yemesen daha iyi " var ama , bugün gidecek gibi değil, aylardır tost yemedim diyebilirim, bütün acizliğimi arz ederim . Açım ya .. Kahvaltı yapmamış olmaya sığınabilirim. Ama bunca tortuyla , ezanın ve bu haftaki vakitli namazın sifasının hayatıma daveti ...Yemek vakti değil, dinlenme vakti değil, namaz vakti .. Bütün acizligi,halsizliği, korkuyu, huysuzluğu, Rabbin huzurunda itiraf, istiğfar vakti .. Sonrası insaniz işte.. aciz..Uykuda ulaşan bir ikindi .. uyanınca ısınmış, dinlenmiş, karnı doymuş...... çocuğun birini avutmuş , biri gözyaşıyla, biri umutsuzlukla ve isyanla gelmiş.

 Duygular gelip geçicidir , deyip.. Allah , deyip.. Yine kendini mutfağa sürükleyip.. Kendini doyurmak küçük mesele, çocukları doyurmak büyük.. 

"Annenin doyuramadığını dünya doyuramazmış "

Anne kendini peynir ekmekle doyurabiliyor, ama çocuklara sebze yedirmek konusundaki ısrarını kırmış olmasını küçük yavru tencere yemeği diye ağlayarak dengeliyor.. Makarna yapayım derkenki kuvvetle kereviz .. Bir şey yaptıkça güç geliyor ,umut geliyor, tamir ediliyor bir şeyler, pencereden bakınca, güneş güzel batınca, ışıklar yanınca.. Ve akşam ezanı.. Anne kendini teselli edebiliyor bir tutam ,çocuğun kalbine dokunan yine dua ve annenin merhameti dirayeti arasındaki hassas denge .. Doyuran Allah , Rezzak olan O ..

Akşamın kendine has karşılaşmaları, ergen -ergen, ergen - baba , ergen- bebek ... Bir çay koyalım.. Iyi ki ezanlar var Ya Rabbi, bütün karanliklarimiza iyi ki ezanlar var.. Hem de hicaz ezanı.. Her neredeysek bizi orada kuşatan.. Her an dünyanın her yerinde bir vakit dairesini tamamlayan ...

Zaman iki oluş arasındaki kıyas ya... Sanki sadece bunun için dönüyor gün..

Ezanlar var... 


28 Mart 2019 Perşembe

Günü güneşle Ayı ayla yaşamak

Zamansız bir mekandan "belli bir miktar" kalacağımız bir mekana indirildik. 

Burası darul karar( karar kılınacak yurt), darul huld ( ebediyet, sonsuz yurt) değil, mustekar değil, illa meta'  sadece az bir geçim yeri ..

Zamanı bilelim diye semaya iki ışık kaynağı asmış Yaradan .. Hepsine bir yörünge bir yön hareket tayin etmiş, akıp gitsinler, dönsünler diye..

"Sana hilallerden sorarlar " diyordu cenabı hak.. " Onlar vaktin tayini ve hac içindir "

Bir hilalle başlıyor her ay, büyüyor dolunay oluyor kemale varıyor, sonra küçülüp zevale ulaşıyor ve bitiyor belirlenmiş bir muddet...Kozmik sırlarla birazcık uğraşanlar, kadim öğretilere kulak verenler ve sunnete tabi olanlar farkederler ayı takip etmeyi .. Hilalle başlanan işlerin bereketlenip çoğalacagını, yüzü ayın 14 u gibi parlak efendimizin eyyami biyz oruçlarını, hilal oruçlarını, hacamat yaptırdığı küçülen ay fazlarını...

Hep aya aşık biri olarak gün çok geç doğdu benim içimde.. Çok yavaştan yavaştan belki 4- 5 sene ... Güneşin doğuşu kemali zevali, güneşle ayın birbiri ardınca gelişi, gece ile gündüzün birbirini takip edişi ve Rabbin buralara mühür gibi yazdığı zikir , salat.. Bedenin ruha eşlik ederek , bilerek isteyerek anmak , bir anı, bir aralığı bu mühürle damgalamak  ... Namazı selametle bekleyen sevgiliye selam...

Dün bir hadis-i şerif, canımızın içi efendimizden , bir müfreze gazaya çıkıyor, çok kısa sürede kayıpsız hatta çok bereketli ganimetle dönüyor, her kişiye 12 deve düşüyor, hiç böyle hızlı bereketli kazançlı müfreze görmedik diyorlar, 

"Ben size bu mefrezeden daha hayırlısını haber vereyim mi !" diyor kalbi hep öteyi gören Allah resulu ..

"Sabah namazını kılıp güneş yukselene kadar Allah' ı anan topluluk Bu mefrezeden daha çok hayır elde eder"

🍃

Gün geceden başlar müslümanın hayatında, geceden hazırlanır ruhu berekete, temizlenir arınır, güneş uykusunun üzerine doğmaz, güneşi o karşılar. Daha sabahtan güneş tepeye çıkana kadar işlerini/amellerini tamamlamaya , bu meşguliyetin arasını duha ile kuşluk ile mühürleyip öğleni bekler.

Gün yorucudur, kalabaliktir , gürültülü telaşlı imtihanlidir, imtihan arasında Rabbin huzuruna gidip arzuhal etmek zorunlu , tıpkı ömrün dönemleri gibi vakti öğlen, ikindi, meleklerin nöbeti..Aksam yatsı, güneşin bizim semamızdan bir başkasının semasına gönderilişi..Gun nehar, aynı zamanda ırmak, akıp giden, asr sıkmak özünü çıkarmak... Ne kalıyor kalbimizde günün sonunda.. Kalbin onunla geceye çekilmesi...

Perşembe pazartesi , amellerin arz edilisi..Cuma cem' bayramı.. Ne guzeldir muminin somut ve soyut tüm hâllerini, yerle gök gibi ayrı yerlerini gökkuşağı gibi dualarına  rahmetle cevap veren Rabbiyle yaşaması..

Kalbinde her gün açılan sayfayı, duayla kapaması, durmesi kaldırması, derece derece adımlaması seyr-ü sülukunu, hayatını, gününün gününe eşit olmaması sırrı bu dereceyle ...

Yeni bir hilali oruçla karşılaması ve orucla uğurlaması..

Yeni bir seneyi muharremle sadakayla selamla karsilayip , ramazanla kivam kazandirmasi , fıtrata ulaşmak için çabalaması,hacla kurbanla sonlandırması,ömrün Rab yolunda tamir olunmak olması...

Zaman izafi , vakit vakıayla kıyasî, vakti ömür yapan şey, kemiyet değil keyfiyeti.. Ne yaptın ne değer kattın bulunduğun ana, sorusunun cevabı...Hayat ..



24 Mart 2019 Pazar

Zamanın izafiyeti /1


Nisa 103.. Namazın vakitli yazılmış olması tefekkuru...






Adım nagehan.  Zamanı kaybetmiş olan . Ansız apansız ama, ıbnul vakt, ümmül vakt olmaya hayran...

Dünyanın iki kutbunda, kadın tarafına düşen.. Belki onun için hiç ummadığım bir rızıkla Nisa Suresi beni toparlayan .. Nisa suresi ki insana nasibine razi olmayı hedef koyan .. Insana her bir zerreyle /insanın kendisi dahil / hukuk koyan ...

Insanin dünyaya değen , kirlenen elini ayağını yıkayan , yakınlığını uzaklığını ayarlatarak Rabbinin karşısında konum belirleten sure nisa  ...

Her zor yerde elini tutan , namazı bir göksel ip olarak önümüze koyan Nisa...

Ve şimdi beni bambaşka bir boyutla toparlamasını umdugum bir haliyle namaz , kitaben mevkuta.. Vakitle yazılmış haliyle namaz ...

Ki sanırım başladı bile daha başlarında, en zayıf yerimden beni tutup içime bir ajanda oturtmaya .. 

Içimi açıyorum şimdi namazın sonsuzluguyla muvakkit olmaya..

Şimdiye kadar icimde birikenleri derlemeye düzene koymaya , hayata aktarmaya, yenileriyle diriltmeye , gün güneş  gibi bir rehber ışığında...

Zaman , vakit nedir desek ,okumalarımdan iki vakıa arasında beynimizin oluşturduğu sıralama, kıyas olduğunu anlayabiliyorum. Gözümüzde bir sınır var , o sınır arasını görüyoruz. Renk görebilen bir göz verildiği için dünyada renk var diyoruz , kulağımız belli bir desibeli duyuyor , belki nice şiddetli sesleri duymuyoruz , beynimizin bir depolama alanı var ki adına hafıza diyoruz , onunla şu an var olanı yaşıyor, bir önceki yaşadığımızdan beynimize kaydolani yaşadığımızı kıyas ediyor ikisi arasındaki mesafeye zaman diyoruz .. Hafıza olmasa zaman yok ..

Bir zaman algısı var dünyaya koyulan, ama içeriği değişen uzayan kısalan bereketlenmek, geçmek bilmeyen..

Müneccimle muvakkit ne bilsin şeb-i yeldayı,

Mubtelayı gama sor kim geceler kaç saat...


Kur'an söylesin:

Gökten yere işleri çekip çevirir. Sonra sizin saymakta olduğunuz bin yıla denk bir günde/dönemde O’na yükselirler. (32:5)

 Melekler ve Ruh, süresi elli bin yıl olan bir günde/dönemde O’na yükselirler. (70:4)

 Andolsun Evren’i, yeryüzünü ve ikisinin arasında bulunanları altı dönemde/günde (yevm) yarattık, hiçbir yorgunluk da dokunmadı. Onları toplayacağı gün sanki sadece birbirleriyle tanışacakları gündüzün bir saati kalmışlar gibi gelir… (10:45)

 Dedi ki “Yeryüzünde kaç yıl kaldınız?” (23:112)

 Dediler ki “Bir gün veya bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.” (23:113)

....

Kendimizce anlayabileceğimiz, rüya.. bir anda pek çok vakıa.. 

...

Tefekküre devam...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...